Özet (TL;DR) @ 2019-02-04T23:59:00.000Z: Faruk Loğoğlu’na göre, ABD yönetiminin Soğuk Savaş’tan çıkışın temel taşlarından olan Orta Menzilli Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) çekilmesinin ardında Çin’i de kapsayacak çok taraflı bir anlaşma…



Faruk Loğoğlu'na gore, ABD yonetiminin Soğuk Savaş'tan çıkışın temel taşlarından olan Orta Menzilli Kuvvetler Anlaşması'ndan (INF) çekilmesinin ardında Çin'i de kapsayacak çok taraflı bir anlaşma hedefi var. Loğoğlu, ABD'nin bu kararla hata yaptığını ve silahlanma yarışının kapısını aralandığı goruşunde.

ABD Başkanı Donald Trump, 1987 tarihli Orta Menzilli Nukleer Kuvvetler Antlaşması'ndan (INF) çekildiklerini ilan ederken, gerekçe olarak da Rusya'nın anlaşmayı ihlal etmesini gosterdi. Moskova iddiaları reddediyor ve ABD'nin anlaşmayı ihlal ettiğini savunuyor. Soğuk Savaş'tan çıkıştı Avrupa ulkelerini nukleer başlıklı fuzelerden azade kılma işlevi gormuş anlaşmanın yeni bir silahlanma yarışı başlatması kaygıları gundeme taşınırken, Trump'ın açıklamasında anlaşmanın dışında bulunan Çin'e çağrı yapması dikkat çekti.

Gelişmeleri emekli Buyukelçi Faruk Loğoğlu ile konuştuk.

' INF EN FAZLA AVRUPA'NIN İŞİNE YARIYORDU'

Faruk Loğoğlu, INF anlaşmasının dunyada nukleer silahlanmayı duzenleyen anlaşmalardan en onemlisi olduğunu belirtirken, meselenin bu anlaşmayla sınırlı olmadığını da anımsattı. Örneğin ABD'nin 1972 tarihli Antibalistik Fuze anlaşmasından da çok onceden 2001'de çekildiğini belirten Loğoğlu, INF'nin ise ABD'ye yonelik doğrudan bir tehdidi onlemekten ziyade Avrupa'daki nukleer tehdidi ortadan kaldırması bakımından onemli olduğunun altını çizdi:

"Son olarak Amerika'nın çekildiğini açıkladığı Orta Menzilli Nukleer Kuvvetler Anlaşması, nukleer silahlanmayı duzenleyen anlaşmalardan en onemlisi ama bir tanesi. Başka anlaşmalar da vardı, 1972 Antibalistik Fuze Anlaşması. Amerika bundan da 2001 yılında çekildi. Rusya'nın iddiasına gore nukleer silahların yayılması anlaşmasını da Amerika ihlal ediyor. Nukleer denemeleri yasaklayan bir anlaşma var. Bu anlaşmalar bir butun olarak topluca nukleer silahlanmayı ve nukleer silahların yayılmasını onlemeye yonelik anlaşmalardı. Bunlardan INF, en onemlilerinden bir tanesiydi. 1987 yılında o zamanki başkan Regan ile o zamanki Sovyetler Birliği Başkanı Gorbaçov arasında imzalanmıştı. 2014 yılından itibaren Amerika, Rusya'nın INF'yi ihlal ettiğini soyledi, Obama doneminde de bu suçlamalar vardı. Trump bu suçlamaların uzerine gitti ve belli bir tarihte çekileceğini açıkladı. O da 2 Şubat'ta yapılan resmi açıklamayla gerçekleşmiş oldu. Rusya buna aynen mukabele etti. Bu konu çok teknik ve benim de çok egemen olduğum bir konu değil. Ama bu INF anlaşması 500 ila 5500 km arasında menzilleri olan nukleer ve konvansiyonel balistik fuzelerin yasaklanmasını ongoruyordu. Bu anlaşma havadan havaya veya denizden yapılan fuze saldırılarını yasaklamıyordu ama onemliydi. Rusya aynıyla mukabele etti, simetrik bir yanıt vereceğiz dedi. Bu kuresel guvenliği çok ciddi bir şekilde tehdit eden, tehlikeye sokan bir gelişme. Bu en fazla Avrupalıların işine yarıyordu. Çunku orta menzilli nukleer silahlar Amerika'yı tehdit etmemekle birlikte Avrupa'nın her tarafını tehdit ediyordu. Buna karşın NATO, Amerika'nın bu kararını desteklediğini açıkladı. Ancak bir kayıtla açıkladı. Amerika da bunu onceki gun yapılan açıklamasında belirtti. 2 Şubat'tan itibaren 6 aylık bir donemde eğer taraflar Amerika ve Rusya bir şekilde bir anlaşmaya varırlarsa ihlallerin olmadığı veya yapılmayacağı şeklinde bir mutabakata varırlarsa bu anlaşma hayatta kalabilir. Ama gidişat onu gostermiyor, NATO da buna vurgu yaptı. Bu 6 aylık donemde Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya iyi kullansın şeklinde bir çağrısı var."

' AMERİKA, INF ANLAŞMASINDAN ÇEKİLMEKLE BİR HATA YAPTI'

ABD'nin INF anlaşmasından çekilerek hata yaptığını duşunen Loğoğlu'na gore Trump, Rusya'dan çok Çin'i hedefine almış durumda. Loğoğlu, Trump'ın INF'den çekilme kararıyla silahlanma yarışının kapısını araladığı goruşunde:

"Çin bu anlaşmaya taraf değildi. Dolayısıyla son yıllarda Çin hem silahlı kuvvetlerini hem nukleer silahlarını ve fuzelerini serbestçe geliştirme şansına sahip olmuştu, hala da oluyor. Özellikle Trump, Amerika'nı guvenliğini duşunduğu zaman bugun artık Rusya'dan çok Çin'i dikkate alıyor. Kaygıları daha çok Çin ile ilişkili. O bakımdan yaptığı bu çağrı, yani INF anlaşmasının çok taraflı hale getirilmesi doğrudan doğruya Çin'e yonelik bir çağrı. Fakat Çin de pek oralı olmadı. Amerika'nın yaptığı açıklamadan sonra bu konu Rusya ile Amerika arasında diyalog yoluyla çozulsun dedi. Bir noktada bu konudan kendisini sıyırmaya çalıştı. Amerika Birleşik Devletleri'nin bu bağlamda yeni bir anlaşma çağrısına Çin uyar mı, sanmıyorum, Rusya uyar mı, sanmıyorum. Çunku Amerika ihlal iddialarıyla da olsa bu anlaşmadan çekilmekle bana gore bir hata yaptı. Çunku bu hem Rusya'nın hem Çin'in elini serbest bırakıyor. Bir noktada silahlanma yarışının kapısını aralamış oluyor Başkan Trump bu kararıyla. O bakımdan kararın yeni bir anlaşmayla sonuçlanacağını pek duşunmuyorum. Aksine hem Rusya'nın hem Çin'in bu alandaki faaliyetlerine kapıyı açmış oluyor. Nitekim Rusya bazı açıklamalar yaptı, yeni fuzeler uretiyoruz şeklinde. Çin de herhalde aynı yolu izleyecektir."

' SİLAHLANMA YARIŞI YANLIŞ BİR GİDİŞAT'

ABD'nin INF'den çekilme kararıyla ortaya çıkacak silahlanma yarışının yanlış yol olduğunu soyleyen Loğoğlu, "Silahsızlanmadan bahseden yok, silahlanmadan bahseden çok" dedi. Loğoğlu, NATO'nun boyle bir konuda ABD'nin tarafını tutmak yerine herkesin içinde olacağı yeni anlaşma formatına onculuk etmesi gerektiğini dile getirdi:

(C) Sputnik / Sergei Mamontov

"İnsanlığın kotu bir alışkanlığı var. Guvenliğin daha çok yerde silahla sağlanabileceği duşuncesinden vazgeçmiş değiller. Şimdi silahlanma yarışı belki değil ama uzayın silahlandırılması yeni bir aşama. Nukleer silahlar planındaki 1971'den başlayan goruşmeler, varılan anlaşmaların birer birer bertaraf edilmesi bunun uzerine bir de uzay boyutunun eklenmesi insanlığın bir silahlanma yarışı içinde olacağını gosteriyor. Bu pek iyimser bir yorum değil. Ama silahsızlanmadan bahseden yok, silahlanmadan bahseden çok. Herkes bunu kendi bolgesel, stratejik, tarihi, hangi gerekçeyle olursa olsun boyle bir yarışın gerekli olduğunu duşunuyor. Bu yanlış bir gidişattır, olumlu değildir. Turkiye de mecburen Rusya'dan S-400'ler alıyor, Amerika'dan Patriot'lar almayı duşunuyor. Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, şimdi de Çin. Bunlar arasında kalan ulkeler başlarının çaresine bakmaya çalışıyorlar. Ben burada NATO'nun biraz daha on planda olmasını, taraflardan birini yani Amerika'yı destekleyerek değil bu konuda Rusya ve Amerika arasında Çin'in de içine katılacağı yeni bir formatla bu konuların goruşulmesi gerektiğini NATO'nun bu bağlamda bir onculuk yapması gerektiğini duşunuyorum."

' TÜRKİYE NATO İÇİNDE KAYGILI ÜLKELERLE DİYALOG İÇİN UĞRAŞABİLİR'

Loğoğlu, Turkiye'nin de her ulke gibi ulusal savunmasını guçlendirmeye çalıştığını belirtirken, INF anlaşmazlığı konusunda NATO'da kendisi gibi endişelenen ulkelerle birlikte taraflar arasında diyalog kurulması için çabalayabileceğini vurguladı:

"Turkiye de ulusal guvenlik gerekçeleriyle silahlanma seviye ve kalitesini yukseltmeye çalışan bir ulke. Ama bu daha iyi yapılabilir miydi, daha duzgun bir şekilde birini yaparken obur tarafı rahatsız etmemek, birini yaparken obur tarafta maliyet sorumluluklarına girmemek şeklinde eleştirilecek yonleri var Turkiye'nin bu bağlamda izlediği politikada. Ama Turkiye bir noktaya kadar ulusal guvenliğini belli adımlar atmak suretiyle pekiştirmek durumunda ve mecburiyetinde. Atılan her adım doğru mu, hayır. Ama Turkiye'nin bu durumu NATO içinde bir oncelik yapma, yani bu konunun NATO'nun ağırlığını koyarak ABD ile Çin arasında goruşmeler yoluyla, ki 6 aylık bir sure de var, hiç olmazsa bu konuda bir hamle yapması gerekir. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun diyaloga ihtiyaç var demesi doğru ama yeterli değil. Bu diyalog ihtiyacını dile getirecek NATO'yu hareketlendirecek bazı adımlar atması gerekir diye duşunuyorum. Turkiye bu konuda yalnız değil, bu kaygıları duyan. Almanya, Fransa, İngiltere, eminim başka ulkeler de var. Baltık ulkeleri de var bu kaygıları guden. Onun için Turkiye bu pencereyi değerlendirebilmeli."