Özet (TL;DR) @ 2019-02-03T19:33:00.000Z: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşeceğini açıkladı. Erdoğan, "Sayın Putin ile ayın 14'ünde Soçi'de bir araya geleceğiz" dedi.



TRT ortak yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile goruşme tarihini açıkladı.

Erdoğan, "Sayın Putin ile ayın 14'unde Soçi'de bir araya geleceğiz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın açıklamalarından one çıkanlar şu şekilde:

"Özellikle teşekkur ediyorum. Boyle manifestoyu açıkladıktan sonra ilk toplantıyı TRT ortak yayınında yapmak bizi ayrıca mutlu etti. Tarihi Çengelkoy Çınaraltı Çay Bahçesi'nde vatandaşlarla 1,5 saat dertleştik, sohbet ettik, çaylarını içtik onlar da bizim çaylarımızı içtiler. Çenkelkoy'un 15 Temmuz darbe girişiminde ozel bir manası var. Kuleli bir tarafta bir tarafta merkez bir tarafta kopru bu bakımdan unutulur bir yer değil. Çengelkoy hakikkatten çok ciddi bir direniş ortaya koydu. Onun için de ilk toplantımı buradan başlatayım dedim. Uzun zamandır da gelmemiştirb Çınaraltı bizim biraz da geçmişimizden bu yana anlamlı bir yerdir ve Çınaraltı'nda hem dostlarla hem gençlerle orada bulunan tum İstanbullu hemşehrilerle bir araya gelmek beni çok mutlu etti."

' DÖRTLÜ ZİRVEYİ BURADA YAPTIK'

(C) Sputnik /

"Bildiğiniz gibi dortlu zirveyi burada yaptık yani sayın Putin, Merkel ve Macron ile olan dortlu zirvemiz. Suriye'ye yonelik olan o zirveyi şu anda bulunduğumuz konumda onlarla bir araya geldik. Tabi dışarıda Boğaz'a yonelik ayrıca fotoğraf çekimlerimiz olmuştu ama burada da çok kararlı bir muzakereyi gerçekleştirdik. Malum Birleşmiş Milletler'den De Mistura'nın da katılmış olduğu o zirvede biz tum belirlediğimiz başlıkları onunla paylaştık ve o sureç o yonuyle de devam ediyor. Belirleyici olup olmadığı meselesi ayrı fakat buna zenginlik katan bir sureçti zaman zaman o da İstanbul Zirvesi olarak anılıyor."

' SAYIN PUTİN İLE AYIN 14'ÜNDE SOÇİ'DE BİR ARAYA GELECEĞİZ'

"Kısa bir sure once sayın Putin ile malum Moskova'da bir araya geldiğimde yine İstanbul Zirvesi'ni andık. Yine ayın 14'unde de Soçi'de bir araya geleceğiz. Soçi'de daha once başlattığımız zirvenin ikinci turuna başlayacağız. Yine orada da Rusya Federasyonu -- Turkiye -- İran uçlu olarak bu zirvemizin tekrarını yapacağız. Temenni ediyorum ki bu guzel gidişe yeni bir anlam kazandıracak yeni bir guç katacak. Çunku Suriye'deki malum bu sureç Cerablus, Afrin, İdlib butun bunlardan sonra her geçen gun daha iyiye doğru gidiyor. Temmennimiz odur ki bunu bu şekilde devam ettirelim ve geri donuş başlayan bu bolgelerde Suriye halkı kendi topraklarına donme imkanını bulsun."

' YEREL YÖNETİM DEDİĞİNİZ ZAMAN AKLA İLK GELEN ÇEVREDİR, TEMİZLİKTİR'

"Her şeyden once bir defa bir yerel seçime gidiyoruz. Bu yerel seçimde bir genel seçimin etkisi olur mu olmaz mı diye soracak olursanız tabiki onun da olacak hele hele bizim gibi şu anda iktidarda olan bir siyasi partinin buradaki bakışında merkezi yonetim ile yerel yonetim arasındaki uyum çok çok onemli. Yani bir yerde yereli merkezi taşıyacağınız gibi merkezi de yerele taşıyacaksınız ki hizmetler çok farklı şekilde kendini gosterme imkanı bulsun. Özellikle bu donemde dikkat edilirse halkımızın sıkıntıya duştuğu ve siyasi hareketlerin de uzerinde pek durmadığı bazı sıkıntılar var. Yani yerel yonetim dediğiniz zaman akla ilk gelen şey şudur; Çevredir, ilk gelen şey temizliktir. Eskiden ben mesela 1994 seçimlerine girerken uç şey ile girdim. Çop, çukur, çamur. Niye? Çunku İstanbul bu çop, çukur ve çumurdan çok çekmişti. Çop dağları vardı, çukurlar vardı, her taraf çamurlar içerisindeydi. Temizlik denen birşey yoktu, İstanbul'un suyu yoktu, hava kirliliği almış başını gidiyordu boyle bir İstanbul. Bunu tabi şu anki genç kuşak bilmez. Özellikle ilk defa oy kullanacak gençler hiç bilmez. Ancak annelerinden babalarından dinlediyseler bunu bilirler. Şimdi hafıza i beşer nisyan ile maluldur unutur insanoğlu ama bunları anlatmak lazım."

' 1994 ÖNCESİ İSTANBUL'DA NASIL BİR MANZARA VARDI?'

"Zira yerel yonetime talip olanların once bu konuda kararlılığının olması lazım dertli olması lazım. Yani eğer bir belediye tertemiz değil pırıl pırıl değilse çopten çukurdan o beldeyi o ilçeyi o ili arındırmıyorsa biz ona belediye demeyiz. Önce buradan işe başlamamız lazım. Tabi butun bunların yanında İstanbul'da o donemde yaşadığımız en onemli şey bir belediye için su konusu. İstanbul'da su yoktu. Ben belediyeyi CHP'den almıştım. CHP belediyesinden aldığım bu İstanbul'da susuzluk ki İstanbul o zaman 8 milyon nufusu vardı. Şu anda son nufus sayımı yapıldı yaklaşık 15,5 milyon İstanbul bir nufusa ulaştı. Dunyada bazı devletler değil orta boylu devletler artık bu nufusta. Yani İstanbul bir devlet. Şimdi boyle bir şehri yoneteceksiniz boyle bir şehri yonetirken çop benim sorunum değil diyemez bir belediye. Senin sorunun. Yollar benim sorunum değil diyemez, hava kirliliği benim sorunum değil diyemezsin. Goreve geldiğimde İstanbul'un doğru durust doğal gazı yoktu. Ben belediyeden ayrıldığım zaman 1 milyon 250 bin konuta biz o zaman doğal gaz getirmiştik. Onunla İstanbul'un havası temiz hale geldi ve şimdi zaten İstanbul'da doğal gazın neredeyse gitmediği semt, ev kalmadı."

' GETİRDİĞİMİZ SUYLA İSTANBUL SUSUZLUKTAN KURTULDU'

"Biz goreve geldiğimizde İSKİ tankerleriyle malesef bazı yerlere su taşıyordu. Ama ben hep hatırlarım o çocukların annelerin ellerinde bidonlarla gidip o tankerlerden su aldığı donemleri. Daha sonra ne oldu su istasyonları kuruldu hatırlayın. Bir endustri oluştu oralardan giderlerdi parayla suyunu alırdı ve bununla da kalmaz kuvetler o satın alınan suyla doldurulur onunla da banyosunu yapardı. Bu hale gelmiştik. Şimdi kalksın da bir CHP'li desin boyle birşey yoktu. Bunları yaşadık İstanbul'da bunu bizlere yaşattınız. Ama biz geldik bir yılda bir defa bu işi ortadan kaldırdık. Duşunun 110 kilometre Istranca Dağları'ndan 180 kilometre de Melen'den İstanbul'a su getirdik. Bu getirdiğimiz suyla birlikte İstanbul susuzluktan kurtuldu ve suyuna kavuştu. 2040'a kadar da İstanbul'un ciddi manada su sıkıntısı olmayacak. Hava kirliliğini yine o gunun bir gazetesi hiç unutmuyorum maske dağıtıyordu. Bunları bizim getirip şoyle ortaya koymamız lazım ve bundan da gucenmemesi lazım CHP'li dostlarımızın. Bu maskeler o zaman dağıtıldı. Niye? Hava kirliliği var herkes maskeleri ile sokağa çıkıyordu boyle bir donemi yaşadık."

' ÖNCE YEREL POLİTİKANIN BAŞARILMASI LAZIM'

"Şunu çok açık net bilmemiz lazım, biliyorsunuz demokrasi yerelde başlar eğer bir siyasi hareket ben bir demokrasi mucadelesi veriyorum diyorsa once yerel politikayı başarması lazım. Yerel politikayı başaramayanın geneli başarması mumkun değil. Yerelin bir durumu daha var. Yerel halkla kucaklaşma halkla butunleşme yeridir. Halkla butunleşme yeri de olduğu için orada bir defa halka eliniz değecek. Elektrik vereceksiniz elektrik alacaksınız. Bunu başarmanız lazım eğer bunu başaramıyorsanız halk sizi sırtında taşımaya mecbur değil. Çop dağları, su butun bunlar yok duşunun Ümraniye'de meşhur o facia çop faciası 34 kişinin olumu bakın bunun hesabı sorulmadı. Ümraniye belediyesi CHP'li idi Buyukşehir Belediyesi CHP'liydi. Hala kendilerini savunabiliyorlar. Neyi savunuyorsunuz? Neymiş grev varmış eğer grev varsa onun da sorumlusu sensin. Biz bunu aldığımız anda adeta bir devrim ruhu ile aldık."

' HALİÇ'TEN ALİBEYKÖY'E 2,5 MİLYON METREKÜP ÇAMUR TAŞIDIK'

"Mesela ben doğma buyume Kasımpaşa'lıyım yani Haliç'in kenarında bir yerde doğdum. Ve haftanın Cumartesi gunlerinde Fener'de bizim okulumuz İstanbul İmam Hatip Çarşamba'da oradan Fener'e geçerim sandalla oradan da yuruyerek yukarı çıkardık. Fakat koku tahammul edilebilir gibi değildi. Haliç o zamanlar oyleydi. Gun geçti 7 yıl sonra Haliç'in içinde adacıklar oluştu. Ve biz o adacıkların arasından sandalla gidişimizi yapardık. O zaman Sutluce'de şu an Haliç Kongre Merkezi'nin olduğu yerde hatırlayın kesimhaneler vardı. Orada bir tarafta sakatatların yapıldığı yerlerdi. Şu anki guzellikler nerede. Biz Haliç'te kongre merkezinin temelini attık. Benden sonra gelen arkadaşlarda sağolsunlar tamamladılar. Orada tum sanatsal etkinlikleri yapıyoruz, toplantıları yapıyoruz ve o malum yerden boyle guzel bir eser meydana geldi. Ama bir taraftan da birşey yaptık o da şu; Biz Haliç'ten Alibeykoy'e 2,5 milyon metrekup çamur taşıdık. 9,5 kilometre bir boru hattı kurduk ve oradan pompaj sistemi ile çamuru Alibeykoy'deki o taş ocağına pompaladık ve orada suzmesini yaptık. Suzdurduk ve çamuru çokertildi su ise tekrar haliç'e pompaj sistemi ile pompalandı. Şimdi o 650 bin metrekarelik taş ocağının olduğu yerde şimdi çocuklar için oyun parkı kuruldu. Boyle bir belediyecilik anlayışı var orada İstanbul halkı gidiyor eğleniyor. Obur tarafta bir Haliç Kongre Merkezi var orada her turlu etkinlikler yapılıyor. Bir diğer tarafta bakıyorsunuz artık rahatlıkla Haliç'te balık avlanabiliyor. Bununla da biz kalmadık daha ileriye gittik Boğaz'ın suyunu biz Haliç'e bağladık. Neden? Çunku Haliç'e biz eğer o dağları delerek Boğaz'ın suyunu aktarmasaydık şu andaki Haliç'i yakalayamazdık. Çunku o durgun su ne olacaktı yine eski haline donecekti. Ama şimdi adeta devirdaim gibi yukarıdan geliyor ve aşağıdan Marmaray ile butunleşiyor ve artık kirli su gibi birşey soz konusu değil. Boylece orada balık avlayabilir hale geldik. Bunu AK Parti iktidarı olarak biz yaptık."

' YENİ KUŞAK HALİÇ'İN GEÇMİŞİNİ BİLMİYOR'

(C) AA / Arif Hudaverdi Yaman

"Bu iş bir aşk işidir eğer varsa bir aşkınız bunu yaparsınız. Ama şimdi bu yeni kuşak Haliç'in boyle bir geçmişi olduğunu oyle zannediyorum ki bilmiyor. Bilmediği için de değerini anlamıyor. Marifet iltifata tabi. Bizim şu anda gençliğimize bunu anlatmamız lazım. Aynı şekilde bakın İzmir'in korfezi boyledir. Orada da şimdi kokudan geçilmiyor. İzmir susuzdu İzmir'i suya kavuşturan yine biz olduk. Kocaeli'de de korfezin durumu felaketti. Birçok suistimallere skandallara Kocaeli neden oldu Yuvacık Barajı ile. Orada da bir donuşum değişim oldu buraya geldi. Yani çop, çukur, çamur derken benim derdim bu. Sene 1992 İstanbul'un biz ilçelerini aldığımızda butun ilçeler boyleydi. Ama buralarda yaptığımız çalışmalarla tum o ilçeler modern Gungoren oldu modern Bağcılar, Esenler oldu. Bunu tabi yeni kuşağın bilmesi lazım. Bağcılar'da sağolsun Bağcılar halkı buyuk oranda bunu biliyor. Esenler halkı bunu biliyor. Gungoren halkı bunu buyuk oranda biliyor çunku anneleri babaları onlara anlattığı için boyle bir ilçeymiy burası boyle oldu. Herkes zannediyor ki hizmeti Bakırkoy'e verdiler ama oralara hizmet vermediler. Boyle bir İstanbul'du onun için de biz 94 ruhunu CHP dediğimiz zaman çop, çukur, çamur akla gelir dediğim zaman bunu kastediyorum. AK Parti'de bunlardan arınmak anlamındadır. AK Parti'yi de boyle tanımlıyorum."

' DİKEY MİMARİ MEDENİYETİMİZE UYGUN DEĞİL'

"Az once de ifade ettiğim gibi belediyecilik işi gonul işidir. Onun için de tum belediye başkan adaylarımıza şunu soyleyorum; biz şunu bileceğiz, insanoğlu topraktan uzak olmamalı. Toprağa yakın olmalı ve şu anda boyle 50 kat 70 kat bir mimari aslında bizim medeniyet ruhumuza da uygun bir mimari değildir. Bakın şimdi soruşturun inanın o dikey mimaride oturanlar birbirini tanımaz. Ama ben doğduğum buyuduğum mahallede o zaman diyelim ki bizim komşularımız Suat abla, Muşerref abla bırakın bizi tanımayı onlar bizi çamurlandığımız zaman alıp yıkarlardı. Annem rahmetli onların çocuklarını aynı şekilde yıkardı. Ve bu muhabbet şimdi yok kayboldu. O yatay mimaride yani okulu ile camisi ile butun oradaki adeta ailelerin bir araya geldiği kıraathaneleri ile onları merkeze almak suretiyle bir yapılanma bir şehircilik anlayışı çok çok onemli. Biz şimdi yeni donemde daha once de buna başladık kısmen TOKİ ile buna doğru bir yoneliş bunu başaracağız. Yani yaptıkları var onlar da yanlışlarını anladılar ama bunun yanında yatay mimari ile yaptıkları da bu konuda da ben kendilerine şunu soyluyorum zemin + 4 bazı yerlerde arazi sorunları var bundan dolayı orada sıkıntı yaşanıyor tabiki. Oralarda bile zemin + 4 bilemediniz zemin + 5 olmalı daha fazla olmamalı. Fakat arsamız var arazi imkan veriyorsa orada bu işi daha da duşurmemiz lazım mesela zemin +3 olsun. Niye? çunku seyrek olsun hava sirkulasyonu konusunda sıkıntı olmasın ve okulumuz mabedimiz tum Millet Kıraathanesi hepsi orada olsun ve bir de hepsinden oncelikli olarak Millet Bahçesi olsun. Bu şunu getiriyor butun orada oturan komşular hep beraber o Millet Bahçesi'nde icabında pikniklerini yaparlar. Çocuklar orada gelir yatar koşar yuvarlanırlar. Ve bu çok daha farklı bir kaynaşmayı sevgiyi artıracaktır. Birbirinin derdi ile dertlenmeyi artıracaktır. Bu tarihin yeniden inşallah bir dirilişi geri donuşu olacaktır. Bunu başarmamız gerekir diye duşunuyorum. O komşuluk ilişkilerini artırma noktasında bize ayrı bir heyecan kazandıracaktır. Onun için 94 ruhu ozellikle bunu diyor ve bunu savunuyorum."

' PAZARA KADAR OLMAZ, MEZARA KADAR OLUR'

"CHP'nin, HDP ile azami muştereği olabilir ama ne İYİ Parti'yle ne Saadet'le boyle bir birlikteliğinin olabileceğine ben ihtimal vermiyorum. Ama çıkar hesapları onları bir araya getirmiştir. O gecenin katılımcıları (15 Temmuz) AK Parti tabanıyla ve MHP tabanıdır. Temennim ve duam odur ki inşallah pazara kadar olmaz, mezara kadar olur."

' HDP EŞİTTİR PKK'

"HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD. Hiç sağa sola bunu saptırmanın anlamı yok. Gerçek ortada. Bunu zaten başlarındaki kişiler soyluyorlar."

' SÜREÇ KARARLI ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR'

"Turkiye'nin kuzey Suriye politikası, Suriye'nin toprak butunluğunu ve bu noktada siyasi birliğini esas alıyor. Yani biz Suriye halkının dağılıp parçalanmasından yana değiliz.

Ayn El Arab'dan Kamışlı'ya kadar guvenli bolge olarak tanımlıyoruz. İdlib'de sureç kararlı şekide devam ediyor. Sıkıntı Munbiç'te. Munbiç'te gerek Rusya gerekse biz devriye olayını çozume kavuşturalım istiyoruz. Heyetimiz Rusya'ya gitmişti, dondu. Bugun gerek heyetteki arkadaşlarla gerekse Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar'la goruşme yaptık. Goruşmelerde şu anda olumlu bir gelişmenin olduğunu oğrendik. Temenni ederim ki bu olumlu gelişmeyle buradaki orgutler, burayı biran once terk ederler ve buranın kendi asli sahipleri gelip topraklarına yerleşirler. Turkiye'den 300 bin civarında Suriyeli topraklarına dondu. Buralar boşalınca buraların halkı da topraklarına donecek. Biz şimdi atılacak adımla da bunun planlamasını yapacağız."

' SURİYE İLE ALT DÜZEY POLİTİKA YÜRÜTÜLÜYOR'

"Suriye ile alt duzeyde bu dış politika yurutuluyor, istihbarat orgutleri 'illa liderler ne yapıyorsa biz de onu yaparız' havasında olamaz.

Teror orgutleri, baktılar ki olacak gibi değil Afrin'den çıkma kararı aldılar. Eğer biz dik durmasaydık, orada biz o operasyonları sağlam yapmasaydık, o zaman bu teror orgutleri oradan Akdeniz'e ineceklerdi."

' TRUMP'IN SÖZÜ VAR'

"5 Şubat'ta Washington'da dışişleri bakanımızın katılacağı toplantı olacak. Trump'ın sozu var temenni ederiz ki bir an once hayata geçer. Bizim hazırlığımız var gereğini yaparız."

G ÜLEN'İN İADESİ

(C) AA / Erçin Top

"(FETÖ elebaşının iadesi) FBI'ın çalışmalarının neticesinde buradan artık bir karar çıkması sağlanabilir. (FETÖ) Tamamen temizlendi diyemeyiz, daha yapılacak çok operasyon var."

KA ŞIKÇI CİNAYETİ

"Belki bu 22 kişinin içinden hayatta olmayanlar da olabilir, onu da soyleyeyim. Bazı duyumlarımız var, belki bazılarını goturmuş de olabilirler, trafik kazası kurbanları falan da olabilir."

' YATIRIMLARIMIZLA YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ'

"Biz ekonomide ayakları yere sağlam basan bir ulkeyiz, hayali değiliz. Yatırımlarımızla yolumuza devam ediyoruz, yatırımlarda durmak diye bir şey yok. Borsa İstanbul adeta pik yaptı, 100'un uzerinde… Bunlar onemli şeyler, demek ki dunya gidecek yer olarak Turkiye'yi goruyor."

' RUS TURİSTLER TÜRKİYE'Yİ GERÇEKTEN SEVİYOR'

Erdoğan, Turkiye'nin 2018'i 40 milyon yabancı turist, 6 milyon da yerli turistle kapattığını, turizmden 30 milyar dolar gelir elde ettiğini kaydetti. Erdoğan, "Turizmdeki patlamayla mevsimlikteki kaybımızı peyderpey orada da telafi edeceğiz. Bizde sağlık turizmi, kış turizmi, yayla turizmi, eğitim turizmi, kultur turizmi var. Sporda bile ara mevsimde buralarda kamp yapıyorlar, Antalya'da kamplar yapılıyor. Turizm devamlı çeşitlendiriliyor. Rus turist sayısı neredeyse 6 milyona filan çıktı, birinci sıraya çıktı. Almanya ikinci sıraya duştu. Rus turistler de Turkiye'yi gerçekten seviyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Turkiye'nin 33 milyona yaklaşan işgucu arzıyla tarihinin en yuksek rakamına ulaştığını bildirdi.


' BEZ TORBA KULLANIMI MEVCUDUN YÜZDE 55-60'INA ULAŞTI'

"Hal Yasası"na ilişkin bir soru uzerine Erdoğan, yasayla ilgili çalışmayı devam ettirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak, ureticiyle tuketici arasındaki istasyonların maliyeti artırdığını belirtti.

(C) AA /

Buyuk şehirlerde soğutma sistemleriyle modern haller kurulmasının, urunlerin sağlıklı şekilde halka ulaşmasını sağlayacağını anlatan Erdoğan, şoyle devam etti: "Bunları yaptığımız zaman bu sıkıntıları da buyuk olçude aşacağız. Biliyoruz ki vatandaşım, tarımla uğraşan halkım, domatesi 2 liraya, 3 liraya orada satıyor, ama obur tarafta 8 liraya, 9 liraya, 10 liraya, hatta bazen daha da yuksek fiyatla satıldığını goruyoruz. Bu nereden kaynaklanıyor? Aracıdan, tefeciden kaynaklanıyor. Bu işi boyle surdurmek mumkun değil. Bazı arkadaşlar belki siyasi endişeyle 'Bunu boyle duşunmeyelim, şoyledir, boyledir, filan…' Yani bunu boyle duşunmeyeceğiz ne yapacağız? Bizim gorevimiz devlet olarak halkına hem sağlıklı hem daha ucuza urun yedirmektir. Bunu bizim başarmamız şart. Bunu aynen ette de yaptılar. Ette mudahale etmek zorunda kaldık. 'İthal edeceğiz.' dedim. 'Burada uretenler ne yapacak?' Tamam da o da fırsatçılık yapmasın. Biz de yurt dışından et ithal ettik. Çunku o ara 35-36-37 liraya kadar kıymanın fiyatı çıktı. Şimdi ise bu fiyatlar 30'un altına duştu. Yine ben arkadaşlarımıza soyluyorum. Aynen bu boyle devam ederse biz, et ithaline devam ederiz. Et ithalinde de aracılara maracılara fırsat vermeden bunu da en ideal şekilde planlamamız lazım. Bakanımız da bu konuda hassasiyet gosteriyor. Aynı şekilde tarlada urunu hale ulaştırmak ve halden bunun satışını da en uygun fiyatlarla, en uygun imkanla, sağlıklı bir şekilde vatandaşımıza ulaştırma gayreti içinde olmamız lazım. Bu işin uzerine uzerine gidiyoruz. Kimse siyasi endişeye kapılmamalı. Hal Yasası'yla birlikte gerek marketler gerekse bakkal dukkanları vesaire ama bir de tabii çarşı pazar… Çarşı pazar da 'Markette fiyat boyle oldu, benim fiyatım da boyle olsun.' diyerek vatandaşımızı somurmemeli."

Erdoğan, kendisinden bez torbanın gundeme getirilmesini istemeyenler olduğunu aktararak, "Bunlar basit hesaplar. Biz buyuk duşunmeliyiz. Şu anda bez torbanın kullanımı mevcudun yuzde 55-60'ına ulaştı, bir duzenlemeyle. Niye? Herkes hakikati goruyor." dedi.

YEN İ ASKERLİK YASASI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Askerlik Yasası'na ilişkin soruyu şoyle yanıtladı: "Nihai noktayı buna henuz Savunma Bakanlığımız koymadı ama 3, 6, 9, 12 gibi bir duzenlemenin uzerinde duruluyor. Burada bedelliyi bir kenara koyuyorum çunku bedelli noktasında olay, şu anki uygulamanın hemen hemen aynısı şeklinde bir durum soz konusu. Özellikle 3, 6, 9'da mesela yedek subay olarak yapmadan tutun da astsubaya varıncaya kadar butun bunların hepsinin bir değerlendirmesi şu anda yurutuluyor. Bana ozet olarak verdikleri bilgilere baktığım zaman inanıyorum ki halkımızı, gençlerimiz çok daha rahatlatacak ve birikimi ortadan buyuk olçude, buyuk oranda kaldıracak bir sistemi inşallah getiriyor. Kısa zamanda da bunu zannediyoruz açıklarız."

' BAŞAKŞEHİRLİLERE SESLENİYORUM: NİÇİN GELİP MAÇLARI SEYRETMİYORSUNUZ?'

Turkiye'de futbolu altyapı noktasında ulkenin dort bir yanına eşit oranda dağıtmayı hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, şunları soyledi: "Sonuçta Super Lig'de oynayan takım sayısı 18. Bu 18 takımın içerisinde zaten belli takımlar var ki onlar da belli ağırlığı olan takımlar. Biraz da takımlar, seyirci potansiyeliyle ağırlanıyor. Onlar da o seyirciyi yakaladığı için de kolay kolay A takımını tutanın bir daha onu bırakması çok çok zor. B'yi, C'yi tutan da oyle. Hep 'Dort buyukler' diye anılmıştır, hep boyle gelmiştir. Ama bu yıl tabii durum biraz farklı. Başakşehir şu anda çok çok başarılı gidiyor, tabii onunla da ovunuyorum çunku kurduğum takım. Başakşehir'i belediye başkanlığım doneminde kurduk ve oradan tırmandı buralara kadar geldi. Onun da gerçekten seyirci noktasında çok ciddi bir seyircisi yok. Aslında Başakşehirlilere de hep sesleniyorum: Siz niçin gelip maçları seyretmiyorsunuz, gayet guzel butik bir stadınız var? Hakikaten çok çok guzel. Biraz yavaş yavaş artışa başladı. Bugun deplasmanda yine 3-0 kazanmış."

' PEKİ MİLLİ TAKIMIMIZIN HALİ NE OLACAK?'

Erdoğan, Fenerbahçe'nin de arka arkaya galibiyet almaya başladığına değinirken, "Dunku galibiyetiyle --bayağı diplerdeydi malum- 2 hafta arka arkaya aldığı galibiyetle bir tırmanışa geçti ve o tehlikeli bolgeden çıktı. Bu tehlikeli bolgeden bir de memleketimize de biraz sıyrılma mucadelesi veriyor. Butun bunlar iyi de… Peki milli takımımızın hali ne olacak? Bu kadar tesis var, dunyada kafaya oynayanların hiçbirinin boyle altyapısı yok. Bizde var. Bunun 30 civarında muhteşem statlar var. Ankara'da Eryaman'ı yaptık, Ankaragucu'nun oynadığı stat, guzel bir stat oldu. Şimdi 19 Mayıs'ın yerine muhteşem bir stat başlıyoruz. Önumuzdeki hafta filan belki de ihalesi yapılıp adımı atılacak." diye konuştu.

' YEREL BELEDİYECİLİKTE ÇOK CİDDİ BİR REFORMU YAPMA ZORUNLULUĞUMUZ VAR'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mitingler konusundaki soru uzerine, şunları kaydetti: "Aday tanıtımlarıyla ilgili gittiğim iller vardı. Onları daha geri plana alacağım. Hiç gitmediğim buyukşehirler ve diğer iller var. Bizde biliyorsunuz iller dedikleri aslında merkez ilçelerdir. İlin butununu kapsamaz. Mesela benim memleketim Rize, Rize Belediyesi dediğimiz zaman Rize merkez ilçe demektir, diğer ilçeleri kapsamaz. Hatta bununla ilgili de bir çalışma yapsak da onları da adeta buyukşehir benzeri hale getirsek diye bir duşunce vardır. İlçeler, beldeler bunların hepsini boyle boyle bir şeye getirsek o zaman hizmet almada oralar çok daha buyuk imkanlara kavuşacaktır ama şu anda belde belediyelerindeki duruma baktığınız zaman o kadar buyuk imkanlara sahip olamıyor ama bir ilçe belediyesi altında yapsa belki daha buyuk imkanlara sahip olacaktır."

Bu tespiti belediye başkanlığından gelmiş birisi olarak ve zaman zaman arkadaşlarıyla yaptığı muzakereler neticesinde vardığını aktaran Erdoğan, "Bundan dolayı da aslında bizim yerel belediyecilikte çok ciddi bir reformu yapma zorunluluğumuzun da olduğuna ozellikle inanıyorum. Temennim odur ki bu seçimlerden alacağımız dersle, bu seçimler neticesinde elde edeceğimiz kazanımlarla inşallah gelecekte bunun da hazırlıklarını yapar, adımlarını atarız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara şu mesajı verdi: "Halkıma, milletime ozellikle gonul belediyeciliği anlayışıyla yaklaşacak belediye başkanları noktasında, halkına efendi olmaya değil hizmetkar olmaya gelecek belediye başkanlarını oyunu verirken değerlendirirse kazanan olacaklarına inanıyorum. Çunku bu noktada halkına tepeden bakan adeta sanki halkı ona oy vermeye mecburmuş gibi bakanlarla bir yere gidilmez ama 'ben senin hizmetkarınım' diyecek olan belediye başkanları olursa onları da desteklemek suretiyle el birliğiyle, gonul belediyeciliğini iktidara taşırsak bilsin ki AK Parti zaten 16 yıldır bunun ispatını yapmıştır, bundan sonra da yapmaya devam edecektir. Meclis listelerinde de arkadaşlarıma hep telkinim şudur: Ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, muhakkak meclis listelerinde yerlerini alacaklar. Çunku her birinin hitap ettiği bir yapı var. Ana kademenin hitap ettiği, kadın kollarının, gençlik kollarının… Hepsini kucaklayacak, kuşatacak bir meclis anlayışıyla demografik yapı orada neyi gosteriyorsa onu, tum o şehirde kimlerden oluşuyorsa hepsini kucaklayacak bir belediye meclis anlayışıyla meclis listelerini de hazırlayıp halkımızın karşısına oyle çıkalım talimatını da verdim. İnşallah bu anlayışla halkımızı kucaklayarak 31 Mart'tan buyuk bir başarıyla çıkalım istiyorum."