Özet (TL;DR) @ 2019-02-03T19:46:23.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölgeye ilişkin konuştu. Cumhurbaşkanı, "Amerika Birleşik Devletleri'ne bölgenin güvenliğini Türkiye'nin…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhurbaşkanı Özel" TRT ortak yayınında, soruları cevaplandırdı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri'nin ardından, şehirleri yonetme anlayışının ozünü, millete verecekleri sozlerin çerçevesini oluşturan manifestoyu açıklamasından sonra gerçekleştirdiği ilk yayını TRT'de yapmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bugun Çengelkoy'de gençlerle bir araya geldiklerini hatırlatan Erdoğan, Çengelkoy'un FETÖ'nun 15 Temmuz darbe girişiminde de ozel bir yeri olduğunu belirterek, "Çengelkoy, ozel bir konumu, manası var. Kuleli bir tarafta, bir tarafta merkez, bir tarafta Kopru. Bu bakımdan unutulur bir yer değil. Çengelkoy çok ciddi bir direniş o zaman ortaya koydu. Unutulur gibi değil. Onun için ilk toplantımı buradan başlatayım dedim. Çınaraltı bizim için biraz da geçmişten bu tarafa anlamlı bir yerdir. Çınaraltı'nda hem dostlarla hem gençlerle orada bulunan tum İstanbullu hemşehrilerle bir araya gelmek hakikaten beni çok mutlu etti." diye konuştu.Yayının gerçekleştirildiği Vahdettin Koşku'nde daha once Dortlu Zirve'nin yapıldığının hatırlatılması uzerine Erdoğan, şunları soyledi:"Sayın Putin, Merkel ve Macron ile olan dortlu zirvemiz, Suriye'ye yonelik olan o zirveyi şu anda bulunduğumuz konumda onlarla bir araya geldik. Tabii dışarıda Boğaz'a yonelik fotoğraf çekimlerimiz olmuştu ama burada da kararlı bir muzakereyi gerçekleştirdik. Malum Birleşmiş Milletler'den De Mistura da katılmış olduğu o zirvede biz butun belirlediğimiz başlıkları onunla paylaştık ve o sureç, o yonuyle de devam ediyor. Belirleyici olup olmadığı meselesi ayrı ama en azından buna bir zenginlik katan sureçti ve şu anda da tabii zaman zaman o da İstanbul zirvesi olarak anılıyor ve kısa bir sure Sayın Putin ile malum Moskova'da bir araya geldiğimde yine İstanbul zirvesini andık ve ayın 14'unde de Soçi'de bir araya geleceğiz. Soçi'de daha once başlattığımız zirvenin ikinci turuna başlayacağız ve yine orada da Rusya Federasyonu, Turkiye, İran uçlu olarak bu zirvemizin tekrarını yapacağız. Temenni ediyorum ki bu guzel gidişe yeni bir anlam kazandıracak, yeni bir guç katacak. Çunku Suriye'deki malum bu sureç, Cerablus, Afrin, İdlip, butun bunlardan sonra her geçen gun daha iyiye doğru gidiyor. Temennimiz odur ki bunu bu şekilde devam ettirelim ve geri donuş başlayan bu bolgelerde Suriye halkı kendi topraklarına donme imkanını, fırsatını bulsun."
MAN İFESTO
Yerel seçimlere yonelik manifestoda, ozellikle çevre ve insana odaklanıldığının belirtilmesi uzerine Erdoğan, şunları soyledi:"Her şeyden once bir defa yerel seçime gidiyoruz. Bu yerel seçimde tabii bir genel seçimin etkisi olur mu olmaz mı diye bir soru soracak olursanız, tabii ki onun da olacak. Hele hele bizim gibi şu anda iktidarda olan bir siyasi partinin buradaki bakışında merkezi yonetimle, yerel yonetim arasındaki uyum çok çok onemli. Bir yerde yereli merkeze taşıyacağınız gibi merkezi de yerele taşıyacaksınız ki hizmetler çok daha farklı bir şekilde kendini gosterme imkanını bulsun. Özellikle bu donemde dikkat edilirse halkımızın sıkıntıya duştuğu ve siyasi hareketlerin de uzerinde pek durmadığı bazı sıkıntılar var. Yani yerel yonetim dediğiniz zaman akla ilk gelen şey şudur, çevredir, temizliktir."
" İSTANBUL ÇÖP, ÇUKUR VE ÇAMURDAN ÇOK ÇEKMİŞTİ"
1994 seçimlerinde "3 Ç" sloganıyla yola çıktığını hatırlatan Erdoğan, şoyle konuştu"Çop, çukur, çamur. Niye? Çunku İstanbul çop, çukur ve çamurdan çok çekmişti. Çop dağları vardı, çukurlar vardı. Her taraf çamurlar içerisindeydi. Temizlik denilen zaten bir şey yoktu. İstanbul'un suyu yoktu, hava kirliliği almış başını gidiyordu. Boyle bir İstanbul'du. Bunu tabii şu andaki genç kuşak bilmez. Özellikle ilk defa oy kullanacak olan gençler hiç bilmez. Ancak annelerinden, babalarından dinlediyseler bunu bilirler. Şimdi hafıza-i beşer nisyan ile malul. Unutur insanoğlu ama bunları tabii anlatmak lazım. Yerel yonetime talip olanların once bu konuda kararlılığının olması lazım. Dertli olması lazım."
" İSTANBUL'DA DOĞAL GAZIN GİTMEDİĞİ, GİRMEDİĞİ SEMT, EV HEMEN HEMEN KALMADI"
İstanbul'un o donemdeki en onemli probleminin su olduğunu hatırlatan Erdoğan, şoyle devam etti:"Ben belediyeyi CHP'den almıştım. Ki İstanbul'un o zaman 8 milyon nufusu vardı, son nufus sayımı yapıldı yaklaşık 15,5 milyon İstanbul bir nufusa ulaştı. Dunyada bazı devletler değil orta boylu devletler artık bu nufusta. İstanbul bir devlet. Şimdi boyle bir şehri yoneteceksiniz. Boyle bir şehri yonetirken çop benim sorunum değil diyemez bir belediye. Hayır senin sorunun. Yollar benim sorunum değil diyemez, hava kirliliği benim sorunum değil diyemez. Goreve geldiğimde İstanbul'un doğru durust doğal gazı yoktu. 50 bin konutta doğal gaz vardı, bunun dışında İstanbul'da doğal gaz yoktu. Ben belediyeden ayrıldığım zaman 1 milyon 250 bin konuta biz o zaman doğal gaz getirmiştik. Onunla İstanbul'un havası temiz hale geldi. Şimdi zaten İstanbul'da doğal gazın gitmediği, girmediği semt, ev hemen hemen kalmadı, zira İGDAŞ gerçekten İstanbul'da çok buyuk bir belediyecilik hizmetini doğal gazda ortaya koydu."Goreve geldiklerinde İSKİ tankerleriyle su taşındığını hatırlatan Erdoğan, "Ben hep hatırlarım çocukların, annelerin bidonlarla o tankerlerle su aldığı donemleri. Daha sonra ne oldu? Su istasyonları kuruldu. Hatırlayın. Endustri oluşmuştu. Oralardan giderlerdi, parayla suyunu alırdı ve bununla da kalmaz, kuvetler o satın alınan suyla doldurulur, onunla da banyosunu yapardı. Bu hale gelmiştik. Şimdi kalksın da bir CHP'li desin 'hayır boyle bir şey yoktu'. Bunları yaşadık. İstanbul'da bunları bize yaşattınız ama biz geldik, 1 yılda bir defa bu işi ortadan kaldırdık. Duşunun 110 kilometre biz Istranca dağlarından, 180 kilometre de Melen'den İstanbul'a su getirdik. Bu getirdiğimiz suyla birlikte İstanbul susuzluktan kurtuldu ve suyuna kavuştu, 2040'a kadar da İstanbul'un ciddi manada bir su sıkıntısı olmayacak. Hava kirliliğini o gunun bir gazetesi hiç unutmuyorum, maske dağıtıyordu. Bunları bize getirip şoyle ortaya koymamız lazım ki bundan da gucenmemesi lazım CHP'li dostlarımızın. Bu maskeler o zaman dağıtıldı. Niye? Hava kirliliği var. Herkes maskeyle beraber sokağa çıkıyordu. Boyle bir donemi yaşadık."
" DEMOKRASİ YERELDE BAŞLAR"
Demokrasinin yerelde başladığını vurgulayan Erdoğan, "Eğer bir siyasi hareket 'ben bir demokrasi mucadelesi veriyorum' diyorsa once yerel politikayı başarması lazım. Yerel politikayı başaramayanın geneli başarması mumkun değil. Yerel halkla kucaklaşma, halkla butunleşme yeridir. Halkla butunleşme yeri olduğu için orada bir defa halka eliniz değecek. Elektrik vereceksiniz, elektrik alacaksınız. Bunu başarmanız lazım. Bunu başaramıyorsanız zaten halk sizi sırtında taşımaya mecbur değil." diye konuştu.1994 oncesinde İstanbul'da çop dağları ve susuzluk yaşandığını, Ümraniye'de yaşanan çop faciasında 34 kişinin olumunun hesabının sorulmadığını belirten Erdoğan, o donemde Ümraniye ve Buyukşehir Belediyesi'nin CHP'li olduğunu ifade etti.Erdoğan, "Hala kendilerini savunabiliyorlar. Neyi savunuyorsunuz? Neymiş, grevdeymiş. Ne demek grevde. Eğer grev varsa onun da sorumlusu sensin. Greve fırsat verdin. Biz bunu aldığımız anda adeta devrim ruhuyla aldık." ifadelerini kullandı.Kasımpaşa'da Haliç'in kenarında bir yerde doğup buyuduğuu, cumartesi gunlerinde sandalla Fener'e geçerken tahammul edilemeyen bir kokunun olduğunu hatırlatan Erdoğan, 7 yıl sonra Haliç'in içinde adacıklar oluştuğunu, adacıkların arasından sandalla gittiklerini soyledi.Erdoğan, şu anda Haliç Kongre Merkezi'nin yerinde o zaman mezbahaneler olduğunu kaydederek, şu andaki guzelliklerin o donemde bulunmadığını dile getirdi.Şimdi haliç Kongre Merkezi'nde sanatsal etkinlikler, kongreler ve çeşitli toplantılar yapıldığını vurgulayan Erdoğan, şoyle devam etti:"O malum yerden boyle bir guzel eser meydana geldi. Haliç'ten Alibeykoy'e 2,5 milyon metrekup çamur taşıdık. 9,5 kilometre bir boru hattı kurduk. Oradan pompa sistemiyle çamuru Alibeykoy'deki taş ocağına pompaladık ve orada suzdurduk. Çamuru çokertildi, su ise tekrar Haliç'e pompalandı. 650 bin metrekarelik taş ocağının olduğu yerde şimdi Vieland var, çocuklar için bir oyun parkı kuruldu. Boyle bir belediyecilik anlayışı var. Orada İstanbul halkı gidip eğleniyor. Öbur tarafta Haliç Kongre Merkezi var. Artık rahatlıkla Haliç'te balık avlanabiliyor. Bununla da kalmadık, daha ileriye gittik. Boğaz'ın suyunu Haliç'e bağladık. Çunku Haliç'e o dağları delerek Boğaz'ın suyunu aktarmasaydık şu andaki Haliç'i yakalayamazdık. O durgun su yine eski haline donecekti. Ama şimdi adeta devir daim gibi yukarıdan geliyor, aşağıda Marmara'yla butunleşiyor. Artık kirli su diye bir şey soz konusu değil. Boylece zaten orada balık avlayabilir hale geldi. Bunu AK Parti iktidarı olarak biz yaptık. Bu işte gerçekten Veysel Eroğlu bakanımızın ciddi emekleri var. O zamanlar İSKİ Genel Mudurumdu. Profesor Adem Başturk hocamızın ciddi emekleri, katkıları var. Biz burada, bu işi yaparken dertli olmanın bize verdiği o guçle, imkanla bunları başardık. Bu iş bir aşk işidir. Eğer varsa bir aşkınız bunları yaparsınız."Erdoğan, yeni kuşağın Haliç'in boyle bir geçmişi olduğunu bilmediğini, bu nedenle de değerini anlamadığını, gençliğe şu anda bunun anlatılması gerektiğini soyledi.
" İZMİR'İ SUYA BİZ KAVUŞTURDUK"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in korfezinin de koktuğunu belirterek, "İzmir susuzdu. İzmir'i suya kavuşturan yine biz olduk, merkezi yonetim olarak." dedi.Erdoğan, CHP'den alınan Kocaeli'de de korfezin durumunun kotu olduğunu, susuzluğun yaşandığını, Yuvacık Barajıyla skandallar yaşandığını anlattı.Kocaeli'de de bir değişim ve donuşum yaşandığını ifade eden Erdoğan, "Çop, çukur, çamur derken, benim derdim bu. İstanbul'un ilçelerini aldığımızda tum ilçeler boyleydi. Buralarda yaptığım çalışmalarla tum o ilçeler şimdiki modern Gungoren, modern Bağcılar, modern Esenler oldu. Buralara boyle geldik. Bunu yeni kuşağın bilmesi lazım." şeklinde konuştu.Erdoğan, Bağcılar, Esenler ve Gungoren halkının buyuk oranda bunları bildiğini, o donemde hizmetin bu ilçelere değil Bakırkoy'e verildiğini, Londra asfaltının altına hizmet sunulurken ust kısma yapılmadığını kaydetti."CHP dediğimiz zaman, çop, çukur, çamur akla gelir, derken ben bunu kastediyorum." diyen Erdoğan, AK Parti'nin de bunlardan arınmak anlamında olduğunu vurguladı.
D İKEY MİMARİ ELEŞTİRİSİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, belediyeciliğin gonul işi olduğunu belirterek, şoyle konuştu:"Butun belediye başkan adaylarına şunu soyluyorum. Biz şunu bileceğiz. İnsanoğlu topraktan uzak olmamalı. Toprağa yakın olmalı. Öyle 50 kat, 60 kat, 70 kat bir mimari, aslında bizim medeniyet ruhumuza da uygun bir mimari değildir."Erdoğan, dikey mimarinin insan ilişkilerini de ortadan kaldırdığını, bu yapılarda oturanların birbirini tanımadığını dile getirerek, kendi buyuduğu mahallede komşularının bırakın tanımayı, çamurlandıkları, kirlendikleri zaman kendilerini yıkadığını, annesinin de komşuların çocuklarına aynısını yaptığını anlattı.O gunleri ozlediği için yatay mimari dediğini ifade eden Erdoğan, yatay mimarideki okuluyla, camisiyle, ailelerin bir araya geldiği kıraathaneleriyle olan yapılanmanın, şehircilik anlayışının çok onemli olduğunu dile getirdi.Erdoğan, yeni donemde TOKİ ile daha onceden başlayarak buna doğru bir yonelişe geçtiklerini ve bunu başaracaklarını vurgulayarak, TOKİ'nin yuksek katlı bina doneminin artık biteceğini kaydetti.
" YATAY MİMARİ KOMŞULUK İLİŞKİLERİNİ ARTIRACAK"
TOKİ'nin de yanlışlarını anladığını ifade eden Erdoğan, yatay mimariyle yapılanlara da zemin artı 4 kat dediğini soyledi. Bazı yerlerde arazi ve arsa sorunu olduğunu, kentsel donuşum ve farklı turlerinin yaşandığını belirten Erdoğan, bunlardan dolayı da sıkıntılar yaşandığını anlattı. Binaların zemin artı 5 katı geçmemesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, şoyle konuştu:"Buna dikkat edilmesi gerekir. Fakat arsamız var, arazi imkan veriyorsa, orada bu işi daha da duşurmemiz lazım. Zemin artı 3 olsun. Seyrek olsun, hava sirkulasyonu noktasında sıkıntı olmasın, oralarda da okulumuz. mabedimiz, millet kıraathanesi, hepsi olsun. Hepsinden oncelikli olarak millet bahçesi olsun. Orada oturanlar o millet bahçesinde icabında pikniklerini yaparlar. Çocuklar oralarda yatar, koşar, yuvarlanırlar. Bu çok daha farklı bir kaynaşmayı, sevgiyi, muhabbeti arttıracaktır. Birbirinin derdiyle dertlenmeyi artıracaktır. Bu tarihin yeniden inşallah bir dirilişi, bir geri donuşu olacaktır. Bunun başarmamız gerekir diye duşunuyorum. O komşuluk ilişkilerin arttırma noktasında bize ayrı bir heyecan kazandıracaktır. Onun için 94 ruhu buna ozellikle diyor ve bunu savunuyorum."
YATAY M İMARİ
Yatay mimariye ilişkin soru uzerine Erdoğan, "Arazi, arsa bu işe musaitse oralarda zaten bu çok daha rahat yapılacaktır." diye konuştu. Erdoğan, yatay mimariye ilişkin şu değerlendirmede bulundu:"Allah rahmet eylesin mimar Turgut Cansever Hocamız vardı. O dikey mimariye çok ama çok karşıydı. Belediye başkanı iken onunla zaman zaman muhabbetimiz olurdu. O bu konudaki hassasiyetlerini anlatırdı ve bununla ilgili yaptığı çalışmalarda bunu hep gorurduk. Mesela ibadethane, çarşı, okul bunları merkeze alan bir kamusal hizmet binalarıyla beraber bir planlama olayı, farklı bir şehircilik ortaya koyacaktır. Etrafında gelişen bir yatay mimari, bu çok onemli. Bunu yaptığımız zaman bir de, oradaki guzelliği hele hele geçmişteki mimari uslubu, orada kullanacak olursanız ki ben bu konuda biraz Selçuklu mimarisine hakikaten sevdalıyım, hastayım. Onunla bir başka guzellik, oranın yerel malzemeleri vardır taş olarak olsun. Yani boyle kuru sıva atmak suretiyle değil. Bizim birçok yerde farklı yerel malzemelerimiz var. Mermerinden tutunuz da, o dış cephelerde kullanılan malzemelere varıncaya kadar. Onlar ona ayrı bir guç katıyordu." Erdoğan, seçim manifestosunda yer alan "Şehirli Hakları Bildirgesi"ne ilişkin soru uzerine de, "O şehri oluşturan halkın da içinde olduğu bir meclisin oluşması belediyelerimizin bu noktada seçici davranmak suretiyle orada yaşayan insanlardan oluşan, zaman zaman onları bir araya getirmek suretiyle bir şehirli halkları bildirgesi hazırlaması... Bu iki aşamalı olabilir. birinci kısım tum bu noktada şehirlerimizi ve şehirlilerimizi kapsayan genel halklar bildirgesinden ibaret olabilir. İkinci kısımda ise her şehrin, bunun yanında belediyenin kendi ozel şartlarını ihtiva eden karşılıklı sorumluluklar, haklar ve yukumlulukler yer alabilir." şeklinde konuştu.Boyle bir adım atıldığı takdirde bunun, Turkiye, şehirler ve ozellikle de buyuk şehirler için çok onemli bir adım olacağını aktaran Erdoğan, bu şekilde belediyelerin ufkunun bu noktada genişleyeceğini, sadece Turkiye için değil, dunya için buranın ornek alınan bir yer haline geleceğini vurguladı.
" İSTANBUL HABİTAT 2'YE GÖRE DÜNYANIN EN TEMİZ ÖRNEK ŞEHRİ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1995 yılında Habitat 2 toplantısını ve o donemde belediye başkanı olduğunu anımsatarak, şoyle devam etti: "Şu andaki Cemal Reşit Rey o zaman spor sergi sarayıydı. Ben onu o zaman Kultur Turizm Bakanlığımıza devretmiştim. Çunku mali noktada durumumuz yeniydi çunku ben 2,5 milyar dolar borçla o zaman devraldım İstanbul Buyukşehir Belediyesini. Ama devrederken hem butun yatırımları yapmanın yanında 1 milyar 250 milyon dolarla borç olarak devrettim. Boyle de bir çalışmamız oldu. Habitat 2 toplantısı orada yapıldı. Sonunda bir sonuç bildirgesi yayınlandı. Sonuç bildirgesinde İstanbul Habitat 2'ye gore dunyanın en temiz ornek şehri olarak orada kayda girdi. Bu bir şeyi gosteriyor. Geldiğimizde işe oradan başladık. Dedik ki 'temizliği biz one çıkaracağız ve bu temizlikle beraberde dunyada ornek bir şehir haline geleceğiz. Bir taraftan bizim medeniyetimizde, dinimizde temizlik imandandır diyeceğiz, ondan sonra temizlik diye bir şey olmayacak. Olur mu? temizliği bizden onların gormesi, oğrenmesi lazım. Onun de gereğini yapmamız lazım. Biz de bunu yaptık ve Habitat'ta o noktada hakkımızı verdi ve sonuç bildirgesine de koydu."O gundur, bu gundur İstanbul genelinde o başarının surdurulduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:"Dunyada oyle şehirler biliyorum ki rezillik. Gitmediğim, gormediğim boyle şehirler çok. Onlar için o artık tali mesele haline geldi temizlik falan. Hiç umurlarında değil. Ama bizim için asli mesele, tali değil. Mesela ben Karayollarını bile bu konuda çok sıkıştırıyorum. Vatandaşımızın da bu konuda hassas olması lazım. Giderken bakıyorsun diyelim İstanbul'da, kara yollarında pet şişeyi içiyor, yolun bir kenara atıyor. Bizim mayamızda boyle şey yok. Bunu yapmamalısın, yapamayız. Bu şehirler, bu yollar bizim. Bu kara yolları bizim. Eğer biz buralarda bu temizliği başkalarına gostermezsek bu olmaz. Allah rahmet etsin Mahir İz hocamız vardı. Bir gun sohbetinde bir arkadaşıyla beraber Saraçhane Kemeri'nden Unkapanı'na doğru iniyorlar. İnerken, sohbet ederken onde giden birisi, affedersiniz yere tukuruyor. Yere tukurunce o da ona diyor ki 'bak diyor bu yaptığı var ya kul hakkıdır' diyor. 'Çunku arkadan birisi burada bir iç geçirse işte burada kul hakkıdır' diyor. Bizim dinimiz bu kadar hassas. Buna musaade etmiyor. Hele hele sen şimdi kalkacaksın, sigaranı içeceksin, izmaritini atacaksın. Sigara paketini atacaksın, pet şişeyi atacaksın. Bunların hepsi kul hakkıdır. Çopçunun gorevi doğal pisliği temizlemektir, onun dışındakileri değil."
SIFIR ATIK PROJES İ
Sıfır atık projesine de değinen Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu"Sağ olsun eşim de o işin başlatanı durumunda oldu. Sıfır atıktaki olay nedir? İşte budur. Sıfır atıkta organik malzemeler var, inorganik malzemeler var, Butun bunların yanında diğer poşet gibi vesaire bunlar var. Bunların hepsinin bizde tasnifi yapılmıyordu. Silahlı Kuvvetleri de bu işe hemen girdi. Devletin kurumlarında bu başlamış oldu. Bununla beraber bu atıkların bu şekilde ayrışması bize birçok şey kazandıracak. Mesela başkanlığım doneminde, biz bu vahşi depolamayı işte, Ümraniye vahşi depolamaydı, o vahşi depolamada orası patladı 39 kişi oldu. Sonra ben orayı spor sahası, spor tesisleri haline getirdim. Yani CHP'den o halde kaldı, Biz de bu hale getirdik. Aramazdaki fark bu. Sıfır atıkla başlayan bu sureçte, enerjiden tutunuz enerji dışı mesela kompost gubre buradan uretilir. Gubre olayı çok onemli. Parklar, bahçeler vesaire, buraları ozellikle suni gubreyle gubrelemesini yaptığınız zaman bunun birçok tehlikeleri var. Hastalıklar açısından vesarie. Ama burada kompost gubreyle bunu yaptığınız zaman tam aksine hem bu tur tehlike yok hem de buralarından gelişmesi çok daha farklı olacaktır."
15 TEMMUZ GECES İ YAŞANANLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz surecinden sonra siyasette ittifaklar donemi başladı. Adalet ve Kalkınma Partisi ile MHP, beraber siyasi alanda bir ittifak surecini başlattılar. Cumhur İttifakı'nın harcında ne var? Bu ittifakla seçime giriyorsunuz. Bu ittifak gelecekte de devam edecek mi?" şeklinde yoneltilen uzerine, burada oncelikle 15 Temmuz'un ruhunun ortaya konması gerektiğini soyledi.15 Temmuz'un, ruhunda gerçekten milliyetperver, vatansever olanlarla, milletin duşmanı olanların, bu vatanın duşmanı olanların mucadelesi olduğunu soyleyen Erdoğan, şunları anlattı:"Bir Cumhurbaşkanı olarak o akşam İstanbul'a indiğimde, tabii bir taraftan F16 uzerimizde diyorlar, obur taraftan helikopterler gidip geliyorlar. Bu arada tabii havalimanındaki kule ele geçirilmiş. Fakat sağ olsun o zaman İstanbul Emniyet Muduru ve valimiz suratle o kuleyi boşalttılar ve biz yere indik. Pilot bana o zaman şoyle bir şey sordu. 'Şu anda inişimiz riskli olabilir' dedi. Biz tabii tur atıyoruz. Ben son ana kadar İstanbul'a mı, Ankara'ya mı gideceğimizi pilota soylemedim. Dedim sen şoyle bir yere kadar bir git bakalım. Ondan sonra ben sana nereye inmemiz gerektiğini soylerim. Tabii aslında kendi hafızamda hesabını yaptım ve tam oraya geldik ben İstanbul deyince pilot 'Boyle bir sıkıntı olabilir' dedi. Dedim 'Şu andaki bindiğimiz uçak bir defa iniş ve kalkış noktasında çok rahat seri hareket edebilen bir uçak. Dolayısıyla dedim bunu başarman lazım'. 'Bir kamyon oraya piste koymuş olabilirler' dedi. 'Artık sen aydınlatmanla vesairenle bunu çozeceksin' dedim. Artık benim kararlılığımı gorunce de pilot bunu yaptı. Tabii indik, indik ama ustumuzdekiler dolaşıyor. F16, helikopterler falan. Fakat çağrımıza halkım, milletim olumlu cevabı vererek havalimanını zaten doldurmuşlardı. Ben de tabii eşim, Berat Bey, kızım, torunlarım yanımdalar beraberce indik. Şimdi o andaki haleti ruhiyeyi sizler duşunun."
" CUMHUR İTTİFAKI'NI ÜLKEMİZİN BİR BEKA MESELESİ OLARAK GÖRÜYORUZ"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun o gece 23.15'te havalimanına geldiğini ve tankların arasından geçip Bakırkoy Belediyesi'ne gittiğini anlatan Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:"Ben bilmiyorum. Sonradan oğreniyoruz. Daha sonradan aldık ki bilgiyi Bakırkoy Belediyesinden butun gelişmemeleri takip ediyor. Çunku bizim yanılmıyorsam 01.15 gibi biz de oraya geldik. Daha sonra kendileri diyor ki 'Benim haberim olsaydı ben beklerdim'. Biz çağrımızı, davetimizi falan yaptık butun halk orada ve o andan itibaren zaten bir şey başladı. Yani o gecenin katılımcıları AK Parti tabanıyla, Milliyetçi Hareket Partisi tabanıdır. Çunku bu işi bir milli ruhla yaptılar. Ben her zaman bir şey soyluyorum ozellikle bizim Milliyetçi Hareket Partisi'yle azami muştereklerimiz var. Ama diğerleriyle bizim boyle bir muştereğimiz yok. Diğerlerinin ise birbirleriyle inanın bırakın azami muştereklerini, CHP'nin HDP ile azami muştereği olabilir. Ama ne İyi Parti'yle, ne Saadet'le boyle bir birlikteliğinin olacağına bir ihtimal vermiyorum. Ama çıkar hesapları onları bir araya getirmiştir. Onun için de Sayın Bahçeli biliyorsunuz onlara 'zillet' ittifakı diyor. Ben de onlara 'illet' ittifakı diyorum. Ama bizimki Cumhur İttifakı'dır. Cumhur olarak bu milletin geneli ve biz burada hayırda ittifak etmişiz. Burada butunleşmişiz, burada bir olmuşuz, beraber olmuşuz. 7 Ağustos'tan itibaren başlayan bir ittifak bu. 7 Ağustos'ta beyefendi oraya Bay Kemal nasıl geldi biliyor musunuz Ben kendisini davet ettim. Önce gelmiyordu ve gelmeyeceğini de bildirdiler. Son anda cuma akşamı donduler. Demek ki çok baskı yapıldı kendisine ve o mahfillerin yaptığı baskı neticesinde son anda geleceği bildirildi. Onu da herkesin bilmesi lazım. Ondan sonra da zaten bizim o yeni kapı ruhuna ters hareketler etmeye başladı. Bunu da milletimin bilmesi gerekir diye açıklıyorum."Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, "Şimdi de biz tabii ki bu Cumhur İttifakı'nı ulkemizin bir beka meselesi olarak goruyoruz ve burada bir ortak beka kaygımız var. Bu ortak beka kaygımızla birlikte ve gelecekle ilgili muşterek birçok değerlerimizi ortaklaşa ortaya koyabiliyoruz. Diyorum ki bizim bu ittifakımız temennim ve duam o dur ki inşallah pazara kadar olmaz, mezara kadar olur. Çunku bizim birliğe, beraberliğe her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. 7 duvel dikkat edin Turkiye'ye karşı mucadele veriyor. İşte biz bu mucadelelere pes etmememiz lazım. Bu mucadelede asla kayba uğramamamız lazım." ifadelerini kullandı.
HDP-PKK İLİŞKİSİ
Erdoğan, HDP ile PKK ilişkisini değerlendirirken, "HDP eşittir PKK, eşittir YPG, eşittir PYD. Hiç sağa sola bunu saptırmanın anlamı yok, gerçek ortada." dedi."Bunu zaten başlarındaki kişileri açık açık soyluyorlar." diyen Erdoğan, "Butun bunlarla beraber, dikkat edin bunlar (HDP) kongrelerinde bile ne bayrağımızı asmışlardır, ne İstiklal Marşı'mızı soylemişlerdir. Bizim kulturumuzde derneklerin, resmi kurumların bu tur etkinliklerinde İstiklal Marşı'nı okumak zillet midir, o şereftir ya. O şeref de şerefli olanlara yakışır." ifadesini kullandı.İstiklal Marşı'nı bugune kadar gurur ve onurla okuduklarını, Turk bayrağını bugune kadar, her zaman gonulde ve gonderde taşıdıklarının altını çizen Erdoğan, bu şekilde taşımaya da devam edeceklerini soyledi.Erdoğan, "Diğerlerinin boyle bir derdi yok. Zorla, korku belasına, bakıyorsunuz şimdi bir tane bayrağımızı, ufak bir tane gelip kongrelerde salonda bazen, herhalde birileri uyarırsa asıyorlar. Ama diğerlerinin boyle bir sıkıntısı var ve boyle bir şeyi yapamazlar, yapmazlar. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bunlarla beraber olması zaten anlatılır gibi değil. Hele hele tabii İyi Parti'nin, Saadet Partisi'nin bunlarla beraber iş tutması o da tabii izahı mumkun olan değildir." dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, İyi Parti ve Saadet Partisi'nin Millet İttifakı içerisinde yer almasına ilişkin, "O pazarlıktan kaynaklanıyor. Eğer buradaki çıkarda, pazarlıkta eğer menfaatler iyi derecede ortaya çıkıyorsa, oradan bir şeyler koparabiliyorlarsa oraya gidebiliyorlar tabii." değerlendirmesini yaptı.
" SURİYE HALKININ PARÇALANMASINDAN YANA DEĞİLİZ"
Turkiye'nin Suriye politikasına ilişkin de konuşan Erdoğan, şoyle devam etti:"Turkiye'nin kuzey Suriye politikası, Suriye'nin toprak butunluğunu ve bu noktada siyasi birliğini esas alıyor. Biz Suriye halkının dağılıp parçalanmasından yana değiliz. Ne yazık ki şu anda koalisyon guçlerinin boyle bir derdi, boyle bir hesabı yok. Fakat biz, gerek Rusya, gerek İran bu noktada Soçi'de başlayan, Ankara'da devam eden, Tahran'da devam eden butun çalışmalarda buna çok çok ciddi kararlı bir vurgu yaptık. Hatta İstanbul zirvesinde de aynı şekilde Rusya, Turkiye, Fransa, Almanya dortlu zirvesinde de buna yine vurgumuzu yaptık. Bir defa bizim için Ayn el Arap'tan Kamışlı ve doğuya doğru giden bu koridoru biz ozellikle guvenli bolge olarak ele alıyoruz. Bazılara bunu tampon bolge olarak da değerlendiriyor. Bunun ortalama derinlikleri, Sayın Trump'ın da ifade ettiği gibi 30-32 kilometre. Bu bazı yerlerde biraz fazla, bazı yerlerde daha az olabiliyor."Soz konusu bolgenin PYD ve YPG tarafından teror koridoru olarak kullanılmak istendiğine dikkati çeken Erdoğan,"Biz gerek Celabrus, El Bab harekatıyla, gerek Afrin operasyonlarıyla bu işi ortadan kaldırmış olduk. İdlib'de bunu çok daha sağlam zemine oturtmuş olduk. Eğer İdlib'de de o kararlı duruşumuz olmamış olsaydı, en az 300-400 bin İdlib halkı da nereye gelecekti, ya sınırımıza veya sınırı aşmak durumunda kalacaktı ve içeri girecekti." diye konuştu.
M ÜNBİÇ
Munbiç'in asli yapısının teror orgutleri tarafından bozulduğuna değinen Erdoğan, Munbiç'in asıl halkının yuzde 85-90 Arap olduğunu belirtti.Munbiç'in asli yapısının bozulduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:"Buraya kim girdi? PYD-YPG, yani PKK girdi. Obama o zaman bana soz verdi, dedi ki 'biz burayı bunlardan boşaltacağız' Boyle bir şey oldu mu? Olmadı. Sayın Trump'la da bunu konuştuk. O da bunu yapacaklarını soyledi. O zaman Tillerson (eski ABD Dışişleri Bakanı) vardı, bir yol haritası noktasında bazı adımlar atıldı. Daha sonra, 'Öyle bir adım atalım ki yol haritası, bir takvim belirleyelim' denildi. Bunun için 90 gunluk bir takvim gundeme geldi. Yani, '90 gun içerisinde bunu goreceksiniz' denildi. Peki boyle bir şey oldu mu? Ne yazık ki bu olmadı. 90 gun artık 6 ay oldu, 7 ay, 8 ay, 9 ay oldu, maalesef boyle bir adım olmadı. Şimdi ise sanki biraz emarelerini gorur gibiyiz. Ve Munbiç'te şu anda diyoruz ki biz bunun etrafında gerek Rusya, gerekse biz buradaki devriye olayını bir çozume kavuşturalım. Şu anda burada boyle bir adım atıldı."
" BURALAR BOŞALINCA BURANIN HALKI DA TOPRAKLARINA DÖNECEK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Orada şu an Arap aşiretleri, 'Ne olur, bizi kurtarın' diyorlar. Adeta orası bir kilit nokta haline geldi, ciddi de bir nufus potansiyeli de var. Bu aşiretlerin bu kaygısıyla birlikte de biz diyoruz ki biz şimdi burada bu adımı atabiliriz ve Sayın Trump da bu konuda bir kararlılık ortaya koyuyor." dedi.Erdoğan, "Rusya ile yaptığımız goruşmelerde, şu anda heyetimiz Rusya'ya gitmişti ve donduler. Bugun gerek heyetteki arkadaşlarla, gerek Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar paşayla goruşme yaptık. O goruşmelerde de şu anda olumlu bir gelişmenin olduğunu oğrendik." diye konuştu.Recep Tayyip Erdoğan, "Temenni ederiz ki bu olumlu gelişmeyle birlikte bu orgutler burayı bir an once terk eder ve buranın kendi asli sahipleri hemen gelip topraklarına yerleşirler. Bu bir şeyi sağlayacak, nedir bu? 300 bin civarında Suriyeli topraklarına dondu, Turkiye'den. Buralar boşalınca buranın halkı da topraklarına donecek. Boylece surekli bizim topraklara buralardan geliş değil, geri donuş başladı denecek. Yapılacak adımla da bunun planlamasını yapacağız. Bu konuda kararlıyız, bu adımları atmaya da devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
" TERÖR ÖRGÜTLERİNİN AMACI AKDENİZ'E İNMEKTİ"
Washington'da 5 Şubat'ta Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu'nun katılımıyla bir toplantı gerçekleştirileceğini, ardından 14 Şubat'ta Soçi'deki zirveye katılacaklarını anımsatan Erdoğan, bundan sonraki sureç içerisinde de bu goruşmeleri peyderpey surdureceklerini vurguladı.En kısa zamanda aklıselimin galip gelmesini ve herkesin bulunması gereken yerde gorevini ifa etmesini temenni eden Erdoğan, şoyle konuştu:"Ama Suriye'nin toprak butunluğune saygı duymak suretiyle bu adımları atarız. Sayın Trump'ın da geri çekilme operasyonuyla ilgili olarak birileri burayı kaşıma durumunda kalıyor, tabii bunlar da sureyi uzatıyor. Sayın Obama'nın doneminde guvenli bolge olayını o zaman gerçekleştirmiş olsaydık zaten hem bizim halkımızın huzuru yerinde olacaktı. Niye, 'Bizim boyle bir sıkıntımız zaten yok' diyecektik. Ama oyle oldu ki 100'un uzerinde biz de insanımızı kaybettik. Zira buralara kadar teror orgutleri sızdı. Bunların asıl amacı çok daha ileri gidiyorum, aslında en doğudan en batıya doğru, Afrin'in kuzeyinden Akdeniz'e inmekti. Teror orgutleri Afrin'de ne oldular? Baktılar ki olacak gibi değil, Afrin'den çıkma kararı aldılar. Biz dik durmasaydık, operasyonları sağlam yapmasaydık o zaman bu teror orgutleri oradan Akdeniz'e ineceklerdi."
DI Ş POLİTİKA
"Turkiye olarak çok yonlu dış politikayı hem Suriye hem Rusya hem de ABD ile devam ettirme niyetinde miyiz?" sorusu uzerine Erdoğan, Suriye ile alt duzeyde bu dış politikanın yurutulduğunu, istihbarat orgutlerinin bu noktada "Liderler ne yapıyorsa biz de onu yaparız" havasında olamayacağını, liderlerin birçok yerde devreden çıkabildiğini ama kendi istihbarat orgutunu ilişkileri surdurmesi bakımından kullandığını, değerlendirdiğini soyledi.Duşman dahi olsa ipin tamamen koparılmayacağını dile getiren Erdoğan, "Olur ki o ip, size bir zaman lazım olabilir. Eğer biz Afrin, İdlip, Cerablus, El Bab'a girmişsek, oralarda bu hizmetleri yapıyorsak, birilerinden bir şey gelecek diye değil. Biz buralara 35 milyar dolar yatırım yaptık. AB bize 3+3 milyar avro sozu verdiği halde bize ne geldi? Bir kuruş gelmedi. 1 milyar 750 milyon avro uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla Kızılay'a gelen yardımdır." diye konuştu.
" NEREDE PETROL VAR BUNA BAKMIYORUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ ile yurutulen mucadeleye değinerek, şunları soyledi:"El Bab'ta 3 bin civarında DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. Nerede petrol var buna bakmıyoruz. Şu anda burada ciddi manada petrol kaynakları var. Ama bu petrol kaynaklarından bize ne gelir, ne gelmez, onun uzerinde durmuyoruz. Ebu Kemal denilen bolgede, Rakka'da petrol yatakları var. Teror orgutleri, DEAŞ ham petrolu ilkel seviyede rafine ediyor ve satıyor. Bu da az bir rakam değil. Yılda 750 milyon dolar gibi elde ettikleri gelir var." Suriye halkının her zaman yanında olacaklarını dile getiren Erdoğan, sozlerine şoyle devam etti:"Sayın Trump'ın, 'Fırat'ın doğusundan çekileceğiz, çekiliyoruz' sozu var. Temenni ediyorum ki bunu kısa zaman içinde hallederler. Çunku biz, tehdit altında yaşamak istemiyoruz. Onun için de tehdidin emaresini gorduğumuz anda her turlu hazırlığımız var.Munbiç'ten 90 gunde çıkacağız dediler. Ama o 90 gun neredeyse 9 ay oldu, çıkmadılar. 'Niye çıkmıyorsun?' deyip de buraya operasyon yapacak durumda değilsiniz. Çunku hepsinin bir maliyeti var."
" BİZ KOALİSYON GÜÇLERİNE BURAYI TERK EDEMEYİZ"
"YPG'ye verilen silahları ABD'nin geri toplayacağına dair Donald Trump bir taahhutte bulundu mu?" sorusu uzerine Erdoğan, bunların taahhudunun yapıldığını soyledi.Erdoğan, 23 bin tır bu bolgeye Irak tarafından girmiş olan silah, araç ve gerecin bu bolgede olduğunu belirterek, yakalanan silahların da bulunduğunu, buyuk bir bolumunun Amerikan silahı olduğunu ifade etti.Cerablus'tan Irak'a kadar olan bolgenin Turkiye'ye verilmesinin gereğini hep soylediklerini aktaran Erdoğan, "Orada oyle şahinler var ki, onlar da diyorlar ki 'Burayı Turkiye'ye vermek doğru değil. Biz veya belirleyeceğimiz koalisyon guçleri bunu yapsın'. Biz bir defa koalisyon guçlerine guvenemeyiz. Geçmişteki tecrubelerimiz bunu teyit ediyor. Ne senin burayı guvence altına alacak askerin var ne de lojistik olarak bu kadar imkanın var. Bu konuda samimiyseniz, biz madem NATO'da beraberiz, stratejik ortağız o zaman bu desteğe lojistik olarak bize siz vereceksiniz, tampon bolge dediğimiz burayı Turkiye'ye teslim edeceksiniz. Buranın guvenliğini zaten sağlarız. Guvenli bolgeyi de tampon bolgeyi de sizlerle beraber yonetiriz. Ama biz koalisyon guçlerine burayı terk edemeyiz. Çunku bizim kendimizi guvende hissetmemiz lazım." değerlendirmesinde bulundu.
" HALA KÖRÜ KÖRÜNE İNANAN, İNSANLAR GERÇEKLERİ ÖĞRENSİNLER"
FETÖ elebaşı Fetullah Gulen'in ABD'den iadesi konusunda gelinen noktaya ilişkin soru uzerine Erdoğan, şunları kaydetti:"Dışişleri Bakanlığı olsun, ikili goruşmelerde olsun terorist başının Turkiye'ye verilmesinin gerekliliğini defalarca kendilerine vurguladık. Çunku başka şupheler artık tezahur etmeye başladı. Bu konuyu gundeme getirmemiz FBI'yı devreye getirdi. FBI'ın bazı çalışmalarına bizler de tanık olduk. Temenni ederim ki FBI'ın çalışmaları neticesinde bir karar çıkması sağlanabilir. Bunların çok daha geçmişe dayanan kongrede ayakları var. Kimin? FETÖ teror orgutunun.FETÖ'ye gonul veren vatandaşlarımın hala bu hassasiyeti anlamamalarını anlamak mumkun değil. Bunlar adeta tapıyorlar, sıkıntı burada. Hakkında oyle eserler yazmışlar ve yazmaya devam ediyorlar ki bunu muceddid ilan ediyorlar. Haşa uluhiyyet neredeyse yukluyorlar. Bunu bizim konuşmamız, belki ağır olacak ama artık bunu soylemek zorundayız; buna hala koru korune inanan, arkasından giden haşa tapan insanlar gerçekleri oğrensinler. 'Acaba' sorusuna onlar cevap arasın. Bazı eserler onumuze getiriliyor, biz şok oluyoruz. Trump ile bundan sonra yapacağım goruşmelerde yine soyleyeceğim."
DAHA YAPILACAK ÇOK OPERASYON VAR"
"Trump FETÖ dediğinizde ne anlıyor? Kafasında bir şey oluştu mu?" sorusu uzerine Erdoğan, bu sorgulamayı ilerlettikçe ABD'deki faaliyetlerin hep zora girdiğini, dolayısıyla onların da bu noktada Turkiye'ye doğru kaydığını soyledi.Bu konuyu işlemeye devam edeceklerini anlatan Erdoğan, dunyadaki birçok ulkede lider konumda olan FETÖ elemanlarının, Turkiye'ye teslim edilmeye başlandığını, en son Azerbaycan'dan onemli bir ismin teslim edildiğini aktardı.Erdoğan, FETÖ'nun bulundukları ulkelerde hukumeti duşurebilecek duruma geldiğini belirterek, "Neyle? Para, para... Soros neyle anılıyor? Parasıyla anılıyor, adam parasıyla ulkelerde darbe yapıyor." dedi.Figuranlarla uğraşmanın yanında, perde gerisinde kimlerin olduğunun da artık gorulmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Biz FETÖ olayına 2010'dan sonra tam manasıyla vakıf olabildik. Geçmişi itibariyle biliyoruz ama boyle olduğunu, bir ihanet içinde olmasını hiç duşunmedik." ifadelerini kullandı."FETÖ tamamen temizlendi diyebilir miyiz?" sorusuna karşılık Erdoğan, "Hayır. Daha yapılacak çok operasyon var. Devletin içinde, devletin çeşitli kurumlarında, polisimizde, askerimizde, her yerde var. Onun için kolay değil. Bu adeta metastaz yapmış." cevabını verdi.
" YERLİ İŞBİRLİKÇİYSE, KİM O YERLİ İŞBİRLİKÇİ?"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin "Ceset bulunabilir mi? Açığa çıkarılabilir mi her şey?" sorusu uzerine şunları soyledi:"Kaşıkçı olayı, ulkemizde cereyan etmiş bir olay olması hasebiyle bizi ciddi manada rahatsız eden bir olay. Her şeyden once 15 Suudi ajanının iki uçakla buraya gelmiş olması, İstanbul'da bir grubun daha onceden gelip bazı tedbirlerini alması, ikinci grubun ardından gelmesi... Cuma gunu Sayın Kaşıkçı oraya gittiğinde, 'Salı gunu de olabilir' diyerek gondermiş olmaları. Salı gunu geldiğinde de malum operasyonun yapılmış olması. Nişanlısını içeri almıyorlar.Butunuyle olaya baktığımızda burada ben iki şeye dikkat çekmek isterim. Bunun bir tanesi Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr. O, işi reddediyor; 'Yerli işbirlikçilerle yaptık' diyor. Veliaht prens ne diyor, 'başkonsolosluktan çıktı ve ayrıldı' diyor. Kimsenin, kimseyi aldatmaya hakkı yok. Başkonsolosluktan çıkmış olsa, dışarıda nişanlısı bekliyor. Nişanlısını alır, beraber ayrılırlar. Adil Cubeyr 'yerli işbirlikçi' diyor. Yerli işbirlikçiyse, kim o yerli işbirlikçi? İsim ver, bunu vermiyor. Sonra ne oldu? Dışişleri Bakanını gorevden aldılar."Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu 22 kişinin içinden şu anda hayatta olmayanların da olabileceğini ifade ederek, "Yargı kararlarını gormuş değiliz şu anda. Soyledikleri şey '22 kişi şu anda tutuklu'. Buna rağmen bazı duyumlarımız var, belki bazılarını da goturmuş de olabilirler. Trafik kazası kurbanları da olabilir. Çunku sistem çok garip çalışıyor." dedi.Özellikle dost bildiklerine, "Bizi bilgilendirmeyecek misiniz?" diyenlere istihbaratın kapısını açtıklarını ve ses kaydını dinlettirdiklerini, kendisinin de dinlediğini belirten Erdoğan, şoyle konuştu:"Çok korkunç. Tahammul edilir gibi değil. Kendi istihbaratçısı diyor ki; 'Bu bir felaket. Bunlar morfinlenmiş. Bunu, sağlıklı birisi yapamaz' diyor. Zaten bu operasyonu yapanın adli tıp mensubu bir yarbay olduğu belli. 'Ben bu işleri, kesip, biçmeyi iyi bilirim' diyor. Bunu bu şekilde yaparken insanın yureği ağzına geliyor. Bu ne vahşettir. Butun bu vahşet karşısında ABD'nin sessizliğini anlayamıyorum. Biz bu ses kaydını ABD istihbarat orgutu CIA'ye de dinlettik. CIA'in başkanı da bunu kongrede anlattı. Benim istihbarat başkanım da kongreden 7 senatore bunları anlattı. Biz istiyoruz ki her şey açığa çıksın. Ortada bir vahşet, cinayet var. Niye gizliyorsunuz? Neden gizliyorsunuz?"Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'li Senator Lindsey Olin Graham'ın, Kaşıkçı cinayetini 2019 yılında kongrenin gundeminde tutacağı sozunu verdiğini, çunku Kaşıkçı cinayetinin sıradan bir cinayet olmadığını soyledi.Bu ulkenin Cumhurbaşkanı olarak boyle bir vahşeti ortaya çıkarmanın, uzerine duşen bir gorev olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu iki uçakla gelenler, bu işin failinin kim olduğunu bilmez mi? Başkonsoloslukta olanlar bunlar. İşi bitirdiler, uygulamayı yaptılar. Kaset de bizde. Ondan sonra çıkıp gittiler. Bu işin faillerinin kim olduğu da bu 15'in içinde. Planlamayla beraber 22'nin içinde. Dolayısıyla bunlar bunun cevabını vermeye mecburlar. Suudi yonetimi bunun cevabını vermeye mecbur. Kaldı ki Kaşıkçı da aynı zamanda bir Suudi vatandaşı." diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, dunyada darbe yapan zihniyetlerin belli olduğunu belirterek, "Gezi olaylarını tezgahlayanlar, Mısır'da darbeyi yapanlar aynı şekilde Kaşıkçı'yı katleden zihniyetin bunlardan bir farkı yok." dedi.
EKONOM İ
Erdoğan, 2019 ekonomi ongorulerine ilişkin bir soru uzerine, Turkiye'ye ekonomik alanda geçmişte de çeşitli saldırılar olduğunu ve bu saldırıların alınan başarılı tedbirlerle ulkeyi rahatsız etmeden geçtiğini dile getirerek, vatandaşlara şoyle seslendi:"Biz bu ulkede gorevi ustlendiğimiz zaman Turkiye'nin milli geliri neydi? Şu anda Turkiye'nin milli geliri nedir? Buna baktığımız zaman nereden nereye geldiğimiz ortada. Kişi başına milli gelirin 3 bin 500 dolar olduğu bir ulkeyi biz, bir ara 11 bine kadar çıkarttık. Bu noktada 10 bin 602 dolar gibi bir seviyeyi yakaladık. Enflasyonda da yuzde 7'lere filan duşmuştuk ama faiz oranları da yuzde 4,6'daydı. Daha sonra gezi olaylarıyla bir tırmanma soz konusu oldu, enflasyon çift haneye çıktı. Son gelinen aşamada politika faizi yuzde 24, enflasyon yuzde 20'ye duştu. Merkez Bankasının bazı açıklamaları var, Hazine ve Maliye Bakanımızın yaptığı açıklamalar var. Bu açıklamalar inşallah tahmin olmaktan ote gerçek hale bir an once gelir. Turkiye olarak benim duşunduğum şey şu; biz ekonomide ayakları yere sağlam basan bir ulkeyiz, hayali değiliz. Ayakları yere sağlam basan bir ulke olarak da yatırımlarımızla yolumuza devam ediyoruz. Yatırımlarda durmak diye bir şey yok. Şu anda Borsa İstanbul ciddi manada adeta pik yaptı, yani 100'un uzerinde, 104 falan, buralara kadar tırmandı. Bunlar onemli şeyler. Demek ki dunya gidecek yer olarak Turkiye'yi goruyor ve buraya geliyor. Goreve geldiğimizde 36 milyar dolar ihracatımız varken, şu anda ihracatımız hamdolsun 168 milyar doların uzerine çıktı. Sizde bir guç, potansiyel varsa bunu yaparsınız. Bu konudaki kararlı yukseliş devam ediyor. 2003-2017 buyume oranı 5,9 civarındaydı. Bunu korumak veya biraz altında da olsa boyle bir durumda bile olsak, buyumenin de devam ettiğinin bir alameti farikasıdır."Turkiye'nin buyumede geri gideceğine ihtimal vermediğini ifade eden Erdoğan, Turkiye'nin savunma sanayinde ciddi atılımları gerçekleştirdiğine işaret etti. Erdoğan, "Savunma sanayi bir ulkenin ekonomisinde adeta ona pik yaptıran sektordur. Şu anda savunma sanayinde elde ettiğimiz rakamlara baktığımız zaman 2 milyar doların uzerinde savunma sanayi urunlerinin ihracatından elde ettiğimiz imkanlarımız var." dedi.Erdoğan, Turkiye'nin 2018'i 40 milyon yabancı turist, 6 milyon da yerli turistle kapattığını, turizmden 30 milyar dolar gelir elde ettiğini kaydetti. Erdoğan, "Turizmdeki patlamayla mevsimlikteki kaybımızı peyderpey orada da telafi edeceğiz. Bizde sağlık turizmi, kış turizmi, yayla turizmi, eğitim turizmi, kultur turizmi var. Sporda bile ara mevsimde buralarda kamp yapıyorlar, Antalya'da kamplar yapılıyor. Turizm devamlı çeşitlendiriliyor. Rus turist sayısı neredeyse 6 milyona filan çıktı, birinci sıraya çıktı. Almanya ikinci sıraya duştu. Rus turistler de Turkiye'yi gerçekten seviyor." diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Turkiye'nin 33 milyona yaklaşan işgucu arzıyla tarihinin en yuksek rakamına ulaştığını bildirdi.
" BEZ TORBANIN KULLANIMI MEVCUDUN YÜZDE 55-60'INA ULAŞTI"
"Hal Yasası"na ilişkin bir soru uzerine Erdoğan, yasayla ilgili çalışmayı devam ettirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak, ureticiyle tuketici arasındaki istasyonların maliyeti artırdığını belirtti.Buyuk şehirlerde soğutma sistemleriyle modern haller kurulmasının, urunlerin sağlıklı şekilde halka ulaşmasını sağlayacağını anlatan Erdoğan, şoyle devam etti:"Bunları yaptığımız zaman bu sıkıntıları da buyuk olçude aşacağız. Biliyoruz ki vatandaşım, tarımla uğraşan halkım, domatesi 2 liraya, 3 liraya orada satıyor, ama obur tarafta 8 liraya, 9 liraya, 10 liraya, hatta bazen daha da yuksek fiyatla satıldığını goruyoruz. Bu nereden kaynaklanıyor? Aracıdan, tefeciden kaynaklanıyor. Bu işi boyle surdurmek mumkun değil. Bazı arkadaşlar belki siyasi endişeyle 'Bunu boyle duşunmeyelim, şoyledir, boyledir, filan...' Yani bunu boyle duşunmeyeceğiz ne yapacağız? Bizim gorevimiz devlet olarak halkına hem sağlıklı hem daha ucuza urun yedirmektir. Bunu bizim başarmamız şart. Bunu aynen ette de yaptılar. Ette mudahale etmek zorunda kaldık. 'İthal edeceğiz.' dedim. 'Burada uretenler ne yapacak?' Tamam da o da fırsatçılık yapmasın. Biz de yurt dışından et ithal ettik. Çunku o ara 35-36-37 liraya kadar kıymanın fiyatı çıktı. Şimdi ise bu fiyatlar 30'un altına duştu. Yine ben arkadaşlarımıza soyluyorum. Aynen bu boyle devam ederse biz, et ithaline devam ederiz. Et ithalinde de aracılara maracılara fırsat vermeden bunu da en ideal şekilde planlamamız lazım. Bakanımız da bu konuda hassasiyet gosteriyor. Aynı şekilde tarlada urunu hale ulaştırmak ve halden bunun satışını da en uygun fiyatlarla, en uygun imkanla, sağlıklı bir şekilde vatandaşımıza ulaştırma gayreti içinde olmamız lazım. Bu işin uzerine uzerine gidiyoruz. Kimse siyasi endişeye kapılmamalı. Hal Yasası'yla birlikte gerek marketler gerekse bakkal dukkanları vesaire ama bir de tabii çarşı pazar... Çarşı pazar da 'Markette fiyat boyle oldu, benim fiyatım da boyle olsun.' diyerek vatandaşımızı somurmemeli."Erdoğan, kendisinden bez torbanın gundeme getirilmesini istemeyenler olduğunu aktararak, "Bunlar basit hesaplar. Biz buyuk duşunmeliyiz. Şu anda bez torbanın kullanımı mevcudun yuzde 55-60'ına ulaştı, bir duzenlemeyle. Niye? Herkes hakikati goruyor." dedi.
YEN İ ASKERLİK YASASI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Askerlik Yasası'na ilişkin soruyu şoyle yanıtladı:"Nihai noktayı buna henuz Savunma Bakanlığımız koymadı ama 3, 6, 9, 12 gibi bir duzenlemenin uzerinde duruluyor. Burada bedelliyi bir kenara koyuyorum çunku bedelli noktasında olay, şu anki uygulamanın hemen hemen aynısı şeklinde bir durum soz konusu. Özellikle 3, 6, 9'da mesela yedek subay olarak yapmadan tutun da astsubaya varıncaya kadar butun bunların hepsinin bir değerlendirmesi şu anda yurutuluyor. Bana ozet olarak verdikleri bilgilere baktığım zaman inanıyorum ki halkımızı, gençlerimiz çok daha rahatlatacak ve birikimi ortadan buyuk olçude, buyuk oranda kaldıracak bir sistemi inşallah getiriyor. Kısa zamanda da bunu zannediyoruz açıklarız."
" PEKİ MİLLİ TAKIMIMIZIN HALİ NE OLACAK?"
Turkiye'de futbolu altyapı noktasında ulkenin dort bir yanına eşit oranda dağıtmayı hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, şunları soyledi:"Sonuçta Super Lig'de oynayan takım sayısı 18. Bu 18 takımın içerisinde zaten belli takımlar var ki onlar da belli ağırlığı olan takımlar. Biraz da takımlar, seyirci potansiyeliyle ağırlanıyor. Onlar da o seyirciyi yakaladığı için de kolay kolay A takımını tutanın bir daha onu bırakması çok çok zor. B'yi, C'yi tutan da oyle. Hep 'Dort buyukler' diye anılmıştır, hep boyle gelmiştir. Ama bu yıl tabii durum biraz farklı. Başakşehir şu anda çok çok başarılı gidiyor, tabii onunla da ovunuyorum çunku kurduğum takım. Başakşehir'i belediye başkanlığım doneminde kurduk ve oradan tırmandı buralara kadar geldi. Onun da gerçekten seyirci noktasında çok ciddi bir seyircisi yok. Aslında Başakşehirlilere de hep sesleniyorum: Siz niçin gelip maçları seyretmiyorsunuz, gayet guzel butik bir stadınız var? Hakikaten çok çok guzel. Biraz yavaş yavaş artışa başladı. Bugun deplasmanda yine 3-0 kazanmış."Erdoğan, Fenerbahçe'nin de arka arkaya galibiyet almaya başladığına değinirken, "Dunku galibiyetiyle -bayağı diplerdeydi malum- 2 hafta arka arkaya aldığı galibiyetle bir tırmanışa geçti ve o tehlikeli bolgeden çıktı. Bu tehlikeli bolgeden bir de memleketimize de biraz sıyrılma mucadelesi veriyor. Butun bunlar iyi de... Peki milli takımımızın hali ne olacak? Bu kadar tesis var, dunyada kafaya oynayanların hiçbirinin boyle altyapısı yok. Bizde var. Bunun 30 civarında muhteşem statlar var. Ankara'da Eryaman'ı yaptık, Ankaragucu'nun oynadığı stat, guzel bir stat oldu. Şimdi 19 Mayıs'ın yerine muhteşem bir stat başlıyoruz. Önumuzdeki hafta filan belki de ihalesi yapılıp adımı atılacak." diye konuştu.
" YEREL BELEDİYECİLİKTE ÇOK CİDDİ BİR REFORMU YAPMA ZORUNLULUĞUMUZUN OLDUĞUNA İNANIYORUM"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mitingler konusundaki soru uzerine, şunları kaydetti: "Aday tanıtımlarıyla ilgili gittiğim iller vardı. Onları daha geri plana alacağım. Hiç gitmediğim buyukşehirler ve diğer iller var. Bizde biliyorsunuz iller dedikleri aslında merkez ilçelerdir. İlin butununu kapsamaz. Mesela benim memleketim Rize, Rize Belediyesi dediğimiz zaman Rize merkez ilçe demektir, diğer ilçeleri kapsamaz. Hatta bununla ilgili de bir çalışma yapsak da onları da adeta buyukşehir benzeri hale getirsek diye bir duşunce vardır. İlçeler, beldeler bunların hepsini boyle boyle bir şeye getirsek o zaman hizmet almada oralar çok daha buyuk imkanlara kavuşacaktır ama şu anda belde belediyelerindeki duruma baktığınız zaman o kadar buyuk imkanlara sahip olamıyor ama bir ilçe belediyesi altında yapsa belki daha buyuk imkanlara sahip olacaktır."Bu tespiti belediye başkanlığından gelmiş birisi olarak ve zaman zaman arkadaşlarıyla yaptığı muzakereler neticesinde vardığını aktaran Erdoğan, "Bundan dolayı da aslında bizim yerel belediyecilikte çok ciddi bir reformu yapma zorunluluğumuzun da olduğuna ozellikle inanıyorum. Temennim odur ki bu seçimlerden alacağımız dersle, bu seçimler neticesinde elde edeceğimiz kazanımlarla inşallah gelecekte bunun da hazırlıklarını yapar, adımlarını atarız." dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara şu mesajı verdi:
"Halkıma, milletime ozellikle gonul belediyeciliği anlayışıyla yaklaşacak belediye başkanları noktasında, halkına efendi olmaya değil hizmetkar olmaya gelecek belediye başkanlarını oyunu verirken değerlendirirse kazanan olacaklarına inanıyorum. Çunku bu noktada halkına tepeden bakan adeta sanki halkı ona oy vermeye mecburmuş gibi bakanlarla bir yere gidilmez ama 'ben senin hizmetkarınım' diyecek olan belediye başkanları olursa onları da desteklemek suretiyle el birliğiyle, gonul belediyeciliğini iktidara taşırsak bilsin ki AK Parti zaten 16 yıldır bunun ispatını yapmıştır, bundan sonra da yapmaya devam edecektir. Meclis listelerinde de arkadaşlarıma hep telkinim şudur: Ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, muhakkak meclis listelerinde yerlerini alacaklar. Çunku her birinin hitap ettiği bir yapı var. Ana kademenin hitap ettiği, kadın kollarının, gençlik kollarının... Hepsini kucaklayacak, kuşatacak bir meclis anlayışıyla demografik yapı orada neyi gosteriyorsa onu, tum o şehirde kimlerden oluşuyorsa hepsini kucaklayacak bir belediye meclis anlayışıyla meclis listelerini de hazırlayıp halkımızın karşısına oyle çıkalım talimatını da verdim. İnşallah bu anlayışla halkımızı kucaklayarak 31 Mart'tan buyuk bir başarıyla çıkalım istiyorum."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.