Özet (TL;DR) @ 2019-02-02T21:52:00.000Z: Sputnik'e konuşan TBMM Türkiye-Venezüella Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, Venezüella'da yaşanan durumun 15 Temmuz Darbe Girişimi'yle benzerliği olduğuna dikkat…
Sputnik'e konuşan TBMM Turkiye-Venezuella Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, Venezuella'da yaşanan durumun 15 Temmuz Darbe Girişimi'yle benzerliği olduğuna dikkat çekti.
Venezuella'da gerginlik artmaya devam ediyor. Ülke genelinde toplu gosteriler yapılıyor. Venezuella şehirlerinin sokaklarına hem Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'nun hem de ABD destekli muhalefet lideri Juan Guaido'nun destekçileri çıktı. Bugun, her iki taraf için de eylemlerin yapılması bakımından ozel bir anlam taşıyor. Bugun, muhalefet açısından AB'nin seçim çağrısını içeren ultimatom suresinin sona erdiği gunken, bugunun Chavizm destekçileri için onemi, bundan tam 20 yıl once Hugo Chavez'in, Venezuella Cumhurbaşkanı olarak goreve başlamasından kaynaklanıyor.
Guaido, Venezuella ordusunu, af yasası dahil her turlu yontemi deneyerek tarafına çekmek için uğraşıyor. Ancak, Bolivar Cumhuriyeti'nin Silahlı Kuvvetleri, Başkan Maduro'ya sadık kalmaya devam ediyor. Muhalefet temsilcileri, Maduro yonetimi ile muzakere masasına oturmak istemiyor. Onlar ayrıca, Meksika ve Uruguay hukumetlerinin 7 Şubat'ta Montevideo'da Venezuella'daki durumu çozmek için uluslararası bir konferans duzenlenmesi onerisini de reddettiler.
Esas olarak muhalefet, Venezuella'nın meşru hukumeti ile hiçbir diyalog kurmadan iktidarın hemen Guaido'ya verilmesini isteyen Amerika Birleşik Devletleri'ne guvenmekte. İki gun once ABD Ulusal Guvenlik Danışmanı John Bolton, Maduro ve danışmanlarına, muhalefet tarafından kontrol edilen parlamentonun hazırlamış olduğu af yasasından yararlanıp ulkeyi bir an once terk etmelerini ve "hayatlarının geri kalan kısmını bir deniz kenarında mutlu mesut geçirmelerini" tavsiye etti.
Peki bundan sonra Venezuella'da olaylar nasıl gelişir? Muhalefet, ABD ve AB'nin planlarını uygulayabilir mi?
TBMM Turkiye-Venezuela Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, konuyla ilgili Sputnik'in sorularını yanıtladı.
Venez uella'da şu anda yaşanan olayları nasıl değerlendiriyorsunuz? Batılı ulkeler Venezuella'da ne yapmaya çalışıyorlar?
-- Venezuella'da sayın Maduro, seçilmiş bir başkan, yani oranın halkı tarafından demokratik yollarla iş başına getirilmiş bir başkan. Kuresel guçlerin demokrasi dışı yollarla onu gondermeye çalışması, tamamen uluslararası hukukun ihlalidir. Çunku kuresel gucun oraya vali, buyukelçi atar gibi "ben buraya başkan atıyorum" demesi, yıllardır demokrasi mucadelesini veren ulkeler açısından kabul edilemez bir durum. Batı bu konuda bir tezatlık içinde. Mesela, Avrupa Birliği uyesi bir ulke tarafından Venezuella'ya mudahaleyi eleştiren bir açıklama yapıldı. Yani Batılı ulkeler kendi aralarında bir çelişki içinde.
Yine bazı Latin Amerika ulkeleri kuresel gucun hamlelerine destek olurken kendi içinde çelişkilidir. Demokratik yollarla gelen ve % 68 oy almış bir başkanın gorevinin devam etmesi gerekir. Seçimle gelen seçimle gider. Sağ olsun Rusya, Çin, İran, Kuba, Meksika ve ulkemiz Turkiye olarak Maduro'nun yanındayız. Biz demokrasiden yanayız. Seçim gelir, seçimle halk gereğini yapar. Ona bir şey denmez, ama seçim dışı mudahalelere biz hep karşıyız. Geçmişte bizim ulkemizde de çok ciddi mudahaleler oldu, askeri darbeler oldu. 15 Temmuz'da da Turkiye bir darbe girişimine maruz kaldı…
Yaklaşık 1.5 ay once biz Venezuella'daydık. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Arjantin'de duzenlenen G20 Liderler Zirvesi'nden sonra Paraguay ve Venezuella ziyaretini yaptık. Orada da Maduro'ya, devlet başkanı ziyaretiyle ikili ilişkiler noktasında çalışmalarına destek verildi. Biz, Turk milleti olarak, demokratik yollarla gelmiş sayın Maduro'nun yanındayız.
Baz ı uzmanlar, şu anda Venezuella'da yaşanan olaylar ile 2,5 yıl once Turkiye'de yaşanan darbe girişimi arasında bir paralellik goruyor. Siz bu konuda ne duşunuyorsunuz? Gerçekten benzerlikler var mı? Varsa, hangi konularda?
-- Bizim mazimizde 1960'ta, 1971'de, 1980'de, 1997'de darbeler ve en son da 15 Temmuz 2016'da darbe girişimi oldu. Son darbe girişimi, dış ve kuresel guçlerin ulkemizde yapmış olduğu bir operasyondu. 15 Temmuz, ordumuz içinde bulunan hainlerin dış guçlerin desteğiyle ulkemizde siyasi iktidarı ele geçirme projesiydi. Ama aziz Turk milleti buna geçit vermedi. Şimdi bu minvalde Venezuella'da da bu şekilde alternatif birileri tayin ederek mevcut seçilmiş sayın Maduro'yu indirmeye kalkmaktalar. Orada da halkın % 68 oyunu almış bir başkan var, seçimler de yeni yapılmış. Gerçek gorevinin başında. "Ben istemiyorum, sevmiyorum, ben bunu atıyorum" şeklinde bir yol yok. Boyle bir yontem olamaz. Herkes mevcut kuralları bilecek. Kimse "dunyayı ben yonetirim", "dunyayı ben dizayn ederim" şeklinde bir dunya kabadayılığına burunmesin.
Peki T urkiye, Venezuella'daki olaylarla ilgili BM nezdinde gerekli çalışmalarda bulunacak mı?
-Tabii ki. Biliyorsunuz ABD, konuyu BM'ye taşıdı. Orada biz, yani Rusya, Çin, İran ve Turkiye olarak biz, gerek Maduro'nun yanında olduğumuzu gerek uluslararası mucadelenin yapılacağı noktasında gerekli mesajlar verdik. Avrupa Birliği, seçimin ilanı için bir sure verdi. Bu hiç kuşkusuz demokrasi dışı bir tavırdır. O zaman biz de Avrupa'daki bir "x" ulkesine şoyle diyelim: "Kardeşim biz seni tanımıyoruz, sen bize terssin, işte sana bir haftalık sure, seçime git!". Ya boyle bir şey yok. Her ulkenin egemenlik hakkı vardır, uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkı, hukuku vardır. Buna riayet edilir, buna saygı gosterilir.
Ş imdi Batı'nın tek yanlı olarak Venezuella'ya karşı yaptırımlar uygulamaya başladığını goruyoruz. Bu tur yaptırımları Batı, daha once Turkiye'ye karşı da uygulamaya çalıştı. Uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkiler sistemi açısından bu tur adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bu kesinlikle uluslararası hukuka aykırı bir durum. Bunların uluslararası hukuku tanıdığı yok. Bunlar kendilerine gore hukuk tanıyorlar. Uluslararası mevzuata, uluslararası anlaşmalara tamamen aykırı davranıyorlar. Neticede belli bir gucun etkisiyle "biz dunyayı dizayn ediyoruz" diyorlar, ama artık o donemler bitti. Herkes, kendi ulkesinin egemenliğini koruyarak ve birbirinin iç işlerine karışmadan ulkelerini yonetecek. Çunku hiçbir ulkeyi kuçumseyemeyiz. Her ulkenin kendi halkı var, kendi seçilmiş hukumeti var ve bunlara saygı duymamız gerekiyor. Neticede demokrasinin altın kuralı da "halk egemenliği"dir, "halkın iradesi"dir. Kim halkın desteğiyle gelmişse başımız uzerinde yeri vardır. Halk getirir, halk goturur. O yuzden dışarıdan mudahaleler bir yere kadar yapılsa da belli bir saatten sonra tutmuyor. Artık butun ulkeler buna karşı bir direnç oluşturuyor. Bizim Turkiye'de bir atasozumuz var: "Her horoz kendi çopluğunde oter" diye. Her devlet kendi egemenlik alanında sozunu, hukukunu geçirir. Uluslararası hukukun temel kuralları vardır, uluslararası anlaşmalar vardır. Bunlara tabii ki saygı duyulacaktır. Burada asıl olan, milletlerin, halkların egemenlik noktasındaki haklarının korunmasıdır.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.