Özet (TL;DR) @ 2019-02-01T10:45:00.000Z: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, hiçbir ülkenin Suriye politikasının Türkiye'nin yaklaşımı kadar istikrarlı olmadığını söyledi. Altun, Suriye'deki istikrarsızlık ve çatışma ortamının…



Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, hiçbir ulkenin Suriye politikasının Turkiye'nin yaklaşımı kadar istikrarlı olmadığını soyledi. Altun, Suriye'deki istikrarsızlık ve çatışma ortamının oluşturduğu boşlukta kendine yol bulan PYD ve IŞİD tehdidini hiçbir ulkenin Turkiye kadar sıcak şekilde yaşamadığını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Siyaset Ekonomi Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bunyesinde yayımlanan Kriter dergisine roportaj verdi.

Altun, İletişim Başkanlığı'ndaki yeniden yapılanma surecinden stratejik iletişim faaliyetlerine, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden Turkiye'nin Suriye politikası ve terorle mucadele adımlarına kadar birçok konuda değerlendirme yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sistemi'nin Turkiye'nin yeni donemdeki ihtiyaçlarını karşılayacak çok guçlu bir zemin ortaya koyduğunu belirten Altun, İletişim Başkanlığı'nın bu yeni yonetim vizyonunun en onemli gostergelerinden biri olduğunu vurguladı.

Altun, "Ana amacımız ve faaliyet çerçevemiz milletimizin sesini, devletimizin haklı mucadelesini butun dunyaya duyurmak. Beka mucadelesinde stratejik iletişimin tum imkanlarını kullanacağız. Her alanda ulkemizin nitelikli temsilini onceliyoruz" ifadelerini kullandı.

' KAŞIKÇI CİNAYETİ ÖRTBAS EDİLDİ'

Altun, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin aydınlatılmasında Turkiye'nin rolu ve İletişim Başkanlığı'nın bu sureçte ustlendiği fonksiyona ilişkin şu bilgileri verdi:

"Cemal Kaşıkçı cinayeti, işlendiği yer ve yaşanan vahşetin boyutu itibarıyla tarihte eşi benzeri gorulmemiş bir olaydı. Dolayısıyla dunya çapında bir yankı uyandırdı. Ancak ilginç bir şekilde ilk anlardan itibaren bazı ulkeler, yayın organları ve kuruluşların cinayetin ustunu ortme çabalarına şahitlik ettik. Hatta çeşitli çarpıtmalarla olayın faturasını Turkiye'ye yıkma girişimlerini izledik. Esasen bu girişimler de soz konusu planlı cinayetin bir boyutuydu. Eğer Cumhurbaşkanımızın dirayetli duruşu, kararlı tutumu olmasaydı bu cinayet ortbas edilecekti. Cumhurbaşkanımızın bu tutumu uzerine biz de bu menfur cinayeti tum yonleriyle aydınlatmak için elimizdeki butun imkanları seferber ettik. Aleyhimize yurutulmeye çalışılan kara propaganda soylemlerinin hepsini açık delillerle çuruttuk. Burada Kaşıkçı cinayetine ilişkin elde edilen detayların diplomatik kanallar ve uluslararası medya aracılığıyla şeffaf bir şekilde paylaşılması, olayın hem dunya kamuoyunun gundeminde yer almasını hem de Suudi Arabistan uzerinde uluslararası baskı oluşmasını sağladı. Bu olayda da tamamen adaletin yerini bulması saikiyle hareket eden Turkiye'nin doğru bir iletişim stratejisiyle uluslararası medya ve kurumları harekete geçirebildiğini gorduk. Turkiye'nin açık ve şeffaf şekilde yuruttuğu bu sureçte aleyhimize oluşturulmaya çalışılan hava da dağıtılmış oldu."

' TÜRKİYE, KENDİ GÖBEĞİNİ KENDİ KESECEKTİR'

Altun, Turkiye'nin Suriye konusunda "Bu ulkeyi teror orgutleri için bir sığınak olmaktan çıkaracak, toprak butunluğunu ve siyasi birliğini muhafaza edecek ve tum toplumsal kesimleri kuşatacak" siyasi bir çozum için çalıştığını aktardı.

Başka hiçbir ulkenin Suriye politikasının Turkiye'nin yaklaşımı kadar istikrarlı olmadığını vurgulayan Altun, Suriye'deki istikrarsızlık ve çatışma ortamının oluşturduğu boşlukta kendine yol bulan PYD ve IŞİD tehdidini hiçbir ulkenin Turkiye kadar sıcak şekilde yaşamadığını belirtti.

Sadece son uç yılda bu teror orgutlerince çoğu Suriye'nin kuzeyinde planlanmış 100'e yakın saldırıda binlerce vatandaşı kaybettiklerini hatırlatan Altun, "Teror, uluslararası bir tehdit iken bazı ulkelerin teror orgutleri arasında ayrım yaptığına, hatta onları silahlandırıp desteklediğine ibretle şahitlik ettik. Bu tablo Turkiye'yi Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Kendi gobeğimizi kendimiz keseriz' ifadesinde karşılık bulan kararlılığa taşıdı. Turkiye Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları'nda olduğu gibi her turlu teror koridoru oluşturma girişimleri karşısında hiçbir tehdide aldırmadan yine kendi gobeğini kendi kesecektir" değerlendirmesinde bulundu.

' RUSYA VE İRAN'LA YAKIN İŞBİRLİĞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ'

ABD'nin Suriye'den çekilme kararını yakından takip edeceklerini belirten Altun, "Bu geçiş surecini eşgudum ve iş birliği içerisinde yonetmek istiyoruz. Aynı zamanda Rusya ve İran'la birkaç yıldır devam eden yakın işbirliğimizi surdureceğiz" ifadelerini kullandı.

"ABD'nin Suriye'den çekilmesiyle Kurtlerin Turkiye'nin operasyonu ile karşı karşıya kalacağı" şeklindeki dezenformasyonu bolgeye yonelik yeni bir siyasi dizayn planının parçası olarak gorduklerini kaydeden Fahrettin Altun, "Turkiye olarak hem sınırlarımız içindeki hem de sınırlarımız dışındaki Kurt kardeşlerimizle bu tur çarpıtmalarla zedelenemeyecek sağlam bağlara sahibiz. Bunu hem geçmiş hem de bugunku tecrubeleriyle en iyi yine Kurt kardeşlerimiz bilir. Bizim amacımız gayet net: Sınırımızın yanı başındaki teror bataklığının kurutulması, Suriye'nin toprak butunluğunun korunması ve ulkenin siyasi istikrara kavuşması. Tum adımlarımızı bu doğrultuda atmaya devam edeceğiz. Bunun dışında bolgeye donuk etnisite temelli siyaset tasarımları, yonetilemeyen yeni kriz ve çatışma alanları ortaya çıkaracaktır. Bunun olmaması için Turkiye'ye kulak verilmesi hem bolgemizin istikrarı hem de kuresel istikrar açısından elzemdir." yorumunu yaptı.

' TÜRKİYE HİÇBİR ALANDA ALTERNATİFSİZ DEĞİL'

ABD'nin son yıllarda bazı grupların ideolojik gundemlerinin etkisi altında kalarak Turkiye'yi rahatsız edecek birtakım adımlar attığına değinen Altun şu goruşlerini paylaştı:

"Bu adımlar sadece ikili ilişkilerde değil tum bolgede kriz ustune krize yol açtı. Özellikle Obama doneminde DEAŞ ile mucadele adı altında PKK/PYD/YPG ile iş tutulması ve FETÖ yoneticilerinin iadeleri konusunda mesafe alınamaması Turkiye'yi haklı olarak rahatsız etti. Buna karşın son aylarda her iki alanda da olumlu gelişmeler yaşanması memnuniyet verici. Ancak verilen taahhutlerin vakit kaybetmeden sahaya yansıması gerekir."

Altun, "ABD, Turkiye'ye rağmen adım atmanın Turkiye'nin beklentilerini karşılayarak iş yapmaktan daha maliyetli olduğunu ne kadar hızlı kavrarsa kendisi için o kadar iyi olur. Zira Turkiye hiçbir alanda alternatifsiz değildir. Zaten bu konuda emri vaki olarak değerlendirilebilecek soylemler karşısında ulkemizin guvenliğinin hiçbir şartta pazarlık meselesi olamayacağını hem sahada hem masada ortaya koyduk." değerlendirmesini yaptı.

Altun, Turkiye'nin ulusal guvenlik ve bolge siyaseti açısından gerektiğinde sert guç unsurlarını devreye alabileceğine yonelik tavrının net şekilde ortada durduğunu belirtti.

' TÜRKİYE KÜRESEL BİR GÜCE DÖNÜŞÜYOR'

Kendi içinde normalleşmeyi sağlayan ve artık bolgesel bir guç olan Turkiye'nin şu an kuresel bir guce donuşme mucadelesi verdiğini belirten Altun, şoyle devam etti:

"Bu elbette yeni meydan okumaları beraberinde getiriyor. Özellikle 2013'ten sonra sistematik bir hal alan 'yıpratma savaşı' ile Erdoğan karşıtlığı uzerinden Turkiye'nin kaybetmesi hedeflenmişti. Bu sureçte sokak kalkışmalarından teror saldırılarına, askeri darbe girişiminden finansal ve ekonomik operasyonlara kadar farklı mudahale formlarıyla karşı karşıya kaldık. Her bir meydan okumayı ve saldırıyı devlet-millet birlikteliği ile atlattık. Turkiye'nin ulusal ve bolgesel olçekte verdiği normalleşme mucadelesi kuresel boyuta taşındıkça onune farklı guçlukler çıkarılması elbette tahmin edilebilir. Buna mukabil Turkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde dış kaynaklı bu zorlukları bertaraf edecek bir vizyona ve bunu uygulayabilecek bir kapasiteye de sahip."

' ÜLKEMİZİN GELDİĞİ AŞAMA CUMHURBAŞKANIMIZA ÇOK ŞEY BORÇLU'

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok yakın çalışıyorsunuz, Erdoğan'ın çalışma temposu nasıl? şeklindeki soru uzerine Altun, şu yanıtı verdi:

"Sayın Cumhurbaşkanımız, milletin birliği ve refahı, devletin dirliği ve bekası için gecesini gunduzune katarak çalışan bir lider. Her bir dakikanın her bir saniyenin hesabını yaparak, ulkemize, devletimize, nasıl daha fazla katkı sağlayabiliriz diye hareket ediyor. Bunu gormek için Cumhurbaşkanımızın sadece bir gunluk mesaisine bakmak yeterli. Ülkemizin geldiği bu aşama Cumhurbaşkanımızın gayretine çok şey borçlu. Bu liderlik tarzı ve siyaset anlayışı, Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sistemi'yle koklu ve net bir kurumsallaşma surecine girdi. Devletimizin tum kurumları Sayın Cumhurbaşkanımızın çalışma temposuyla uyumlu bir sureç içinde. Bu uyum arttıkça ve guçlendikçe inşallah milletimizin refahı ve devletin dirliği daha da guçlenecektir."