Özet (TL;DR) @ 2019-01-30T22:18:00.000Z: Alptekin Dursunoğlu’na göre, Erdoğan’ın ‘güvenli bölgeden’ anladığı ABD ile; Adana mutabakatı yorumu ise Rusya ile uyuşmuyor. “Putin’in muradı ile Türkiye’nin yorumu aslında tamamen zıt” diyen…
Alptekin Dursunoğlu'na gore, Erdoğan'ın 'guvenli bolgeden' anladığı ABD ile; Adana mutabakatı yorumu ise Rusya ile uyuşmuyor. "Putin'in muradı ile Turkiye'nin yorumu aslında tamamen zıt" diyen Dursunoğlu, Şam ile işbirliği yapma niyeti olmayan Erdoğan'ın Suriye sahasında yeni yerler ele geçirmek istediği goruşunde.
Turk hukumeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği Moskova zirvesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in gundeme getirdiği 1998 tarihli Adana Mutabakatı'nı Suriye toprakları uzerinde Fırat'ın doğusunda 'guvenli bolge' tesisi için temel kılmak için kolları sıvadı. Rusya bu mutabakatın Ankara ile Şam arasında işbirliği halinde sınır sorunlarının çozumu ve Suriyeli Kurtlerin Suriye hukumeti için diyalog kurması için zemin olarak gorurken, Ankara aynı goruşu paylaşır gorunmuyor. Erdoğan, Adana mutabakatının Turkiye'ye 'geçit verdiği' iddiası uzerinden 'guvenli bolge' kurma kararlılığını dile getirdi.
Diğer yandan Suriye Kurt liderliğinden İlham Ahmed'in, Washington ziyaretinde ABD Başkanı Donald Trump ile ayakustu goruşmesi basına yansıdı. Kurt kaynakları Trump'ın Ahmed'e 'Kurtler için bir guvenli bolge tesis edeceklerini' soylediğini aktardı
Adana Mutabakatı, tarafların bundan ne anladıkları ve niçin oyle anladıklarını Yakın Doğu Haber internet sitesi kurucusu, gazeteci ve yazar Alptekin Dursunoğlu ile konuştuk.
' SURİYE'NİN NORMAL BİR DEVLET OLAMAMASININ ÖNÜNDE İKİ ENGEL VAR'
Alptekin Dursunoğlu'na gore, Suriye'nin toprak butunluğunun sağlanamamasının onunde iki engel bulunuyor; İdlib ve Fırat'ın doğusu. İdlib'de sorunun muhtemelen askeri yontemlerle çozumleneceği, Fırat'ın doğusunda da PYD ile siyasi muzakerelerin aranacağı goruşunu dile getiren Dursunoğlu, ancak şu anki durumda bu iki bolge uzerinden biri otekini besleyen bir bir 'fasit denge' halinin bulunduğuna dikkat çekti:
"Suriye'de toprak butunluğunun tamamen sağlanamamasının ve Suriye'nin normal bir devlet olamamasının onunde iki engel var. Silahlı grupların işgali altında bulunan bu iki yerden bir tanesi İdlib, diğeri de Fırat'ın doğusu. İdlib ve Fırat'ın doğusunda sorun çozulurse, Suriye de toprak butunluğune kavuşmuş olacak. İdlib'te sorun, muhtemelen askeri yontemlerle çozulecek, Fırat'ın doğusunda, çok buyuk bir ihtimalle --veya en azından Şam'ın tercihi oyle- sorun PYD ile siyasi muzakerelerle çozulecek. Bunlar eğer çozulurse doğal olarak artık Şam'ın egemenliği Suriye topraklarının tamamına yayılmış olacak. İdlib ile Fırat'ın doğusunu birlikte dengede tutan Suriye'nin toprak butunluğunun sağlanmasını engelleyen bir denge var. Ben buna fasit denge diyorum. Çunku biri diğerini besliyor. Yani İdlib sorunu çozulemediği için Suriye ordusu ve muttefikleri Fırat'ın doğusuna Amerika'ya da artık burada senin işin yok diyemiyor. Amerika'yı Suriye'den çıkarıp Fırat'ın doğusunu kontrol altına alamadığı için de İdlib'i silahlı gruplardan temizleyemiyor. Şam, Fırat'ın doğusundaki PYD veya Suriye Demokratik Meclisi gibi guçlere gelin çozumu masada arayalım diyor. Amerika ve Turkiye ise İdlib'teki silahlı grupların onemli bir kısmı terorist olarak nitelemesine rağmen İdlib'in askeri çozumle Suriye devletine katılmasına engel oluyor."
' ABD'NİN ÇEKİLME KARARI FASİT DENGEYİ BOZMA İHTİMALİ YARATTI'
Diğer yandan Trump'ın çekilme kararını açıklamasının ardından fasit dengenin bozulması ihtimalinin ortaya çıktığını belirten Dursunoğlu, bu koşullarda da Şam ile SDG arasında muzakerelerin buyuk bir olasılık olarak gundeme taşındığını vurguladı. Dursunoğlu, Suriye devletinin Kurtlere uniter yapı içerisinde hak ve ozgurlukler temelinde goruşme fırsatı sunduğunu belirtirken, bunun kabul edilmemesinin ise geriye Esad'ın da belirttiği askeri çozumu bıraktığını anımsattı.
"Amerika, İdlib'e operasyon yapılması halinde kimyasal silah bahanesiyle Suriye'ye saldırı tehdidinde bulundu, Turkiye ise Rusya uzerinde baskı kurarak İdlib'e askeri operasyon yapılmasına engel olmaya çalıştı. Nihayet Turkiye ile Rusya arasında yapılan Soçi anlaşmasıyla İdlib'teki mevcut durum oluştu. İdlib ile Fırat'ın doğusu Suriye'nin toprak butunluğunu engelleyen iki bolge ve bu bolgeler birbirini var ediyor. Ancak Amerika'nın askerlerini Fırat'ın doğusundan çekilmesiyle bu denge bozmuş olacak. Tabi eğer gerçekten çekilirse.
Fırat'ın doğusunda, Amerika'nın çekilmesiyle birlikte iki ihtimal ortaya çıkıyor. Birincisi, Suriye Demokratik Guçleri Şam ile muzakereye oturacak. Suriye devleti: Ben uniter sınırlarımı tartışmaya açmam. Sınırlarım içerisinde sizinle hak ve ozgurlukler meselenizle ilgili muzakere yaparım diyor. Suriye Demokratik Guçleri'nin ise federalizm yonunde talebi var. Hangi tarafın ne kadar taviz vereceğini ve bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını saha şartları ve muzakereler belirleyecek. Sorun, ya bu şekilde goruşmeler yoluyla çozumlenecek ya da Suriye devletinin sozunu aktarıyorum, bizzat Beşar Esad televizyon el-Alem televizyonuna verdiği mulakatında soylediğini naklediyorum: "Öncelikli tercihimiz muzakerelerle anlaşmaya varmak, eğer muzakerelerle anlaşmaya varamazsak, askeri guç kullanırız. Çunku hiçbir devlet kendi toprakları içerisinde başka bir silahlı grubun varlığına tahammul etmez." Yani Şam ile PYD arasında uniter sınırlar içerisinde bir anlaşmaya varılamazsa sorun Suriye ordusu ile YPG arasındaki savaşla çozumlenecek."
' PUTİN'İN MURADI İLE TÜRKİYE'NİN YORUMU ASLINDA TAMAMEN ZIT'
Dursunoğlu'na gore Turkiye'nin aklındaki guvenli bolge ile ABD'ninki ve Adana Mutabakatı'nı gundeme taşıyan Rusya'nınkiler farklı. ABD'nin guvenli bolgeden anladığının Kurt muttefiklerini koruyacak bir çerçeve olduğunu belirten Dursunoğlu, Turkiye'nin ise guvenli bolgeyi Suriye'de ele geçirdiği diğer bolgeler gibi yapma fikri bulunduğunu goruşunu dile getirdi. Putin ise hem Suriye'nin toprak butunluğu ihtiyacını hem de Turkiye'nin guvenlik kaygılarını giderecek hukuki bir çozum onerdiğini kaydeden Dursunoğlu, "Dolayısıyla Putin'in muradıyda Turkiye'ninki birbirine zıt" diye konuştu:
"Amerika'nın çekilme kararının ardından Suriye ordusu Menbic'e doğru hareket etti. Hem SDG ile Şam arasındaki goruşme trafiği hızlandı, hem de Suriye ordusu SDG ile anlaşmalı olarak boşalması muhtemele yerleri kontrol altına almak için harekete geçti. Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Turkiye de aynı hareketlilik içerisine girmişti. Şimdi sorun şu Amerika'nın çekileceği yerlere kim hakim olacak? Suriye ordusu ve Turkiye'nin hareketliliğinden dolayı SDG tek başına burayı elinde tutamayacağına gore bu bolgeler ya SDG ile Şam'ın anlaşması ile Suriye ordusunun kontrolune geçecek veya bu bolgeler tıpkı Fırat kalkanı ve Zeytin Dalı bolgeleri gibi Turkiye'nin kontrolune geçecek. İşte bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trum'ın telefon goruşmesinin ardından bir guvenli bolge kavramı ortaya çıktı. Amerika'nın guvenli bolgeden anladığı şimdiye kadar muttefik olduğu Suriye Demokratik Guçleri'ni Turkiye'nin saldırı tehditlerine karşı korumak. Trump, guvenli bolgenin bu içerikte olacağını Suriye Demokratik Meclisi eş-Başkanı İlham Ahmed'e dun soyledi. Turkiye ise guvenli bolge derken Amerika'dan Turkiye'nin kontrolunde olan ve PYD ve SDG'nin de tamamen temizlendiği tıpkı bir Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı bolgesi gibi bir yer oluşturabilmeyi istiyor. Putin ise hem Suriye'nin toprak butunluğu ihtiyacını hem de Turkiye'nin guvenlik kaygılarını giderecek hukuki bir çozum onerdi. O da Adana mutabakatı. Eğer Turkiye, Adana mutabakatı çerçevesinde Şam ile ilişkiler kurarsa, hem Suriye'ye girme gerekçesi olan guvenlik kaygılarını bertaraf etmiş olacak hem de Suriye'nin toprak butunluğu sağlanmış olacak. Bizim Turkiye olarak arzuladığımız şey eğer bizim sınırlarımıza PYD'den yana bir tehdit olmasını onlemekse Adana mutabakatı ile Suriye devleti bize bizatihi taahhut etmiş olacak. Adana mutabakatı zaten bunun için yapılmıştı. Fakat Turkiye, Adana mutabakatını Putin'in anladığı şekilde değil de tıpkı bir Zeytin Dalı bolgesi oluşturmak için Suriye'ye askeri guç gonderme izni veya vizesi şeklinde okumaya çalışıyor, boyle yorumluyor. Dolayısıyla da Putin'in muradı ile Turkiye'nin yorumu aslında tamamen zıt."
' AMAÇ SURİYE TOPRAKLARINDA YENİ YERLER ELDE EDEBİLMEK'
Dursunoğlu'na gore Turkiye'nin Adana mutabakatı ile yapmak istediği Şam ile işbirliği değil, tersine Şam'a rağmen Suriye topraklarında yeni yerler elde edebilmek. Ankara'nın Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarını ABD'nin Suriye içerisinde ozerk bolge ilan edeceği tezini ortaya koyan Turkiye'ye geçit vermesi sayesinde gerçekleştirdiğini anımsatan Dursunoğlu, "Turkiye şimdi de Rusya'nın kendine açtığı avantajları aynı şekilde kullanabileceğini duşunuyor; ancak bunu artık kullanamaz. Çunku Amerika'nın çekilme kararıyla birlikte artık Fırat'ın doğusu ile İdlib arasındaki "fasit denge" bozuldu" vurgusu yaptı:
"Putin ile Turkiye'nin mutabakat yorumunun tamamen zıt olmasının nedeni şu. Turkiye'nin Adana mutabakatı ile yapmak istediği şey Şam ile işbirliği yapmak değil; tam tersine Şam'a rağmen Suriye topraklarında yeni yerler elde edebilmek. Turkiye bu cesareti bence şuradan alıyor: Şimdiye kadar İdlib ile Fırat'ın doğusu arasındaki biraz once bahsettiğimiz 'fasit dengeden' dolayı Turkiye, Amerika ile Rusya arasındaki çelişkileri kullanarak bu dengeyi lehine çevirebiliyordu. Örneğin Tahran Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib konusunda ateşkes onermişti. O zaman Rusya Devlet Başkanı Putin, teroristlerin burada temsilcisi yok, o yuzden biz karar veremeyiz dedi ve Erdoğan'ın ateşkes onerisini reddetti. Bu zirveden sonra beklenti Suriye ordusu ve muttefiklerinin İdlib'e askeri operasyon yapmasıydı. Ancak bu konuşmadan bir hafta sonra Soçi anlaşması yapıldı. Bir hafta içinde durumu değiştiren şey şuydu: Turkiye, Rusya'ya şu mesajla gitti. Eğer siz İdlib uzerine askeri operasyonla giderseniz, buradan doğacak durumla Suriye Demokratik Guçleri, Amerika ile birlikte Fırat'ın doğusunda ozerk yonetim ilan edecek. Bu talep Soçi anlaşmasından once bolge basının yansımıştı. Aynı şey Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları için de geçerli. Rusya bu operasyonlara Amerika ile Turkiye arasındaki gerilimi tırmandırmak için onay verdi. Yani Rusya onayı olmasaydı Turkiye Suriye'ye giremezdi. Hatırlayın Rus uçağı duşuruldukten sonra Turkiye bırakın Suriye tarafında, kendi hava sahası içerisinde bile uçak uçuramıyordu. Peki, nasıl oldu da Ağustos 2016'dan itibaren Turkiye, once Fırat Kalkanı, ardından da Zeytin Dalı adı altında Suriye içerisinde bir hakimiyet oluşturabildi? Bu tamamen Rusya'nın onayıyla oldu. Turkiye şimdi de Rusya'nın kendine açtığı avantajları aynı şekilde kullanabileceğini duşunuyor; ancak bunu artık kullanamaz. Çunku Amerika'nın çekilme kararıyla birlikte artık Fırat'ın doğusu ile İdlib arasındaki "fasit denge" bozuldu."
' ANKARA POZİSYONUNU REVİZE ETMEK ZORUNDA KALACAK'
Dursunoğlu, ortada iki seçenek bulunduğu goruşunde. İlkinin Adana mutabakatının Erdoğan yorumu olduğunu belirten Dursunoğlu, boylesi bir durumda Turkiye'nin Afrin'den Irak sınırına uzanan bolgede hakimiyet kurmasının ve bu bolgeleri fiilen yonetmesinin soz konusu olacağını kaydetti. İkincisi ise Adana mutabakatının Putin'in duşunduğu şekilde sonuçlanması olduğunu belirten Dursunoğlu'na gore boylesi bir durumda Şam yonetimi ile Ankara'nın işbirliği yapmak zorunluluğu ortaya çıkacak. Dursunoğlu birinci senaryonun gerçekleşmesine ihtimal vermezken, Ankara'nın pozisyonunu revize etmek zorunda kalacağından hareketle ikinci senaryonun daha gerçekçi olacağı goruşunu aktardı:
(C) AP Photo /
"Amerika'nın çekilme ile çekilmeme arasında bir pozisyonda olduğunu anlıyorum. Ama şoyle bir gerçeklik var. Amerika'nın guvenli bolgeden anladığıyla Turkiye'nin guvenli bolgeden anladığı aynı şeyler değil. Amerika'nın SDG'yi korumayı ongoren guvenli bolgesini Turkiye kendisine tehdit olarak goruyor. Turkiye'nin SDG'yi yok etmeyi ongoren guvenli bolgesi ise Amerika onaylamıyor. Eğer Adana mutabakatını Erdoğan'ın yorumladığı şekilde uygulamayı duşunuyorsak, o zaman şu gelişmeleri bekliyoruz demektir. Turkiye, Suriye'nin kuzeyinde Afrin'den Irak sınırına kadar derinliği Menbiç'e kadar uzanan bolgede guvenli bolge oluşturacak, buraya hakim olacak. Buradan SDG, IŞİD temizlenecek. İçişleri Bakanının da soylediği gibi buraları Turkiye'nin tayin ettiği kaymakamlar yonetecek. Tam adını ilhak koymayacaklar. Ama tıpkı Zeytin Dalı gibi fiili olarak Turkiye tarafından yonetiliyor olacak. Ancak Adana mutabakatını Putin'in onerdiği mantıkla uygularsak, şunlar olur: Turkiye, Şam ile ilişki başlatır, bunun yarattığı baskı sebebiyle SDG, uniter sınırlar içerisinde Şam'la anlaşır. Boylece Turkiye'nin guvenlik ihtiyacı, Suriye'nin ise toprak butunluğu ihtiyacı karşılanmış olur. Yani Turkiye-Suriye ilişkisi 2011 oncesi duruma doner. Bana Adana mutabakatının Putin'in onerdiği şekliyle olması daha gerçekçi geliyor. Erdoğan'ın yorumunun gerçekleşme ihtimali yok. Ankara, boylesi bir yorumla bahsini ettiğimiz fasit dengenin surebileceği veya fasit dengeyi fırsata donuşturme ihtimaliyle bir deneme adımı atıyor. Ancak bunun olmasının ihtimali hiç yok. Buna gore de sureç içerisinde Ankara bu anlayışı revize etmek zorunda kalacak. Saha gerçekliği ve uluslararası şartlar, Şam ile Ankara'yı Adana mutabakatı veya başka bir anlaşma ile, ilişki kurmaya hatta işbirliği yapmaya zorluyor. Bu gerçekliğe direnmek hem Turkiye'ye hem de Suriye'ye sadece sorun yaratır."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.