Özet (TL;DR) @ 2019-01-29T21:22:00.000Z: TBMM Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Başkan Adayı Binali Yıldırım, CNN Türk'te katıldığı canlı yayında "İlk kez açıklıyorum. Adaylık müracaatımın yapıldığı andan itibaren görevimi bırakıyorum"…
TBMM Başkanı ve AK Parti İstanbul Buyukşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, CNN Turk'te Buket Aydın'ın sunduğu "40" programında, soruları yanıtladı.
"Meclis Başkanı iken Belediye Başkanlığı için yarışmayı neden kabul ettiniz?" sorusu uzerine Yıldırım, her şeyin bir ilki bir de sonu olduğunu soyledi.
Kendisine hep ilkler ve sonların denk geldiğini belirten Yıldırım, şoyle konuştu:
"Eğer size bir ihtiyaç duyulduysa bir yerde, onu 'kabul etmiyorum' deme hakkınız ve luksunuz yok. Gorevin buyuğu, kuçuğu olmaz. Milletvekili oldum, bakan oldum, bakanlıktan ayrıldım yine çalışmaya devam ettim, tekrar bakan oldum, tekrar çalışmaya devam ettim. Bakanlıktan tekrar ayrıldım seçim oncesi. Üç sefer ayrıldım, dort sefer geldim ve Başbakanlık gorevi nasip oldu, partimiz, Cumhurbaşkanımız uygun gordu, Başbakanlık yaptım. Şimdi de İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanlığı gorevi yapmam gerekti, onu da seve seve kabul ettim. İstanbul benim omrumun geçtiği şehir. 12 yaşında geldim geldim bu şehre, yani koyumde 12 yaşım geçti, bir ilkokul okudum, ondan sonra hep İstanbul'da geçti hayatım. Son 16 yıl Ankara'da olmama rağmen bir ayağım hep İstanbul'da oldu. Gençliğimin geçtiği, meslek edindiğim, yuva kurduğum, iş guç sahibi olduğum, çocuk, torun sahibi olduğum İstanbul'da hizmet etmek benim için en buyuk şereftir. Kaldı ki İstanbul, Hz. Peygamberimizin mujdelediği bir şehirdir, Fatih'in fethettiği şehirdir, Sinan'ın (Mimar) suslediği bir şehirdir, Gazi Mustafa Kemal'in Marmara'daki duşman gemilerine bakarak, 'Geldikleri gibi gidecekler' dediği ve duşman işgalinden kurtardığı bir şehirdir. Şimdi sıra İstanbul'a, Napolyon'un 'Dunya Başkenti' diye nitelendirdiği bu guzel şehre hizmet etme sırasında. Bundan da buyuk bir bahtiyarlık duyuyorum".
' TBMM BAŞKANLIĞI GÖREVİMİ BIRAKACAĞIM'
Ali Balıkçı
Kendisi hakkında çıkan "istifa" tartışmalarına değinen Yıldırım, şoyle devam etti:
"Bu bir ilk, mevzuatta bir Meclis Başkanı'nın Belediye Başkanlığı'na adaylığı duşunulmemiş. Onun için de bu kanunlarda yazılmamış. Adaylığım açıklandığında herkes şaşırdı, 'Acaba şimdi ne olacak?' Hukukçular kendi aralarında tartışmaya başladılar. Kimisi diyor, 'Herhangi bir yasak yok. Belediye başkan adayı olabilir, istifa etmesine gerek yok.' Bir kısmı da diyor ki, 'İstifa etmelidir.' Neyse, şunu ozetle soylemek istiyorum; Benim istifa meselesiyle vatandaşın gundeminin işgal edilmesine canım çok sıkılıyor. Bizim İstanbul'u, İstanbul'un geleceğini konuşmamız lazım. İstanbul'un sorunları, gençleri, kadınları, İstanbul'u nasıl buyuturuz, ekonomisini nasıl guçlendiririz, bunu konuşmamız gerekirken anlamsız yere benim istifa edip etmeyeceğim konuşuluyor. Kaldı ki ben resmen aday bile değilim. Partim aday gostereceğini açıklamış. Yapılmayan bir işlem uzerinden bir tartışmanın gidiyor olması çok rahatsız edici bir şey. Burada ilk defa açıklıyorum, kararını verdim. Adaylık muracaatım yapıldığı andan itibaren Meclis Başkanlığı gorevimi bırakacağım. Partim muracaatı yaptığı zaman aynı anda Meclis Başkanlığı'ndan ayrıldığıma dair dilekçemi vermiş olacağım".
' BENİN İÇİM MECLİS BAŞKANLIĞI MESELESİ 18 ŞUBAT TARİHİ İTİBARİYLE TAMAMDIR'
Yıldırım, "Ben bıraktığım yere donup tekrar bakmam. Hayatım boyunca bıraktığım yere tekrar bakmadım, orayı yonetmeye kalkmadım. Öyle bir huyum vardır. Benim için Meclis Başkanlığı meselesi 18 Şubat tarihi itibariyle tamamdır, orada gorevimi tamamlamış olacağım ve ondan sonra seçime kadar tam kapasite İstanbul'la, İstanbullularla, İstanbul'un sorunlarıyla İstanbul kampanyasıyla vaktimi geçirmiş olacağım" ifadesini kullandı.
"İstifa" yorumlarıyla gundemin meşgul edilmeye, kendisinin ve partisinin yıpratılmaya çalışıldığına vurgu yapan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Ortada adaylık yok. Sadece bir niyet beyanı var. Bunun uzerinden bir yıpratma hareketi, partimizi yıpratma hareketi yapılıyor. Şahsımıza yonelik birtakım soylemler oluyor. Ben bunlarla mumkun mertebe muhatap olmak istemedim, uzak durmaya çalıştım. Ancak işin sonunda şuna gonlum razı gelmiyor; 'istifa etti', 'istifa etmedi' gibi laflarla gundemin meşgul edilmesinin İstanbulluya bir yararı yok, İstanbul seçimlerine yararı yok. Bir de hiç aklımın koşesinden geçmeyen şeyler soyleniyor. 'Efendim, seçimi kaybedip esasında geri gelecekmiş de, onun için işi garantiye almak istiyormuş da' falan filan. Boyle bir şey yok. Ben çıktığım yoldan geri donmem. Bir yola girdik, İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanlığı için aday olduk. Bizim için hedef 31 Mart akşamı İstanbulluların gonlune girmek, hangi goruşten ve duşunceden olursa olsun, İstanbulluların desteğini alarak bu mubarek şehre hizmet etmek fırsatını bulmak. Bundan başka duşuncem yok".
15 TEMMUZ 'DA YAŞANANLAR
15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece telefonla bağlandığı canlı yayında kullandığı "kalkışma" kelimesinin aklına nasıl geldiğine ilişkin soru uzerine Yıldırım, Allah'ın bu millete bir daha boyle vahim, karanlık bir gece yaşatmaması temennisinde bulunarak, "O geceyi ben de her duşunduğumde yureğim ağırlaşıyor ve o gece yaşananlar tek tek gozumun onune geliyor. Doğrusu ben o gun Dolmabahçe ofisteydim, işlerimi tamamladım, kopruyu geçtikten hemen sonra dediler ki 'kopruyu tutmuşlar'. Kim tutmuş, ne olmuş? deyince, bir kısa bilgi aldık. Yaklaşık 45 dakika Tuzla'daki evimde anlamaya çalıştım. Bunun, bir emir komuta zinciriyle yapılan bir darbe girişimi değil, silahlı kuvvetler içinde asker kılığına girmiş teroristlerin yaptığı bir faaliyet olduğu kanaati bende doğdu, yaptığım telefon goruşmesinden sonra. Ekrana da yansıyan o konuşmayı yaptım. Dolayısıyla 'kalkışma' kelimesi tesadufen değil, ozenle durum tespiti yapıldıktan sonra soylenen bir sozdur" yanıtını verdi.
Yıldırım, "Kalkışma kelimesinin kullandığınız gunden bugune Turkiye'de neler değişti?" sorusu uzerine, o gece "kalkışma" kelimesini kullandığı an Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olay tespitini yaptıktan sonra yapılması gerekenin ne olduğuna karar verdiklerini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın milleti bu alçak kalkışmaya karşı meydanlara davet ettiğini hatırlattı.
Aynı zamanda savcıların hemen harekete geçerek, tutuklamaları yapmaya başladığını, vatanını, milletini seven askerlerin, polislerin harekete geçtiğini, medyanın o gece muthiş bir vatanseverlik orneği gosterdiğini anlatan Yıldırım, şunları soyledi:
"Meclis açıldı, milletvekilleri Meclis'te toplanmaya başladı. 'Ülke için millet için bayrak için ben ne yapabilirim?' diyen herkes, durumdan vazife çıkararak, bu alçak darbe girişimine, kalkışmaya karşı bir tavır aldı, karşı koydu. Siyasi partiler de siyasi parti başkanları da aynı şekilde hareket etti. O gece Turkiye tek yurekti, tek yumruktu. Oradan kazanımımız şu oldu; Yıllar boyunca sinsi bir şekilde butun kurumlara, orduya, burokrasiye nufus etmiş bu alçak orgut deşifre oldu, su yuzune çıktı. Bir kere en buyuk kazanım bu. İkinci en buyuk kazanım da esasında demokrasiye sahip çıkma kulturunun yerleştiğini artık bu kalkışmayla goruyoruz. Eski donemlerde darbeler yapılırdı herkes sessiz sedasız sonucu izlerdi. Dolayısıyla bu darbe girişimiyle birlikte millet demokrasiye, bayrağa, milli iradeye sahip çıkacağını, seçimle gelenlerin ancak seçimle gonderilecekleri mesajını dost, duşman herkese ilan etti. Yani bundan sonra darbe yapmaya kalkanlar, çılgınlık peşinde olanlar şunu bilecekler; bu iş o kadar kolay değil. Demokrasimiz bu olaydan dolayı, bir tık daha yukarı çıkmıştır. Bu, Turkiye'nin en buyuk kazanımıdır. Şimdi bu alçaklar, Turk yargısında hesaplarını vermeye devam ediyorlar".
' MERKEZİ YÖNETİMLE, BELEDİYELERİN AHENK İÇİNDE ÇALIŞMASI ESASTIR'
Binali Yıldırım, "(İstanbul Ankara'dan yonetilemez, Ankarasız da yonetilemez) ne demek?" sorusuna karşılık, şu yanıtı verdi:
"O sıralar CHP adayı, 'İstanbul Ankara'dan yonetilemez. İstanbul'u, İstanbul'dan yoneteceğiz' dedi. Ben ona cevap olarak soyledim. Bunu niye soyledim? Bu geçerli olan bir şey değil. Çunku İstanbul, Ankara'ya muhtaç, Ankara da İstanbul'a muhtaç. Neden? Örnek vermek gerekirse butçe, gelir kaynakları Ankara'dan geliyor, kadrolar Ankara'dan veriliyor. İnsan kaynağınız, para kaynağınız olmazsa siz belediye başkanı olsanız da bir iş yapamazsınız. Yani merkezi yonetimle, belediyelerin ahenk içinde çalışması esastır. Kavga ederlerse, burada hizmet doğmaz. Ancak ve ancak zaman kaybı olur ve o yonettiğiniz şehrin insanları mağdur olur ve her şey yuz ustu kalır. O bakımdan ben bunun talihsiz bir soz olduğunu duşunuyorum. Kaldı ki kendi içinde çelişkiyi barındıran bir şey.
Bunu soyleyen arkadaşımız hemen kısa sure sonra 'Genel Başkanımız talimat verdi, belediyede ucretler şoyle olacak, boyle olacak' diye bir takım vaatlerde bulundu. Bu da kendi arasında ne kadar buyuk bir çelişki olduğunu ortaya koymaktadır. Hatırlamak lazım, İstanbul 1990'lı yıllarda ne haldeydi o sıralar İstanbul'un çilelerini yaşayanlar bilir ama 2000'den sonra doğanlara İstanbul'un o gunlerini anlatsanız… Su olmadığını, Haliç'in pis koktuğunu, hava kirliliğinin tahammul edilemez olduğunu soyleseler herhalde 'annemiz babamız hayal gordu' diye bize şaşarlardı diye duşunuyorum".
' CUMHURBAŞKANI İLE BENİM ARAMDA HİÇBİR ZAMAN GÖRÜŞ AYRILIĞI OLMAZ'
"Adaylığınızla ilgili Cumhurbaşkanı ile aranızda goruş ayrılıkları oldu mu?" sorusu uzerine Yıldırım, "Cumhurbaşkanı ile benim aramda hiçbir zaman goruş ayrılığı olmaz. Farklı duşunduğumuz olur, istişare ederiz, anlaştığımız noktalar olur, anlaşamadığımız noktalar olur ama karar verildikten sonra iş bitmiştir. Ondan sonra bu konu kapanır. 40 yıldır biz boyle çalışıyoruz. 40 yıldır devam eden bir yol arkadaşlığımız var. İstanbul Buyukşehir Belediyesi Başkanı olduğunda, beni İDO'nun Genel Muduru yaptı. 4,5 sene beraber çalıştık. Sonra parti kurulurken, kurucular arasında yerimi aldım. Bakanlık, Başbakanlık, şimdi de Meclis Başkanlığı, milletvekilliği gorevlerinde bulundum. Cumhurbaşkanımızla her konuyu konuştuk, tartıştık, sonunda verdiğimiz kararın arkasında kaya gibi durduk" değerlendirmesinde bulundu.
"Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kampanyanızda yer alacak mı?" sorusuna karşılık Yıldırım, "Gayet tabii. Cumhurbaşkanı 'yapma' deseniz de yapar, çunku onun hayatı insanlarla, vatandaşlarla haşır neşir olmakla geçmiş" dedi.
Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın rahatı ve rahat etmek isteyenleri de hiç sevmediğini dile getirerek, "Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızla çalışmak çok kolay bir şey değildir. 50'den fazla ilde miting yapacak. Tabii bu kampanyada çok faal bir şekilde çalışacak, belki de hepimizden daha çok çalışacak. Ama biz ağırlıklı olarak İstanbul'da çalışacağız, İstanbullularla bir araya geleceğiz, İstanbul'u konuşacağız, İstanbul'un sorunlarını, projelerini ele alacağız ama Cumhurbaşkanımız butun Turkiye'yi dolaşacak. Hukumetin, yerel yonetimlerin projelerini ulkemizi, milletimizi bekleyen hizmetleri, bekleyen tehditleri enine boyuna anlatacaktır" ifadesini kullandı.
' BEN OMURGASIZ BİR İNSAN DEĞİLİM'
"Her şeye tamam dediğiniz için sizi eleştiriyorlar. Duruşunuz yok mu?" sorusu uzerine Yıldırım, uyumlu bir insan olduğunu ve hiçbir şeye itiraz etmediğini soyledi.
Binali Yıldırım, "Ne demek duruşunuz yok mu? Ben anlamadım. Benim duruşum bellidir, duruşum millete hizmettir. Duruşta bir sorun yok. Duruş başka omurgasızlık başka, ben omurgasız bir insan değilim. Hizmeti ibadet bilirim. Milletim ne dediyse ben onu yaparım. Liderimle beraber millete hizmet yolunda bir omur tukettik. Bundan sonra da elimizden geldiğince en guzel şekilde, İstanbullular bize fırsat ve yetki verirse en guzel hizmeti İstanbul'da yapacağız. Biz bunu Turkiye'de yaptık. Turkiye'nin her tarafında hizmetleri yaptık, şimdi çok daha detaylısını, biraz daha kolay şekilde İstanbul'da onumuzdeki donemde eğer İstanbullular teveccuh ederse, bizi Şehr-i Emin'i kabul ederse bu hizmetleri yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
' HDP'NİN VERDİĞİ MESAJ BELLİ'
"HDP'nin aday çıkarmaması İstanbul yarışını nasıl etkiler?" sorusu uzerine Binali Yıldırım, şunları kaydetti:
"Bizim açımızdan fark etmez, ister aday çıkarsınlar ister çıkarmasınlar. Biz bunlarla ilgilenmiyoruz. İstanbul Turkiye'nin ozeti. İstanbul'da Turkiye'nin her tarafından vatandaşlarımız var. Dolayısıyla biz, butun İstanbullulara hizmet etmeye talibiz, butun İstanbulluların desteğine talibiz. HDP'nin verdiği mesaj bellidir, 'Biz Millet İttifakı'nı destekleyeceğiz' anlamı taşır. Bunun aksini soylemek saflık olur. Vatandaş da bunu gayet iyi anladı. Fakat kimse Kurtlerin oyunu çantada keklik gormesin. Bunu, seçimlerde de goreceğiz".
KANAL İSTANBUL PROJESİ
Yıldırım, Kanal İstanbul Projesi ile ilgili de şunları kaydetti:
"İstanbul'un felaketine sebep olacak bir proje gibi gosterme gayretleri var, dış yayınlarda hep bu boyle işleniyor. Çunku ne olacak? Boğaza alternatif oluşturuyor. Boğaza alternatif oluşturmasının hem ulusal guvenliğimiz açısından hem de stratejik menfaatlerimiz açısından çok buyuk onemi var".
' HER TÜRLÜ KORSAN FAALİYET BİZİM İÇİN HEDEFTİR'
(C) REUTERS / Osman Orsal
Binali Yıldırım, Uber ile ilgili ise, "Her turlu korsan faaliyet bizim için hedeftir ve mucadele edeceğiz. Taksilerin hakkını hiçbir bedel odemeden kullanmaya çalışanlara asla musamaha gostermeyeceğiz" dedi.
İ STANBUL'DAKİ SURİYELİLER
İstanbul'daki Suriyeliler konusu ile ilgili de Yıldırım, "Tabii şu anda İstanbul'da bu buyuk bir sorun haline geldi, ciddi bir nufusa erişti. Zeytinburnu, Fatih, Şişli, Beyoğlu, Esenyurt gibi ilçelerde bazı caddelerde yabancıların gorunurluğu ilçede yaşayan vatandaşlarımızdan fazla. Bu hoş bir goruntu değil. Bu da rahatsızlık oluşturuyor" değerlendirmesinde bulundu.
Binali Yıldırım, "Fırat Kalkanı bolgesinde, El Bab'da, Cerablus'ta ve Afrin'de 300 bin kişi dondu. Bunlara geçici koruma statusu verdik. Kimse bunu çarpıtmasın. Adı ustunde geçici. Bu insanlar gidecek. Ülkede barış olunca donup gidecekler" şeklinde konuştu.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.