Özet (TL;DR) @ 2019-01-29T20:54:59.000Z: TBMM Başkanı ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, belediye başkanlığı müracaatı yapıldığı andan itibaren Meclis Başkanlığı görevini bırakacağını belirterek, "Partim…
TBMM Başkanı ve AK Parti İstanbul Buyukşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, CNN Turk'te Buket Aydın'ın sunduğu "40" programında, soruları yanıtladı."Meclis Başkanı iken Belediye Başkanlığı için yarışmayı neden kabul ettiniz?" sorusu uzerine Yıldırım, her şeyin bir ilki bir de sonu olduğunu soyledi.Kendisine hep ilkler ve sonların nasip olduğunu belirten Yıldırım, şoyle konuştu:"Eğer size bir ihtiyaç duyulduysa bir yerde, onu 'kabul etmiyorum' deme hakkınız ve luksunuz yok. Gorevin buyuğu, kuçuğu olmaz. Milletvekili oldum, bakan oldum, bakanlıktan ayrıldım yine çalışmaya devam ettim, tekrar bakan oldum, tekrar çalışmaya devam ettim. Bakanlıktan tekrar ayrıldım seçim oncesi. Üç sefer ayrıldım, dort sefer geldim ve Başbakanlık gorevi nasip oldu, partimiz, Cumhurbaşkanımız uygun gordu, Başbakanlık yaptım. Şimdi de İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanlığı gorevi yapmam gerekti, onu da seve seve kabul ettim. İstanbul benim omrumun geçtiği şehir. 12 yaşında geldim geldim bu şehre, yani koyumde 12 yaşım geçti, bir ilkokul okudum, ondan sonra hep İstanbul'da geçti hayatım. Son 16 yıl Ankara'da olmama rağmen bir ayağım hep İstanbul'da oldu. Gençliğimin geçtiği, meslek edindiğim, yuva kurduğum, iş guç sahibi olduğum, çocuk, torun sahibi olduğum İstanbul'da hizmet etmek benim için en buyuk şereftir. Kaldı ki İstanbul, Hz. Peygamberimizin mujdelediği bir şehirdir, Fatih'in fethettiği şehirdir, Sinan'ın (Mimar) suslediği bir şehirdir, Gazi Mustafa Kemal'in Marmara'daki duşman gemilerine bakarak, 'Geldikleri gibi gidecekler' dediği ve duşman işgalinden kurtardığı bir şehirdir. Şimdi sıra İstanbul'a, Napolyon'un 'Dunya Başkenti' diye nitelendirdiği bu guzel şehre hizmet etme sırasında. Bundan da buyuk bir bahtiyarlık duyuyorum."
" MECLİS BAŞKANLIĞI GÖREVİMİ BIRAKACAĞIM"
Kendisi hakkında çıkan "istifa" tartışmalarına değinen Yıldırım, şoyle devam etti:"Bu bir ilk, mevzuatta bir Meclis Başkanı'nın Belediye Başkanlığı'na adaylığı duşunulmemiş. Onun için de bu kanunlarda yazılmamış. Adaylığım açıklandığında herkes şaşırdı, 'Acaba şimdi ne olacak?' Hukukçular kendi aralarında tartışmaya başladılar. Kimisi diyor, 'Herhangi bir yasak yok. Belediye başkan adayı olabilir, istifa etmesine gerek yok.' Bir kısmı da diyor ki, 'İstifa etmelidir.' Neyse, şunu ozetle soylemek istiyorum; Benim istifa meselesiyle vatandaşın gundeminin işgal edilmesine canım çok sıkılıyor. Bizim İstanbul'u, İstanbul'un geleceğini konuşmamız lazım. İstanbul'un sorunları, gençleri, kadınları, İstanbul'u nasıl buyuturuz, ekonomisini nasıl guçlendiririz, bunu konuşmamız gerekirken anlamsız yere benim istifa edip etmeyeceğim konuşuluyor. Kaldı ki ben resmen aday bile değilim. Partim aday gostereceğini açıklamış. Yapılmayan bir işlem uzerinden bir tartışmanın gidiyor olması çok rahatsız edici bir şey. Burada ilk defa açıklıyorum, kararını verdim. Adaylık muracaatım yapıldığı andan itibaren Meclis Başkanlığı gorevimi bırakacağım. Partim muracaatı yaptığı zaman aynı anda Meclis Başkanlığı'ndan ayrıldığıma dair dilekçemi vermiş olacağım."
" BENİM İÇİN MECLİS BAŞKANLIĞI MESELESİ 18 ŞUBAT TARİHİ İTİBARİYLE TAMAMDIR"
Yıldırım, "Ben bıraktığım yere donup tekrar bakmam. Hayatım boyunca bıraktığım yere tekrar bakmadım, orayı yonetmeye kalkmadım. Öyle bir huyum vardır. Benim için Meclis Başkanlığı meselesi 18 Şubat tarihi itibariyle tamamdır, orada gorevimi tamamlamış olacağım ve ondan sonra seçime kadar tam kapasite İstanbul'la, İstanbullularla, İstanbul'un sorunlarıyla İstanbul kampanyasıyla vaktimi geçirmiş olacağım." ifadesini kullandı."İstifa" yorumlarıyla gundemin meşgul edilmeye, kendisinin ve partisinin yıpratılmaya çalışıldığına vurgu yapan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Ortada adaylık yok. Sadece bir niyet beyanı var. Bunun uzerinden bir yıpratma hareketi, partimizi yıpratma hareketi yapılıyor. Şahsımıza yonelik birtakım soylemler oluyor. Ben bunlarla mumkun mertebe muhatap olmak istemedim, uzak durmaya çalıştım. Ancak işin sonunda şuna gonlum razı gelmiyor; 'istifa etti', 'istifa etmedi' gibi laflarla gundemin meşgul edilmesinin İstanbulluya bir yararı yok, İstanbul seçimlerine yararı yok. Bir de hiç aklımın koşesinden geçmeyen şeyler soyleniyor. 'Efendim, seçimi kaybedip esasında geri gelecekmiş de, onun için işi garantiye almak istiyormuş da' falan filan. Boyle bir şey yok. Ben çıktığım yoldan geri donmem. Bir yola girdik, İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanlığı için aday olduk. Bizim için hedef 31 Mart akşamı İstanbulluların gonlune girmek, hangi goruşten ve duşunceden olursa olsun, İstanbulluların desteğini alarak bu mubarek şehre hizmet etmek fırsatını bulmak. Bundan başka duşuncem yok."
KANAL İSTANBULBinali Yıldırım, "İstanbul buyuk bir inşaatı daha kaldırabilir mi?" sorusuna ilişkin, Kanal İstanbul uzerine çok spekulasyon yapıldığını dile getirerek, Kanal İstanbul'un bir su yolu projesi olduğunu soyledi. Boğazların İstanbul'un en guzel yeri olduğunu hatırlatan Yıldırım, şoyle devam etti:"Boğazda bir kaza olsa İstanbul'un goreceği tehdidi bir hatırlayın. İstanbul'un guvenliği her şeyin ustunde gelir. 50 binin uzerinde gemi geçiyor boğazdan. Kanal İstanbul, Marmara'yı Karadeniz'e bağlayan ikinci bir su yoludur. Bu proje, İstanbul'a bir nefes aldıracak projedir. İstanbul'da yeşil alana ulaşım yok. İşte bu alanları İstanbullunun nefes alacağı, rahatlayacağı bir şekle donuştureceğiz. İstanbul'un derelerini tekrar hayata geçireceğiz. Bu derelerin bir kısmına yapılaşma olmuş, tamamen kapanmış. Bu dereleri orman sahasıyla, doğdukları yataklarla birleştireceğiz. İnsanlar hafta sonları akın akın buralara gelecek ve çok guzel vakit geçirecek. Kanal İstanbul da boyle bir proje. İnsanların nefes alacağı ve piknik yapacağı guzel bir mekan haline gelecek. Kanal İstanbul projesini maksatlı bir şekilde sakatlamak isteyenler, İstanbul'un felaketine sebep olacak gibi gostermeye çalışanlar var. Dış yayınlarda hep boyle işleniyor. Boğaza alternatif oluşturulmasının hem guvenlik hem stratejik menfaatlerimiz açısından çok buyuk onemi var. Diyelim ki boğaz bombalandı, kapandı ne yapacağız?" diye konuştu. Yıldırım, denizin doldurulup kıyı şeridinin değiştirilmesine ilişkin soru uzerine, ihtiyaç olduğunda yapılabileceğinin altını çizerek, "Ama ne için yaptığınız onemli. Yani dolgu alanına bina yaparsan bu buyuk bir felakettir. Asla doğru değildir ve buna izin vermeyiz. Mesela Yenikapı, Kartal, Maltepe miting alanları gibi alanların oluşturulmasında bir mahsur yok. Yazın insanlar piknik yapıyor, buyuk mitinglerde kullanılıyor. Dolguyu, vatandaşın ortak yaşam alanı olarak kullanacaksanız bir sorun yok ama yapılaşmaya izin vermemek lazım." dedi.
" İSTANBUL'UN TURİZM POTANSİYELİ İKİ KAT ARTABİLİR"
Binali Yıldırım, İstanbul'un turizm potansiyelini artırmak için yapılması gerekenlere dikkati çekerek, şunları kaydetti:"İstanbul'un turizm potansiyeli iki kat artabilir. 2018 sonunda 13,5 milyon turist geldi. Bu sayı acaba 10-15 yıl once neydi? 12 milyonluk Paris'e 18 milyon, 8 milyonluk Londra'ya 20 milyon, İstanbul'a 13,5 milyon turist geliyor. İstanbul'da 235 bin yatak kapasitesi var. 5 yıldızlı otelleri fuar ve kongre merkezleri var. Bu anlamda çok avantajlı bir şehir, kongre ve fuar merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. İstanbul uluslararası bir durak, herkese hitap ediyor. Aktif bir iş dunyası var. Merak edilen tarih ve doğa şehridir. Çevre olarak henuz istenilen yerde değil. Aynı zamanda trafik ve otopark sorununu tam anlamıyla çozememiş bir şehir. Son yıllarda trafikte araç sayısı arttığı halde trafikte bekleme suresi artmayan şehir İstanbul'dur. Bunu nasıl başardı? Çunku 3. kopru, Avrasya Tuneli, Marmaray yapıldı. Bu arada bunları da biz yaptık. Bunlar sebebiyle araç sayısı arttığı halde bekleme suresinde artış olmuyor. Bekleme suresi yuksek mi yuksek,40-45 dakika. Bu sure dunyanın diğer metropollerinde daha fazla."Marmaray'a bindiğinde yaşadıklarını anlatan Yıldırım, gençlerin kendisine hemen yer verdiğini, Turk gençlerinin buyuklerine her zaman saygılı olduğunu soyledi. Yıldırım, "İstanbul trafiğinde araba kullanmayı duşunur musunuz?" sorusuna, "Araba kullanmayı severim.Geçtiğimiz pazar gunu en son bindim. Eski model bir arabamız vardı, Devlet Bey de bu arabaları sevdiği için onunla gittim kendisini misafir etmeye. Fırsat buldukça araba kullanmaya gayret edeceğim, trafiğin içinde araba kullanmak onemli, ona gayret edeceğim, oncelikli geçişlerle falan değil." şeklinde cevap verdi.
İ STANBUL'UN TRAFİK SORUNU
Yıldırım, "Ben İstanbul'un trafik sorununu çozerim diyebilir misiniz? sorusunu ise şoyle yanıtladı:"Evet çozerim. Yani mutevazı olmaya gerek yok ben bu işi yaparım. Turkiye'nin her tarafında 22 bin kilometre bolunmuş yol yaptım. 26 havaalanını 55'e çıkardık. Yolları bolduk, hayatları birleştirdik. Yolları bolduk, gonulleri birleştirdik. Yolları bolduk insanları, milleti birleştirdik. Bir şeye izin vermeyiz, yolları boleriz ama Turkiye'yi boldurmeyiz. Bunu herkesin bilmesi lazım. Hava yolunu halkın yolu yaptık. Bugun Turkiye'nin her tarafına uçakla seyahat etmek mumkun. İstanbul'da yaşayan 15 milyon 200 bin hemşehrimizin her biri Turkiye'nin bir yerinden geliyor. Bu insanlar yaz tatilinde memleketlerine gidiyorlar. Onlar çok iyi biliyor. 10 -15 yıl once memleketlerine giderken neler çekiyorlardı, şimdi nasıl. Demek ki Turkiye'nin 780 bin kilometrekaresinde trafik sorununu çozmuş birisi 5 bin 400 kilometrekarelik İstanbul'u halledemeyecek mi? Çozeceğiz. İstanbul'un trafik sorununu çozeceğiz. Ama durust olalım kimse benden, hiç İstanbul'un trafik sorunu olmayacağını beklemesin. Neyi vadediyorum, akışkanlığı olan bir trafiği vadediyorum. Yani trafikte dur-kalk yapmakla omur tuketmeyecek insanlar. Gununun bir saatini trafikte bekleyerek geçirmeyecek. Az da olsa 20-30 kilometreyle de olsa trafik akacak. 80 kilometre ile gidecek zamanlar da olacak.
Trafik sorununun çozumu raylı sistemin artırılmasından geçiyor. Raylı sistemde yuzde 20'nin altında bir pay alıyor İstanbul. Devam eden 284 kilometrelik metro projesi var, bunlar tamamlandığında insanların yuzde 50'si metro, Marmaray, raylı sistem ve metrobus ile seyahat etmiş olacak. Boylece trafikte ciddi bir rahatlamayı hep birlikte goreceğiz. Bunlar çok uzak değil birkaç yıl içinde gerçekleştirilecek. İstanbul'un 1050 kilometrekaresi sadece yerleşim alanı. Dar ve uzun bir şeritte yerleşim var. Aslında toplu taşımadaki en buyuk sorun da bundan kaynaklanıyor. Biz bunu değiştirecek değiliz, yuzlerce senedir hep doğu-batı istikametinde İstanbul genişlemiş. Keşke daha dengeli gelişseydi da yeşil alanların bir kısmı şehrin içinde olsaydı. Şehir nefes alsaydı ve ciğerleri tuketilmeseydi çok daha iyi olurdu."
" İSTANBUL'A BİRLİKTE SAHİP ÇIKACAĞIZ""İstanbul'a tek başıma sahip çıkamam, birlikte sahip çıkacağız. İstanbul aidiyetini geliştireceğiz." diyen Yıldırım, İstanbulluların şehri sahiplenme duygusunu geliştirecek çalışmaları yapacaklarını soyledi.Binali Yıldırım, Turkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'dan hizmete başladığını anımsatarak, bu emaneti devralırken Erdoğan'dan aldığı ilhamla, İstanbulluların vereceği yetkiyle guzel hizmetler gerçekleştireceğini dile getirdi.Halk soruları kısmında kendisine yoneltilen "En severek yaptığı gorevler hangileriydi?" sorusuna ise Yıldırım şu yanıtı verdi:"En fazla severek yapacağım iş, İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanlığı olacaktır. İstanbulluların seçmesi halinde keyifle zevkle, gece gunduz çalışarak yapacağım iş olacak. Ben insanlarla iç içe olmayı seviyorum. Hangi gorevde olursam olayım, insanlarla beraber olmak benim enerjimi artırıyor, butun sorunlarımı unutuyorum. Sohbeti severim, dinlemeyi severim, onların eleştirilerini severim. Onun için İstanbul'da gorev yapmak İstanbullarla iç içe olmaktır. Benim de en fazla hoşuma giden işlerden biridir. Onun için bu gorevi zevkle yapacağımı duşunuyorum."
İ STANBUL'DAKİ SURİYELİLER
Yıldırım, İstanbul'daki Suriyeli goçmenlerin durumuyla alakalı soru uzerine, "Suriyeliler ilgili şunu soylemekte fayda var. Bu insanlar buraya neden geldi? Ülkelerinde iç savaş çıktı. Canlarını, mallarını, namuslarını kurtarmak için kaçtılar. Başka ulkeler kapıları kapatıp onları denizlerde boğulmaya terk ederken, Turkiye bunu yapmadı. Yapamadı, yapamaz." ifadesini kullandı."Çunku bizim inancımızda darda ve zorda olana kucak açmak vardır. Biz de onu yaptık." diyen Yıldırım, şunları kaydetti:"Fırat Kalkanı bolgesinde, El Bab'da, Cerablus'ta ve Afrin'de 300 bin kişi dondu. Bunlara geçici koruma statusu verdik. Kimse bunu çarpıtmasın. Adı ustunde geçici. Bu insanlar gidecek. Ülkede barış olunca donup gidecekler. Duşunun bizim yurt dışında, Almanya'da, Avrupa'da 6-7 milyon vatandaşımız var. Onlar orada yaşıyor ama surekli akılları Turkiye'de. Bulbulu altın kafese koymuşlar, 'İlle de vatanım.' demiş. Dolayısıyla insanın vatanından daha guzel bir yer olamaz. Bunlar da burada mecburen kaldıklarını biliyorlar, eninde sonunda gidecekler. Tabii şu anda İstanbul'da bu buyuk bir sorun haline geldi. Ciddi bir nufusa erişti. Zeytinburnu, Fatih, Şişli, Beyoğlu, Esenyurt gibi ilçelerde bazı caddelerde yabancıların gorunurluğu ilçede yaşayan vatandaşlarımızdan fazla. Bu hoş bir goruntu değil. Bu da rahatsızlık oluşturuyor. Bunlar geri donecek. Ama kaldıkları sure içerisinde eğer huzuru bozarlarsa, dilencilik, uyuşturucu, fuhuş gibi konularda toplumun huzur ve duzenini bozacak hareketlere girerlerse hiç musamaha etmeyiz, gondeririz." Soru uzerine, bisiklet yollarının kentte her geçen gun arttığını dile getiren Yıldırım, bisiklet yollarını mumkun olduğunca uzatacakları bilgisini verdi. Yıldırım, eski İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın bu konuda çok başarılı çalışmaları olduğunu kaydetti.
HALKIN UBER TALEPLER İ
Binali Yıldırım, "Halk Uber istiyor. Bu sorun ne zaman netliğe kavuşacak?" şeklindeki soru uzerine ise şu değerlendirmelerde bulundu:"Bu İstanbul'un sorunu değil, butun dunyanın sorunu. Sorun nereden peyda oldu? İnternetten. İnternet, teknoloji, yazılım... Bir yazılımla butun araçlarla irtibat kurabiliyorsunuz, onları iş kaydırabiliyorsunuz. İtalya'da 2017'de bir mahkeme kararıyla Uber haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle yasaklandı. Şu anda ust mahkeme bu yasaklama kararını durdurmuş. Uber çalışmaya başlamış. Danimarka'da haksız bir şekilde pazara girişi nedeniyle çok sıkı standartlar getirilmiş. O kadar istedikleri gibi çalışamıyorlar. Macaristan'da taksicilerden gelen talep uzerine Uber yasa dışı ilan edilmiş. Birçok ulkede bu sorun var." Her turlu korsan faaliyetin kendileri için hedef olduğunu ve bunlarla mucadele edeceklerini vurgulayan Yıldırım, "Taksicilerin hakkını hiçbir bedel odemeden kullanmaya çalışanlara asla musamaha gostermeyeceğiz. Ama taksicilerin hem standartlarını hem guvenliklerini hem çalışanların eğitimine çok daha ozen gostermesi için de tedbirler alacağız. Dolayısıyla Uber'e yonelmenin arkasındaki sebepleri de gorup, buna gore taksiciliği geliştirmemiz lazım. Bu ulkede faaliyet gostereceksiniz, vergi dairesinin yolunu bilmeyeceksiniz. Diğer tarafta taksici sabah erken saatlerden geç saatlere kadar gayret edecek ve vergisini odeyecek. Aynı muameleyi goreceksiniz, bu soz konusu olamaz." dedi.Yıldırım, Fikirtepe'deki kentsel donuşum projesi konusunda ise firmalardan kaynaklanan sorunlar olduğunu, firmaların sudan bahanelerle iş yapmamaya çalıştığını soyledi.Konuya duyarsız kalamayacaklarını belirten Yıldırım, "Goreve gelirsek yapacağımız iş çok açık. Bu firmaların hepsini davet edeceğiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın koordinasyonunda ne yapılması gerekiyorsa bunun kararını verip bu işi ulu orta bırakmayacağız. Hak sahipleri de buna dahil olacak." ifadelerini kullandı.Binali Yıldırım, İstanbul'a girişlerde vize uygulamasının soz konusu olamayacağını dile getirerek, yasaklamalara ve kısıtlamalara karşı olduğunu kaydetti.
Adalardaki fayton meselesi konusunda vatandaşlardan gelen taleplerin farkında olduğunu da aktaran Yıldırım, nostaljiyi yaşatacak şekilde gereken çalışmaların yapılacağını soyledi.
" İYİ Kİ DE SİYASETE GİRMİŞİM""Hiç siyasete girmeseydim dediğiniz oldu mu?" sorusu uzerine Yıldırım, "İyi ki de siyasete girmişim." diye duşunduğunu belirterek, "Girmeseydim, bu bolunmuş yollar belki de yapılamayacaktı. Belki başkası da yapabilirdi ama bunun yapımında bulunmuş olmak benim için buyuk bir iftihar meselesi. Torunlarımla gezerken 'Dede bu kopruyu sen mi yaptın?' sorusunun verdiği huzur, başka hiçbir şeyde yok." diye konuştu.İDO'da genel mudurluk, 12 sene Ulaştırma Bakanlığı, Başbakanlık yaptığını, darbe ile karşılaştığını, Turkiye'nin 95 yıllık yonetim sisteminin değiştirildiği bir donemi yaşadığını hatırlatan Yıldırım, sozlerine şoyle devam etti:"Siyasette dolu dolu bir 16 yıl geçirdim. Hiçbir zaman da niye siyasete girdim diye bir pişmanlık duymadım. Çunku ben siyaseti, hizmet için bir araç olarak gordum. Hiçbir zaman partizan bir tutum içinde olmadım. Hizmet yaparken, oy versin vermesin herkesin hizmetini yapmak için gayret ettim. Bu benim hayat felsefemdir, anlayışımdır. İnsanlar arasında ayrışmayı, kutuplaşmayı asla kabul etmem. Boyle bir anlayışa da sıcak bakmam. O bakımdan siyaset, raylı sistemler, tuneller, kopruler, yollar, hızlı trenler... Arkamızda çok guzel eserler bırakmayı Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Rabb'im bize nasip etti. Butun bunların arkasında milletin duası ve desteği var. Arkanızda millet olmazsa, hiçbir iş yapamazsınız. İstediğiniz kadar kabiliyetli olun hiçbir faydası yok."Binali Yıldırım, siyasetin dışında nasıl biri olduğuna ilişkin soruya karşılık, "Ben herkes gibi biriyim. Kendimi ayrı bir yere koymuyorum. Normal vatandaş nasılsa, ben de oyum. Beni farklı yapan bir şey yok. Üzerime konan sıfat gelip geçici bir şey. Bu sıfatlar oyle bir şeydir ki size verilir, bir muddet sonra alınır. Alındıktan sonra kimyanız bozulmuyorsa, o zaman siz doğru iş yapıyorsunuz demektir. İnsanlar arasında gezip, insanlarla haşır neşir oluyorsanız, insanlar hala size itibar ediyor, ilgi gosteriyorsa o zaman doğru iş yapmışsınız demektir. Hamdolsun bunu defalarca test ettim. Aktif gorev de olduğumdan daha fazla insanların sevgisini, muhabbetini gordum. Kendimi kasmadım, hiçbir sıfat hiçbir makam benim hayata ve insanlara bakışımı değiştirmedi. Ben onun hep gelip geçici iş olduğunu kabul ettim. O yuzden de hiç mutsuz olmadım." yanıtını verdi.
" ORTA ÇAĞ'DA BİRİSİ GİBİ HİSSETTİM"
"Teknoloji ile aranız nasıl, torununuza yetişebiliyor musunuz?" sorusu uzerine Yıldırım, torununun anlatımı uzerine e-sporu internette araştırdığını, e-sporun bilinenden daha geniş bir şey olduğunu, Turkiye'den 4 milyon gencin e-sporu takip ettiğini, 10 milyon kişinin ise ilgi duyduğunu oğrendiğini soyledi.Dunyada ise e-sporun çok buyuk bir pazar olduğunu belirten Yıldırım, "Bizde de yavaş yavaş bu işten para kazanma da başlamış. Anneler, babalar çocukları bilgisayar başında oyun oynuyor diye endişe ediyor ya esasında bu bir profesyonel işe donuşmeye başlamış. Z kuşağı bir araya geldiğimde kendimi Orta Çağ'da birisi gibi hissettim. Ben Z kuşağının daha doğrusu bilgi toplumunun bir ferdiyim. Bilgi toplumunun goçmeniyim. Bilgi toplumunun yerlisi ise Z kuşağıdır. Yani 1990'lı yıllarda doğan çocuklar bilgi toplumu içinde doğuyor ve dijital vatandaş. Biz, dijital goçmen. Biz sonradan bilgi toplumuna giriyoruz. Biz çocuklarımıza alfabe oğrettik, onları alfabe okuryazarı yaptık. Şimdi çocuklarımız da bize bilgisayar okuryazarlığı oğretiyor. Turkiye boyle bir donuşum yaşıyor." diye konuştu.Turkiye'de geniş bant internetin bakanlığı doneminde başlatıldığını hatırlatan Yıldırım, 2003'ten itibaren Turkiye'nin her tarafından geniş bant internet erişimi sağladıklarını belirtti.Yıldırım, "2G, 3G teknoloji vardı, 4,5G oldu şimdi 5G uzerinde çalışılıyor. Teknoloji baş dondurucu bir hızla ilerliyor. İnternette hızı istediğiniz kadar arttırın daha çok iş yaparsınız. Bilgi, akıl yollarını daha çok kullanırsınız. Ben fazla sosyal medya ve internetle haşır neşir olan birisi değilim. Bilirim ama buna vakit bulamıyorum. Ama gençlerin bu alanı doya doya kullanması için vaktiyle çok guzel yatırımlar yaptık ve Turkiye sayısal uçurum denilen, bolgeler arasındaki internet erişimi bakımından en iyi konumda ulkelerden birisi. Nufusun yuzde 99'unun internete erişimi var. Okulların tamamında internet var. Akıllı tahtalar var. Butun bunları biz yaptık. Turkiye bilgi toplumu konusunda Avrupa ulkeleri arasındaki yerini aldı." dedi.
" GENÇLERE ORTAK ÜRETİM MERKEZLERİ KURACAĞIZ"
"İstanbul'da çocuklar için projeleriniz var mı?" sorusu uzerine Yıldırım, İstanbul'da 0-4 yaş arasında 1 milyon 13 bin çocuğun bulunduğunu, bu çocukların anne ve babalarının çalışması halinde, kreş ve çocuk yuvası ihtiyaçlarının doğacağını, Milli Eğitim Bakanlığı ile sivil toplum kuruluşlarının çalıştığını ancak belediyelerin de bu hizmeti vermesi gerektiğini soyledi.İstanbul Buyukşehir Belediyesi'nin de bu hizmeti verdiğini hatırlatan Yıldırım, "(Niye kreş açtın, niye kreş için para verdin?) diye Sayıştay bunlara zimmet çıkarmış. Boyle kepazelik olur mu? Çalışan kadınların çocuklarına kreş için para verildiği zaman, bunu suç diye kabul edip cezalandırma yaparsan, nasıl bu hizmetleri bu insanlar verecek." dedi.Eşi Semiha Yıldırım'ın hayır sahipleriyle, "81 İlde 81 Kreş ve Anaokulu" projesini yaptığını belirten Yıldırım, bunların 15'inin açıldığını, 20 tanesinin açılışa hazır olduğunu, diğerlerinin de devam ettiğini ama bunun yetmeyeceğini dile getirdi.Çocukları hayata hazırlamanın herkesin gorevi olduğunu, belediye olarak bunu oncelikle yapacaklarını aktaran Yıldırım, ayrıca 5-14 yaş arasında 2 milyon 240 bin çocuk, 1 milyon universite oğrencisinin bulunduğunu, nufus dilimlerine bakıldığında 25 yaş altı nufusun 6 milyon 400 bin olduğunu soyledi.Bunun bir zenginlik olduğunu, Avrupa'nın bunun için buyuyemediğini, kalkınamadığını, dışarıdan işçi almak mecburiyetinde kaldığını çunku nufusun yaşlı olduğunu dile getiren Yıldırım, Turkiye'de boyle bir sorunun olmadığını, gençlerin Turkiye'nin en buyuk kaynağı olduğunu vurguladı.Yıldırım, "Belediyecilik anlayışında gençlere nasıl kapılar açabileceğinizi duşunuyorsunuz?" sorusuna karşılık, belediyecilikte gençler için yapılabilecek çok şeylerin olduğunu soyledi.Dunyada 2008 yılında yaşanan ekonomik krizin etkilerinin hala devam ettiğini belirten Yıldırım, "Dunyada genç işsizlik sorunu en buyuk sorun. Yunanistan'da gençlerin yuzde 43'u, İspanya'da yuzde 34'u, İtalya'da yuzde 32'si, Turkiye'de de 20'in uzerinde işsiz. Bu kuresel bir sorun. Biz, buna duyarsız kalamayız. Dijital devrim dediğimiz yapay zeka, robotlar, surucusuz arabalar, akıllı telefonlar, bunlar gençler için bulunmaz bir fırsat. Bu fırsatı katma değere donuşturmek bizim elimizde. Bunun için gençlere ortak uretim merkezleri kuracağız. Proje ureten gençler, bir hangarda bir araya gelecekler. Her birine birer masa tahsis edilecek. Burada projelerini anlatacaklar, imkanları, kaynakları olanlarla bunları buluşturacağız. Gençliğin elinde dijital dunyaya yonelik fırsatlar var. Gelecek de bilişimle gelecek. Bu iki fırsatı birbiriyle buluşturmak da bizim gorevimiz olacak. Bu hem merkezi hukumet duzeyinde olacak hem de belediye duzeyinde bunu yapacağız." dedi.Gençlerin kendilerine fırsat verilmesini istediğini ifade eden Yıldırım, gençlerin, buyukler tarafından anlaşılamadığını duşunduklerini, bu algıyı ortadan kaldıracaklarını aktardı.
Asosyal, memleket meseleleriyle ilgilenmediği duşunulen gençlerin 15 Temmuz gecesi sokaklarda bayrağa, ulkeye, demokrasiye sahip çıktığını dile getiren Yıldırım, "İletişim problemi var. İletişim problemini de aşacağız. Gençlerimizin karamsar olmalarına gerek yok. Sadece gençler değil, kadınlarımızı da asla unutmamamız lazım. Kadınlarımızın hayatın her yerinde olmasını onemsiyoruz. Ayrıcalık tanıyarak değil, fırsat eşitliği vereceksin. Kadın kendi kabiliyetini gosterecek." ifadesini kullandı.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.