Özet (TL;DR) @ 2019-01-29 08:23:40.674402: Acı kayıplarla, büyük bir dramla başlayan hayatını akışa bırakmayan, “Sonrasında şans benden yana oldu” diyen Mesut Yar’la buluştuk, dünden bugüne televizyonu, sektördeki krizleri ve emeklilik…



Ba şarının tesaduf olmadığına inanıyorum. Bana gore herkesin belli kodları ve doğuştan sahip olduğu yetenekler var. O yetenekleri iyi değerlendirdiğinde de yaptığı işte başarılı oluyor. Bu açıdan kendinize en başından doğru bir yol çizdiğinizi duşunuyorum.

- Başarılısın diyorsunuz yani, çok teşekkurler (guluyor).

Kariyer yolculu ğunuza bakınca aksini soylemek mumkun gorunmuyor. Bu yolculuğun nasıl başladığını anlayabilmek adına, nasıl bir çocukluk yaşadığınızı anlatır mısınız?

- İnsanlar yanlış anlar, ajitasyon yaptığımı duşunur diye bunu soylemekten hep çekiniyorum aslında ama...

Ben babamı 4 yaşındayken kaybettim. O 32 yaşındaydı, ben 4... Keza annemi daha 20'li yaşlara gelmeden kaybettim.

Beni anneannem buyuttu. Onun da tek dusturu vardı, okumak. İlla okuyacaksın. Üstelik okumanın çok zor olduğu bir coğrafyada, Kurtuluş-Ferikoy'deydim. O kadar kozmopolit bir yer ki. Orada iki cins insana çok değer veriyorlar: Ya çok iyi kavga edeceksin ya çok iyi okuyacaksın.

Ya bile ğini konuşturacaksın ya aklını...

- Evet. Ben de çok el becerisi olan bir adam değildim. Kavgayı da sevmezdim. Daha doğrusu anneannem bizi çok izole tutmaya çalışırdı. Haliyle okumayı tercih ettim.

Bile ğini konuşturan arkadaşlardan hiç etkilenmediniz mi?

- Yok... Kavga olaylarından falan etkilenmedim de, okul hayatıma etki eden bir arkadaşım oldu.

Serçe parmağına altın yuzuk takan bir Ermeni arkadaşım vardı. "Nasıl taktın o yuzuğu" dedim. Kaportacıda çalıştığını ve haftalığıyla bir yuzuk alabildiğini soyledi. Bunu duyunca "Ben de motorcu çırağı olayım, kaportacı olayım o zaman" dedim, gidip teknik lise okudum.

OKUL HAR ÇLIĞIMI  AKROST İŞ ŞİİRLER  YAZARAK ÇIKARDIM

Motor ustas ı olmak mıymış istediğiniz?

- Yok, değilmiş. Sonradan farkına vardım ki hayat o serçe parmağa takılan altın yuzuk değilmiş. İşin kotusu benim oyle bir matematik kafam da yokmuş. Ben aslında ortaokul ve lise yıllarımda harçlığımı akrostiş şiirler yazarak çıkarırdım.

Ismarlama şiir mi yazıyordunuz?

- Tabii, bir çocuk bir kıza açılmak istiyor mesela, bana geliyordu şiir yazdırmaya. Yazmaya çok erken başladım yani. 16-17'lerimde o donem çıkan edebiyat dergilerinde yazılarım çıkmaya başladı.

Ne t ur yazılardı?

- Çok huzunluydu aslında yazdığım her şey. Ne olursa olsun, ne kadar mutlu gorunurseniz gorunun, erken kayıpların ve yoksunluğun, yoksulluğun insanlarda çok yaratıcı bir sureç geliştirdiğini duşunuyorum.

Ama bu sureç hep huzunle başlıyor. Önce ilk ezber ettiğinizi boşaltıyorsunuz, ondan sonra yeni oğrendikleriniz geliyor.

Biz haberi kabare haline
getirdik

Sonradan oğrendikleriniz nelerdi?

- Mizah. O huzun o kadar kaplamış ki içimi, o boşaldığı anda yerine yeni bir şey koymam gerekti. O zaman gulmeyi keşfettim. İrlanda fıkralarını Temel fıkralarına donuşturmeyi falan o zaman keşfettim. O zaman paramı yazarak kazanmaya başladım işte. Ve yazı sureci beni bu noktalara getirdi. Sunuma gelene kadar yazdım ben...

Sunum kap ısı ne zaman aralandı?

- Bir gun universite kantininde oturmuş turku soylerken...

Şaka yapıyorsunuz...

- Yooo... İstanbul Devlet Operası'ndan bir arkadaşım yanıma geldi.

Siz t urku soylerken...

- Turku, daha doğrusu marş. Biraz siyasiydim o zamanlar (guluyor). Neyse... Berna abla, kulakları çınlasın, "Bizde konservatuvar mezunu olmayanlar için koro sınavı açılıyor, mutlaka girmen lazım" dedi. Bir de felsefe bolumunden bir arkadaşım vardı Erkut diye, onunla birlikte gidip sınava girdik. 500 iyi muzik elemanı arasından ikimiz seçildik ve girdik koroya.

İki yıl Devlet Operası'nda devam etti işim. Yani iki yıl boyunca sesimle para kazandım.

Sonra?

- Sonrası, bitti. Çunku o çok başka bir disiplin istiyordu. Solist olabilmeniz için konservatuvarı bitirmeniz gerekiyordu. Yapamayacağımı anladım. Zaten yavaş yavaş evliliğe doğru akıyordum.

Üniversitede yuksek lisanstaydım. Her şey ust uste gelince bir şeyden feragat etmem gerekti, onu seçtim.

Bu iki y ıllık maceranın sunum kısmıyla ilgisi ne?

- (Guluyor). O sureçte aldığım diksiyon ve ses eğitimi, bu işin onunu açtı işte. Hayattaki butun tokatlar sizi bir yerlere getiriyor aslında.

Çok talihsiz bir başlangıç olsa da sonrasında şansınızın donduğunu duşunuyor musunuz?

- Evet, ben istediğim her şeyi yapabilme şansına eriştim. Kimi zaman alın terimle aldım hakkımı, kimi zaman gerçekten şans eseri onume geldi.

TV 'de farklı gorevler ustlendiniz, farklı formatlarda izledik sizi...

- Yapmadığım bir şey kaldı mı televizyonda, hayır. Ana haberde yarışma sunuculuğuna, dizi oyunculuğundan talk show'a...

Maymun i ştahlılık mı bu?

- Hayır. Yaptığım en kısa iş uç yıl surdu. Üç yıl gunumuzde herhangi bir televizyon yapımı için inanılmaz sure. Zaten Turkiye'nin en buyuk sorunu klasikleşen televizyon programları çıkaramaması. Maalesef bunun sıkıntısını yaşıyoruz biz.

Şu an hem haber hem talk show olarak yola devam ediyorsunuz değil mi?

- Evet. Talk show 15 dakikalık bir şey sadece. Tek konuk alıyorum. Çok hızlı akıyor. Tam tadında oluyor, sıkmıyor. Çok sevdim bu formatı.

Televizyona nas ıl adım atmıştınız?

- 1991-1992 yıllarında, Guner Ümit'in programı için Temel fıkraları yazarak başladım televizyonculuğa. Devamında haber mudurluğune kadar vardı. Derken "Gece ihtisas talk show'u yapar mıyız?" diye duşunduk. Ekonomi uzerine talk show yapacaktık. İlk guleryuzlu iş oyle başladı.

Sonra acaba bunu habere monte edebilir miyiz diye duşunduk. "10'da 10" diye bir programa başladık. O model hem çok tepki çekti hem de acayip bir manyetik alan yarattı. Üç sene boyunca yurudu gitti.

Tepki g osterenler zamanla alıştı yani...

- Evet, neden sonra o tepki yavaş yavaş "Bu adam farklı bir şey yapıyor galiba"ya donuştu. İlk Ali Kırca uyandı işe, "Sabah haberleri diye bir şey yapalım, kuşak açalım, en azından bu guleryuzluluğu orada gosterin" dedi. El sıkıştık.

Ve yola birlikte devam ettiniz.

- Öyle olmadı, işler karıştı. Tam içerik hazırlarken Star TV'den Deniz Arman arayıp dedi ki "Biz bir gece kuşağı yaptık, gel sen bunu sun..." Dort gun kadar iki kanal arasında gidip geldik, altı kere bizi alan kanal değişti! Altı kat yuksek maaş olarak son imza atıldı. Ve Star'da kaldık.

"Mesut Yar'la Gece Hattı" oyle başladı.

Biz haberi kabare haline
getirdik

B İZ HABERİ KABARE  HAL İNE GETİRDİK

Haber sunarken insanlar ı eğlendirme fikri nereden çıktı?

- Aslında mizaç olarak komik de değilim, son derece ciddi bir adamım ama... Bilmem ki... Ara donemde ana habere de mizah kattım. Yıllar geçip de "Uyan Turkiye" modelini oluşturduğumuzda artık vazgeçilmezdik.

Biz haberi kabare haline getirdik, bu da gençleri çok etkiledi.

Neden devam ı gelmedi?

- Çunku Turkiye çok politize oldu. Öyle olunca yaptığımız hicivler çok yanlış anlaşılmaya başlandı. Biraz uzaklaşmakta fayda var dedim. Başladığım noktaya, talk show'a dondum.

ARTIK DURSAM İYİ OLACAK

◊ Bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz? - Bir dursam iyi olacak diyorum.

◊ Duramazs ınız siz...

- Haklısınız. Benim emeklilik surecim yine bir uretim içerir. Formatlar, senaryolar falan yazıyorum. Ama beni asıl anlatan iş belgesel. Yeni nesillere bir şeyler aktarmak istiyorum. Ben 20 sene once sunduğum haberlerin hiçbirini hatırlamıyorum mesela, geçti gitti. Ama 15 sene once yaptığım belgeselde ne anlattığımı gayet iyi hatırlıyorum. Dolayısıyla emeklilik diye bir şey varsa, belgesele devam etmek istiyorum. Bu tur işler insanın zihnini de dinlendiriyor.