Özet (TL;DR) @ 2019-01-28T22:47:00.000Z: Prof. Gürses’e göre Putin’in Adana Mutabakatı'nı anması, Ankara’yı ‘tampon bölge’ yerine 2011 tarihli ve hala geçerli olan anlaşma gereği sınır güvenliğini Şam’la sağlamaya itme anlamına geliyor.…



Prof. Gurses'e gore Putin'in Adana Mutabakatı'nı anması, Ankara'yı 'tampon bolge' yerine 2011 tarihli ve hala geçerli olan anlaşma gereği sınır guvenliğini Şam'la sağlamaya itme anlamına geliyor. Gurses, anlaşmaya atfen "Öyle girdim, istediğimi yaparım" diye madde olmadığını, danışmanlarının Erdoğan'ı yanlış bilgilendirdiğini belirtti.

Turkiye, ABD Başkanı Donald Trump'ın 'ekonomiyi çokertme' tehditli tweet'inde 'guvenli bolge' tesisini anmasından bu yana Suriye içerisinde 'guvenli bolge' tesis edilmesini tartıştığı gibi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in son Moskova zirvesinde andığı 'Adana mutabakatını' tartışıyor. Putin'in atfını 'yerinde' bulan ancak bunu Turkiye'nin Suriye içlerine girmesi olarak yorumlamış gorunen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak yakında Fırat'ın doğusuna yonelik harekete geçileceğini dile getirdi. Erdoğan oluşturulacak 'guvenli bolgeye' de Turkiye'deki 4 milyon sığınmacının yerleştirileceğini belirtti. Rusya ise son olarak Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un ağzından Adana Mutabakatı'nın Ankara'nın sınır guvenliğini sağlamanması için kullanılabileceği mesajı vermiş durumda.

Gelişmeleri Sakarya Üniversitesi'nden Prof. Emin Gurses ile konuştuk.

' ADANA MUTABAKATINA DAYANAN 2011 ANLAŞMASI HALA GEÇERLİ'

Prof. Emin Gurses, Turkiye ile Suriye hukumetlerinin Adana Mutabakatı'nı tutanakla kayıt altına aldığını ancak bu mutabakatı pekiştiren asıl anlaşmanın 2011'de Erdoğan'ın başbakanlığı doneminde yapıldığını anlattı. Meclis onaylı bu anlaşmanın hala geçerliliği bulunduğunu belirten Gurses, Putin'in ise bu anlaşmaya temel teşkil eden mutabakatı anmasının sebebinin Ankara'ya adres olarak Şam'ı gostermesi olduğunu belirtti:

"Adana mutabakatı zaten 1998'de bir tutanakla kayıt altına alınmış. Yani orada bir tutanak var. Tutanakta zaten açıkça soyluyor. Teror orgutleri PKK, bazıları isim değiştirdi, değişik isimlerle faaliyetler, yasal ya da yasa dışı diyor. Yasal ya da yasa dışı teror orgutleri ile hiçbir faaliyete izin verilmeyecek diyor. Yani orgut ile bağlantılı yasal faaliyetlere de izin verilmeyeceğini tutanak altına almışlar, 19-20 Ekim 1998'de. Fakat bu sonra resmi belgeye dokulmuş. 2011'de Şubat'ın 9'unda resmi belge imzalanmış, altında da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası var. Bunun son maddesinde zaten uç yıllık sureyle geçerlidir. Eğer itiraz olmazsa otomatik olarak yenilenir diyor. Yani suresi açık anlamına geliyor. Anlaşma hala geçerli. Bu anlaşmanın bir uçuncu bolumu var. Burada zaten açıkça taraflarla ilgili ne yapacaklar, ne edecekler bunların hepsi yazıyor. Bu anlaşmada iki taraf hem Suriye Dışişleri hem Turk Dışişleri bunu imzalamışlar. Burada Putin'in soylediği Turkiye'nin muhatabı Şam'dır diyor. Terorle ilgili Turkiye ikide bir neyi dile getiriyor: 'Teror orgutleri var, bunlar bize zarar veriyor. Biz BM Sozleşmesinin 51. maddesine gore hareket ediyoruz'. Fakat Putin'in Turkiye'ye aslında Turkiye uzerinden bir mesaj daha var. Biz BM Sozleşmesinin 51. maddesine gore mudahale edebilirsin. Ama bunu Guvenlik Konseyi'ne bildirmek zorundasın. Sorun bittiği zaman geri çekilmek zorundasın. Sorun bitmiyorsa o zaman 2010'da varılıp 2011'de imzalanan metnin resmi olarak meclisler imzalamış, bu metnin hala geçerli olduğunu goruyoruz. Bu metne gore Suriye beraber bu sorunları çozecek. Putin, Turkiye'ye aslında bu sorunların çozulme makamı, sen Suriye'de bulunuyorsan, Suriye diyor. Tayyip Bey orada doğru diyor, Amerika buraya çağrılmadı. Putin de Moskova goruşmesinde ne dedi, 'Amerika burada yasa dışı olarak duruyor'. 1998 mutabakatı ve 2011'de meclislerde kabul edilen anlaşma var. Bu anlaşmalarda iki ulke karşılıklı olarak surdurecek yazıyor. Turkiye tek başına yapmaz bu işi."

' DEMEK Kİ ŞAM'LA ORTA DÜZEY GÖRÜŞMELER OLUYOR'

Turkiye'nin Suriye'de tek başına guvenli bolge oluşturamayacağını, ancak Şam ile bu anlaşmaya gore oluşturabileceğini belirten Gurses'e gore, Ankara'nın Şam hukumetiyle birlikte hareket etmesi gerekiyor. Danışmanlarının Erdoğan'ı yanlış bilgilendirdiği goruşundeki Gurses, "Öyle ben girdim, istediğim gibi yaparım diye bir madde yok burada" anımsatmasında bulunurken, Cumhurbaşkanı'nın sozlerinden ise Şam yonetimi ile orta duzeyde bazı goruşmeler olduğu sonucunu çıkardığını soyledi. Gurses, Turkiye'nin ABD'nin çekildiği bolgelere kendi kendine yerleşmeyi planlaması halinde bunun 'yanlış olacağını' soylerken, "Amerika çekildiği bolgeye seni şoyle yerleştirir. PKK'nın gorevini ustlenirsen sana bu izni verir. Turkiye bu gorevi kabul ediyor mu? Turkiye bu gorevi herhalde kabul etmez" diye ekledi:

(C) AP Photo /

"Turkiye kendi başına guvenli bolge oluşturamaz. Bu anlaşmaya gore oluşturulabilir, Şam ile beraber kararlaştırılır. Turkiye, Amerikalıların boşalttığı yere ben girerim dedi, ama anlaşmada boyle bir şey yok. Şam ile Ankara beraber hareket edecek. Turkiye tek başına burada ben guvenli bolge oluştururum diyemez, anlaşma oyle. Karşılıklı olarak yapılacak diyor anlaşmada. Cumhurbaşkanı en son ust duzey goruşme olmaz dedi. Demek ki orta duzey goruşme oluyor. Bu sozleşmede istihbarat birimleri, genelkurmay vs. hepsi faaliyet gosterecek diyor. Demek ki genelkurmay, MİT duzeyinde boyle faaliyetler yurutuluyor anlamına geliyor bu. Tayyip Bey'e yanındaki akıllı adamlar yanlış bilgi vermişler. Uzman geçinenler SETA grupları var bunlara akıl veren. Anlaşma onumuzde. Anlaşmaya gore iki taraf yapar diyor, genelkurmay, MİT, istihbarat, guvenlik birimleri aracılığıyla yapar diyor. Öyle ben girdim, istediğim gibi yaparım diye bir madde yok burada. İsmail Hakkı Pekin dun bir açıklama yaptı. Hakan Fidan ile Mayıs'ın 2011'inde goruşmuş, Fidan da 'Biz Suriye'de Amerika ile birlikte hareket edeceğiz' demiş. Siz Amerika'yı guçlu buldunuz, Amerika'dan korkuyorsunuz. Tehdit ediyor sizi, PKK'ya destek veriyor. Amerika'ya bir şey diyemiyorsunuz. Ama Amerika bizim muttefikimizdi, biraz daha kibar davransın diye yalvarıyorsunuz. Zaten başında bunlar beraber çalışmışlar. Suriye'de 2011'in Mart'ın da olaylar başladı. Herkes silahlandırılmaya başlandı. Kim yaptı bunları, dışarıdaki guçler. Bunlar Mayıs'ında da Hakan Fidan açıklama yapıyor, 'Biz Amerika ile birlikte çalışacağız' diyor. demek i bunlar hep beraber çalışıyorlar. Geldikleri nokta Putin aslında Tayyip Erdoğan'a yol gosterdi. Erdoğan'ın da peşinden yaptığı açıklama ust duzey goruşme olmaz dedi. Ben buradan şunu anlıyorum. Orta duzeyde genelkurmay, MİT başka turlu yurutecek. Diğer turlu Suriye'nin izni olmadan Amerika'nın çekildiği bolgeye ben yerleşeyim diyeceğim. Amerika çekildiği bolgeye seni şoyle yerleştirir. PKK'nın gorevini ustlenirsen sana bu izni verir. Turkiye bu gorevi kabul ediyor mu? Turkiye bu gorevi herhalde kabul etmez."

' AMERİKA ÇEKİLİRSE, BİR DAHA GİREMEZ'

Öte yandan Gurses, ABD'nin Suriye'den çekilmesi konusunda 'karamsar', ABD'nin Suriye'den çekilmesi durumunda tekrar giremeyeceğini belirten Gurses, bu durumda ABD'nin Suriye'nin kuzeyinden Akdeniz'e bir hat çizme planlarının ta tumuyle boşa gideceğini anımsattı. Trump yonetimi Suriye'ye savaşın izlerinin ortadan kaldırılması için mali katkı yapacak ulkeleri şimdiden yaptırım uygulayacağı mesajı vermişken Gurses, Turkiye'nin de Suriye'nin inşası konusunda Şam'la birlikte hareket etmemesi halinde başarılı olamayacağını ekledi:

"Suriye Dışişlerinden yeni bir haber geldi, beraber inşa edelim diye. Bu işi ancak Suriye ile yaparsın. Amerika sana da yaptırım uyguluyordu. Amerika'nın ne yaptığı belli değil. Çunku şu anda Avrupa bile Amerika'dan koptuğu için karşısında yer almış durumda. Avrupa bile yarın sana yaptırım uygulayabilir. Turkiye bunları kabul edemez. Nasıl İran'a yaptırımları kabul etmedi, Suriye'ye yaptırımlara da kabul edemez. Tayyip Bey şunu duşunuyor, '3-4 milyon insan var burada. Burada bir bolge oluşturursam, onları buraya yerleştiririm diye'. Bunu yapmanın en doğru yolu Şam ile goruşursun bu anlaşmaya gore. Dersin ki 'Şunları guvenli bolgeye yerleştirelim'. Şam da der ki 'Ortak guvenlik sağlayalım. Çunku ortak guvenlik tesis etme konusunda 2011'deki anlaşmada yer alıyor. Ama bu Şam ile beraber olur. Turkiye, PKK'nın gorevini ustlenirse, Amerika buradan çekilir. Amerika bu girdiği yerden çekilirse, bir daha buraya giremez. O zaman 1999'dan beri yapılan butun planlar boşa gider. Yani Suriye'nin kuzeyinden Akdeniz'e bir hat çizme planları boşa gider. Mumkun değil bunu yapması. Turkiye'nin burada yapacağı gitsin ihracatçılar meclisinde konuşsun, Suriye'nin potansiyeli nedir diye. Yıllık 8-10 milyar liralık potansiyeli var yıllık. Turkiye'deki butun ekonomik kriz çozulur. Amerika'nın ambargosu da bir işe yaramaz. Turkiye'nin yapacağı şey Suriye ile 1998'te yapılan mutabakat ve 2011'in ikinci ayında imzalanan resmi belgeye uygun olarak burada guvenliği sağlayıp Turkiye'deki multecileri gelip bu bolgelere yerleştirirler. Ondan sonra altyapı için uluslararası finans çevreleri mi girer devreye, BM mi girer… Ondan sonra Turkiye buradaki yeni yapılandırmaya gider ama Şam ile beraber gider. Turkiye'de adam Amerika'ya Avrupa'ya ihracat yapıyor, İran'a da yapıyor. İran'ın ihracat tutarı çok duşuk olduğu için Avrupa ve Amerika pazarını kaybetmemek için İran ile ilişkilerini azaltıyor. Bunu yapıyor. Yoksa Turkiye, İran'dan gaz almayı durdurmadı ki."

' SURİYE'DE REJİMİ DEVİRMEYE İTİRAZ ETMEYİP, ABD VENEZÜELA'YI TEHDİT ETTİĞİNDE KARŞI ÇIKMAK TUTARLI DEĞİL'

Gurses, ABD'nin Venezuela'da rejim değişikliği tehditlerini de değerlendirdi. Gurses, Turk hukumetinin Suriye'de rejim değişikliğine soyunurken, ABD'nin Venezuela'da rejimi değiştirmesine itiraz etmesinin çifte standartlı bir yaklaşım olacağını vurguladı. Turkiye'nin son donemde Venezuela ile petrol ve değerli madenlerle ilgili anlaşmalar yaptığını anımsatan Gurses, Ankara'nın bu ulkedeki çıkarlarına dikkat çekti. Rusya, Çin ve İran gibi ulkelerin Turkiye gibi Caracas yonetiminin arkasında durduğunu belirten Gurses'e gore ABD işleri askeri mudahaleye vardırırsa kayıplara uğrar:

"Suriye'de rejimi devireceğim. Ama Amerika, Venezuella'da rejimi devirirken ona karşı çıkacağım'. Tutarlı değil. Seçimle gelmiş adam. O zaman seçimle goreve gelmiş adamları sen de gorevden aldın. Seçimle goreve gelmek tek başına yeterli olmuyor demek ki. Ama Venezuella ile Turkiye birçok anlaşma yaptı. Maden, petrol anlaşmaları yapıldı. Venezuella, Kolombiya tarafından sıkıştırılıyor. Kolombiya ile Amerika 2018'de NATO ile anlaşma yaptı. Kolombiya'yı yanına çekti Amerika. Avrupa zaten Venezuella'ya açıkça cephe almaya başladı. Turkiye'nin de çıkarları var Venezuella'dan. Ticari ilişkiler geliştirildi. Bundan dolayı Venezuella'yı bırakmaları mumkun değil. Tabii ki Turkiye yalnız değil. Rusya, Çin, İran da Turkiye'nin yanında. Rusya'nın yer alması bile tek başına yeterli. Ama Çin de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda açıkça tavır aldı Amerika'nın bu yaptırımlarına. Fakat Amerika'dan bugun yine haberler geliyor, askeri mudahale yapacağız diye. Askeri mudahale olursa daha buyuk kayıplara uğrar Amerika. Hegemonya çokerken daha da saldırganlaşır. Amerika'da da oyle bir hava esiyor. Cumhurbaşkanı açıkça tavır da aldı Maduro'nun yanında olduğuna dair. Zaten ambargo var. Askeri mudahale işine girişirse, Kuba'ya yapılanın bir değişik versiyonu olabilir. Venezuella'dan bir onemli bir nufus goçu oldu Kolombiya'ya. Bunların bir kısmının eğitildiği de soyleniyor. Bunlar uzerinden yapabilirse, o zaman da buyuk bir kargaşa olur bolgede. O zaman devreye Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi'nde Çin ve Rusya'nın tavrı oneli olacak. Libya'da da aynısını yaptılar. Sonra 300 milyon dolar para gonderildiği soylendi. Hala Libya'da kargaşa var. Libya'nın çozumunde de İtalya'da bir toplantı yapıldı. Toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı da gitti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı sonra anladı ki İtalya, Fransa, Mısır katılıyor toplantıya. Libya'nın doğusunu kontrol edemiyorlar. Mısır'a diyorlar ki 'Sen aracı ol da buradaki petrol kaynaklarını işletelim'. Bizim Cumhurbaşkanı Vekili durumu anlayınca toplantıyı yarıda bırakıp, çıktı. Orada yağma oldu, en buyuk zararı da Turkiye gordu. Libya hala toparlanamadı. Aynı şey Venezuella'ya olabilir. Çunku Venezuella'nın yeni kaynakları ortaya çıktı. Bundan 5-6 sene evvel 70-80 milyar varil petrolden bahsediyorduk. Şimdi 200 milyar varilin uzerinde kaynaklardan bahsediliyor. Buyuk kaynak bunlar. Bunu Amerika, Venezuella'yı bir Birleşik Arap Emirlikleri gibi yapabilir. O kadar buyuk kaynağı var buranın. Amerika kendi kontrolunde olsun istiyor. Eğer Venezuella, Bolivarcı sosyalistlerin elinde boyle bir şey yaparsa, Amerika burada domino etkisinden korkuyor. Nasıl ki Vietnam'a mudahalesinin amacı Vietnam'ın çamurları topraklarını almak değilse… Bolgede sosyalizmin yayılmasının engellemek için yaptıkları bir faaliyetti. Burada da bundan korkuyor Amerika."