Özet (TL;DR) @ 2019-01-29 08:04:36.900984: Öğlen yemeği öncesi, yüzlerce lezzet çeşidini bünyesinde barındıran Anadolu'dan 3 şehir ve 3 lezzet önerisi... Soğuk kış günlerinde kahvaltıların vazgeçilmezleri arasında yer alan Şanlıurfa'nın…
Anadolu Ajansı
28.01.2019 - 11:23 28.01.2019 - 11:23
Turkiye'nin zengin yemek kulturuyle one çıkan ve lezzetleriyle adından soz ettiren Ş anlıurfa'nın yoresel lezzeti tirit , ozellikle soğuk kış gunlerinde kahvaltının vazgeçilmezleri arasında bulunuyor.
Hazreti İbrahim'in yaşadığı yer olarak rivayet edilen, "Halil İbrahim sofrası ve bereketi" ile ozdeşleşen Şanlıurfa'da tirit yemeği, ozellikle sabah namazından sonra servis edilmeye başlanıyor, oğleden once ise tukenmiş oluyor.
Yaklaşık 12 saat ateşte pişen kuzu eti, kemik suyu, lavaş ekmek ve tercihe gore yoğurt ile sarımsak ilave edilerek tuketilen bu lezzet, soğuk havalarda bağışıklık sistemini guçlendirdiği duşunulduğu için ilgi goruyor.
Tirit ustalarından Mehmet Duran, yaptığı açıklamada tirit yemeğinin çok lezzetli ancak yapımının zahmetli olduğunu dile getirdi.
Tirit yapımına akşamdan once başladıklarını ve saatlerce surduğunu, sabah 05.00'te de yemeğin servise hazır olduğunu ifade eden Duran, şunları anlattı:
"Eti kemikle birlikte bir gun onceden yaklaşık 12 saat kaynatıyoruz. Sabah 04.30'da gelip eti, kemiği ve suyunu ayırıyoruz. Eti doğradıktan sonra, doğranmış ekmeğin uzerine koyup sonra uzerine suyunu ilave ediyoruz. Tercihe gore uzerine yoğurt ve sarımsak da eklenebilir. Tirit Şanlıurfa'ya ozgu geleneksel bir lezzettir. İnsanlar sabah erkenden gelip tirit yiyerek işine gider.
Genelde kış aylarında bolca tuketilen faydalı bir yemektir. Sabah 04.30-11.00 arasında tuketilir ve bu saatten sonra biter. Ustalarımdan oğrendiğim bu mesleği yaklaşık 15 yıldır surduruyorum. Sıcak tuketildiği için kış aylarında çok rağbet edilir. Şanlıurfalılar dışında il dışından gelen misafirler de bu lezzeti yemeden gitmiyor. Şanlıurfa'nın yaz mevsimi bunaltıcı ve sıcak olduğundan tirit daha çok kış mevsiminde aranan ve tercih edilen bir yemektir"
Kentin meşhur tirit ustalarından 55 yaşındaki Şukru Bayram da şoyle konuştu:
"Kış aylarında soğuğa karşı insanları diri, guçlu tutan ve çok faydalı bir yemek turudur. Tirit yiyen bir kişi vitamin almış gibi o gunu dirençli ve dinç bir şekilde geçirir. Serin aylarda daha çok talep edilen hafif bir yemektir.
Geçmiş yıllarda çok rağbet edilmezdi ancak son yıllarda giderek daha çok ilgi gormeye başladı. Yerli ve yabancı herkes artık tirit yemeğinin lezzetinin farkına vardı ve her geçen gun daha çok talep edilmeye başlandı. Bir çayı bile demlerken olçusu vardır ne az kaynatılır ne çok kaynatılır. Tirit de oyledir. Tirit yapımı da bir sanattır ve herkesin işi değil ancak bu işi ustaları yapabilir"
Muşterilerden Ahmet Mizan, kış aylarında sabahları genelde kahvaltıda tirit tercih ettiğini soyledi. Mizan, "Faydalı, doyurucu ve insanı gun içinde dinç ve tok tutar. Sabah namazından çıktıktan sonra gelip tirit yiyorum ve oğlene kadar bir açlık hissetmiyorum. İl dışında yaşayan ve tirit yemeğini bilmeyen herkesi Şanlıurfa'ya davet ediyorum. Özellikle de kış mevsiminde gelip bu harika yemeği mutlaka yesinler" diye konuştu.
Gastronomi dal ında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kultur Örgutunun (UNESCO) "Yaratıcı Şehirler Ağı"na dahil edilen Gaziantep mutfa ğının yeni lezzeti, kiremitte lava ş kebabı buyuk ilgi goruyor.
Yuzlerce yemek çeşidini bunyesinde barındıran Gaziantep mutfağının yeni lezzeti kiremitte lavaş kebabı, zırhla hazırlanan koftesi, arasına konulan kaşarı ve lavaşla kaplanan kiremitte ozel olarak pişirilmesiyle kent mutfağının parlayan yeni lezzeti olma yolunda ilerliyor.
İstanbul'da kuaforluk yaparken ani bir kararla yemek sektorune geçiş yapan Mustafa Elmaoğlu ile yaklaşık 30 yıldır Turkiye'nin farklı bolgelerinde aşçılık yapan ağabeyi Fuat Elmaoğlu'nun Gaziantep mutfağına kazandırdığı kiremitte lavaş kebabı tadanların beğenisini topluyor.
İki kardeşin işlettiği "Lavash Ciğer"in aşçısı Fuat Elmaoğlu, yaptığı açıklamada, yıllar sonra Gaziantep'e donduğunde halkın damak zevkinin çok yuksek olduğunu ve bu yuzden işini en iyi şekilde yapması gerektiğini anladığını soyledi.
Elmaoğlu, Gaziantep'in çok zengin bir mutfak kulturune sahip olduğunu anlatarak "Eğer bir urun çıkaracaksanız, mutlaka once Gaziantep'e gelip çıkartmanız lazım. Gaziantep halkı bu yemeğe onay verdiği zaman, bu yemek başarılı olmuştur" dedi.
Kiremitte lavaş kebabının puf noktasının kuzu etinin zırhla çekilmesi olduğunu vurgulayan Elmaoğlu, şoyle devam etti:
"Etin suyunu kaçırmamak lazım. Makineyle eti çekerseniz etin suyu kaçıyor. Zırhla çekilen kıyma ezilmediği için daha lezzetli oluyor. Etin sade olması da onemli. Bunun yanında az yağlı kaşarın kiremitte pişmesi de bu işe ayrı bir lezzet katıyor. Yaklaşık 12 dakika fırında pişen etin uzerini daha sonra ekmekle kapatıyoruz. Boylece ekmeğin içindeki et ekmeğe lezzetini veriyor"
Elmaoğlu, kiremitte lavaş kebabının servise çıkarıldıktan sonra buyuk ilgi gorduğunu aktararak "Dunyada yemeklerin patentini Gaziantep halkı verir. Kiremitte lavaş kebabıyla ilgili biz, bireysel olarak patent almadık. Sonuçta herkes bir yemek çıkarabilir ama çıkarmak yetmez. Bu yemeğin sevilmesi gerekir. Bu yemeği de on plana çıkaran bizden ziyade Gaziantep halkı. Bundan dolayı bu yemek için kendimiz adına bir patent başvurusunda bulunmadık" diye konuştu.
Daha once İstanbul'da iki kuafor işleten, ardından bu işi bırakarak Gaziantep'e taşınan işletme ortağı Mustafa Elmaoğlu da gastronomi şehrinde yeni bir restoran açarak tutunmanın zor olduğunu, kendilerinin de bunu yeni lezzetler arayışına girerek yapmaya çalıştıklarını anlattı.
Elmaoğlu, abisi Fuat Elmaoğlu'nun ortaya çıkardığı kiremitte lavaş kebabının Gaziantep'te çok sevildiğini ve Turkiye genelinde bu yemeğe benzer yemekler yapan esnafların da ortaya çıktığını belirtti.
Yemeğin kendi işletmeleri adına patentini çıkarmayacaklarına işaret eden Elmaoğlu, bu yemeğin Gaziantep mutfağı adına tescillenmesi için Gaziantep Buyukşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'e taleplerini ilettiklerini soyledi.
Mustafa Elmaoğlu, restorana gelen muşterilerden ciddi olumlu geri donuşler aldıklarını dile getirerek yemeğin Gaziantep mutfağına patentini almak için konunun takipçisi olacaklarını bildirdi.
Yemeği ilk fikir olarak sunduklarında kendi çevrelerinden çok tepki aldıklarına fakat Gaziantep halkının yemeği çok sahiplendiğine işaret eden Elmaoğlu, "Amacımız, bu yemeğin tum Turkiye'ye, hatta tum dunyaya yayılırken Gaziantep ismi ile yayılmasıdır. Umarım herkes bu lezzeti tadar ve memnun kalır" dedi.
Kiremitte lavaş kebabını sosyal medya platformu Instagram'da gorduğunu belirten muşterilerden Baran Guneş de yemeği çok beğendiğini ifade etti. Surekli her yerde aynı şeyleri yemekten sıkıldığını, bu lezzetin kente çok farklı bir yenilik getirdiğini aktaran Guneş, çok memnun kaldığını bildirdi.
Başka bir muşteri Yusuf Karaduman da Gaziantep mutfağının bu şekilde çeşitlenmesinden mutluluk duyduğunu kaydetti.
Bursa 'da, 93 Harbi sırasında Bosna Hersek'ten goç edenlerin yaşadığı Kestel ilçesine bağlı kırsal Kazancı Mahallesi'nde bulunan "Atlı Konak"ta, yıllar sonra yeniden Boşnak boreğinin kokusu yukseliyor.
Bir donem atların bağlanması ve Boşnak boreğinin pişirilmesi amacıyla fırınların yapıldığı "Atlı Konak" adı verilen yerde Bosna Hersek Bursa Fahri Konsolosu Muzaffer Çilek'in girişimleriyle faaliyete geçirilen tesiste, Boşnak kadınlar, hamuru oklava kullanmadan açılıyor.
Kıymalı, peynirli, ıspanaklı ve kıymalı patatesli olarak tepsilere yerleştirilen Boşnak boreği, ozel hazırlanan fırınlarda odun ateşinin kozunde uzerine sac kapatılarak pişiyor.
Yuzyıllardır suregelen geleneklere uygun hazırlanan borekler farklı bir lezzet sunarken, bu şekilde Boşnak kulturunun de gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanıyor.
Atlı Konak'ın işletme sorumlusu Burak Yalım, yaptığı açıklamada, 2011'de Bosna Hersek'e doktora eğitimi için gittiğinde oradaki kulturu yakından tanıma fırsatı bulduğunu soyledi.
Turkiye'ye donduğunde Boşnak kulturunun yaşatılması için bazı girişimlerde bulunmak istediklerini anlatan Yalım, Fahri Konsolos Muzaffer Çilek ve oğlu Ahmet Hakan Çilek'in destekleriyle sac altı Boşnak boreğini tanıtmaya karar verdiklerini belirtti.
Bunun için en doğru yerin Kazancı Mahallesi'ndeki "Atlı Konak' olduğunu dile getiren Yalım, şoyle konuştu:
"Burası Boşnakların ilk goçtuğu yıllarda halk arasında 'Atlı Konak' olarak anılıyor. İnsanlar bu konağa atlarını bağlamış ve burada fırınlarını inşa ederek, sac altında Boşnak boreği pişirmiş. Biz de Atlı Konak'ta bu tarihi yeniden yaşatmak için boyle bir girişimde bulunduk. Boşnak kulturunun guzelliğini insanlara anlatmak istedik. Bosna'daki bu guzel kulturun yaygınlaştırılmasını ve tanıtılmasını istiyoruz. Biz burada Bosna Hersek atmosferi oluşturmaya çalışıyoruz. Arka fonda Boşnak muzikleri çalıyor"
Haftada ortalama 50 tepsi borek urettiklerini belirten Yalım, "Yaklaşık 3 ay once açılmamıza rağmen çok fazla ilgi goruyoruz. Borekleri Boşnak kadınlar yapıyor. Normalde burada 6 kişi çalışıyoruz. Hafta sonları çalışan sayısı 15'e yukseliyor. Yarı zamanlı çalışanları Bursa Uludağ Üniversitesinde okuyan Boşnak oğrencilerden seçiyoruz" dedi.
Borek yemek için İnegol ilçesinden gelen Ayşen Kılıç ise "Bosna Hersek'e de gittim. Orada da bu lezzeti tattım. Bana gore hiçbir fark yok hatta buradaki daha guzel. Yapanların ellerine sağlık" diye konuştu.
Fatma Kılıç, sık sık borek yemek için Atlı Konak'a geldiğini soyledi.
Kendisinin de Boşnak olduğunu dile getiren Kılıç, "Kendi kulturume ait bir parçayı burada bulmak beni mutlu ediyor" ifadesini kullandı.




















Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.