Özet (TL;DR) @ 2019-01-27 08:17:20.917255: Çarşamba günü kaybettiğimiz Ayşen Gruda’yı, rol arkadaşları, dostları, sevenleri ve dobra dobra söylediği güzel sözleriyle anıyoruz. Gelin, önce Müjdat Gezen’le kendi aralarında kıyıp, yüzüğü tuvalete…



Hakan GENCE, İpek İZCİ, Gizem COŞKUNARDA

Masallara uyuz oluyorum, mesela Pamuk Prenses'in o yedi cuceyle ne işi
var?

**ESK İ NİŞANLISI, OYUNCU MÜJDAT GEZEN:

Masallara uyuz oluyorum, mesela Pamuk Prensesin o yedi cuceyle ne işi
var

Ayşen Gruda'yla ilk karşılaşmanızı hatırlıyor musunuz?** 1963 'te Muammer Karaca Tiyatrosu'na guzel bir kız geldi. 'Çirkin Kraliçe', 'Domates Guzeli' falan gibi lakapları oldu ama gençlik hallerine bakarsanız inanılmaz tatlı, guzel olduğunu gorursunuz.

'Domates guzeli' lakabına bozulur muydu?

- O lakabı kendisi koydu. Ayşen'in onun otesinde bir oyunculuğu vardı. Domates Guzeli, Ayşen'i kesmez.

O ilk kar şılaşmada mı etkiledi sizi?

- Evet, 1964'te kendimize yuzuk alıp aramızda nişanlandık. Askerden izne gelmiştim. O donem.

Sonra n 'oldu nişan?

- Askere geri dondum. Bir gun Ayşen mektup yazdı, "Yılmaz Gruda'yla evleniyorum. Sen askersin, uzaklardasın" dedi. Ben de "Hayırlı olsun, o zaman parmağımdaki yuzuğu tuvalete atıyorum" diye cevap yazdım. Gerçekten de gidip tuvalete attım.

A şk bitti!

- Evet ama askerden geldikten sonra dostluğumuz 56 yıl devam etti. Geçen sene tiyatromda 'Sevgi Muzikali'nde birbirine aşık iki ihtiyarı canlandırdık. Yıllar sonra o gelin oldu, ben damat.

Sizce oyuncu olarak fark ı neydi?

- Yazılan metne oyle ilaveler yapardı ki çok alkış alırdı. Sana en populer esprisini anlatacağım: Kamer Genç, Ankara'da çapkınlık yaparken gazetecilere yakalandı. "Ne yapıyorsunuz efendim bu saatte" dediler, "Çiçekleri sulamaya geldim" dedi. Ayşen Gruda ve Ateş Boceği Ercan 'Yedi Kocalı Hurmuz'de karşılıklı oynuyorlar. Sahnede eşini canlandıran Ercan'a "Sen neredesin" diye bir repliği vardı. Ercan da "Geciktim biraz, çiçekleri suluyordum" diye doğaçlama cevap verdi ve alkış kıyamet...

Ay şen Hanım ne yaptı?

- "Ben bu adama yarın nasıl karşılık vermeliyim" diye uykuları kaçtı. Ertesi gun yine Ercan'a "Neredesin?" diye sordu. Ercan, "Çiçekleri suluyordum" dediğinde Ayşen cevabı patlattı: "Sen once evdeki çiçekleri sula!" Ortalık alkıştan yıkıldı.

Ç ok dobra olduğu anlatılıyor...

- Duzdu. Fikirlerini, eleştirilerini soylerdi. Demokrattı. Kendi emsalleri içinde benim için duruşu en sağlam olan oydu.

A şka değer veren bir kadınmış...

- Flortleri olurdu. Hastalığının başladığı 5-6 yıl hariç hayatında mutlaka bir arkadaşı vardı. Ama ailesine çok bağlı olduğu için o ilişki hiçbir zaman hayatının merkezi olmazdı.

Maddi zorlukları oldu mu?

- 'Darbukator Baryam'ı çekerken bir gun geldi, "Mustafa Alabora evini satıyor, almak istiyorum, param yok" dedi. Oynayacağı 13 bolumun parasını peşin verdim. Evi aldı ve uzun yıllar orada oturdu. Adile Naşit'le altlı ustlu otururlardı. Hatta Adile Abla kanser olunca her şeyiyle o ilgilendi. İşine taksiyle gider gelirdi. Arabası, şoforu yoktu ama ihtiyacı da yoktu.

**OYUNCUŞENER ŞEN YAZDI

Masallara uyuz oluyorum, mesela Pamuk Prensesin o yedi cuceyle ne işi
var

En k otu durumlarda bile
g ulumsetecek bir detay bulurdu**Ayşen'le 1975'te Arzu Film'de başlayan bir arkadaşlığımız, dostluğumuz var. Çoğunuzun bildiği gibi birçok filmde bir araya geldik. Ayşen'in kimselere benzemeyen keskin bir zekası ve mizah anlayışı vardı. Oyunculuğundaki doğallık, canlandırdığı karakterlerin hepimizin bildiği, tanıdığı kişiler gibi algılanması, onu diğer oyunculardan ayıran en onemli ozelliğiydi. Arzu Film setleri ekip ruhunu yansıtan, keyifli ortamlardı. Ayşen de bu ekibe her konuda yaptığı yorumlarla kahkaha attıran, ışıltılı biriydi. En kotu durumlarda bile hiçbirimizin goremediği çelişkilerden gulumsetecek bir detay bulurdu. O gunleri ozluyorum. O ekipten geriye kalanlar çok azaldık. Ölum de doğum kadar doğal ama insanlık bir turlu olume alışamıyor. Her olum yakınlarını sarsmaya devam ediyor. Hepimiz kendimizin de bir 'hiç' olduğunu anlayana kadar bu sarsılma devam edecek. Ayşen guzel yaşadı. Son anlarına kadar uretmeyi surdurdu. Ülkemizde alışık olmadığımız bir biçimde duşuncelerini dobra dobra, açık açık soyledi. Ayşen Gruda'ya biz arkadaşlarına yaşattığı guzel anlar için, canlandırdığı karakterler için hepimizin teşekkur borcu var. Allah rahmet eylesin...

**OYUNCU İLYAS SALMAN YAZDI

Masallara uyuz oluyorum, mesela Pamuk Prensesin o yedi cuceyle ne işi
var

İ stediği gibi bir hayat yaşadı**

40 yıldan fazladır bağımı koparmadığım insanların başında geliyordu. Ben kendime geveze derim. Ama iş Ayşen'e, Şener'e (Şen) ve Tarık Akan'a gelince çenem kitlenir. Çunku neslimiz yavaş yavaş tukeniyor. Biz, hayatla akraba olan bir sanat yapıyorduk. İstediği gibi bir hayat yaşadı. En son bir buçuk- iki ay kadar once goruştuk. Sırdaşımdı. Aramızda konuşulmadık hiçbir şey kalmadı. Ama yaşasaydı daha çok şey konuşacaktık.

**KEMAL SUNAL 'IN EŞİ GÜL SUNAL YAZDI

Masallara uyuz oluyorum, mesela Pamuk Prensesin o yedi cuceyle ne işi
var

Bana Kemal 'in yadigarı gibiydi**

Geriye bir tek ben kaldım. Onları istiyorum, onlarla beraber olmak istiyorum. Ayşen'in arkadaşlığı tartışılmazdı, çok vefalıydı. Kemal'i kaybettikten sonra birbirimize daha yakın olduk. Saatlerce telefonda konuşurduk, birbirimize çok bağlıydık. Alıngan biri olmamasına rağmen onunla konuşurken kelimelerime bile dikkat ediyordum. Bana Kemal'in yadigarı gibiydi.

**S İNEMA YAZARI AGÂH ÖZGÜÇ

Masallara uyuz oluyorum, mesela Pamuk Prensesin o yedi cuceyle ne işi
var


K ıymeti daima bilinecek**Halkın içinde yetişmiş ve halkın içindeki kahramanları çok iyi canlandıran bir oyuncuydu. Çok açıksozlu, çok sıcakkanlı ve kimseye tepeden bakmayan biriydi. Yaptığı işin kıymetini her zaman bildi. Artık oyunculuk, bir tıkanma içinde. Onun için kıymetinin daima bilinmesi gerekir, sanırım da bilinecektir.

T İYATROCU ALİ POYRAZOĞLU YAZDI

S ozunu hiç sakınmadıO benim birlikte sahneye çıktığım ilk kişiydi. 1973'te bizim tiyatroya girdi. 'Domates Guzeli' tiplemesiyle televizyonda ona program yaptık, çok meşhur oldu. Biz oyuncular, "Kulisi de iyi mi" diye bakarız. Tamam, iyi oyuncudur ama oyun oncesi ve sonrasında dostluğu, ahbaplığı nasıldır? Onun her şeyi çok iyiydi. Derin bir Ataturkçu ve çok sağlam bir cumhuriyetçiydi. Aydın kadın kimliğiyle gostermesi gereken tepkileri gosterdi. Eğilmedi. Hastalanınca eve kapanmıştı. Guzel yaşadı, sessizce gitti.

YAPIMCI FERD İ EĞİLMEZ YAZDI Hep sinema konuşuyorlardı

Teker teker gidiyorlar. Benim için ozellikle zor çunku onlarla buyudum. Babam Ertem Eğilmez'in Cihangir'de evi vardı; sabah 9 akşam 7, herkes orada buluşurdu. 30-40 kişilik bir ekip olurdu. Sinemayla yatıp sinemayla kalkan, insanlardı. Herkes her bir şeyin ucundan tutuyordu. Şimdi kaybedilen şey bu. Herkes çok bireyselleşti. Herkes tek başına her şey oldu; herkes bir anda yazar oldu, çizer oldu; oynayan oldu; çeken oldu.

Kendi s ozleriyle gençlik, yaşlılık, hayat, aşk, Turkiye ve dunya...

Osmanlı zamanında karargah olarak kullanılan bir koşkte dunyaya geldim. Boşuna devlet gibi kadınım demiyorum (kahkahalar). Öyle çok varlıklı bir aile falan değildik. O zamanlar en buyuk merakım telden arabalar yapıp evin yakınındaki boş arazide oynamaktı. (Hurriyet, 2015) 1977'de TRT'deki bir eğlence programı için skeç çekecektik. 'Domates Guzeli Nahide Şerbet' adında, saf ayağına yatan ama her şeyin farkında bir tipi canlandırıyordum. Neredeyse her evde bir tane 'Domates Guzeli' olduğundan o kadar çok sevildi ki, bir gecede 16 yıllık tiyatro hayatımda olmadığım kadar meşhur oldum. (Hurriyet, 2015) Ben hiçbir zaman Sindirella olmadım. Aslına bakarsan masallara da acayip uyuz olurum. Çunku bana hiç ahlaklı gelmezler. Mesela Pamuk Prenses'in o yedi cuceyle ne işi var? Peki Kulkedisi'ne ne demeli? Armut piş ağzıma duş, bir ayakkabıyla olacak iş mi bu? Ben yazları çalışırdım, plak fabrikasında pul yapıştırırdım. (Hurriyet, 2015)Eski filmlerimi seyredemiyorum çunku kaybettiğim çok arkadaşım var orada. Acayip uzuluyorum. Bizim apartmanın yoneticisi bana jest olsun diye 'Hababam Sınıfı'nın melodisini kapının zili yaptırmış. Çaldıkça gunde yuz kere uzuluyorum. (Hurriyet, 2015)Çapkındım ama gozlerim fıldır fıldır değildi. Hayatımda biri varken hayatımda sadece o vardır. Benim için onemli olan cerbeze... Beni guldurebilen erkeği severim. Kabak gibi oturanı sevmem. (Hurriyet, 2016) Herkese şunu tavsiye ediyorum; çocuk yuvalarında anasız babasız çok çocuk var ve hepsi sevgiye muhtaç, onlara annelik yapabilirler. Haftanın belli gunlerinde onları ziyaret edip sevgi vermek, sevgi, enerji almak çok guzel olabilir. (Hurriyet, 2017) Biri kızdığı zaman oteki susmayı başarırsa ilişkiler yuruyor. Aşk sevgiye, sevgi de dostluğa donuşur. Aşk yakar, yıkar, geçer, sevgi bir rıhtım olur. Sonra dostluk, eğer oraya kadar goturebilirsen, çok guzel bir şey. (Hurriyet, 2017) mSanatçı muhalif olmalıdır. Gormeden yaşamak ot gibi bir şey. (Hurriyet, 2017) Herkese çapkın olmayı oneriyorum. Özellikle anne-babalara bu lafım. Bırakın şu çocukların yakasını. Hem kız çocukları hem erkek çocukları rahat rahat flort edebilsinler. Ne guzel bir şey. Flort ede ede doğruyu bulacak çocuklar. (Posta, 2018) *Gençlere tavsiyem bol bol Nietzsche okusunlar mesela. Meşhur bir lafı vardır: "Pişmanlık bir kopeğin taşı dişlemesi gibi bir şeydir" der. Geriye bakmasınlar. Hep ufukta olsun gozleri. Ben gençlerimizden umutluyum hala. (Posta, 2018)

*İngiltere'de yaşlılara ozel ilgi gosteriyorlar. Turkiye'deyse "Sen daha olmedin mi?" diye duşunuyorlar. Sistem "Artık yaşlandın, hadi ol!" diyor. (Sabah, 2011)

*Bir vasiyetim yok. Neyim var ki neyin vasiyetini yapacağız? Bir tane ev var, o. Biliyorum ki bu halk beni nasıl gomeceğine kendi karar verecek. (Posta, 2014)

Sanat ve bilim bizi idare edenlerde buyuk bir korku uyandırıyor. Oysaki onları duze çıkaracak olan gerçekten sanat ve bilimdir. Herkesin sanata ve bilime ihtiyacı var. (Neredenezaman.com, 2013)
Muammer Karaca ile politik oyunlar oynuyorduk. 'Aman Adnan Bey Duymasın'ı oynadığımız yıllarda, Adnan Menderes oyuna gelip bizi ayakta alkışlıyordu. Ne gunlerdi! (Hurriyet, 2015)