Özet (TL;DR) @ 2019-01-25T23:58:00.000Z: Esra Akgemci’ye göre, Maduro’nun en büyük hatası kurucu meclisi seçimi öncesi Chavez’i örnek alıp referanduma gitmemesi. Muhalefetin Maduro’yu devirmek için sokaklarda ‘yıpratma savaşı’ adıyla şiddete…
Esra Akgemci'ye gore, Maduro'nun en buyuk hatası kurucu meclisi seçimi oncesi Chavez'i ornek alıp referanduma gitmemesi. Muhalefetin Maduro'yu devirmek için sokaklarda 'yıpratma savaşı' adıyla şiddete ve gıda sabotajlarına yoneldiğini anlatan Akgemci, Maduro'nun yoksulların desteğine sahip olduğunu vurguladı.
ABD yonetimi ve neoliberal dunya Venezuela'da kendi kendini başkan ilan eden Juan Guaido'ya destek çıkarken, Devlet Başkanı Nicolas Maduro devrilme tehdidi altında. Washington yonetimi Venezuella'nın dondurulmuş mali varlıklarını Guaido'ya aktarmak uzere harekete geçerken, Maduro da ulkeni yoksul kesimlerinden taraftarlarıyla sokak gosteriler duzenleyerek destek tazelemeye çalışıyor.
Venezuella'da siyasi çalkantının nasıl bu aşamaya geldiğini ve meselenin aktorlerini Selçuk Üniversitesi'nden Latin Amerika Uzmanı akademisyen Esra Akgemci ile konuştuk.
' MUHALEFET LİDERLERİNİN 2014'TEKİ ÇAĞRISI: 'MADURO DÜŞENE KADAR SOKAKLARI TERK ETMEYİN'
Esra Akgemci'ye gore Venezuela'daki muhalefet Bolivarcı hareket ve Chavez'i uzun sure devirmeye çalıştı ancak bir turlu birlik sağlayamadı. Chavez'in olumunden sonra Maduro'nun ayakta kalamayacağının duşunulduğu ve bu yuzden muhalefetin 'yıpratma savaşı' adını verdiği şiddetin tetiklendiğini anlatan Akgemci, buna karşılık muhalefetin genel anlamda orta sınıflarda gorulen adalet gibi talepleri bulunmadığını, şiddetten yakınan, medyanın ozgur olmadığını soyleyen tarzda olduğunu aktardı:
"Tek bir muhalefette yekpare bir butun olarak yok karşımızda. Özellikle muhalif grupların içinde Chavez'in olumunden sonra daha çok ayyuka çıkan çunku Chavez'in ardından Maduro'nun bir şekilde ayakta kalamayacağını duşunenler tarafından buna bir 'yıpratma savaşı' adı veriliyor. Bu şekilde şiddeti kışkırtarak, ulkedeki krizi de ekonomik savaş olarak da buyuk sermaye gruplarının elinde çunku ozellikle gıda şirketleri onlardan belki biraz daha bahsedilebilir. Bu ekonomik savaşla birlikte boyle bir şiddeti kışkırtarak ABD'den de destek alan Leopoldo Lopez'i temsil ettiği şimdiki meclis başkanı Guaido'da da o partinin bir temsilcisi. Boyle bir muhalif grup var. Ama tabii ki butun muhalefet de ABD ile işbirliği yapıyor demek değil. Burada muhalefet ne istiyor diye baktığınızda, bu aslında 2014'te Chavez'in olumunden hemen sonra sokak çatışmaları, oğrenci gosterileri de olmuştu. O zaman tartışılmıştı bunlar. Boyle bir ne talepleri var diye baktıklarında aslında boyle bir yer orta sınıf hareketlerde ortaya çıkan adalet ya da bu tarz benzer taleplerin ortada olmadığı aslında tamamen şiddetten yakınan, medyanın ozgur olmadığından yakınan ve ozellikle zaten muhalefet liderlerinin çağrısı şu şekildeydi: 'Maduro duşene kadar terk etmeyin sokakları'. Bu şekilde Maduro'yu duşurmeye çalıştılar."
' ASIL HÜKÜMETİN KENDİ SESİNİ DUYURAMAMA GİBİ BİR PROBLEMİ VAR'
Venezuela'da basının soylenenin aksine hukumetin kontrolunde olmadığını, hatta yuzde 80'e varan oranlarda buyuk işadamlarının elinde bulunduğunu belirten Akgemci, bu yuzden Maduro'nun 'ses duyurma' sorunu bulunduğunu aktardı. Akgemci, sokaklardaki şiddetin kurbanlarının da buyuk olçude gecekondu mahallelerinde yaşayan insanlar olduklarını belirtti. 'Gualindo' diye anılan sokak çatışmalarının daha çok orta sınıfların kışkırtmalarıyla yapıldığını kaydeden Akgemci, gıda yokluğunun sorun olduğunu ancak muhaliflerin gerçekte gıda depolarını sabote ettiklerini anlatırken, ironik olarak Batı basınında bunun 'açlık isyanları' diye anıldığını belirtti. Akgemci'ye gore bu sabotajların amacı buyuk olçude yoksul kesimlerin gıdaya ulaşmasını engellemek.
"Neredeyse yuzde 80'e yakın. Üç buyuk gazete var, bir de uç buyuk televizyon. Bunların hepsi ozel sektorun elinde. Bunun bir karşılığı da yok. Tam tersine hukumet 'teleSUR'u bu yuzden başlattı kendi sesini duyurabilmek için. Yani kendi sesini duyuramama gibi bir problemi asıl hukumetin var. Diğer yandan şiddetten yakınıyorlar. Ama şiddet kurbanlarının çoğu gecekondu mahallelerinde yaşayan insanlar. Diğer gualindo denen sokak çatışmaları da daha çok orta sınıfların kışkırtmasıyla. Tam da nerede olduklarına bakarsak gıda zincirlerinin merkezi olan marketlerin onunde kuyrukların oluşacağı yerde ozellikle çıkarılan çatışmalar. Orada da halkın gıda almasını engelleyen çatışmalar. Bu gualindo denen sokak çatışmaları mesela batı basınına şoyle yansıtıldı. Bunlar aslında açlık isyanları gibi yansıtıldı. Ama kim bu sokakları kışkırtan diye baktığınızda, tam tersi aslında bazı buyuk gıda şirketleri uretime devam ediyor. Marketlerde gıda yok. Ama restoranlarda gayet var, onlar erişebiliyorlar. Bu çatışmalar tam tersine yoksul kesimlerin gıdaya ulaşmasını engelleyen çatışmalar."
' SADECE MADURO'YA DEĞİL CHAVEZ'E DE DİKTATÖR OLARAK BAKILIYORDU'
Chavez'in mirası olan Bolivarcı devrimin dunyada en yanlış anlaşılan siyasi sureçlerden birisi olduğunu belhirten Akgemci, unlu yazar Eduardo Galeano'nun "Bu nasıl bir diktatorse o kadar demokratik anayasa yaptı ki zaten halk tek bir referandumla onu iktidardan duşurebilirdi" cumlesine atıf yaptı. Maduro'nun ise ekonomik sıkıntıdan faydalanan muhalefetin ilk kez 2015'de birleşmesi ve parlamento seçimlerinde çoğunluğu kazanmasıyla karşı karşıya kaldığını soyleyen Akgemci, Venezuela liderinin bu hamleye karşı 'kurucu meclis' fikrini uzlaşma arayışıyla gundeme taşıdığını vurguladı. Ancak oncesinde referandum duzenlemesi gerekirken bunu yapmadığını anlatan Akgemci, bunun 'en buyuk hatası' olduğunu belirtti:
"Bolivarcı devrim denen Chavez'in miras bıraktığı sosyalizme geçiş sureci dunyada en çok yanlış anlaşılan hatta hiç anlaşılmayan siyasi sureçlerden bir tanesi. Bu sadece Maduro'ya yonelik değil Chavez'e de diktator olarak bakılıyordu. Eduardo Galeano, 'Bu nasıl bir diktatorse o kadar demokratik bir anayasa yaptı ki zaten halk onu tek bir referandumla duşurebilirdi iktidardan' dedi. Bu tur bir kurucu meclisin ortaya çıkması biraz Maduro'nun meşruiyetini sorgulatan bir şey oldu. Venezuella'da sağ muhalefetin içinde bolunmeler var. Artık Maduro'ya karşı birleştiğini gorduk bu demokratik ittifak masası altında, MUT kısaltması altında. Aralık 2015'te parlamento seçimlerinde buyuk bir çoğunluk kazanmasının ardından, ilk kez Chavez doneminden beri boyle bir sağ muhalefet çıkmasının ardından, Maduro bunu bir karşı hamle olarak bir kurucu meclis gundeme getirdi ve anayasayı değiştirmek istediğini soyledi. Ama bu çok tartışmalı bir siyaset oldu. Zaten muhalefet bunu boykot etti. 'Bunun işlevi sadece bizim faaliyetimizi askıya almak olacak, biz kesinlikle katılmıyoruz' dediler. Maduro'nun referanduma gitmesi gerekiyordu kurucu meclis kurmadan once anayasaya gore. Chavez de gitmişti kurucu meclis oncesinde referanduma. Maduro gitmedi. Muhalefet de sembolik bir referandum yaptı 7 milyon insanın katıldığı ve insanlar hayır dediler. Ama Chavez hareketi içinde de eski Adalet Bakanı Ortega 'referanduma gitmen lazım, bu boyle olmaz' diyenleri de bastırdı. Burada biraz daha kendi içindeki muhalefeti de bastırmaya çalışması otoriterleşme eğilimi olarak ortaya çıkmaya başladı. Bana kalırsa Maduro'nun en buyuk hatalarından biriydi bu kurucu meclis."
' BÜYÜK BİR OLİGARŞİ VAR, CHAVEZ BUNU KIRAMAMIŞTI'
Akgemci'ye gore ekonominin kotu yonetimi konusundaki eleştiriler ise sıkıntılı. Latin Amerika'da sadece Venezuela'da değil pek çok ulkede 'hafriyatçılık', bir 'kaynak somurusune' dayalı kalkınma modeli bulunduğunu, bunun kokenlerinin de somurgecilik donemine kadar gittiğini anlatan Akgemci, Chavez'in bunları değiştiremediğini vurguladı. Petrol bağımlılığının buyuk bir sorun olduğunu ancak asıl meselenin oligarşik yapı olduğunu belirten Akgemci, bu kesimlerin Maduro'ya baskıları artırmaların ekonomik durumda rolunun buyuk olduğuna dikkat çekti:
(C) REUTERS /
"Onun dışında katılmadığım bir şey var. Ekonomiyi iyi yonetemediği gibi bir şey doğru olabilir. Ama bu Metin Yeğin'in de belirttiği gibi Maduro'yu da Chavez'i de aşan bir sureç var burada. Sadece Venezuella'da değil Latin Amerika'daki butun bu sol dalga denilen hukumetlere baktığımızda bir hafriyatçılık, yani doğal kaynak somurusune dayanan bir kalkınma modeli. Bunun kokenleri somurgecilik donemine kadar gidiyor. Bunları biz 10 yıllık, 20 yıllık iktidarlarla değiştirmek mumkun değil. Temellerini atmaya çalıştı Chavez. Belli kazanımları oldu, belli çelişkileri oldu. Petrol bağımlılığını aşamamak en buyuk çelişkisi oldu. Çunku beklenmiyordu bu kadar petrol fiyatlarında hızlı bir duşuş. Bunları goze almadan ekonomiyi yonetemedi demek, bir de bu dediğim gibi oligarşiye dikkat etmek lazım. Yabancı sermaye çok erken girdiği için Latin Amerika'ya tam buyuk bunalımın ardından 1930'larda başlıyor, diğer çevre ulkelere gore daha erken, o yuzden birçok sektorde çok buyuk oligarşik yapılar ortaya çıkıyor. Venezuella'daki gıda sektorunde de buyuk bir oligarşi vardı ve Chavez bunu kıramamıştı. Daha çok petrol gelirleriyle gıda ithalatı yapıyordu. Ama şimdi bunlara bağımlı olunca karşımıza aşama aşama çıktı. Bu kıtlık meselesi daha once de karşımıza çıkıyordu. Chavez doneminde de bu kadar yaygın değildi ama ozel donum noktalarında buyuk gıda ureticileri hemen kesiyorlar uretimi ki bu kritik donemlerde seçmen uzerinde bir baskı olsun. Chavez'in olumunden sonra donum noktası oldu. Ve bu Maduro'ya karşı bu baskıyı arttırdılar."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.