Özet (TL;DR) @ 2019-01-23T20:49:00.000Z: Prof. Hasan Ünal’a göre Ankara ile Moskova’nın Suriye üzerindeki görüş ayrılıkları iyice netleşiyor. İdlib’de kırılma noktasına gelindiğini belirten Ünal, Putin’in Erdoğan’a operasyon talebini…
Prof. Hasan Ünal'a gore Ankara ile Moskova'nın Suriye uzerindeki goruş ayrılıkları iyice netleşiyor. İdlib'de kırılma noktasına gelindiğini belirten Ünal, Putin'in Erdoğan'a operasyon talebini iletebileceğini soyledi. Ünal, Ankara'nın Şam'a zarar verme çabalarının olumsuz sonuçlarına dikkat çekti.
(C) Sputnik /
Turkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili ilişkiler ve Suriye'deki durumu goruşmek uzere Moskova'da bir araya geldi. 2019'un ilk zirvesinin hemen oncesinde Erdoğan'ın Moskova'ya ayak bastığı saatlerde Rusya Dışişleri Bakanlığı Sozcusu Mariya Zaharova, radikal İslamcı Heyet Tahrir Şam orgutunun İdlib'deki gerilimi azaltma bolgesini buyuk olçude ele geçirmesiyle durumun hızla kotuye gitmesi ve bundan duydukları ciddi endişeleri dile getirmesi dikkat çekti. Zaharova, ABD'nin çekilmesiyle Suriye'nin kuzeydoğusunda oluşacak boşluğu ise Suriye'nin meşru hukumeti tarafından doldurulması gerektiği yonundeki pozisyonlarını da tekrarladı.
Zirveyi ve olası gelişmeleri Maltepe Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bolumu oğretim uyesi Prof. Hasan Ünal ile konuştuk.
' RUSYA'NIN ÖNCELİĞİ İDLİB'
Prof. Hasan Ünal, Moskova zirvesinin belki de karmaşık konuları içeren en çetrefilli zirvelerden birisi olduğu goruşunde. Rusya'nın en baştan beri Suriye'nin toprak butunluğunu vurguladığını belirten Ünal, Ankara ile Moskova arasında da goruş ayrılıklarının netleştiği bir ortama gelindiğini kaydetti. Ünal, Ankara'nın ABD'nin çekilmesiyle elde edilecek tampon bolgeyi doldurmak istediği mesajlarına karşılık Rusya yonetiminden Suriye devletinin toprakları uzerinde etkili egemenliği tesis etmesi gerektiği tutumunun tekrarlanmasının onemine dikkat çekti:
"Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Putin ile yaptığı zirvelerden en belki de karmaşık konuları içeren ve nihai kararlar alınmasını mecbur hale getiren bir zirve olacak bu. Aynı zamanda çetrefil bir zirve. Çunku Rusya ile Turkiye arasındaki Suriye'ye ilişkin goruş ayrılıklarının netleştiği bir ortamdayız. Mariya Zaharova'nın açıklamasının mutlaka anlamlı bir tarafı var. Çunku zamanlaması çok manidar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağının tekerlekleri Moskova Havaalanının pistine değerken bu açıklamalar yapılıyor. Amerika'nın çekiliyoruz açıklamasından bu yana Rusya, Suriye'ye ilişkin pozisyonunu uç aşağı beş yukarı netleştirmiş durumda. Bunu da bazen Zaharova'nın ağzından bazen de doğrudan Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un ağzından ifade ediliyor. Rusya'nın yaptığı açıklamalarda şunu goruyoruz. Rusya'nın onceliği İdlib'te. Bir başka konu daha var, onu da soyluyorlar. Ama o bir oncelikten ziyade Rusya açısından zaten olması gereken bir konu gibi gorunuyor. Amerika'nın çekilmesi uzerine oluşacak otorite boşluğunu Suriye hukumeti doldurmalıdır diyorlar. Yani Fırat'ın doğusunda, Menbiç ve benzeri yerlerde. Örneğin guneyde Tanf'tan çekilirse, Amerika her şeye rağmen çekileceğim diyor, Menbiç'teki saldırılara rağmen, o zaman buraları Suriye hukumet kuvvetleri altına sokmak gerekir diye herhangi bir yoruma açık olmayan ifadeler kullandılar. Baştan beri Suriye'nin toprak butunluğu için hem alanda savaşıyor hem de toprak butunluğunden kastını ortaya koymuş durumda. O da şu: Suriye'nin butun toprakları uzerinde Suriye devletinin etkili egemenliği tesis edilmelidir diyor. Tam boyle soylemese de Suriye mevcut anayasal yapısıyla devam ettirilmelidir. Bunun için de çok cuzi şeylerden Rusya bunu bahsetmiyor. Ama Suriye hukumetinin yaptığı açıklamalarında Rusya ile koordineli şekilde açıklandığını duşunursek yani Suriye'nin milli uniter devlet yapısı, anayasası devam ettirilecektir. Ama buna ne ilave edilecektir? Şu anda askıda bulunan yerel yonetimlerle ilgili yasalar devreye sokulacaktır. Yerel yonetimler yerelde seçilecek, dolayısıyla partiden tayin edilmeyecektir yerel yoneticiler. Biraz da insan hakları kavramının içi genişletilirse, bir tur kulturel otonomi olabilir. Ama bunu da Suriye'nin ozellikle Fırat'ın doğusundaki toprakları için soylemiyor Suriye, butun Suriye'de boyle olacak diyor. Bu açıdan bakılırsa Rusya'nın tutumu tutarlı."
' MUHTEMELEN RUSYA 'BİZ İDLİB'E OPERASYON YAPMAK İSTİYORUZ' DİYECEK'
Ünal'a gore ozellikle Erdoğan'ın Suriye'deki bolgeleri kontrol altına alıp yerel idare tesis etmek, TOKİ uzerinden altyapı projelerine girişmek soylemi, Rusya'nın Suriye'nin toprak butunluğu ve egemenliğine yonelik son vurgularını da etkiledi. Diğer yandan Rusya açısından İdlib'in onemine dikkat çeken ve bir kırılma noktasına gelindiğini anlatan Ünal, Turkiye'nin kontrolundeki ÖSO'nun Heyet Tahrir el-Şam'ı etkisiz hale getirmesinin beklendiğini ancak bunun tersinin gerçekleştiğini anımsatarak Rusya'nın zirvede tehdit algılaması doğrultusunda İdlib'e operasyon talebinde bulunabileceğini soyledi:
"Yalnız şoyle bir açıdan da değerlendirilebilir. Turkiye'nin Amerika'yı bir manada çekilmeye zorlaması ve ardından da Turkiye'nin 'Ben bu bolgelere girmek istiyorum, bu bolgelerde yerel idare kuracağım. Hata buradaki insanlara TOKİ ile evler yapacağım. Buradan yerel de bir asayiş kuvveti değişik unsurlardan oluşan. Bunlar da bolgenin guvenliğini ustlenecek' açıklamaları, sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump ile yaptığı telefon goruşmesinin ardından ortaya çıkan guvenli bolge tartışmaları çerçevesinde Rusya'nın bu sozleri ısrarla soylemiş olması manidar olabilir. 'Siz bunları soyluyorsunuz ama bizim pozisyonumuz da bu' anlamına geliyor. Yoksa susabilirsiniz. Açıklamaları Suriye hukumeti yapabilir sadece. Ya da bekleyelim, gorelim, Turkiye bize ne getirebilir diye duşunulebilir. Bu çerçevede bakıldığında Turkiye ve Rusya tarafının oncelikleri ve konuya bakış açılarında ciddi farklılıklar olduğunu goruyoruz. Bu yuzden zirve çok çetrefilli geçebilir. Aynı zamanda bu farklılıkların İdlib'te de olduğunu goruyoruz. İdlib'te bir kırılma noktasına gelmiş durumdayız. 17 Eylul'deki mutabakat epeyce işledi. Turkiye uzerine duşen gorevlerin buyuk kısmını yaptı. İşler Turkiye'nin istediği gibi gitmedi. Turkiye belki de orada ılımlı muhalifler diye tanıttığı silahlı guçlerin Turkiye ile birlikte hareket eden ya da Turkiye'nin sozunu dinleyen grupların belki de HTŞ'yi yeneceğini, etkisiz hale getireceğini duşunuyordu. Ama tersi oldu. HTŞ ozellikle Amerika'nın çekilme açıklamalarının içinde kaybolmuş gibi oldu. Ama HTŞ butun İdlib'i kontrolu altına aldı. Bu sonucu da çatışmalarla elde etti. Bu durumda Turkiye'nin daha onceki pozisyonunda bir değişiklik olacak mı? Turkiye daha once 17 Eylul mutabakatını şunun için istemişti. Ben İdlib'te Suriye yonetiminin etkili denetim kurmasını istemiyorum. Dolayısıyla en azından bunu nasıl sağlayacağına dair elinde bir planı projesi ya da alanda eyleme sokacağı bir duşuncesi yoktu. Ama bunun sanki soylediklerinin arasından bu çıkıyor gibiydi. HTŞ tumuyle İdlib'e hakim olduğuna gore Turkiye, Suriye ile Rusya'nın koordineli bir operasyonuna hala mı karşı çıkıyor veya çıkacak şimdi? Muhtemelen Rusya'da şu denilebilir Turk tarafına: Biz İdlib'e operasyon yapmak istiyoruz. Çunku bizim havaalanımıza tehdit oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Turk yetkililere soylenmemesi mumkun değil ve dolayısıyla soylenecek ve Turkiye ne diyecek bu konuda? Acaba Turkiye dosyasında şoyle bir şey de goturmuş olabilir mi? 'Artık İdlib'e mudahale edilebilir. Siz guneyden girin Suriye ile birlikte, biz de kuzeyden size yardımcı olalım'."
' TÜRKİYE, SURİYE HÜKÜMETİNİ DIŞLAMAYA DEVAM EDERSE…'
Ünal, Rusya ve Suriye'nin 'tampon bolge' konusunda bir şey demeyebileceğini ancak nihai olarak Turkiye'nin kontrol ettiği topraklardan çıkması gerekeceğini anımsatan Ünal, Ankara'nın onunde ciddi sorunlar bulunduğunu vurguladı. Turkiye'nin ısrarla Şam'ı dışlaması ve zarar vermeye çalışan politikalar gutmesinin yanlışlığının altını çizen Ünal, Ankara eğer Şam ile uzlaşmaya yanaşmazsa Suriye hukumeti PYD ile otonomi konusunda uzlaşmaya bile varabilir:
"Tampon bolgeye Suriye ve Rusya tarafı bir şey demeyebilir. Çunku tampon bolgeyi ben şoyle anlıyorum. 20 mil genişliğinde, 30 kusur km, deyin ki 40 km. biz bunu o zaman niye istiyor olabiliriz? Buralarda sınırımıza çok yakın bolgelerdeki PYD unsurları ellerindeki silahlarla bize taciz ateşi açıyorlar sıkılıkla. Biz bundan rahatsız oluyor, tamam. Bunu yapabilir karşı taraf. Rusya kolaylıkla PYD'yi ikna edebilir. İkna değil aynı zamanda tehditle de olur, 'Yoksa Turkiye'yi bırakırım uzerinize' diye. Bunlar 40 km içeriye çekilirler. Ama bizim bundan sonra amacımız ne? Bir de kontrolumuz altında bulunan topraklar var. Onlar ne olacak? O guvenli bolge dediğimiz yere Turk askeri girecek mi o zaman? Fırat Kalkanı ve Afrin harekatıyla elde edilen Turkiye'nin fiili kontorlunde olan topraklar ne olacak? Öte yandan bu politikayla biz Şam'ı dışlayarak ve Şam'a hala olabildiğinde zarar vermeye çalışan politikada ısrar ederek, PYD ile Şam'ın şu veya bu olçude bir otonomi konusunda uzlaşmalarına yol açmaz mıyız? Bunlar Turkiye'nin onundeki çok ciddi sorular. Aslında bu sorulara Turkiye'nin Rusya ile birlikte değil kendisinin karar vermesi gerekiyor. Turkiye inşallah bunlara karar vermiştir ve Suriye ile uzlaşmanın yollarını aramak isteyecektir. Rusya'dan da bu konuda yardım isteyecektir."
' SİVİLLERİN GÜVENLİ KORİDORLARDAN SURİYE TARAFINA GEÇİŞİ SAĞLANABİLİR'
Ünal, İdlib'e yonelik Suriye ve Rusya operasyonunun olmaması için gerekçe gosterilen siviller meselesinin ise kolaylıkla çozulebileceği goruşunde. İdlib'in Suriye hukumeti ve Rusya'nın kontrolune bırakılması durumunda sivillerin Turkiye tarafı yerine guvenli koridordan Suriye tarafına geçişinin sağlanabileceği belirten Ünal'a gore koordineli bir operasyon Turkiye'nin de lojistik yardımıyla yapılırsa HTŞ bolgeden temizlenir:
"Aslında İdlib konusu kendi kendini çozmuş oldu. Çunku Turkiye'nin desteklediği gruplar orada etkisiz hale geldiğine gore buyuk olçude o zaman operasyon yapılmasına engel kalmadı. Turk Silahlı Kuvvetleri'nin bolgede gozlem noktaları var. Eğer bunu Suriye ve Rusya tam bir koordine ederse yani askerlere bırakılırsa konu, onlar yaparlar. Nasıl yaparlar? Turkiye kendi sınırını korur ve HTŞ'nin provoke edeceği sivillerin Turkiye tarafına değil de guvenlikli koridorlardan Suriye tarafına geçişini sağlayabilir. Hatta Turkiye'ye gelmesi muhtemel az sayıdaki sivil de yine Suriye sınırında ağırlanır. Ama operasyon çok uzun bir sure surmeyeceği için çok kısa bir sure sonra da kendi yerlerine giderler. Bu da aslında diğer Suriyeliler konusuna ornek olmuş olur. Turkiye buradan zafer çıkarabilir. Özellikle Amerika açısından duşunurseniz, bir suru Amerika var artık ortalıkta. Bir Trump'ın temsil ettiği ve aslında butun bu daha onceki yonetimlerin başlattığı savaşlardan elini eteğini çekmeye çalışan bir yonetim anlayışı var. Bence bizim açımızdan da doğru olan ve destek vermemiz gereken bu. Bir de Amerikan derin devleti diyebileceğimiz gruplar var. Menbiç'teki saldırılara, bombalı elemlere bakın. İşin içinde HTŞ'liler var. Menbiç ve Fırat'ın doğusunda PYD'liler var. Bunların her biri değişik bir provokasyonu devreye sokacaktır. Daha onceden İdlib bolgesinde gorulduğu soylenen İngiliz gruplarının kimyasal saldırı hazırlıkları var. Onlar ne zaman devreye sokulacaktır goreceğiz. Ama bu şu gerçeği değiştirmiyor. Guneyde de yaptılar bu provokasyonları. Alandaki gerçek durumu belirliyor. O gerçek de şu. Eğer Suriye ve Rusya koordineli şekilde İdlib'e bir operasyon yaparsa, Turkiye ile bu iş onceden uzlaşılırsa, Turkiye de lojistik veya değişik yardımlarda bulunursa bu iş kotarılır. Bu aslında bir sonraki aşamalarda Turkiye-Suriye ilişkilerinin geleceğini belirleyecek noktaya goturulebilir. Bizim kontrolumuzdeki bolgeler ve Fırat'ın doğusundaki bolgelerde Suriye'nin etkin yonetimi sağlanır. Bunun karşılığında Suriye'nin PYD-PKK ile ilişkisini kesmesi istenir. Bu da Adana mutabakatı çerçevesinde istenebilir. Biz bu 7-8 yıllık savaşın sonunda Adana mutabakatına geri donmenin yollarını aramalıyız. Bazıları şoyle diyor, 'Turkiye'deki hukumet aynı, Suriye'deki hukumet aynı, nasıl uzlaşılacak?' mesela Suudi Arabistan'a bakın, Emirliklere bakın. Onlar değil miydi Suriye hukumetini devirmek için dunya kadar para harcayan, silah akıtan cihatçı gruplara. Ama şimdi onlar da Suriye hukumetiyle uzlaşmanın yollarını arıyorlar ve uzlaşıyorlar. Suriye'den başlayacak bir dış politika gozden geçirmesiyle bizim Doğu Akdeniz'de içine duştuğumuz siyasi ve diplomatik kuşatmayı kırmamız lazım. Orada bu şekilde devam edemeyiz."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.