Özet (TL;DR) @ 2019-01-22T15:31:00.000Z: Beyaz Saray’a, ‘küresel ısınmaya karşı en ideal’ enerji kaynağı olduğunu söylediği atom enerjisine yüklenme çağrısı yapıp ABD’nin bu alanda lider olabileceğini söyleyen Microsoft kurucusu milyarder…
Beyaz Saray'a, 'kuresel ısınmaya karşı en ideal' enerji kaynağı olduğunu soylediği atom enerjisine yuklenme çağrısı yapıp ABD'nin bu alanda lider olabileceğini soyleyen Microsoft kurucusu milyarder Bill Gates, RİA Novosti yazarı Maksim Rubçenko'ya gore boş bir hayalin peşinde. Zira ABD, bu alanda Rusya'yı geçebilmek için çok geç kalmış gorunuyor.
Microsoft kurucusu milyarder Bill Gates, yıl başından kısa bir sure once kişisel blogunda kendisini heyecanlandıran problemlerle ilgili bir mektup yayınladı. Bu problemlerden biri de, kuresel ısınma. Gates'e gore atom enerjisi, bu sorunun ustesinden gelebilir.
Gates, mektubunda şu ifadelere yer verdi: "Nukleer teknoloji, iklim değişikliğiyle mucadeleye ideal bir şekilde uygun, çunku gunun her saati ulaşılabilecek son derece kapsamlı biricik enerji kaynağı, ustelik bu sırada sera gazlarının salınımına da neden olmuyor. Gunumuzdeki reaktorlerin sorunlu yanları, bu kapsamda kaza tehlikesi de, yeni teknolojilerin yardımıyla butunuyle ortadan kaldırılabilir."
Gates'e gore ABD, 'bilim insanları, girişimcileri ve dunya seviyesindeki yatırımcı sermayesi sayesinde' bu yonde onemli başarılar elde edebilir. Ancak Gates yanılıyor, zira Amerikan atom enerjisi uretimi son yirmi yılda son derece geriledi. Bunda en onemli rolu de Rusya'nın devlet nukleer enerji kuruluşu Rosatom oynadı.
SSCB, 1980 'LERİN SONUNDA SANTRİFÜJLERDE URANYUM ZENGİNLEŞTİRME TEKNOLOJİSİNDE LİDERDİ
1980'li yılların sonunda SSCB, santrifujlerde uranyum zenginleştirme teknolojisinde lider durumundaydı. ABD'de ise santrifujler yerine nukleer yakıt uretimi için daha az etkin ve pahalı olan gaz difuzyonu kullanılıyordu. Bu teknoloji, santrifujlerde uranyum zenginleştirmekle karşılaştırıldığında 50 kat daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyordu.
Bu nedenle, Sovyetler Birliği'nin son yıllarında ABD, kendi nukleer santralleri için Rusya'da zenginleştirilmiş uranyum satın alma yoluna gitti. Bu, gaz difuzyonuna gore on iki kat daha ucuza geliyordu. Bu alışveriş 1987'de başladı ve yıldan yıla arttı.
Ancak bu zenginleştirilmiş uranyum rezervleri hızla tukendi. Bunun uzerine nukleer silahların azaltılmasıyla ortaya çıkan uranyum fazlası, ABD'ye satılmaya başlandı. Ancak satışlarla birlikte rezervler tukenirken iki ulkenin bilim insanları, ABD'deki nukleer santraller için mevcut rezervi 'seyreltme' yollarını araştırmaya giriştiler.
RUSYA 'DAN ABD'YE İLK URANYUM SEVKİYATI 1995'TE YAPILDI
1994'te yeni bir anlaşma imzalanarak, Rusya'nın nukleer silahlardan temin edilen 500 ton zenginleştirilmiş uranyumu ABD'deki nukleer santrallere satması kararlaştırıldı. Boylece Mayıs 1995'te St. Petersburg limanından ABD'ye ilk 24 tonluk sevkiyat gerçekleştirildi. Bu sevkiyatla hem 'yuksek zenginleştirilmiş' hem de 'duşuk zenginleştirilmiş' uranyum gonderiliyordu.
' KAZANAN HER ŞEYİ ALIR'
1994 anlaşmasıyla kararlaştırılan, nukleer silahlardan açığa çıkan 500 tonluk sevkiyat, 2013 kasım ayında yapılan 60 tonluk son partiyle sona erdi. Ama bu sırada, Rusya'daki tedarikçi firma (Rosatom bunyesine yer alan dış ticaret şirketi) Tehsnabeksport ile ABD'deki alıcı firma USEC (bugunku adı Centrus), yeni bir uzun vadeli uranyum tedarik anlaşması imzalamış bulunuyorlardı.
ABD'den Rusya'ya doğal uranyum tedariki halen yasak. Bu nedenle Amerikan firması, bu yasağı by-pass edecek bir formul geliştirdi. Boylece Rosatom, Washington'ın aktif desteğiyle, Kanadalı Uranium One firmasını satın aldı. Kanada ve ABD arasında boyle bir yasak soz konusu olmadığı için, doğal uranyum şimdi Rosatom'un sahibi olduğu Uranium One'a sevk edilebiliyordu.
Ham uranyum temin eden Uranium One'ın bunyesinde, ABD, Avustralya, Kanada, Kazakistan, Guney Afrika Cumhuriyeti ve Tanzanya'daki bir takım uranyum madenleri var. Boylelikle Rosatom, Amerikalılarla sozleşmenin gereklerini yerine getirme olanağına sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi ihtiyaçları için de en zengin uranyum yataklarına sahip oluyordu.
Rosatom için bu ticaret ozellikle 1990'ların ekonomik kaos ortamında Rusya'nın ayakta kalmasında etkili olan buyuk bir gelir kaynağı teşkil etti. Boylece Rusya, uranyum zenginleştirme teknolojisindeki ustunluğunu korudu, artırdı, insan kaynakları çoğaldı, barışçıl ve askeri atom teknolojisi alanında yeni yatırımlar finanse etti.
' ABD'Lİ ŞİRKETLER ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM TEDARİKİNDE BÜTÜN REKABET İMKÂNLARINI FİİLEN KAYBETTİ'
Bu yirmi yıllık ticaretin ABD tarafındaki etkisi ise aynı olmadı. Gerçi Amerikan nukleer enerji şirketleri Rus zenginleştirilmiş uranyumu almakla milyarlarca dolar tasarruf etmiş oldular. Öte yandan ise, Amerikan nukleer santrallerinde ihtiyaç duyulan zenginleştirilmiş uranyum tedarikinin aslan payı Tehsnabeksport tarafından karşılandığından, ABD'li şirketler fiilen bu alandaki butun rekabet imkanlarını kaybetmiş oldular.
Bunun sonucu olarak, Amerikan Centrus firmasının santrifuj tekniğiyle zenginleştirilmiş uranyum uretme girişimi fiyaskoyla sonuçlandı. Nitekim, 2016 yılı şubat ayında, bu projeyle ilgili çalışmaları tamamen durdurduklarına dair resmi bir açıklama yaptılar.
' RUSYA; ABD'DEN ALTI, URENCO'DAN İKİ, FRANSA VE ÇİN'DEN DE ÜÇ KAT DAHA ÜSTÜN'
Gunumuzde ABD'de uranyum zenginleştirmesinin buyuk bolumu, daha once olduğu gibi, gaz difuzyonu yontemiyle, Ohio eyaletine bağlı Piketon'da yapılıyor. Dunya Nukleer Birliği'nin rakamlarına gore ABD nukleer enerji ve uranyum zenginleştirme alanında dunyada beşinci sırada. Rusya ise tartışmasız birinci sırada: ABD'den altı, nukleer enerji konsorsiyumu Urenco'dan iki, Fransa ve Çin'den de uç kat daha ustun.
Dahası, ABD'li şirketler, tamamen doğal uranyum ithalatına bağımlı durumda. ABD 'Energy Information Administration' verilerine gore ABD'nin kendi kaynakları nukleer ihtiyaçlarının ancak yuzde 11'ini karşılıyor.
Belli ki, Bill Gates'in nukleer teknoloji alanında ABD liderliği hayalleri, daha uzun sure hayal olarak kalacak.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.