Özet (TL;DR) @ 2019-01-22T19:03:02.000Z: Polis Akademisi Yayınları tarafından 'Uluslararası bir tehdit olarak FETÖ' başlığıyla hazırlanan raporda, 'örgütün etkin olduğu bölgelerde ABD’nin operasyonel üssü haline geldiği' belirtildi ve "Rusya…



Polis Akademisi 2. Uluslararası Guvenlik Sempozyumu Raporu, Polis Akademisi Yayınları'ndan 'Uluslararası bir tehdit olarak FETÖ' başlığıyla yayınlandı.

Öğretim uyelerinin hazırladığı raporda, FETÖ'nun tarihi, amaçları, ozellikleriyle ilgili bilgiler verildi.

Odatv'den Sami Menteş'in haberine gore, FETÖ'nun medya ve eğitim yapılanmasıyla ilgili bilgilerin de yer aldığı raporda, orgutun yurtdışı yapılanması anlatıldı.

' ÖRGÜTÜN ÖNÜ, ABD'NİN ILIMLI İSLAM PROJESİ KAPSAMINDA AÇILDI'

"FETÖ tarafından da Orta Asya ve Kafkasya bolgesine yonelik ilk stratejik yapılanma SSCB'nin dağılması sonrası ortaya çıkan siyasal konjonkturun etkisiyle başlamıştır" denilen raporda şu ifadeler yer aldı:

"Bolgeye eğitim kurumları açarak nufuz alanı elde etmeye başlayan orgut bunun ardından bolgenin hızlı liberalizasyon surecinden faydalanarak ekonomik oluşumunu hayata geçirmiştir.

FETÖ bu donemde Orta Asya ve Kafkasya bolgesinde ABD'nin 'ılımlı İslam' projesi kapsamında onemli roller ustlenmiş ve orgutun onu boylece açılmıştır. Okullarında sekuler eğitim veren orgut, bunyesinde ABD pasaportu taşıyan sozde İngilizce oğretmenlerini işe alırken; şirketleri vasıtasıyla ise bolge yoneticilerine ruşvet vererek bolgenin zengin doğal kaynaklarının Batı piyasasına ulaştırmayı amaçlamıştır. FETÖ bu donemde faaliyette bulunduğu ulkelerde Batılı tarzda eğitim vermekle un yapmaya başlamış ve Batılı ulkeler için gun geçtikçe daha kullanışlı bir aktor konumuna gelmiştir. Fakat orgutun etkin olduğu bolgelerde aslında ABD'nin operasyonel ussu haline geldiği gerçeği ilerleyen yıllarda ortaya çıkmıştır. Rusya Federasyonu ve Özbekistan istihbarat servisleri bu durumu tespit eden ilk ulkelerin başında gelmiş ve FETÖ'nun faaliyetlerini ulkelerinde yasaklamışlardır."

' PUTİN'İN YÖNETİME GELMESİYLE VE İSTİHBARAT TEŞKİLATININ YENİDEN DİZAYN EDİLMESİYLE BİRLİKTE ORTAYA ÇIKARILDI'

Raporda, FETÖ yapılanmasının Rusya'daki faaliyetlerine ulke içerisindeki Turki dillerin konuşulduğu bolgelerde 'Turk Okulları' açarak başladığı belirtilirken "FETÖ, Asya yapılanmasına Rusya'da 1990'lı yılların başında Kuzey Kafkasya'daki ozerk cumhuriyetlerden Tataristan'a, Rusya içerisindeki Turk dilli diğer cumhuriyetlere, St. Petersburg'a, Sibirya ve Hakasya'ya kadar her yerde Turk okulları adı altında orgut kurumlarını açarak faaliyetlerine başlamıştır. 2000'li yılların başında Rusya iç siyasal birliğini sağlamış, devlet başkanı Vladimir Putin'in yonetime gelmesiyle ve ulkenin istihbarat guvenlik teşkilatları yeniden dizayn edilmesiyle birlikte FETÖ'nun yabancı istihbarat servisleriyle ilişkisi ortaya çıkarılmıştır" ifadeleri kullanıldı.

' RUS İSTİHBARATI 2002'DE TESPİT ETTİ'

Rus İstihbarat Teşkilatı'nın (FSB) FETÖ yapılanmasına yonelik attığı adımların da anlatıldığı raporda, FSB'nin FETÖ ile ABD ilişkisini 2002 yılında tespit ettiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

"2002 yılında Rus İstihbarat Teşkilatı (FSB), FETÖ okullarının Amerikan istihbarat teşkilatıyla doğrudan ilişkisi olduğunu, CIA adına Rusya'nın ulusal çıkarlarına aykırı olarak istihbarat çalışmalarında bulunduğunu, İslam'ın bağlamından koparılmış bir eğitimle Rusya'nın ve Orta Asya'nın yapısına aykırı mezunlar ve elemanlar yetiştirmeye çalıştığını, okullarındaki oğretmen ve oğrencilerin de normal oğretmen ve oğrenci dışında bir asker ve istihbaratçı motifinde yetiştiğini tespit edip, Rusya Yuksek Mahkemesi kararıyla, okulların buyuk bir kısmını kapatma kararı vermiştir."

' İKİNCİ ÜLKE ÖZBEKİSTAN'

"FETÖ'nun bolge yapılanmasını çozen ikinci ulke Özbekistan olmuştur" denilen raporda, orgutun Özbekistan'da darbe yapmaya çalıştığı kaydedildi ve "Özbekistan'a 1990'lı yıllarda aynı yontemlerle sızan orgut, bir sure sonra Özbek devletinin ve istihbaratının dikkatini çekmiş ve okullarda verilen çarpık eğitimle Özbekistan halkının birliğine aykırı faaliyetler gosterdiği, okullarda çalışan oğretmen ve yetişen oğrencilerin ABD çıkarlarını koruma amacı taşıdıkları tespit edilmiştir. Daha da otesi 1999 yılında Özbekistan'daki ilk darbe girişiminde Özbek lider İslam Kerimov'a karşı gerçekleştirilen suikast girişiminin arkasında FETÖ parmağı bulunmasının ardından teror orgutunun okulları kapatılmış ve orgut mensupları sınır dışı edilmiştir. Suikast eylemini gerçekleştirmeye çalışan istihbarat elemanlarının bir kısmı da tutuklanıp cezaevlerine konulmuştur. Fakat o gunlerde muhalif lider Muhammet Salih'in Turkiye tarafından korunması ve Özbekistan'a iade edilmemesi sebebiyle ikili ilişkiler en alt seviyeye inmiş ve kopma noktasına gelmiştir. Yani FETÖ ilk darbe girişimini esasen Özbekistan'da gerçekleştirmiş ve 15 Temmuz'da olduğu gibi başarıya ulaşamamıştır. Ancak orgutun Özbekistan'daki darbe girişimi Turk-Özbek ilişkilerini bozmaya yetmiştir" denildi.

' FETÖ, ABD TARAFINDAN KOLLANIYOR'

(C) AP Photo / Sebastian Apel

Raporda, 'ABD'de FETÖ yapılanması' ara başlığı altında ise şu satırlara yer verildi:

"FETÖ'nun lideri Fethullah Gulen'in ikametgahı olması nedeniyle ABD, orgutun halihazırda dunya çapında faaliyetlerinin merkezi konumundadır. Örgutun ABD'de yaygın bir okul yapılanması, ticaret ağı ve sahip olduğu milyarlarca dolara ulaşan bir ekonomik hacmi mevcuttur. Bu minvalde, FETÖ'nun ABD'de sayıları 140'ın uzerinde okulu bulunmaktadır. Bu okullarda yaklaşık 60 bin oğrenci eğitim almaktadır. Aynı zamanda ekonomik faaliyetleri vasıtasıyla FETÖ ABD'de yılda 500 milyon dolardan fazla gelir elde etmektedir."

FETÖ'nun Amerikan devletinde ya da devletin bazı kurumları tarafından kollandığına dair guçlu emarelerin olduğunun da belirtildiği raporda, "ABD makamlarının FETÖ'ye ulkesinde yapılanması konusunda izin verdiği gorulmektedir. Bu sayede FETÖ'nun ABD yapılanması eğitim, kultur, ticaret ve siyaset alanlarında faaliyetleri mevcuttur" denildi.

FETÖ'nun ABD'deki okullarının sayısının 140'ın uzerinde olduğunun belirtildiği raporda, okulların zaman içinde isim değişikliğine uğradığı ve her yıl yaklaşık 60 bin civarında oğrencinin okuduğu kaydedildi.

Raporda FETÖ'nun ABD yapılanmasıyla ilgili ayrıca şunlar kaydedildi:

"FETÖ ABD'de zaman içinde bağış, ruşvet ve kultur gezileri marifetiyle elde ettiği lobi kabiliyetini Turkiye uzerinde bir baskı aracı olarak kullanmayı amaçlamaktadır. Bunun en son yansıması ABD'de Turkiye'nin egemenlik haklarına aykırı bir şekilde gorulen Hakan Atilla davası olmaktadır. Dava, Turkiye'de 17-25 Aralık yargı darbesinin failleri olan FETÖ mensuplarının ifadeleri ve yasa dışı yollarla Turkiye dışına çıkarılan belgeler uzerine kurgulanmıştır. Dava aynı zamanda FETÖ'ye danışmanlık hizmeti veren Steptoe & Johnson isimli hukuk şirketi ve aynı zamanda FETÖ'nun ABD'deki çatı kuruluşu olan Turk- Amerikan Birliği'yle yakın ilişki içerisinde olan eski New York savcısı Preet Bharara tarafından açılmıştır. Buradan hareketle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bharara ve ABD'de FETÖ'yle ilişkili başka onemli isimler hakkında inceleme başlatmıştır."

' AB ÜLKELERİNİN FETÖ MENSUPLARINA KUCAK AÇMASI VE HER TÜRLÜ KOLAYLIĞI SAĞLAMASI…'

FETÖ'nun AB'deki faaliyetlerine de değinilen raporda, "FETÖ hem Turkiye'nin AB ile geliştirmiş olduğu yoğun ilişkileri hem de AB'nin uluslararası politikada artan nufuzunu kendi çıkarları minvalinde kullanmayı amaçlamıştır. Bunun yanında ozellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AB ulkelerinin gerek topraklarında yerleşik gerekse de Turkiye'den firar eden FETÖ mensuplarına kucak açması ve deyim yerindeyse orgutlenmeleri yonunde her turlu kolaylığı sağlaması teror orgutunun Avrupa'yı kuresel orgutlenmesi içerisinde onemli merkezlerinden biri olarak seçmesinin başlıca nedenlerinden olmuştur" ifadeleri yer aldı.

' FAALİYETLERİNİ BÜROKRASİ VE SİYASETTE NÜFUZLU DOSTLARLA DESTEKLEYEREK…'

Örgutun AB ulkelerinde once eğitim sonra da medya ve iş dunyasında faaliyet gosterdiğinin belirtildiği raporda "Örgut bu faaliyetlerini burokrasi ve siyasette nufuzlu dostlarla destekleyerek bulunduğu ulkedeki orgutlenmesini guçlendirme yoluna gitmiştir. FETÖ bu tur dostlukları kazanmaya çalışırken dini bir cemaat yapılanması gibi davranmaktan kaçınmakta ve temel olarak Turklerin Avrupa toplumuna entegrasyonlarını sağlamaya ve kulturlerarası diyaloga yonelik aktiviteler yuruten dernekler ve hareketler kisvesi altında faaliyetlerini yurutmektedir" denildi.

FETÖ'nun Avrupa'daki orgutlenmesinde en guçlu olduğu ulkelerin Almanya, Avusturya ve Hollanda olduğunun kaydedildiği raporda, orgutun Almanya'da faaliyet yuruttuğu şirket ve vakıfların isimleri sıralandı:

"Eğitim alanından başka FETÖ'nun Almanya'daki sivil toplum faaliyetleri Stiftung Dialog und Bildung vakfı tarafından koordine edilmektedir. Vakıf orgutun Almanya'daki lobi ve halkla ilişkiler faaliyetlerini yurutme noktasındaki etkinliğiyle dikkat çekmektedir. Bunun yanında Bund Deutscher Institutionen adlı bir başka kurum ise FETÖ'nun Almanya'daki birçok derneği arasındaki ilişkileri yonlendirmektedir.

Örgutun medya sektorundeki faaliyetleri ise World Media Group altında TV programı uretimi, pazarlama, basım-dağıtım ve yayıncılık gibi kollara ayrılmıştır. TV programı uretimini Peyk Media GmbH, pazarlamayı Tuwa Media GmbH, basım dağıtımı Sun Print & Vertriebs Gmbh, yayıncılığı Zukunft Medien GmbH ve World Media Akademi yurutmektedir. Bunlar dışında orgutun Deutsch- Turkisches Journal adıyla yayın yapan bir internet gazetesi mevcuttur.

FETÖ'nun iş dunyasındaki faaliyetleri de Bundesverband der Unternehmervereinigung (BUV) adlı bir çatı kuruluş altında devam etmektedir. Kuruluş orgutle ilişkili kuçuk ve orta olçekli 3000'den fazla işletme ve şirketin faaliyetlerini koordine etmektedir."

' ÜST DÜZEY SİYASİLERE ULAŞMA ARACI OLARAK KULLANILMAKTADIR'

Raporda "Avusturya'daki FETÖ yapılanmasına bakıldığında yapılanmanın başında FETÖ lideri Fethullah Gulen'in amcasının oğlu Numan Gulen'in olduğu dikkat çekmektedir" denildi.

Avusturya'yla ilgili olarak raporda "Eğitim alanındaki faaliyetler Friede- Institut fur Dialog adlı ve başkanlığını Yasemin Aydın'ın yuruttuğu bir sozde duşunce enstitusuyle desteklenmektedir. Enstitu esasen bir propaganda merkezi olmakla birlikte FETÖ'nun Avusturya'da ust duzey siyasilere ulaşma aracı olarak kullanılmaktadır" satırları yer aldı.

FETÖ'nun Hollanda'da 2 lise, 7 ilkokul ve 1 dershanesinin bulunduğunun belirtildiği raporda, şu ifadeler yer aldı:

"15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ'nun Hollanda'da yapılanması onemli darbeler yemektedir. Darbe girişiminin hemen ardından Hollanda'daki FETÖ okullarından 600 oğrenci ayrılırken, bu sayı gunumuze kadar ikiye katlanmıştır. Roos İslami İlkokulu-IBS De Roos'un oğrenci sayısı yetersizliğinden dolayı sene sonunda kapatılacağı açıklanmıştır. FETÖ okullarını kurtarmak için okul isimlerinde değişikliğe gitmiştir. Buna gore Roos İslami İlkokulu-IBS De Roos'un yeni ismi IBS De Horizon İlkokulu; Witte Tulp İlkokulu'nun yeni ismi De Wereldburger; Cosmicus Koleji'nin yeni ismi Lyceum Kralingen olmuştur."

' BÜROKRAT ÇOCUKLARINA YÜKLÜ MİKTARDA BURS'

Raporda, FETÖ'nun Balkanlardaki yapılanması hakkında da bilgiler verildi. Örgutun bolgede eğitim, turizm, medya ve yayıncılık gibi alanlarda faaliyet gosterdiği, yıllar içerisinde okullarında eğitim gorenlerin kamuda gorev alması neticesinde bugun bolge ulkelerinin burokrasilerinde varlığıyla dikkat çektiği vurgulandı.

Örgutun Balkanlardaki okullarında okuyan oğrenci sayısının yaklaşık 20 bin olduğunun belirtildiği raporda, ozellikle Arnavutluk'la ilgili satırlar dikkat çekti:

"FETÖ'nun Balkan ulkeleri arasında en guçlu olduğu yerlerden birisi Arnavutluk'tur; FETÖ bu ulkede ust duzey burokratların çocuklarına yuklu miktarda burs sağlayarak onlarla iletişim kurmuştur; ulkedeki diğer okullara kıyasla orgute bağlı okulların eğitim seviyesinin daha iyi olduğu soylenebilir. Ülkenin onde gelen iş adamları ve siyasetçilerinin çocuklarına adı geçen okullarda eğitim verilmesi suretiyle FETÖ, ulkenin iş, siyaset ve ekonomi çevrelerinde etkili bir ağa sahip olmaya çalışmaktadır.

Bunların dışında, Arnavutluk'ta bazı devlet universitelerinin gazetecilik bolumlerine nufuz eden orgut, etkili isimleri kendi ozel universitelerinde çalıştırarak medyada nufuz alanı yaratmayı da hedeflemektedir. Bu açıdan ulkenin ilk internet gazetesi olan Gazeta Start'ın da FETÖ'ye ait yayın organı olması dikkat çekicidir."

(C) AA /

Raporda, Yunanistan, Bulgaristan ve Macaristan'la ilgili olarak ise şunlar kaydedildi:

"FETÖ, diğer Balkan ulkelerinin aksine Yunanistan, Bulgaristan ve Macaristan'da daha sınırlı bir faaliyet alanına sahip olabilmiştir. Örneğin Yunanistan'da gerek Yunan devlet kurumlarının yoğun denetimi gerek Batı Trakya Turklerinin ilgi gostermemesi sebebiyle FETÖ yaygın faaliyet gosterememiştir. Öte yandan Bulgaristan'daki faaliyetlerine 1992'de başlayan FETÖ, burada da Sofya ve Filibe'deki birkaç ozel kurs ve dil okulu dışında herhangi bir yapı kuramamıştır."

' ILIMLI İSLAM SÖYLEMİNİ ETKİLİ KULLANMIŞTIR'

Raporda, FETÖ'nun Ortadoğu'da Fransız ve İngiliz etkisine alternatif olarak ABD'nin etkisini yaymayı hedeflediği kaydedildi ve "Kullanışlı bir aparat olarak FETÖ, Ortadoğu ulkelerinde orgutsel faaliyetlerini genişletmesinde ılımlı İslam soylemini etkili kullanmıştır" denildi.

Emniyet raporunda şu ifadeler yer aldı:

"Turkiye'nin Ortadoğu ulkeleriyle ilişkilerini kuvvetlendirdiği donemde kendilerini Turkiye'nin doğal elçileri olarak sunan orgut mensupları, faaliyet gosterdikleri ulkelerde okullar açmışlar ve orgute finansal destek sağlayan şirketler için Pazar yaratmışlardır. Bu kapsamda ozellikle, Mısır, Irak, Yemen ve Fas'ta faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bahse konu donemde FETÖ'nun Korfez ulkelerine ise sirayet etme hususunda zorlandığı gorulmektedir."

' GÜLEN, ABD'DEN SINIR DIŞI EDİLMESİ HALİNDE MISIR'A SIĞINABİLİR'

Raporda, FETÖ'nun Mısır'daki faaliyetlerine ilişkin yazılanlar dikkat çekici. FETÖ'nun Mısır'da istihbari bir orgut gibi çalıştığının belirtildiği raporda şunları kaydedildi:

"FETÖ'nun Mısır'daki yapılanması ve faaliyetlerine baktığımızda, mesihçi bir yapı olarak kurulan orgutun başta Turkiye olmak uzere çeşitli ulkelerin aleyhine istihbarat faaliyetlerinde kullanıldığı gorulmektedir.

3 Temmuz 2013'te Mısır'ın seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin donemin Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Sisi'nin liderliğindeki darbeyle gorevinden uzaklaştırılması sonrasında gerginleşen Mısır-Turkiye ilişkilerinde FETÖ, kendisine alan açıldığını gormuştur. Bahse konu gerginlikten faydalanan FETÖ, Mısır'a istihbari bilgiler sağlayarak Sisi yonetimiyle ilişkilerini kuvvetlendirmiştir. Bu çerçevede, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası İslam İşbirliği Teşkilatı'nın FETÖ'nun teror listesine dahil edilmesi yonundeki karar tasarısının goruşulduğu 19 Ekim 2016 tarihli oturumunda tek çekimser kalan ulkenin Mısır olması da tesadufi değildir.

FETÖ'nun Mısır'daki uzun yıllara dayanan faaliyetleri neticesinde bugun Mısır istihbarat kurumlarıyla da guçlu ilişkilere sahip hale gelebilmiştir. Bu çerçevede, FETÖ lideri Fetullah Gulen'in ABD'den sınır dışı edilmesi halinde Mısır'a sığınabileceği soylentileri de temelsiz değildir. Bu iddiaları doğrular şekilde, Ortadoğu ve Afrika'da faaliyet gosteren FETÖ mensuplarının, 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin başarısız olmasından sonra Mısır'da toplantılar duzenlediği ve bolgedeki faaliyetleri hakkında yeni stratejiler geliştirdikleri belirtilmektedir.48 Soz konusu iddiaların tumu, Turkiye'deki darbe girişimini destekleyen yayınlar yapan Mısır televizyonlarına konuk olarak katılıp Turkiye aleyhinde yorumlarda bulunan FETÖ mensuplarına geçen zamanda yenilerinin eklenmesiyle de ortuşmektedir."

' KIRGIZİSTAN'IN YÖNETİMİNİ ELE GEÇİRMİŞTİR'

(C) AA /

Raporda "Rusya ve Özbekistan'dan farklı olarak Kırgızistan'da FETÖ mensupları daha rahat ve serbest bir şekilde yapılanma olanağı bulmuşlardır" denildi ve "1992 yılında Turk ve Kırgız Cumhurbaşkanlarının da bizzat katılımıyla FETÖ iltisaklı Sebat Vakfı'na bağlı okulların açılışı orgutun ilk Kırgızistan yapılanması olmuştur. Örgut, kendisine bağlı okul ve ticari şirketlerle bugun de ulkede faaliyetlerini surdurmektedir. FETÖ eğitim kurumlarında eğitip yetiştirdiği on binlerce mezun ile Kırgızistan'ın yonetimini, iş dunyasını, ekonomik dengelerini dahası halkın bilincini dahi ele geçirmiştir. Bu sayede orgut gunumuzde Kırgızistan'ı kendine us yapmış ve 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra Turkiye'nin Kırgızistan'a defalarca yapmış olduğu uyarılar, FETÖ etkisindeki Kırgızistan yonetimi tarafından hoş olmayan bir tutum ile karşılanmıştır. Turkiye ile ekonomik ilişkilerin kopma riski dahi goz onune alınarak okullar kapatılmayıp tam tersi FETÖ'ye tam destek verilmeye devam edilmektedir" ifadeleri kullanıldı.

' KIRGIZ EMNİYET TEŞKİLATINA SIZDIĞI BİLİNMEKTEDİR'

FETÖ'nun Kırgızistan'da ulke yonetiminin en uç yerlerine kadar sızmış olduğu bolge basınına bakıldığında kolaylıkla anlaşıldığının vurgulandığı raporda şunlar kaydedildi:

"Hatta Kırgız burokrasisi içerisinde FETÖ'nun, orgut faaliyetlerini yurutebileceği kişileri onemli kadrolara bile getirebildiği kabul edilmektedir. Örgutun zaman zaman da devletin zaaflarından faydalanarak ruşvetle militanları istedikleri yerlere getirdikleri ya da orgut lehine olabilecek işleri yaptırdıkları gozlemlenmektedir. Bu minvalde, FETÖ'nun tıpkı Turkiye'de sınav sorularını çalarak devlete sızma stratejisi Kırgızistan'da da uyguladığı ve boylece Kırgız emniyet teşkilatına sızdığı bilinmektedir. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Turkiye'nin baskıları uzerine Kırgız Devleti orgute ait okullara el konulmuş gibi davranmaktadır. Ancak gerçekte okullar isim değişikliğine giderek FETÖ yapılanmasının içerisinde kalmaya devam etmektedir. Örneği adı Sebat olan eğitim kurumlarının ismi Sapat olarak değiştirilmiş ve okullara devlet bunyesindeymiş gibi bir gorunum kazandırılmıştır."

' ALİYEV'İN ÜLKE İÇERİSİNDE FETÖ İLE MÜCADELESİNDE GÜVENEBİLECEĞİ BAŞKA İSİM OLMADIĞINI…'

FETÖ'nun Azerbaycan'da da ciddi bir tehlike olduğunun belirtildiği raporda ulkedeki yapılanmayla ilgili şu ifadelere yer verildi:

"Azerbaycan, FETÖ için Kafkaslar, Orta Asya ve Rusya'ya açılan kapı olarak çok buyuk bir onem arz etmektedir. Bu nedenle de orgutun Turkiye'den sonra yaygınlık kazanmaya çalıştığı ilk ulke olmuştur. Bugun orgute kaşı mucadele edilerek FETÖ konusunda onemli adımlar atılsa da, halen yeterli ve tatmin edici sonuçlara ulaşılamamıştır. Özellikle Turkiye'de bir zamanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaşadığı FETÖ ile mucadelede yalnız bırakılma durumu şu an Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev için geçerlidir. Bu yuzden Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in FETÖ ile mucadele konusunda aldığı en onemli karar eşi hanımefendi Mihriban Aliyev'in Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak ataması olmuştur. Bu kritik atama Cumhurbaşkanı Aliyev'in ulke içerisinde FETÖ ile mucadelesinde guvenebileceği başka isim olmadığını gostermesi bakımından onemlidir.

Bugun Azerbaycan devlet burokrasisi içinde onemli pozisyonlarda olanların birçoğu hala FETÖ konusunun ciddiyetini anlamış değildir. Enerji sektoru başta olmak uzere paranın donduğu yerleri yonetenlerin birçoğu bugun hala bu burokratik yapı ile çıkar ilişkisi içindedir. Bu minvalde FETÖ'nun Azerbaycan'daki faaliyetlerine bakıldığında orgutun temel hedefinin Turkiye'den Azerbaycan'a giden oğrenci ve iş adamları olduğu gorulmektedir. Bu noktada FETÖ Azerbaycan'daki orgut mensuplarının onunu açmak için bu ulkeye giden FETÖ mensubu olmayan kişiler itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca onemli ihaleler alan Turkiyeli iş adamlarının orgutun taşeron oluşumları tarafından olum tehditleri aldığı bilinmektedir. Bu yollarla onunu açan orgut, Turkiye'de olduğu gibi Azerbaycan'ın da onemli devlet iştiraklerini yonetmeye çalışmış ve bunda bir olçude başarılı olmuştur."