Özet (TL;DR) @ 2019-01-22T23:59:00.000Z: Aydın Sezer’e göre Trump’ın çekilme kararı ve tampon bölge ‘pratik değeri olmayan boş bir tartışma’. Putin’in Erdoğan’a “Biz ABD’nin çekilmeyeceğini biliyorduk. Çekiliyorsa da oraya Esad’ın ordusu…
Turkiye hukumeti, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararının ardından Amerikan askerlerinin yerini TSK ve desteklediği grupların alması için Washington'la goruşmelerini surdururken, dikkatler Moskova'da yapılacak zirveye çevrildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gunu birlik çalışma ziyareti çerçevesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelecek. Goruşme, Ankara'nın ABD'nin çekilmesiyle bolgeye vekalet etme arzusunu en ust duzeyde dile getirmesine karşılık Trump'ın ortaya attığı 'tampon bolgeyi' henuz somutlaştıramadığı bir donemde gerçekleşiyor.
ABD ile muzakereler devam ederken, Washington yonetimi içinden Suriye'nin kuzeyindeki ortaklar PYD/YPG'nin 'korunması' talepleri de eksik olmuyor. Ankara, Suriye'de atılacak adımlar için Rusya'nın da onayını arar gorunurken, İdlib'de el Kaide'nin son hali Heyet Tahrir Şam'ın (HTŞ) Turkiye destekli cihatçı grupları tasfiye etmekte olması da Moskova ile en onemli başlıklardan birisini teşkil ediyor.
Putin ile Erdoğan'ın 2019'unun ilk goruşmesini yapması oncesinde son durumu Medya Gunluğu sitesinin yazarı ve analist Aydın Sezer ile konuştuk.
' TÜRKİYE'NİN AMERİKA'DA ETKİLİ VE YETKİLİ BİR MUHATABI YOK'
Aydın Sezer'e gore, Trump'ın çekilme açıklamasına karşılık Suriye meselesinde Ankara-Washington hattında herhangi bir somut gelişmeye imza atılabilmiş değil. Her gun yeni bir konu ve başlığın gundeme taşındığını, sonuncusunun da 'tampon bolge' olduğunu belirten Sezer, senator Graham'ın son ziyaretini de anımsatarak telefon goruşmeleri ve aracılar aracılığıyla karşılıklı teyitleşme sureçlerine rağmen ortada somut bir adım bulunmamasına dikkat çekti. Sezer'i gore Turk-Amerikan ilişkilerinde Turkiye'nin ABD'de etkili ve yetkili bir muhatabı bulunmuyor:
"Trump'ın çekilme kararının hemen ertesinde Putin'in yıllık basın toplantısı vardı Moskova'da. Bu soru (çekilme kararı) Putin'e sorulduğunda şupheyle yaklaştığını, Amerika'nın daha once de Afganistan'dan, Irak'tan çekilme yolunda kararlar aldığını ama pratikte bunun yaşanmadığını soylemişti. Aradan tam bir ay geçmesine rağmen Turkiye-Amerika ilişkileri cephesinde ozellikle Suriye ozelinde somut bir gelişme olmadığı gibi hemen her geçen gun yeni bir kavram, yeni bir konu, yeni bir başlık gundeme geliyor. Örneğin bir ay once bir tampon bolge esprisi yoktu. Trump'ın çekilme kararının hemen ertesinde yine Trump'ın meşhur bir tweeti ile Turkiye'ye yonelik çok ağır ekonomik anlamlı bir tehdit vardı. Onun şokunu yaşarken birden tampon bolge gundeme geldi. Turk-Amerikan ilişkilerinde Turkiye'nin Amerika'da bir etkili ve yetkili muhatap bulamadığı kanaatindeyim. Zira dış politikaya artık kişiler arasındaki karşılıklı telefon ya da yuz yuze goruşmelerle yurutme surecine girdik. Bolton geldi, şu şekilde kabul edildi. Graham geldi, farklı duzeyde kabul edildi. Bir senatorun Turkiye'de bu kadar geniş kapsamlı temaslar yapıp arkasından da Cumhurbaşkanı ile Trump'ın bu temasları değerlendiriyor olması dahi bana hem komik hem saçma geliyor. Biz Graham'a ne soylediğimizi onun da Trump'a ne soylediğini karşılıklı goruşmelerle teyit etme surecindeyiz.
' SURİYE MESELESİ YEREL SEÇİM KAMPANYASININ EN ÖNÜNE KONULAN BİR GÜNDEM'
Sezer Ankara'nın 'tampon bolge' kurmaktan, Washington'ın ise surekli 'Kurtlerin korunmasından' bahsettiği bir sureçte Suriye başlığının Erdoğan yonetimi için yaklaşan yerel seçimler açısından kullanışlı bir başlığa donuştuğu saptaması yaptı:
"Bugun geldiğimiz noktada Suriye uzerindeki manzara şu: Seçime giden yolda bu konu harika bir seçim malzemesi ya da seçim kampanyasının en onune konulan bir gundem oldu. Bu sayede hem seçim çalışmaları yurutuluyor hem de ekonomi ile ilgili sporunlar veya konular bir anlamda otelenmiş oluyor. Çunku Turk- Amerikan ilişkilerinde kaydedilen her başlık Turkiye'de çok geniş bir yelpazede kamuoyunda tartışılan bir gundem maddesi oluyor. Trump, Kurtleri size vermeyeceğiz, yok ettirmeyeceğiz diye tampon bolge oneriyor. Biz bu tampon bolgeyi Turkiye lehine kurulacakmış gibi algılayıp bu yonde resmi açıklamalar yapıyoruz.
' TÜRKİYE'NİN TUTUMU PUTİN'İN DİKKATİNDEN KAÇMIYOR'
Turkiye'nin dış politikasını, sonuncusu ABD'de etkili Cumhuriyetçi senator Lindsey Graham'ın Ankara ziyaretinde gorulen turden şifai temaslar uzerinden yurutulur hale geldiğini belirten Sezer, Ankara'nın hala iki yıl once olduğu gibi 'Biz mi, teroristler mi, seçiminizi yapın' diyen ulke konumunda olduğunu anımsattı. Sezer'e gore Ankara, Trump'ın çekilme kararı kendi başarısı gibi lanse ediyor, mudahale arefesinde izlenimi veriyor ve 'ABD ile pazarlık yapıyoruz' havası yaratıyor ancak sonuç elde edemiyor. Sezer, Turk hukumetinin Trump'ı 'ciddiye alarak' Fırat'ın doğusunda oyun kurucu olmaya çalışan bir gorunum arz ettiğini belirtirken, bunun kağıt uzerinde ortak imzalar atılarak surecin yurutulduğu Astana ortağı Rusya lideri Putin'in dikkatinden kaçmayacağının altını çizdi:
"Graham iyi polis rolunu oynuyor. Zira Turkiye'ye gelmeden once, çekilme kararından hemen sonra Trump ile yaptığı goruşmede aynı Graham, 'Hiç kimse yokken Kurtler Suriye'de bizim yanımızdaydı, başkan da onların içinde olduğu durumun farkında' şeklinde açıklama yaptı. Burada kamuoyunda ABD'nin çekilmesi veya tampon bolge kurulmasıyla ilgili surecin sanki Suriye ozelinde Turk dış politikasının bir başarısı ya da nihai olarak ulaşmaya çalıştığı hedefi olarak bir alışkanlık var. Öncelikle bu ruyadan uyanmamız gerekiyor. Çunku biz ABD ile Suriye uzerinde pazarlık yapıyoruz, hedef belirliyoruz, neler yapacağımızı soyluyoruz. Trump'ın çekilme kararından once mudahale arifesindeydik, sınırdan canlı yayınlar yapıyorlardı Turk ordusu girdi, girecek şeklinde. Şu anda geldiğimiz noktada bizim bu harekatın en zaman başlayacağına yonelik yorum yapan ozellikle guvenlik analistlerine baktığımızda Turkiye ile ABD arasındaki goruşmelerin seyrine gore durumun netleşeceğini ifade ediyorlar. Ama bu sureçte net bir ay kadar zaman geçti. Bir ay kadar daha geçtiği zaman zaten seçim gundemi ile bu sureç tamamlanmış olacak. Buradaki konumumuzu Turkiye'nin hayati onem arz eden guvenlik sorununu Sayın Bahçeli'nin surekli ifade ettiği baka sorununu biz son birkaç ay içinde yaşamaya başlamadık. Yeni bir olgu değil. Biz iki yıl once de ABD'ye 'Biz mi, teroristler mi, seçiminizi yapın' sorusunu soran bir ulkeyiz. Ne yazık ki Turk dış politikası şifahi goruşmeler uzerinden yurutulen hale geldiği için ve karşımızdaki aktorlerin hemen hepsi farklı şeyler soyledikleri için, orneğin McGurk istifa etti, yerine Jeffrey geldi, daha ılımlıydı. Aynı Jeffrey, 3 ay once Astana surecinin fişini çekmeliyiz diye resmi açıklama yapan biri. Dolayısıyla bizim maalesef Trump'ı ciddiye alarak Suriye'de ozellikle Fırat'ın doğusunda oyun kurucu olmaya çalışmamız Rusya ve Putin'in dikkatinden kaçmıyor. Çunku bizim Suriye ozelinde şifahi olarak değil attığımız imzalarla, orneğin 2016 21 Aralık Moskova deklarasyonu ile, tum Astana toplantılarının sonuç bildirgeleriyle, Soçi mutabakatıyla, dış politika açısından bir anlamda daha kurumsal boyutta Fırat'ın batısına yonelik verdiğimiz sorular var."
' RUSYA TRUMP GİBİ TEHDİTLE DEĞİL ANKARA'NIN İMZA ATTIĞI BELGELERE DAYANARAK BEKLENTİ İÇİNE GİRİYOR'
Sezer, Turk hukumetinin 'terorist' olarak değerlendirdiği PYD'nin Rusya ve ABD tarafından boyle gorulmediğini belirtirken, aksine İdlib'deki el Nusra uzantılarının hem Rusya hem ABD hem de Ankara tarafından 'terorist' olarak anıldığını vurguladı. Rusya'nın Trump gibi 'tehdit mesajlarıyla' değil, Ankara'nın altına imza koyduğu belgelere dayanarak Ankara'dan taleplerde bulunduğunu anımsatan Sezer'e gore Erdoğan-Putin goruşmesinin ana gundem maddesi İdlib olacak:
"Bizim için PYD-PKK terorist, bunda hiçbir tereddut yok. PYD, PKK'nın bir kolu. Ama bu terorist dediğimiz gruplar, Rusya'nın terorist gormediği gruplar ve Amerika'nın korumaya çalıştığı gruplar. Ama aynı Suriye'de Rusya'nın da ABD'nin de bizim de terorist olarak ilan ettiğimiz el Nusra uzantılarının İdlib'teki faaliyetleri var. Bizim İdlib ile ilgili ne kadar hukuki olduğu tartışılabilir ama uluslararası ilişkilerde imza ya da bir anlaşma çok onemli bir metindir. Bizim burada verdiğimiz taahhutler var. Turkiye olarak Irak'ta bize yonelik teroristlerle Rusya, ABD ya da Esad'a yonelik teroristler arasında neden fark goruyorsunuz şeklinde bir serzenişte bulunmamız konusunda karşı taraftan biz anlayış beklerken, aynı karşı taraf da bu defa bizim de terorist saydığımız gruplarla ilgili bizden harekatı ya da mudahaleyi onceliklendirmemizi bekleyen tavır içerisine giriyorlar. Bunu soylerken de Turkiye'yi tehdit ile ya da Trump'ın yaptığı gibi tehdit yoluyla değil tam tersine atılan imzaları onumuze koyuyorlar. Yarınki goruşmelerin birinci maddesi İdlib olacak. Bunu net olarak soyleyebiliriz."
' FIRAT'IN DOĞUSUNDAN MI, BATISINDAN MI TEHDİT DAHA FAZLA?'
Sezer, Turkiye'nin ulusal guvenliğine asıl tehdidin Fırat'ın doğusundan mı, yoksa batısından mı geldiğinin tartışılması gerektiğini belirtirken, Turkiye İdlib'de taahhutlerini yerine getirmediği için Rusya ve Suriye'nin duzenleyebileceği bir operasyonun sonuçlarına vurgu yaptı. Suriye sahasına Arap Birliği'nin de mudahil olma çabalarını da anan Sezer, Suriye ile sorunların Şam'ı muhatap alarak sınırların guvence altına alınmasının gerekliliğinin altını çizdi. Ancak Sezer, yerel seçimlere kadar boylesi bir gelişme beklemiyor:
"Şu anda Turkiye'ye yonelik Suriye'den kaynaklanan tehdidin Fırat'ın doğusundan mı batısından mı daha fazla olduğu konusunda çok ciddi bir tartışmayı herkes yapabilir. İdlib'ten 3 milyona yakın multecinin Turkiye'ye goç etmesi de soz konusu bu arada. Orada askerlerimiz bir anlamda Esad'ın da onayı ile Astana sureciyle gorevlendirilen şekilde gozetleme kulelerinde bulunan sivil ve askeri gorevlilerimiz, vatandaşlarımız var. Bunların konumu ne olacak, biz bunları çekecek miyiz? Yarın Esad oldubittiyle Rusya'nın desteği ile İdlib'te bir operasyona girildiği zaman Munbiç bizim için ne kadar oncelikli konu haline gelecek ya da gelmeli mi, gelmemeli mi konularını çok dikkatlice analiz etmemiz gerekiyor. Kaldı ki Kaşıkçı cinayeti ve Turkiye'nin burada izlediği stratejiyle, biz başta Suudi Arabistan olmak uzere arkasındaki ulkelerle İsrail de dahil buna Suriye'de karşımızda başka bir muhatap almak durumunda da kaldık. Onların da hem İdlib'te hem Fırat'ın doğusunda askeri hareketlilik ya da maddi anlamda desteklerinin soz konusu olduğunu biliyoruz. Turk medyası yazdı, Suudi Arabistan'ın, PKK-PYD'ye 100 milyon dolar yardım yaptığını. Butun bunları bir çerçevede değerlendirdiğimiz zaman bir yerel seçim mulahazasıyla ve Bahçeli dun de ondan onceki gun de Fırat'ın doğusu ile ilgili yapılan harcanan çabalar boşa gitmesin, şehitlerimizin kanı yerde kalmasın gibisinden soylemlerle hukumetin bir anlamda dış politikasına tesir etmeye çalışıyor. Çunku bir cumhur ittifakı soz konusu. Hukumetin de açıkça hem bir taraftan ABD ile informal muzakereler yuruterek hem diğer taraftan Rusya ve İran ile formal muzakereler ve işbirliği yuruterek ote yandan Arap Ligi'nin Esad'ı yeniden almaya yonelik hareketlerini izleyerek enteresan bir noktaya doğru suruklendiğimizi goruyorum. Buradan çıkış sanırım seçimlerin sona ermesi ile birlikte başlayacak. Önceliğin yerel seçimler olacağı kanaatindeyim. Ama her zamankinden çok daha fazla Esad ile ve Suriye'nin meşhur rejimi ile bizim masaya oturup Suriye'den Turkiye'ye kaynaklı sorunların bir bolumunu Esad yonetimine ihale etmemizin, bunu takipçisi olacağımızı belirtmemizin ve buna gore sınırlarımızı guvence altına almamızın zamanının geldiğini duşunuyorum."
' ILIMLI MUHALEFET DEDİĞİMİZ ZATEN GÖRÜŞME MASASINDA TEMSİL EDİLİYOR'
En son Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'kaleminden' NYT gazetesinde yayınlanan makalede Turkiye'nin Suriye'deki yerel idarelerin şekillendirme arzusu dile getirilmişken, Sezer, buna karşılık Astana ortaklarının beklentisinin Turkiye'nin Suriye'den çıkması olduğunu anımsattı. Surecin doğasında zaten teroristlerin ÖSO ile ayrıştırılmasının bulunduğunu ve 'ılımlı' diye anılan unsurların Astana surecinde temsil edildiğine atıf yapan Sezer'e gore, 'tampon bolge' tartışmalarına konu edilen bolgelerdeki nufusun karmaşıklığı da Ankara'nın yerel konseyleri biçimlendirme misyonu açısından sorun teşkil ediyor:
"Astana sureci başlamadan once de Rusya'da ılımlı muhalefet dediğimiz gruplar zaten goruşme masasında bir şekilde temsil edildiler. Ya Turkiye aracılığıyla ya da doğrudan temsil edildiler. Dolayısıyla Suriye'de eğer yerellikler konusunu gundeme getireceksek, ozellikle ÖSO ve ılımlı muhalefet anlamında soyluyorum bu zaten masada olan bir şey. Ama burada soz konusu olan maalesef teroristlerle ki bizim nasıl PYD ile YPG'yi terorist olarak nitelendirmemiz soz konusuysa karşı tarafta da doğal olarak el Nusra uzantılarının İdlib'teki teroristlerin ÖSO ile ayrıştırılması anlamında bir beklentisi var. Burada bizim teroristlerimiz ya da sizin teroristleriniz anlamında bir tartışmadan bahsedilmiyor. ÖSO ya da ılımlı muhalefet zaten Cenevre'ye giden yolda temsilcileriyle, anayasa komisyonunda hatta Soçi'de bile zaten mevcuttular. Bu yerellikle ilgili konuda Cumhurbaşkanı'nın NYT'daki son yazısında zaten seçimle iş başına gelmiş konseyler tarafından yonetilecek gibi tırnak içinde bir ifade de var. Bunun Suriye ozelinde, tampon tartışmasının yapıldığı yerlerde ki nufus yoğunluğuna bakıldığı zaman Arap, Kurt, Turkmen, Hıristiyan bolgelere bakıldığı zaman bunun bolgesel anlamda ayrıştırılmasının teknik olarak soz konusu olmasının zor olduğunu goruyoruz. Ancak burada netice itibariyle yerel anlamda ideal anlamında bir koalisyon soz konusu olabilir."
' İDLİB TERÖRİSTLERDEN ÖZGÜRLEŞTİRİLEBİLİRSE ANKARA'NIN YAPMAYA ÇALIŞTIĞI ANLAŞILABİLİR HAL ALIR'
Ankara'nın bolgedeki yerel meclislerdeki YPG/PKK unsurlarıyla ilgili konumunun ne olacağı sorusunun yerinde durduğunu, daha guneye surulmeleri yahut yok edilmelerinin mi kast edildiğinin de belli olmadığını belirten Sezer, 'yerel konseyler' konusunun ileride 'kotu emsal' teşkil edebileceğinin de vurguladı. Şimdiden Rusya basınında Turkiye'nin sahada oldu bittilerle alan mevcudiyetini genişletme çabasına giriştiği yorumlarına rastladığını da aktaran Sezer, Ankara'nın muzakere masası için tutumun netleştirilmesi için İdlib'deki terorist unsurların bertaraf edilmesi konusunda performasının ıspat edilmesi gereğinin altını çizdi:
"Bizim guvenlikli bolge dediğimiz bolgedeki yerel meclislerdeki YPG-PKK unsurlarıyla ilgili konumumuz ne olacak? Onların terorist olarak oralardan ayrılıp guneye doğru surulmesi, guvenlikli bolgenin otesine surulmesi soz konusu olacak. Peki ne kadar guneye gidecekler ve varlıklarını surdurecekler mi, yok mu edilecekler, yoksa bizim sınırlarımıza uzak noktalarda mevcudiyetlerini surdurmelerini izleyecek miyiz? Bu yerel işbaşına gelmiş konseyler esprisi, bunu Cumhurbaşkanı mektubunda kullandığı için soyluyorum, bizim açımızdan ileride farklı bolgelerde kotu emsal teşkil edebilecek bir boyuta girebiliyor. Rusya ile ilgili boyutta da şunu soyleyebilirim. Rusya basınında, Astana sureci başladığından beri Turkiye'nin sahada oldubittilerle alandaki mevcudiyetini genişletme ve tahkimatını yurutme gibi bir sureç içerisinde olduğuna yonelik birtakım şeyler okuyorum. Afrin konusu var orneğin. Afrin'in bir paket mutabakat içerisinde yer aldığına yonelik yorumlar var. Turkiye'nin Afrin'den de çıkmasını beklendiğini biliyoruz. Bizim İdlib ile Afrin arasında veya Fırat Kalkanı ile İdlib arasındaki bolgelerle ilgili tavrımız netleşebilmesi için bunun muzakere masasında netleştirebilmemiz için İdlib'teki terorist unsurların bertaraf edilmesindeki performansımızla bizim bunu ispat etmemiz gerekiyor. Bunu daha once El bab'ta yaptık, 80'nin uzerinde şehit verdik IŞİD ile mucadelede. El bab orneğindeki bir mucadeleyle İdlib teroristlerden ozgurleştirilirse o zaman bugun belki Turkiye'nin Afrin ile ya da Fırat Kalkanı ile ilgili yapmaya çalıştığı orta ve uzun vadeli politika karşı taraflardan biraz daha anlaşılabilir bir hal alacak."
' ALLAHTAN RUSYA BAŞARISIZ OLUNDUĞUNU AÇIKÇA DİLE GETİRMİYOR, ÇABALARI TAKDİR EDİYOR'
Turkiye'nin Tahran'daki uçlu zirvede ve Soçi'deki mutabakatla İdlib'de radikal unsurların temizlenmesi taahhudunde bulunmasına karşın bolgenin yuzde 80'inin HTŞ'nin eline geçtiğini anımsatan Sezer, "Allahtan Rusya burada başarısız olunduğunu açıkça dile getirmiyor, çabaları takdir ediyor" dedi:
"Burada ifade etmeye çalıştığım İdlib'te girdiğimiz mutabakatla izlediğimiz sureç. Allah'tan Rusya burada başarısız olduğunu açıkça dile getirmiyor, çabaları takdir ediliyor, yerel bilgilerle bunun Turkiye'nin samimi bir mucadele verdiğini teslim ediyor. Ama netice itibariyle diyor ki 'Bunlar dunyanın en azılı teroristleri. Biz bunu Tahran'daki uçlu zirvede, Soçi'de mutabakat oncesinde de açık ve seçik soyledik. Boyle olacağını da tahmin ediyorduk. Ama aradan 4 ay geçti. Gelenen nokta İdlib'in yuzde 80'ninin bu grupların kontrolune geçmiş olması. Suriye konusunda herkesin farklı onceliği var. Burada elbette Turkiye'nin de sınır komşusu olduğu için kendi oncelikleri gundeme taşıması son derece normal. Ama bunu yaparken hem Rusya hem Amerika hem İran hem Esad hem Suudi Arabistan'ı butun faktorlerle surtuşmeden bunu nasıl yapabilir, bu konu yeni bir konu değil, başından beri boyleydi. Geldiği noktada tıkanıyor olarak goruyorum.
' PUTİN, 'ABD'NİN ÇEKİLMEYECEĞİNİ BİLİYORDUK, ÇEKİLİYORSA DA ORAYA ESAD'IN ORDUSU GELSİN' DİYECEK'
Sezer, ABD'nin çekilme kararından sonra ortaya atılan 'tampon bolge' konusunda ise "Benim açımdan pratik hiçbir değeri olmayan boş bir tartışma" saptaması yaptı. ABD'nin de çerçevesi, sınırları belli olmayan bu bolge ile ilgili bir planı olmadığı goruşunu taşıyan Sezer'e gore çekilme meselesine en başından temkinli yaklaşan Putin, Erdoğan'la goruşmesinde "Biz ABD'nin çekilmeyeceğini biliyorduk. Çekiliyorsa da oraya Esad'ın ordusu gelsin" diyecek ve Menbiç kırsalındaki adımları gosterecek:
"Tampon bolge ile kastedilenin ne olduğunu tam olarak kimse, ABD'de de bilmediği için bizim bu konudaki resmi açıklamalarımız birer ikişer gun arayla çeliştiği için once Turkiye'nin kontrolunde olacak dendi, sonra ABD ile tanımlarımız aynı mı değil mi dendi, sonra biz destekliyoruz dendi. Yani benim tampon bolge konusunda yorum yapabilmem için tampon bolgenin statusu ile ilgili sınırlarıyla ilgili veya hava sahasını kimin guvence altına alacağı ile ilgili ya da içinde Turk askeri ile birlikte başka unsurlar olup olmayacağı ile ilgili konuları bilmemiz gerekiyor. Bugun itibariyle benim açımdan pratik hiçbir değeri olmayan boş bir tartışma. ABD'nin Turkiye'nin Fırat'ın doğusuna yapacağı mudahaleyi once çekiliyoruz kararıyla otelediği sonra da işi daha da çıkılmaz boyuta getirerek tartışmaları alevlendirdiği bir noktaya geldik. O guvenli bolgenin içinde kontrol altında tuttuğu bolgeler de var. Kurtlerin dışında başka unsurlar da var. Bu guvenlik uzmanları için harika bir tartışma konusu olmasının otesinde kanımca bir yere gitmeyecek. Muhtemelen yarın da Putin, 'Biz Amerika'nın çekilmeyeceğini biliyorduk. Çekiliyorsa da oraya Esad'ın ordusu gelsin' diyecek ve bununla ilgili olarak Menbiç kırsalında atılan adımları da gosterecek."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.