Özet (TL;DR) @ 2019-01-21T23:59:00.000Z: Sertaç Aktan’a göre, AB’nin Brexit’te Londra’ya taviz vermemesinin ardında diğer üyelerine olumsuz örnek olarak gösterme tavrı yatıyor. Brexit’ten iki tarafın da zararlı çıkacağını söyleyen Aktan,…



(C) AP Photo /

Britanya'nın 2016 Haziran'ında referandumla AB'den ayrılma kararını hayata geçirecek olan 'Brexit anlaşması' Londra'daki siyaseti alt ust etmiş durumda. Başbakan Thresa May'in Bruksel'le yaptığı anlaşma parlamentodan donerken, alternatif senaryolar ve Britanya'nın birlikten çıkışının ertelenmesi konuşuluyor. AB kanadı anlaşmanın yeniden muzakeresi konusunda tavizsiz tutumunu surdururken, May'in 'B Planı' Londra'da tartışmaya açılıyor.

Gelişmeleri AB uzmanı gazeteci-yazar Sertaç Aktan ile konuştuk.

' BREXIT MESELESİ AB İÇİN ALLAH'IN BİR LÜTFU'

Sertaç Aktan'a gore, Brexit yukselen sağ ve AB'nin çozulmesinin tartışıldığı bir ortamda AB için 'Allah'ın lutfu'. Bruksel'in Britanya'yı ayrılma kararına yol açan politikalarından oturu pişman etmek niyetiyle hareket ettiğini belirten Aktan'a gore, Londra ne kadar zor duruma duşerse, Avrupa Birliği'nin onemi de o kadar ortaya çıkmış olacak:

"Bruksel sıkı duruyor tespiti doğru bir tespit. Bunun altında yatan çok onemli bir neden var. Brexit meselesi AB için Allah'ın bir lutfu. Uzun suredir AB dağılıyor, sonu geldi, bu iş devam edemez, Fransa çıkmak istiyor, yukselen aşırı sağ, milliyetçilik… Brexit sureci, Avrupa Birliği'nin arayıp da bulamadığı bir fırsat oldu. Avrupa içinde yaşayan insanlar zamanla alıştılar. İnsanlar çabuk alışıyorlar, rahata, kolaylığa, haklara, birçok şeye… Bunların ne kadar zor elde edildiğini, bunların ne şişe yaradığını unutuyor insanlar. Almanya'dan Fransa'ya geçerken insanların gunluk parçası oluyor, ticaret yaparken çabuk unutuyorlar. Sanki çıksalar bile hayat devam edecekmiş gibi geliyor. Boyle bir algı, yanılsama oluştu inşalarda. Ve bu 'post-truth' dediğimiz sendrom oluşuyor sonrasında. Dolayısıyla Avrupa Birliği bu Brexit'ten daha iyi bir şekilde gostermezdi gerekçesini, nedenini, varlık sebebini, cazibesini… Bruksel, İngiltere'yi pişman etmek niyetinde bu konuda. Bir gosterge haline getirecekler. 'Bakın çıkmak isterseniz, İngiltere gibi olur sonunuz' diyecekler. İngiltere ne kadar sıkıntıya girerse, AB'nin ileride bu tip meselelerle uğraşma şansını o kadar azaltacak bir durum soz konusu olacak. ikinci olarak şu anda b planı dediğimiz şey, ben İngiltere kraliçesinin bile bundan tam olarak bilgi sahibi olduğunu ya da anladığını sanmıyorum. Çunku alternatiflere baktığımız zaman çok fazla bir senaryo yok. Bruksel'in, Berlin'in, Paris'in bu konuda neden bu kadar sağlam ve sabit durduğunu anladığımız zaman yaptığı anlaşmanın neden değişmeyecek olduğunu neden yeni bir anlaşma yapılmayacak olduğunu da anlıyoruz. Nedeni, Avrupa Birliği'nin İngiltere'yi mumkun mertebe pişman etmesi. 'Anlaşma budur, bundan başka anlaşama yapmayacağız, işinize geliyorsa' şeklinde bir ultimatom koyulması ortaya ve bu şekilde İngiltere'nin zor duruma sokulması. Çunku İngiltere ne kadar zor duruma duşurse, Avrupa Birliği'nin onemini o kadar gostermiş olacak Bruksel, Berlin, Paris… 'İşte biz bu yuzden vazgeçilmeziz' mesajını bundan sonra ayrılma fikri olan diğer aşırı sağcılar, ulusalcılar onların gozlerini korkutmak için bu pozisyondan geri adım atmayacak ne Bruksel ne Berlin ne Paris."

' İNGİLTERE, AB ÜYESİ 19 ÜLKENİN TOPLAM EKONOMİSİNE EŞİT BİR EKONOMİYE SAHİP'

Diğer yandan Britanya'nın Almanya'dan sonra AB butçesine en fazla katkıyı yapan ikinci ulke olduğunu soyleyen Aktan, anlaşmasız bir çekilmenin hem Londra hem de AB'yi zarara uğratacağı goruşunde. AB'nin ozellikle Bruksel'de 'teknokratlardan' oluşan burokrasi nedeniyle yoğun eleştirilen alması ve demokratik tercihlere yonelik tartışmalar anımsatıldığında Aktan, aslında birlik içinde doğrudan veya dolaylı yoldan seçilmemiş pek az insan bulunduğu goruşunu dile getirdi:

"Bu sıkıntıların farkına varmak zorundalar. İngiltere de bunu bastıracak zaten. İngiltere anlaşmasız bir çıkış senaryosuna gitmeyecektir. İngiltere, 'Biz hazırlık yapıyoruz, 4 milyar pound kenara ayırdık anlaşmasız bir Brexit olursa diye', aynı şekilde Bruksel 'Biz anlaşmasız çıkışa hazırlanıyoruz' diyorlar ama her iki taraf da aslında bunu istemiyor. Bu iki tarafa da zarar verir. Bugun İngiltere dediğiniz ekonomi Avrupa Birliği uyesi 19 ulkenin toplam ekonomisine eşit bir ekonomi. Almanya'dan sonra AB butçesine en fazla katkıyı yapan ikinci ulke. İngiltere boş bir ulke değil. Dunyanın en buyuk beşinci ekonomisinden bahsediyoruz. Avrupa Birliği'ne de ciddi zarar verecek bir çıkış olur bu. Dolayısıyla anlaşmasız çıkışı kimse istemiyor. Seçilmemişlerin getirdiği etkilerden bahsedince boyle bir izlenim doğması çok doğal. Burada Avrupa Birliği inanılmaz hantal bir yapı gorunumu veriyor, kurumlar, çalışma usulleri… Fakat aslında Avrupa Birliği içerisindeki ana kurumlara baktığınızda seçilmemişlerin sayısı çok az. Herkes Avrupa halkları tarafından seçilerek parlamentoya geliyor. Konseyde keza butun çalışanlar devlet liderleri ve devlet liderlerinin seçtiği Avrupa Konseyi Başkanı ve yine onların seçtiği bakanların oluşturduğu konsey. Liderler doğrudan ama bakanlar konseyi duzeyinde ve genel sekreterlik anlamında baktığınızda dolaylı olarak hepsi seçilmiş kişiler. Keza komisyon başkanı da yine liderler tarafından verilen adaylar arasından parlamento tarafından seçiliyor. Komisyon başkanına yardımcı olan 27 komiser de yine parlamento tarafından onaylanıyor. Onaylanmadığı surece de gorev yapamıyor. Doğrudan veya dolaylı şekilde seçilmemiş aslında kimse yok Avrupa Birliği'nde. Fakat oyle yavaş işleyen sureçler, oyle burokratik birtakım standartlar olduğu zaman, yerelden bakıldığı zaman birçok insanda Bruksel'deki insanlar da kim, neden benim kotumdeki meseleleri belirliyorlar, soruları oluşuyor. Halbuki Avrupa Birliği fikrinde genel olarak kıtada bir standart, bir değişim surecin, her tarafta aynı olacak hijyen, yemek, birçok teknik ve siyasi konuda bir standart oluşturma gayreti var. Bu birçok kişide alerji yaratıyor tabii ki. 'Bu insanları ben seçmedim, kendi ulkemden değil, Çek Cumhuriyeti'nden bir siyasetçi gelip, Polonya'da ulkemdeki bir konuyla ilgili yasanın değişmesini sağlıyor' gibi bu tip bir alerji oluşturması da çok doğal."

' EN SONDA BREXIT'İN OLAMAYACAĞININ ANLAŞILMASIYLA SONUÇLANDI'

AB'deki goçmen krizi olgusunun sosyal devletin altı oymasının asıl sorunu teşkil ettiğini, bunun da ortaya 'ırkçı gorunumler' çıkarttığını anlatan Aktan'a gore, aslında yaşanan kulturlerin çatışması. Aktan ortada AB adıyla bir birlik bulunmasa ve Avrupa'da ulus devletler olsa dahi aynı sorunların yaşanacağını kaydetti:

"Aslında dunyanın en ciddi sosyal refah devletlerinin Avrupa'da olduğunu goruyoruz. Kanada var, Avustralya'da da ciddi sosyal ekonomik yardımlar, birtakım tabana yaymalar bunlar var. Fakat Avrupa bu işin daha çıkış yeri. Neoliberal politikalar dediğimizde klasik liberalizmin bugun uygulamaları anlamına geliyor. Bu daha ziyade Amerika'da şu anda mevcut. Goçmenlerin Almanya'yı İsveç'i tercih etmesinin esas altındaki yatan temel neden, Alman edebiyatına ya da oradaki kulture çok ilgi duydukları için değil oradaki işsizlik maaşları, yeni gelenlere sağlanan birtakım imkanlar, verilen konutlar, guvenceler ile ilgili. Burada bir tabana yayılma var. Almanya'da gelen goçe çok ciddi bir alerji var. Buna karşı bir itiraz var. Ama Almanya'nın ekonomik surumu kotu değil. Aşırı sağın yukselmesi ya da Avrupa Birliği'nden ayrılalım seslerinin çıkması esas olarak ekonomiden ziyade kulturel çatışmalarla ilgili. Aslında Avrupa'da hep ırkçılık yapılıyor deniliyor. Aslında gunumuzde olan şey ırkçılıktan ziyade kulturelcilik. Yani kulturlerin çatışması sonucu oluşan bir sıkıntı var. İngiltere'de de bu mevcut. İnsanlar bunu 'Avrupa Birliği'nden dolayı bu oluyor' ile karıştırıyorlar. Halbuki Avrupa Birliği'ni kaldıralım ortadan, yine ulus devletler ayrı ayrı yaşamlarını surdursunler, bu goçun yonu değişmeyecek. Onlar yine İtalya'dan Yunanistan'dan girip Turkiye'den girip Bulgaristan uzerinden yine aynı yollarla gitmeye çalışacaklar. Daha zor olacak onlar için sınırlar olduğu için. Ama sınırdan geçmeyecekler de dağdan, dereden geçecekler yine Almanya'ya varmak isteyecekler. Ülkelerin kendi kişisel sistemleri değişmediği surece. Brexit'i insanlar niye istediler? 'Biz sınırlarımızı kontrol etmek istiyoruz, butçemizi kontrol etmek istiyoruz' işin esas duzeninde bu vardı. Fakat bu temelden paradoks içeren bir şeydi. İngilizler bunu gormek istemediler. Referandum oncesi muzakerelerde dile dahi getirmediler. Çunku hem sınırlarını kontrol edip hem de İrlanda'da ki barışı sağlayamazsın. AB uyesi olan İrlanda Cumhuriyeti ile Birleşik Krallığın parçası olan Kuzey İrlanda arasındaki İyi Cuma Anlaşması, o insanların İrlanda sınırından serbestçe geçmesi temeline kurulu bir şey. Bu anlaşmanın yapılabilmesi de İngiltere'nin AB uyesi olması sayesinde. Yoksa normalde İngiltere bir başka ulkeye sınırlarını neden açsın? Hem İrlanda'da IRA terorunu çozeyim, bu anlaşmayı yapayım, İrlanda'da huzur, barış sağlansın, Kuzey İrlanda ile ilgili bir sorun yaşamıyım hem de sınırlarımı kontrol edeyim diyemezsin, ikisi aynı anda var olamaz. Zaten Brexit anlaşmasının temelindeki mesele bu tedbir maddesi, İrlanda sınır meselesiydi. Bu sınır kontrol edersek, Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki Gumruk Birliğinden kaynaklanan ekonomik rekabette yaşanacak sıkıntıyı nasıl engelleyeceğiz? Butun bunlar yığıldı, ust uste geldi en sonda Brexit'in olamayacağının anlaşılmasıyla sonuçlandı."

' İNGİLİZLER BİR HATA YAPTIKLARININ FARKINDA'

Anlaşmasız bir Brexit olasılığı ongormeyen Aktan, Britanyalı yoneticilerin Brexit'in bir hata olduğunun farkında olduğunu ve bu yoldan en az zararla donme yolunu bulmaya çalıştıkları goruşunu dile getirdi:

"Anlaşmasız bir Brexit olasılığını ben gormuyorum. Bana kimsenin musaade edeceğini zannetmiyorum. İngilizler bir hata yaptıklarının farkındalar. İngilizler demokrasiye onem verirler fakat çıkarlarına her şeyden daha çok onem verirler. Çıkarlarını birçok şeyin uzerinde tutan bir millet. Dolayısıyla hata yaptıklarının farkındalar ve 'Bu hatadan en az zararla, 'en az rezil olarak' nasıl doneriz'i nasıl tartıştıklarını, onun yolunu bulmaya çalıştıklarını duşunuyorum. Genel seçime mi gidilecek, genel seçimde ikinci referandum kampanyası mı yapılacak, bunun yapılması için zaman lazım. Öncesinde 50. madde Brexit tarihinin uzatılması ki Bruksel buna sıcak bakıyor. Ama kaç hafta, kaç ay, bir yıl mı, 6 ay mı, ne kadar uzatılabilir, ne sozler verilirse uzatılır? Çunku bunun orneği yok. İngiltere'nin yapmaya kalktığı işin bir orneği olmadığı için takip edilecek herhangi bir plan, bununla ilgili herhangi bir tecrube yok. Her şey Bruksel için de ilk defa, İngiltere için de ilk defa. Biz de gelişmeleri takip ediyoruz ve ne olacağını goreceğiz. Benim ongorum anlaşmasız bir Brexit'in kimsenin işine gelmediği için ne Berlin'in ne Paris'in ne Bruksel'in ne Londra'nın bunun bir şekilde kulpuna uydurulup bunun gerçekleşmeyeceği. Ama diyelim ki oldu ve bir şekilde ikinci referandum olmadı, genel seçim olmadı. May de benim b planım bu şekilde sert bir ayrılıktır dedi. Bunu yapmaya kalktı. O zaman çok ciddi ekonomik sıkıntılar olur. Kimsenin ongormeyeceği şeyler olur. Bu boyle 4 milyar poundla çozulebilecek bir sorun değil. Burada organizmaların artık simbiyotik yaşamından bahsediyoruz. Gunumuzde o kadar bağlılık ilişkilerine dayalı kurulmuş ilişkiler ki Avrupa Birliği gibi bir organizma adeta bir molekuler seviyede sıvıların birbirine karışması gibi bir şey. Yani etle tırnağı bile ayırırsınız sadece çok acır canınız, sonra yerine yeni tırnak çıkar. Bu kanınızdan bir maddesinin ayrılması gibi bir şey. Kurumlar, o yerleşmiş butun ticaret butun ilişkiler, insanlar oraya gitmiş, oğrenciler, evlenenler, obur tarafta çalışanlar, yaşayanlar, birçok ozel şirketin gidip İngiltere'de merkezini kurması sırf Avrupa Birliği ulkesi diye ve birtakım orada vergiler daha duşuk diye. Ama neticede Avrupa Birliği ulkesi olduğu için Japon firmalardan koca Nissan firması gidiyor orada fabrikasını kuruyor, Avrupa pazarına açılmak için."

' İNGİLTERE TOPRAK KAYBEDEBİLİR'

Britanya'nın Brexit'te ısrarının ise toprak kaybetme ile bile sonuçlanabileceğini anımsatan Aktan'a gore İskoçya ve Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık'tan ayrılabilir. Aktan, Britanya'nın AB'nin adeta 'altın paket' gibi bir uyeliği olduğunu ve Brexit durumunda birliğin sağladığı serbest ticaret anlaşmalarını yapabilecek gucu bulunmayacağına dikkat çekti:

"Avrupa pazarı 500 milyonluk bir pazar. İngiltere tek başına o pazara sahip olmadan Avrupa Birliği'nin yaptığı serbest ticaret anlaşmalarını yapamaz, o guce sahip değil. Kendisini şu anda biz bunun daha iyisini yaparız diye goruyor ama kimse daha iyi koşulları İngiltere'ye sağlamak zorunda hissetmez kendini. İlaç sıkıntısından gıda sıkıntısına, ticarette yaşanacak maliyet binmesi, çunku zaman artacak daha çok kontrol olacak, standartlara uygun mu değil mi bunlar butun maliyetlere yansıyacak. İngiliz mallarının Avrupa'daki maliyeti artacak, rekabetini kaybedecek. Aynı şekilde İngiltere'ye ticaret yapmak isteyen firmalar bir suru lisans almak zorunda kalacak İngiltere'de ticaret yapabilmek için. Daha once gerekmeyen şeyler bunlar. İnsanların evcil hayvanlarını bile getirip gotururken İngiltere'den Avrupa'ya ekstra ehliyetler, izinler alması gerekeceği konuşuluyor. Bir İngiliz, Paris'e giderken vize almak zorunda kalacak. Butun bunlar bir birikim yaratacak. İlk seferde sert bir Brexit ile ayrılsalar dahi birkaç sene içerisinde hatta o kadar bile surmeyebilir oyle ciddi tepkiler gelebilir ki o sırda hukumette kim varsa o kadar ciddi sıkıntılar oluşabilir ki derhal bununla ilgili çok ciddi sokak protestoları, yaşanabilir ve iş dunyası çok ciddi bir baskı kurabilir, 'derhal bunu çozun' gibisinden. İngiltere toprak kaybedebilir. İskoçlar derhal ikinci bir referanduma gidebilir. İngilizler ikinci bir referandumun demokratik olmadığını soyleyebilirler ama İskoçlar oyle duşunmuyorlar. İskoçlar ayrılmama kararı verdiler referandumda. Ama diyecekler ki 'kusura bakmayın şartlar değişti. Biz AB uyesi olmayan Birleşik Krallık'ta kalmak uzerine oy kullanmadık, bunu bilmiyorduk'. Şimdi tekrar oy kullanacaklar ve İskoçya, Birleşik Krallık'tan ayrılabilir. Onun uzerine Kuzey İrlanda ayrılabilir. Kuzey İrlanda ile İrlanda arasında muthiş bir haksız rekabet oluşacak. Eğer tedbir maddesi uygulanır, diyelim ki bir anlaşma yapıldı ve Kuzey İrlanda o tedbir maddesi kapsamında gumruk birliği içerisinde kaldı diyelim bu sefer İskoçya ile Kuzey İrlanda arasında ciddi bir haksız rekabet yaşanmış olur. İskoçya, Kuzey İrlanda'nın yararlandığı şeylerden yararlanamamış olur. Dolayısıyla bu şeylerin guzel bir çıkışı yok. Bu işin herkes açısından tek bir olumlu sonucu var. İngiltere'nin paşa paşa AB uyesi olarak kalması. Ama bunu nasıl yapacak, nasıl kitabına uyduracak, demokrasiyi zedelemeden bunu nasıl gerçekleştirecek, bunu insanlara nasıl anlatacak? Biz bir referandum yaptık ama aslında o pek doğru bir referandum değildi. Ortaya iki seçenek konması aslında yanlıştı. Çunku son derece komplike meselelere iki seçenek koyup, insanların onune koymak sanıldığı gibi demokratik bir şey değil. Çıkalım ama çıkmanın elli tane tonu var, kalalım ama kalmanın elli tane tonu var. İngiltere zaten Avrupa Birliği uyesi olarak enteresan bir noktadaydı. Euro kullanmıyordu, Schengen içerisinde değildi, dış politikasına katılmıyordu. Zaten ozel 'gold paket' gibi bir durumu vardı. Bunun uzerine bunu da beğenmeyerek, yani 'Yok biz daha da az bir katılım istiyoruz, daha da ozel bir muamele gormek istiyoruz' deyince Bruksel'in de Avrupalıların da kafası attı. Şimdi onlar da geri adım atmıyorlar."