Özet (TL;DR) @ 2019-01-21T09:18:48.000Z: Eski AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal, 29 Şubat 2016'dan bu yana köşe yazarlığını görevini sürdürdüğü Yeni Şafak'a veda etti. Ünal, "Kaçıyor muyum? Evet kaçıyorum" ifadesini kullandı.



Turkiye

09:18 21.01.2019URL'yi kısaltın

Eski AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal, 29 Şubat 2016'dan bu yana koşe yazarlığını gorevini surdurduğu Yeni Şafak'a veda etti. Ünal, "Kaçıyor muyum? Evet kaçıyorum" ifadesini kullandı.

Aydın Ünal, "Musaadenizle" başlığıyla yayımlanan yazısının bir 'son' olduğunu, Yeni Şafak gazetesine veda ettiğini duyurdu.

"Üniversite yıllarında, bir şirkette 45 gun gece bekçiliği yapıp kazandığım ucretin tamamını daktiloya yatırmıştım. Klavyeyle o gun başlayan dostluk 30 yıl boyunca kesintisiz devam etti. Çoğunun altına imzamı atamadığım on binlerce sayfa yazı yazdım. AK Parti'nin programına da, tuzuğune de, bildirilere, beyannamelere, basın açıklamalarına da, başkanların, bakanların, başbakanların sozlerine de o klavyeyle katkıda bulundum" hatırlatmasında bulunan Ünal, devamında "15 Temmuz gecesi, uzerimize bombalar duşerken TBMM sığınağında 4 partinin ortak bildirisini yazmak da bana nasip oldu. O klavyeyle Recep Tayyip Erdoğan'ın sesine kelimeler arama şerefine nail oldum" ifadesini kullandı.

' OKUR BENİ ANLAYIŞLA KARŞILAYACAKTIR'

"Butun bunların otesinde, ne zaman ki Yeni Şafak'ta yazmaya başladım, işte o zaman kendimi bir 'yazar' olarak hissettim" diyen Ünal, şunları kaydetti:

-- Sayın Ahmet Albayrak ve Sayın İbrahim Karagul'e bana bu onuru, Yeni Şafak'ta yazma gururunu yaşattıkları için; yazdığım sure boyunca başlarını çok ağrıtmama rağmen en kuçuk bir serzenişte dahi bulunmadıkları, bana tahammul ettikleri, tamamen kendi istek ve arzumla yazılarıma son verme niyetimi beyan ettiğimde gonulsuzce de olsa musaade ettikleri için sonsuz şukranlarımı sunuyorum. Esas musaadeyi okurdan almak gerektiğini biliyorum. Okur, yazmanın artık ne kadar zor olduğunu takdir edecek ve inanıyorum ki beni anlayışla karşılayacaktır.

(C) Fotoğraf : DHA

- Kaçıyor muyum? Evet, kaçıyorum… Bilen bilir: Hırsızla, arsızla, haşeratla, asalakla, hainle, munafıkla, yetimin hakkını yiyen yuzsuzle, donekle kavgadan hiç kaçmadım, kaçmam. Herkesin 'mesaj alındı' diyerek boyun eğdiği gunlerde Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında Gezi darbesine karşı dim dik durduğumuza, çoklarının "fitne çıkarıyorsunuz, hocaefendimize haksızlık ediyorsunuz" dediği gunlerde, hedef yapılmaktan çekinmeyip Fetullah ve uşaklarına karşı savaştığımıza, 17/25 Aralık yargı darbesine direndiğimize, her turlu terore, algı operasyonuna, darbe girişimine karşı istisnasız doğru tarafta durduğumuza, dun hocaefendisinin dizinin dibindeyken, bugun herkesten çok bağırıp bizi bile FETÖ'cu ilan eden densizlerin ithamına aldırmadan yanlışa yanlış deyip adaletten ve adalet çağrısından hiç kaçmadığımıza tarih şahittir.

-- Lakin kaçışımız çurumeden, seviyenin duşmesinden, tahammulsuzlukten kaçıştır. Kaçışımız duşmandan değil, "dost" gorunenden kaçıştır. Kaçışımız korkudan değil, pervasızlıktan; tehditten değil, aldırmazlıktan, gozu donmuşlukten, hırstan kaçıştır. Kaçışımız, masumane kaygılarla dostça uyarılarımızı sınırsız iştihalarının ve kifayetsiz ihtiraslarının onunde mania olarak gorenlerin iftiralarından, ithamlarından kaçıştır. Kaçışımız Rahmet-i Rahman'adır.