Özet (TL;DR) @ 2019-01-18T23:59:00.000Z: Ergin Yıldızoğlu’na göre Britanya, İrlanda ve İskoçya sorunlarıyla birlikte Brexit derken darmadağın olma tehlikesiyle karşı karşıya. İngiltere’de Brexit konusunda hiçbir önerinin yeterli desteğe…



Ergin Yıldızoğlu'na gore Britanya, İrlanda ve İskoçya sorunlarıyla birlikte Brexit derken darmadağın olma tehlikesiyle karşı karşıya. İngiltere'de Brexit konusunda hiçbir onerinin yeterli desteğe sahip olmadığı soyleyen Yıldızoğlu, gidişatın boyle surmesi halinde ikinci bir referandumun olabileceği ihtimalini dillendirdi.

İngiliz parlamentosunda yapılan oylamada İngiltere Başbakanı Theresa May'in AB ile vardığı birlikten çıkış (Brexit) anlaşması 202 evet oyuna karşı 432 hayır oyu ile reddedildi. Bunun uzerine İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, May'in hukumeti hakkında 'guvensizlik' oylaması talep ederken, ertesi gun yapılan oylamada May, zor da olsa guvenoyu almayı başarabildi. 29 Mart'ta İngiltere'nin ayrılma konusunda suresi dolacakken, May'in 'B' planı bekleniyor.

Öte yandan yapılan son ankete gore halkın Avrupa Birliği (AB) uyeliği konusundaki goruşu keskin bir şekilde değişmişe benziyor. YouGov araştırma şirketinin bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği ankette, İngiltere'nin AB'den ayrılması yonunde desteğin yuzde 44'e gerilediği goruldu.

İngiltere'nin yaşadığı 'çıkamama' durumunu Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ergin Yıldızoğlu ile konuştuk:

' BAŞBAKAN MAY, BREXİT YANLISI DEĞİLDİ, BU DURUM ONUN ÜSTÜNE KALDI'

Ergin Yıldızoğlu, mevcut Başbakan Theresa May'in onceden Brexit yanlısı olmadığı ve hesapsız bir şekilde bir girilen surecin içine 'dalarak' bunu goturmeye çalıştığı yorumunu yaptı:

''İngiltere'deki Brexit meselesine birkaç duzeyde yaklaşmak gerekiyor. İlk olarak şunu hatırlayalım: Son derece gereksiz bir şekilde ve beklenmedik anda, kazanmak umuduyla girilen bir referandum, eski Başbakan Cameron zamanında Muhafazakar Parti'nin yuzune patladı. Dolayısıyla ondan sonrakiler hesaplanmamış bir şekilde girilen bu durum içinde bocalanıyorlar. Başbakan Theresa May, Brexit yanlısı bir insan değildi. Bu durum onun ustune kaldı ve 'Brexit Brexittir' diye işin içine 'daldı'. Şimdi bunu goturmeye çalışıyor. Yani 'bir deli bir kuyuya bir taş attı, kırk akıllı çıkaramaz' durumu var burada.''

' BREXİT OYLAMASI ESAS OLARAK GÖÇMENLERİN GELMESİNİ ENGELLEME OYLAMASIYDI'

Yıldızoğlu'na gore Brexit oylamasının arkasında ciddi bir yabancı duşmanlığı var:

''İngiltere halkında birikmiş onemli bir tepki var. 'Bu kadar goçmen geldi buraya evet ekonomiye katkıları oldu, buna itiraz etmiyoruz ama bu katkıların bize bir donuşu olmadı ve bundan dolayı bu durumu bir yuk olarak algılıyoruz' diyorlar. Dolayısıyla Brexit oylaması esas olarak goçmenlerin gelmesini engelleme oylamasıydı. Arkasında ciddi bir yabancı duşmanlığı, ırkçılık, milliyetçilik gibi duygular var''.

' PAZARLIK BİR MÜDDET DAHA SÜRECEK'

İngiltere'de Brexit konusunda ortaya atılan hiçbir onerinin yeteri desteğe sahip olmadığını duşunen Yıldızoğlu, iş çevrelerinin bu belirsizlikten hoşnut olmadığı goruşunde:

(C) AFP 2018 / Adrian DENNIS

''İş çevreleri açısından da çok tatsız bir durum oluştu. Şu anda iş çevreleri kendilerini hiç istemedikleri bir durum içinde buldular. Birincisi, gelecekte nasıl bir durum içerisinde olacakları hiç belli değil. Şu anda olası hiçbir onerinin arkasında çoğunluk yok. Dolayısıyla bunun pazarlığı bir muddet daha surecek''.

' PARLAMENTO MU, REFERANDUM MU ÇELİŞKİSİ ORTAYA ÇIKTI'

Yıldızoğlu, Brexit krizinin İngiltere'deki siyaseti referandumun mu yoksa parlamentonun mu belirleyeceği konusunda bir çelişki ortaya çıkardığı yorumunu yaptı:

''Bir başka duzeyde ise çok ciddi bir siyasi problem ortaya çıktı; referandum mu siyaseti belirler, parlamento mu siyaseti belirler? Dolayısıyla plebisit mi belirleyecek, parlamenter demokrasi mi belirleyecek? İngiltere bir parlamenter demokrasi. Referandum sonuçları ne olursa olsun, son tahlilde parlamento egemen olur ve eğer bir karar çıkarabilirse o karar geçerli olur. Boyle bir çelişki ortaya çıktığı için, şoyle yorumlar yapıldı: 'Parlamento yavaş yavaş gucu hukumetin elinden alıp kendi eline geçiriyor'. Bu çok anlamlı bir laf değil bu çunku parlamento deyince ortada bir kişi yok gucu eline geçiren, oy vermeye gelince birbirleriyle 'anlaşamayan' 650 insan var.''

' İŞ ÇEVRELERİ BİR AN ÖNCE ÇÖZÜM İSTİYOR'

İrlanda ve İskoçya sorunu nedeniyle Britanya'nın Brexit derken darmadağın olmak gibi bir problemle de karşı karşıya olduğunu belirten Yıldızoğlu'na gore iş çevreleri bir an once çozum istiyor:

''İş çevreleri bir an evvel çozulmesini istiyorlar. Hemen hemen butun ticaret odaları, kuçuk işletmeler orgutleri bu işin hemen halledilmesi gerektiğini, asla anlaşmasız Brexit yoluna gidilmemesi gerektiğini ama ikinci bir referandum konusunda isteksiz olduklarını belirtiyorlar. Bu manzaranın içinde en onemli problemlerden bir tanesi İrlanda sorunu oburu de İskoçya sorunu. Dolayısıyla çıkalım derken darmadağın olmak gibi bir problemle de Britanya karşı karşıya.''

' İŞ ÇEVRELERİNİN KARŞIT OLDUĞU CORBYN LİDERLİĞİNDEKİ İŞÇİ PARTİSİ AÇMAZDA, SÜRECİNİ NEREYE GİDECEĞİNİ BİLMEK İMKANSIZ'

Yıldızoğlu'na gore parlamentoda hukumeti devirme koşulları olmayan İşçi Partisi lideri Corbyn, onceliğini genel seçim koşulları yaratıp, bu seçimleri kazandıktan sonra da her şeyi yeniden 'konuşmak' uzerine kuruyor:

''İşçi Partisi bazı açmazlarla karşı karşıya. Parlamentoda hukumeti devirme koşulları yok. Yani peş peşe guven oylaması yaptırsa da --ki birkaç kere yaptıracak anlaşıldığı kadarıyla- İrlanda Birlikçi Partisi, Muhafazakarları desteklemeye devam ettiği muddetçe bu devam eder. Yani May'i deviremezler. İş çevrelerinde Corbyn karşıtı bir korku var. Çunku adam 35 yıllık 'tescilli' sosyalist. Dolayısıyla Corbyn ile ilgili olarak ağızlarını açtıklarında hoş şeyler soylemiyorlar. Corbyn'in onceliğini bir genel seçim koşulları yaratıp, seçimleri kazandıktan sonra tum bunları yeniden konuşmak uzerine kuruyor. Çıkmak yani Brexit'ten yana tavır koymaya kalkıştığı zaman ciddi bir sorunla da karşı karşıya; birincisi kendisi tum tarihi boyunca bir şekilde Avrupa'dan çıkmak istemiş birisi. Yakın çevresi de aynı şekilde. Yani boylesine bir durum var bu noktada. İkincisi, geleneksel işçi sınıfı oy tabanı belli ki Brexit istiyor ama obur taraftan da İşçi Partisi'nin uyelerinin de --ki 600 bin civarı uyesi var- %70'i ya da başka bir hesaba gore %82'si kalmaktan yana. Şimdi hem uyelerini yonetmesi lazım hem diğer yandan çıkmaktan yana olanların oyunu alacak şekilde bir formul bulması lazım. Hem de parti içinde kendilerine manevra alanı bulmuş olan İan Copper gibi isimlerin de gucunun yukselmesini engellemesi lazım. Bu zor bir durum. Hele bu konuda Corbyn tecrubesi olan bir siyasetçi değil. 35 yıldır 'backbencher' dedikleri yani hukumet dışında durmuş ve oradan ne yapacaksa yapmış birisi. Dolayısıyla burada nereden bakarsak bakalım şu anda bu surecin nereye gideceğini bilmek neredeyse imkansız. 29 Ocak'ta onumuze ne geleceğini gormemiz lazım. O geldiği zaman parlamentodaki diziliş ne olacak, onu gormek lazım. Bu sıkışıklık daha boyle devam edecek.''

' GİDİŞAT BÖYLE GİDERSE İSTER İSTEMEZ İKİNCİ BİR REFERANDUM OLUR'

Yıldızoğlu'na gore 29 Mart'ta parlamentoya sunulacak paketi gormeden ongorude bulunmak zor olsa da gidişatın boyle surmesi halinde ikinci bir referandumun olabilme ihtimali var:

(C) REUTERS / Stefan Wermuth

''29 Mart'ta bir paket sunulacak parlamentoya. Bunun içinde erteleme onerisi olabilir. Ya da Başbakan May 'ne yapalım bundan başka seçenek yok, canınız isterse' diyebilir. Yani anlaşmasız çıkış. İki gun once 'partiler arası goruşmelere başlayacağız' dediler ama ortada bir şey yok. Çunku İşçi Partisi bir şart koydu: 'Eğer anlaşmasız çıkmak seçeneği masadan kaldırılmazsa goruşmeyeceğiz' dediler. Dun The Telegraph gazetesinde Maliye Bakanı'na atfen ' anlaşmasız çıkmak seçeneği tabii masadan kalkacak' gibisinden bir demeç vardı. Ama bugun gazetelere baktığımızda bu konuda bir gelişme yok. Televizyonlarda da bu konudan kimse bahsetmedi dolayısıyla Bakan Hammod'ın bunu soylemesi ne anlama geliyor bilemiyorum şu anda. Boyle bir durum var. Yani gidişat tam bu eksende giderse şimdi ben risk alıp soyleyeceğim, ister istemez ikinci bir referanduma doğru gidilecek. Yani şu andaki durum bu. 29'unda masaya getirilecekleri gormeden bir şey soylemek zor. Ama şu andaki durum devam ettiği takdirde gidecek başka bir yer yok. Yani bu memleketin de 'sahipleri' açıkçası 'anlaşmasız çıkış istemiyoruz' diyorlar.''

' YENİ BİR SAĞ YÜKSELİYOR, AVRUPA BİRLİĞİ PROJESİ ZOR DURUMDA'

Brexit konusunda Avrupa Birliği'nde oluşacak tavrı, Avrupa buyuk sermayesini temsil eden buyuk sanayicileri, Bruksel'deki burokratları ve Avrupa'da yukselen yeni sağı da dikkate alarak duşunmek gerektiğini soyleyen Yıldızoğlu'na gore Avrupa Birliği projesi zor durumda:

''Avrupa Birliği burnundan kıl aldırmamaya devam ediyor. Ama bugun Alman otomotiv sanayi temsilcileri İngiltere'ye yonelik olarak ''Çıkmayın, en iyisi bu'' minvalinde bir mektup yayınlamışlar. Şimdi Avrupa Birliği'ni değişik duzeylerde duşunmek lazım. Bir Bruksel olarak bakarsak: Bruksel, 'çıkacaksa mumkun olduğu kadar ağır bir şekilde cezalandırılarak çıksın, ama esas olarak geri donup kalırsa bizim için iyidir' diye duşunuyor. Çunku arkada İtalya, Polonya, şimdi Fransa ve artı olarak İspanya'da yeni bir sağ hareket guçlenmeye başladı ve bunların niyeti belli. Bunlar onumuzdeki Avrupa Birliği parlamento seçimlerinde en buyuk bloku oluştururlarsa onemli değişiklikler yapmayı duşunuyorlar. Sureci boğacaklar çok belli. Avrupa Birliği'ni dağıtmayacaklar belki ama Bruksel'in yetkilerinin buyuk bir kısmını tırpanlayacaklar. Bruksel burokratlarının bunların da bunu yapmasını engellemesi gerekiyor. Dolayısıyla Avrupa sanayicilerinin en buyuk sermayeyi temsil ettiklerini --yuvarlak masayı temsil ettiklerini- duşunursek, onların da bunu engellemesi gerekiyor. İngiltere tabii çok kritik bir noktada burada. 'Paldır kuldur' çıkarsa arkasından da bir felaket yaşanırsa bunun ekonomik ve siyasi sorunları olacak. Avrupa Birliği projesi şu anda zor duruma girmiş durumda. Dunyanın dengeleri, yonetilenlerin talepleri ve ekonomik gerginlikler, Avrupa Birliği projesini sırtında taşımaya devam edecek gibi gozukmuyor''.

' İNGİLTERE'DE BREXİT TARAFTARLARI VE KARŞITLARI BİRBİRİNE GİRMEDİ'

Brexit oylaması yapıldığı sırada, Parlamento onundeki karşıt grupların birbirlerine 'girmediğini' belirten Yıldızoğlu, bu durumun ekonomik açıdan halka yuk bindirmedikçe Sarı Yelekler tarzı bir şeye donuşeceğini duşunmuyor:

(C) REUTERS / Yves Herman

''İngiltere'de geçen sefer Parlamentoda oylama yapılırken, kalmaktan yana olanlarla çıkış taraftarların kortejleri yan yanaydı, yani aralarında bir buçuk metre mesafe vardı. En ufak bir itiş kakış olmadı. Karşılıklı pankartlarını gosterdiler. Polis aralarına barikat kurma ihtiyacı bile duymadı. Ülkenin geleceği açısından onemli olan bir konuda taban tabana zıt iki ayrı projeyi buyuk bir heyecanla savunan iki taraf birbirlerine girmedi esas olarak orada. Bunun çok kolay kolay Sarı Yelekler durumuna donuşeceğini duşunmuyorum. Ama geçmişte tabii gorduk, yani çok buyuk olaylarda birdenbire patlak verdiğine şahit olduk. Özellikle Margaret Thatcher buyuk vergileri getirmeye kalktığı zaman bir anda ortalık patladı ve o vergi geri çekilmek sorunda kalındı mesela.''

' SERT ELEŞTİRİLER YAPAN İŞ ÇEVRELERİ, BEYİN GÖÇÜ İSTİYOR'

Ergin Yıldızoğlu son olarak iş çevrelerinin anlaşmasız çıkışla birlikte hukumetin goçmenlerle alakalı politikalarına sert bir şekilde karşı çıktığını belirterek, bu çevrelerin beyin goçunu istediği yorumunu yaptı:

''İngiltere'de ekonomiye dair ongorulerde yuzde 8'den yuzde 1.5 gerilemeye giden bir yelpazeden bahsediyoruz. Azınlıkların durumu, yabancıların durumu bir problem. İş çevreleri kesinlikle karşılar. Geçen gun şoyle bir konuşma geçiyordu, CBI --yani Turkiye'deki TÜSİAD'ın karşılığı diyebiliriz- onun başkanı 'siz anlaşmasız çıkmayı yonetebileceğinizi sanıyorsunuz ama sizin kafanız çalışmıyor, bu yonetilemez' diyor. İkincisi 'bu goçmenlik konusunu siz istismar ettiniz, bizim bu konuyu anlatmamıza fırsat bile bırakmadınız, bu da çok saçma bir şekilde yuruyor' diyor. Çunku ihtiyaçları var gelen işçilere. Gittikçe de vasıflı işçi getiriyorlar. Bir de boyle bir sorun var, Doğu Avrupa'dan ve dunyanın başka yerlerinden getiriyorlar. Burada yetiştirme maliyetini ustlenmiyor tabii ulkeler. Hazır yetişmiş bir doktoru getirmekle burada senelerce kaynak harcayıp doktor yetiştirmek başka bir şey. Yani beyin goçunu istiyorlar. Buradaki yabancı duşmanlığını da engellemek istiyor. Dolayısıyla da dunyanın butun sorunları bir anda ortaya çıkmaya başladı burada''.