Özet (TL;DR) @ 2019-01-15 08:01:26.051571: Bilim insanları geçtiğimiz hafta uzayın derinliklerinden gelen tekrarlı radyo sinyalleri tespit ettiklerini duyurmuştu. Kaynağı belirsiz radyo dalgası patlamalarıyla gök bilimcileri ikinci kez…
ntv.com.tr
09.01.2019 - 23:42 15.01.2019 - 09:57 Son Guncelleme : 15.01.2019 - 09:57
Şu anda bu dalgaların tam olarak ne olduğunu ve nereden geldiğini bilmiyoruz. Bu duruma dair BBC'nin derlediği 5 teori şoyle...
Yıldızlar patladığında ya da olduğunde, suratle donen notron yıldızlara donuşuyorlar. Astronomlara gore, guçlu manyetik alana sahip bu tarz bolgelerde gizemli sinyaller oluşabiliyor.
British Columbia Üniversitesi'nden (UBC) gokbilimci Ingrid Stairs, "Notron yıldız fikri kulağa mantıklı geliyor. Ancak ne tarz bir fizik durumu radyo dalgalarında enerji patlamasına yol açıyor bilmiyoruz" diye konuşuyor.
İki notron yıldızının birbiriyle birleşmesi de sinyal oluşumuna yol açan başka bir olasılık olarak goruluyor.
Kanada McGill Üniversitesi'nden Shriharsh Tendulkar, bu teorinin iki ana teoriden birisi olduğunu duşunuyor. Ancak bu senaryo sadece kozmik sinyallerle uyumlu gorunuyor.
Tendulkar, "Bu muthiş bir olay ama tekrar eden radyo sinyallerinin durumunu açıklamaya uygun değil" diye belirtiyor.
Teleskoplar tarafından pek çok radyo dalgası tespit edildi. Fakat bu dalgalar sonradan kayboldu.
Şu ana kadar sadece iki dalganın tekrarlayan sinyal gonderdiği tespit edildi. Bu niteliklere sahip dalgaları açıklamak için başka bir teoriye ihtiyaç var.
Blitzar, suratle donen bir notron yıldız. Zaman içinde kendi ağırlığıyla yok olup kara deliğe donuşuyor.
Bu durum yıldızın ortadan kaybolmasına yol açtığı için tekrar sinyal uretme durumu soz konusu olmuyor.
Kara delikler pek çok teoride belirtiliyor. Daha once belirtildiği gibi notron yıldız kara deliğe donuşuyor ve sonrasında yok edici kara deliğe donuşuyor.
Bazıları dalgaların doğal yollarla oluştuğuna inanırken bazıları duruma dair spekulasyon yaparak bunun yeni bir yer kure oluşumuyla ilgisi olduğunu savunuyor.
Ancak profesor Stairs bunun olanaklı olmadığını duşunuyor.
Stairs, "Bu dalgalar gokyuzunden çok farklı uzaklıklardan geliyor. Çok farklı galaksilerle ilişkilendirilmeliler. Bu hiç de ikna edici değil. Çunku farklı uzaylı medeniyetlerinin aynı sinyali uretmek için karar vermesi anlamına geliyor. Bu da pek olanaklı değil" diye belirtiyor.
Kanada'da yer alan British Columbia Üniversitesi'nden bilim insanları, CHIME (Kanada Hidrojen Yoğunluğu Haritalama Deneyi) isimli interferometrik radyo teleskobu ile galaksinin 1,5 milyar ışık yılı otesinden gelen 13 hızlı radyo dalgası patlaması tespit ettiklerini açıkladı.
Kaynağı belirsiz radyo dalgası patlamalarının yalnızca birinin tekrarladığının belirtildiği açıklama gok bilimi dunyasında heyecan yaratırken, bilim tarihinde bu gune kadar keşfedilen tekrarlı hızlı radyo dalgası patlaması sayısı ikiye yukseldi.
British Columbia Üniversitesi'nde araştırmacı olan Ingrid Stairs, şu ana kadar keşfedilen 6O hızlı radyo dalgası patlamalarından yalnızca birinin 6 kez tekrarladığını ve tekrarlı sinyalin aynı yerden gelebileceğini bilindiğini vurgulayarak yaptıkları keşfin onemiyle ilgili şu açıklamayı yaptı:
"Hızlı radyo patlamaları yalnızca milisaniye suruyor ve Guneş'in haftalarca verdiği enerjiye eşdeğer enerjiyi 1 saniyenin daha da altında bir surede açığa çıkarıyor."
"Şu ana kadar, yalnızca bir tane tekrar eden FRB (Hızlı Radyo Dalgası Patlaması) biliniyordu, diğer seçeneklerin de olduğunu bilmek uzayda daha fazlasının olabileceğini gosteriyor. Çalışmak için ne kadar tekrarlayıcı kaynak bulundukça kozmik bulmaca da o kadar çok anlaşılabilir."
Nature dergisinde araştırmacıların yazdığı iki makaleden birinde belirtildiğine gore 2 tekrarlı radyo sinyalinin bulunması onların varlığını kanıtlıyor ve insanlığın muhtemelen uzayın derinliklerinden gelen daha fazla tekrarlı radyo sinyali bulabileceğini gosteriyor.
Tum araştırmacılar sadece uç haftalık bir sure içinde 13 patlamadan bazılarını tespit etti ve bu durum kaynak arayışı içinde olan bilim insanlarına çok buyuk bir veri hazinesi sundu.
Bu sayede, radyo sinyalleri geldikleri olağandışı ortamla ilgili bazı kanıtlar sunabilir, belki de uzay uygarlıklarının gizemli teknolojisini açıklayabilir.
McGill Üniversitesi'nden Arun Naidu konuyla ilgili yaptığı açıklamasında, "Radyo dalgalarının kaynakları her ne olursa olsun, uretildikleri frenkans aralığının ne kadar geniş olduğunu gormek çok ilginç. Kaynağın belirli bir frekansın altında bir şey uretemediği bazı modeller vardır" ifadelerini kullandı.
Keşfedilen 13 radyo dalga patlamasının en az 7'sinin 400 MHz olarak kaydedildiği ve bunun şu ana kadar algılanan en duşuk frekans olduğu aktarıldı. Açıklamada radyo dalgası patlamalarının daha çok olabileceği ama bunları CHIME'nin tespit edebileceği aralıktan duşuk olabileceği kaydedildi.
Radyo sinyallerin kaynağı ile ilgili net abir açıklama bulunmuyor, ancak yaygın kabul goren goruşlerden biri kara deliklerle çarpışıp yok olan yıldızların yarattığı enerji patlamaları sonucunda bu tur radyo dalgalarının yayılabileceği... Yine de bu durumun tekrar eden patlamaları açıklamakta biraz zayıf kaldığı ifade ediliyor.
Uzayın derinliklerinden gelen guçlu radyo dalgaları ilk kez 2007'de Avustralya'daki Parkes radyo teleskobu tarafından tespit edilmişti.
Bilim kurgu filmlerinin değişmezi insanoğlu ile uzaylıların karşılaşmaması bu kez de bilimin merceğinde.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) çalışanı Alan Stern, insanoğlunun neden hala dunyadışı bir medeniyet ile iletişime geçemediğine dair yeni bir teori ortaya attı.
American Astronomical Society'nin duzenlediği konferasta bir açıklama yapan Stern, bunun nedeni olarak uzaylıların tahmin ettiğimizin aksine sualtı bir medeniyet geliştirmiş olabileceği ihtimalinin latını çizdi.
Stern, dunyadışı canlıların galaksinin başka bolumlerinde, yaşadıkları gezegende bulunan okyanusların derinliklerinde bulunuyor olabilecekleri iddiasını ortaya attı.
Pek çok filme konu olan bu olayın neden henuz gerçekleşmediğini araştıran bilim insanları olası diğer senaryoları belirlemişti.
Evrende gezegenimize benzeyen 40 milyar gezegen var. Ancak herhangi bir gelişmiş medeniyetin bizimle bağlantı kurması sandığımızdan daha uzun surebilir.
Zira uzaylıların kullandığı dalgaların seyahat mesafesi sandığımızdan daha yavaş olabilir.
Ayrıca bu dalgalar bizim fark edemeyeceğimiz kompleks bir yapıya sahip olduğu için gozden kaçırıyor da olabiliriz.
Zira uzayı 1984'ten beri dinliyoruz ve bu teknolojimiz oldukça ilkel olabilir.
Ayrıca gezegenimizden 32 ışık yılı uzaklıktaki dalgalar henuz bize ulaşmış değil. Evrenin buyukluğu goz onunde bulundurulduğunda bize doğru ilerleyen "ilk merhaba" mesajı hala yolda olabilir.
Bizim de uzaya 100 yıldan biraz fazla suredir dalga gonderdiğimizi duşunursek bizim mesajımızın da hala bir medeniyete ulaşamadığını soylemek mumkun.
En karamsar senaryoya gore, evrende başka yaşamlar arayan tek medeniyet biz olabiliriz.
Ya da başka bir gezegendeki yaşam daha biz ulaşamadan kendisini yok etmiş olabilir. Gezegenimizin Soğuk Savaş yıllarında nukleer savaş tehdidi altında yaşadığını duşunursek başka bir medeniyetin benzer bir sebepten yok olması da oldukça muhtemel.
En kotu senaryo ise Hollywood'un en çok işlediği konu olan gelişmiş bir medeniyetin evrendeki diğer uygarlıkları işgal ederek gelişimini surdurmesi. Bu da bizimle bağlantıya geçmemelerini oldukça mantıklı hale getiriyor.


































Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.