Özet (TL;DR) @ 2019-01-13 08:18:00.586878: Ahmet Kaya şarkıları, Kardeş Türküler’in canlı yorumu ve bir sürgün öyküsü... ‘Hep Sonradan’, güçlü müziği, ülkenin yakın geçmişini anımsatması ve bugünle bağını hissettirmesiyle ciğer delen bir…



Ya beni sararsa memleket
hasreti...

Muziğiyle memleketin her kesimine değen, gelgelelim çok sevdiği memleketinde kendine bir koşe bulamayan ve surgunde, henuz 43 yaşındayken hayattan ayrılan bir isim Ahmet Kaya. Boğaziçi Gosteri Sanatları Topluluğu (BGST) ile An Yapım'ın ortak uretimi olan, ezgileri Kardeş Turkuler'in emanet aldığı 'Hep Sonradan'; kolektif hafızamızın biriciklerinden Kaya'yı 'muzikli oyun' formunda karşımıza çıkarıyor.'Hep Sonradan', bir 'Ahmet Kaya muzikali' değil. BGST'den Metin Goksel'in rejisorluğunde Funda Alp, Didem Kaplan ve Cuneyt Yalaz'ın kaleme aldığı metin ve Kardeş Turkuler'in canlı yorumladığı Ahmet Kaya şarkıları eşliğinde Turkiye'nin yaralarına ama en çok da surgunluğe ve memleket hasretine dair bir çalışma. Dramaturgide Beliz Guçbilmez'in imzası var. Karma bir ekibin elinden, son derece sıkı bir yuzleşme çabası.

Hik ayelerle şarkılar kol kola...

Malatya'dan çocukluk arkadaşı Kaya'yla Paris'te surgunde ortaklaşan Salih'in evindeyiz. Bir multeci olan yardımcısı Pınar'la birlikte, 20 sene sonra goreceği çocukları Feride, Yusuf ve Serhat'ı bekliyor Salih. Unutmamak için yuzlerce sayfaya doktuğu her şeyi anlatacak onlara. Açlık grevinden 'yadigar' Korsakoff sendromu artık aklını karıştırıyor çunku. Ahmet Kaya'nın şarkılarıysa anımsamasına yardımcı. Çocuklar babaya ofkeli; anlamıyorlar. Sonradan anlayacaklar... Baba Salih 'en baştan' anlatacak çunku hep 'en baştan başlamak lazım'...'Hep Sonradan' çok guçlu bir iş. Kardeş Turkuler, Salih'in hikayelerine usulca yerleşen şarkılarla (Arka Mahalle, Buyudun Bebeğim, Memleket Hasreti, Giderim, İçimde Ölen Biri Var, Fosso Necdat, Beni Bul Anne...) 'ciğer delme' etkisi yapıyor. Ama bir de Salih'in kendi yaşamını anlatırken, aslında memleketin unuttuklarını çocuklarına aktardığı kısımlar var ki, oyun asıl gucunu oralarda topluyor. Salih ve Ahmet Kaya şarkıları, bu ulkeden gitmek zorunda kalmayı, memleket ve evlat hasretini anlatırken, oyun bugune de dokunmayı başarıyor. 'Hep Sonradan'ı bir parça zayıflaştıran şey, hikayenin bir turlu açılamaması. Salih'in çocuklarının babalarıyla gergin ilişkileri, sahne ustu aksiyon, diyaloglar başlarda goz yorup akıl karıştırıyor... Naz Erayda'nın kağıtlarla yarattığı fon ve Cem Yılmazer'in bu fonu hareketlendiren zekice ışık tasarımı ne kadar çarpıcıysa, sahnedeki kağıtların durmaksızın havalara fırlatılması da tekrarlandıkça etkisini yitiren bir efekt. Ahmet Kaya'nın mezarına gonderme yapan dekorun etkisi, yorucu hareket duzeni sebebiyle bir parça azalıyor. Salih'in anılarına eşlik eden, BGST oyunlarından aşina olduğumuz stilize dans koreografisi ve seyirciye imge takviyesi yapmayı gorev edinen objeler de akışta sapmalar yaratıyor. İşin en guzel tarafı şu ki, oyun ilerledikçe bu parçalanmış ailenin oykusu, oyunun ana meselesi ve Ahmet Kaya muzikleri butunleşmeyi başarıyor. Ve Salih son anda 'bir yanımızın bahar bahçe' olduğunu aklımıza duşuruveriyor. 'Hep Sonradan'ı gorun. Belki 'en baştan başlamak' için hepimize bir heves gelecek çunku. Ahmet Kaya iyi ki geçmiş bu ulkeden, iyi ki Kardeş Turkuler var...

Ya beni sararsa memleket
hasreti...