Özet (TL;DR) @ 2019-01-11T14:33:00.000Z: Eski CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, Seyr-i Sabah programında Binali Yıldırım’ın TBMM başkanlığından istifa etmeden belediye başkan adayı olmasını değerlendirdi. Cihaner, Yıldırım’ın…



Seyr-i Sabah

14:33 11.01.2019(Guncellendi 16:43 11.01.2019) URL'yi kısaltın

Eski CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, Seyr-i Sabah programında Binali Yıldırım'ın TBMM başkanlığından istifa etmeden belediye başkan adayı olmasını değerlendirdi. Cihaner, Yıldırım'ın "Seçimler siyasi faaliyet değildir" demecinin Turk siyasi tarihine geçecek nitelik taşıdığını vurguladı.

Binali Yıldırım, anayasanın 94. maddesindeki "Turkiye Buyuk Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, uyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; gorevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar" maddesine rağmen belediye başkanı adaylığını koyuyor. Yıldırım, gazetecilere yaptığı açıklamada "Anayasa 94'e gore siyasi faaliyetler yapılır mı? Yapılmaz… Bizim yaptığımız bir siyasi faaliyet yok. Seçim bir siyasi faaliyet değildir. Seçim aday olduğunuz işle ilgili vatandaşlara ne yapacaksınız, niye aday oldunuz, bunu anlatmaktır" diyerek yeni bir tartışma başlattı. Eski CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, Seyr-i Sabah programında bu açıklamayı siyaset tarihine geçecek oksimoron bir kavram olarak tanımladı. Cihaner, 2015 yılında Atila Sertel davasında Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararı hatırlatırken Yıldırım'ın istifa etmesinin bir zorunluluk olduğunu dile getirdi:

' ANAYASA TARTIŞMAYA AÇIK DEĞİLDİR'

"Binali Yıldırım'ın soylediği siyaset tarihine geçecek, net açık, tartışmasız, oksimoron kavramını gosteren bir soylem oldu: Seçimler siyasi değildir demeci gerçekten çok vahim bir durum. Siyasi mizah konusunda tarihe geçecek bir kavram oldu bu. Anayasa ustunde kimsenin bir takdir yetkisi olamaz. İmamoğlu bu konuda konuştu, umarım bu bir iletişim taktiğidir. Eğer bir hukuk devleti kurmaya çalışıyorsak anayasa tum kuralların ustundedir. Yoruma açık değildir. Anayasal metin herkesin sorunudur. Bu kadar açık bir anayasa hukmunu bir şekilde kotuye kullanıp kasıtlı olarak goz ardı ediyorsanız sizin bundan sonra ne yapacağınızın da gostergesidir. Sizi hiçbir hukuki kural durduramaz.

Meclis Başkanı'nın istifa etmeden belediye başkan adayı olabileceğini soyleyenler bir başka yasaya, milletvekillerinin istifa etmeden aday olabileceği hukmune dayanıyorlar. Bu da tam tersi istifa etmeden siyasi faaliyete katılamayacağının ispatı. Burada yalnızca milletvekillerinden bahsediliyor. Anayasa hukmu ozel hukumdur hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıktır. Binali Yıldırım o zaman butun milletvekilleri de istifa etsin dedi. Bu ve siyasi değildir demesi bir yerlerde siyasi ve ihtimal vermek istemediğim bir etik sıkıntıyı gosteriyor. 94. madde siyasi faaliyetlere katılamaz diyor. Bunu soylediği anda TBMM Başkanı sıfatıyla parlamento muhabirlerine yaptığı konuşmada soyluyor bunu.

Diyelim ki siz aday oldunuz, parlamento muhabirlerini çağırsanız, TBMM çatısı altında sizin toplantınıza gelirler mi? Çunku parlamento çatısı altında hala TBMM başkanı sıfatını ve yetkilerini kullanıyor. TBMM başkanlığına partiler şahısları aday gosteremez. Tarafsızlığının gostergesi de budur. Geniş kapsamlı bir uzlaşma aranıyor. Goz ardı edilen bir diğer şey de Binali Yıldırım tartışmayı cumhurbaşkanının tespitine kadar bekleyip bence konu kapanmıştır dedi. Hukuk devletinde racon kesmek olmaz.

' ATİLA SERTEL OLAYINDA ANAYASA MAHKEMESİ KARARI ÖNEMLİ'

Atila Sertel olayını hatırlatmak istiyorum: 2015 senesinde aday olmak istedi. Hem gazeteciler federasyonu başkanı hem Gazeteciler Cemiyeti başkanıydı. Bunlardan istifa etmediği için adaylığı duşuruldu. Demek ki bu Anayasa hukmune uymamanın bir yaptırımı var. Hukukta yaptırımlardan biri de tam kanunsuzluk halidir. Bir adayın adaylığı gerektirdiği koşullar ortaya çıkarsa Yuksek Seçim Kurulu seçildikten sonra bile onun adaylığını tam kanunsuzluk haliyle iptal edebilir.

YSK devreye girmediği için, henuz adaylık başvurusu yapılmadığı için ki bu sure 19 Ocak'ta belli olacaktır, bir goruş oluşturulmadı henuz. Anayasa Mahkemesi'nin Atila Sertel başvurusu kararının gerekçesinde şoyle bir ibare var: 2939 sayılı milletvekili seçimi kanunun 18. maddesinin amacının kamu gorevlilerinin seçimlerde diğer adaylara karşı kamu gucunu kullanmalarına engel olarak adil ve eşit koşullarda yarışmalarını sağlamak olduğunu belirtmiş, kamu gorevinden istifa etmeyen başvurucunun milletvekili adaylığının iptal edilmesi istenmiştir. Kanun koyucu bu kanun maddesini niye getirmiş? Anayasa Mahkemesi kararından anlaşılacağı uzere elinde kamu gucunu bulunduranların bunu rakiplerine karşı kullanmaması istenmiştir. Şu anda Binali Yıldırım parlamentoda kendisini zorda bırakacak bir soru onergesini reddedebilir. Veya rakibi hakkındaki dokunulmazlık dosyasını one alıp gundeme getirebilir.

Cumhurbaşkanı'nın durumu etik anlamda da onemli. Çok uzerinde durmuyoruz ama anomi diye bir kavram var sosyal bilimlerde. Toplumu bir arada tutan normların ortadan kalkmasına denir bu. Tam da burada YSK'nın devreye girinceye kadar parlamentoda duran partilerin buna tepki vermesi lazım. Siyasi etik ve anayasa goz ardı edilemez. Madem biz hukuksuzluktan şikayet ediyoruz bunu kampanyanın bir unsuru haline getirmeyeceğiz dememesi lazım siyasi partilerin. Bu kadar açık bir anayasa hukmu uygulanmadığı zaman sizin hak ve ozgurluklerin uygulanmaması durumunda diğer hukumler uygulanmadığında sesinizi çıkaramazsınız. Bu tum yurttaşların sorunu. Bunların tamamı muhalefetin aleyhine işleyecektir. Madem boyle bir eşit adil yarış talep ediyoruz, anayasanın ongorduğu kuralların en açık olanına uyun. İstifa edinceye kadar propaganda olarak bu konuşulmalı."