Özet (TL;DR) @ 2019-01-10T14:56:00.000Z: TBMM Başkanı Binali Yıldırım, görevinden ayrılmadan aday olmasına ilişkin muhalefetten gelen eleştirilere, “Ben çıktığım yoldan geri dönmem” yanıtını verdi. Yıldırım, “Seçim bir siyasi faaliyet…



TBMM Başkanı Binali Yıldırım, gorevinden ayrılmadan aday olmasına ilişkin muhalefetten gelen eleştirilere, "Ben çıktığım yoldan geri donmem" yanıtını verdi. Yıldırım, "Seçim bir siyasi faaliyet değildir, seçim aday olduğunuz işle ilgili vatandaşlara ne yapacaksınız, niye aday oldunuz bunu anlatmaktır" dedi.

(C) AA / Ahmet Bolat

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gunu nedeniyle parlamento muhabirleri ile kahvaltıda buluşan TBMM Başkanı Binali Yıldırım, sorular uzerine gorevinden istifa etmeden İstanbul Buyukşehir Belediye Başkan adayı olmasına ilişkin tartışmaları değerlendirdi.

' BEN ÇIKTIĞIM YOLDAN GERİ DÖNMEM'

Yıldırım, "Bir kere ben çıktığım yoldan geri donmem. Belli ki arkadaşımızın benim kazanacağım içine doğmuş; 'seçilse de geri donecek' diyor. Ben çıktığım yoldan geri donmem. Onlar da kabul etmişler ki kazanacağım" dedi. Seçimle ilgili kararı ne muhalefetin ne de kendisinin verdiğini kaydeden Yıldırım, kararı seçmenin İstanbulluların vereceğini soyledi.

Kendisinin Cumhur İttifakı'nın yani AK Parti ve MHP'nin adayı olduğunu vurgulayan Binali Yıldırım, "Ben hukukçu değilim. Ama biz bir şeye karar vermeden once de onun sonuçlarının ne olacağını araştırırım, duşunurum, tahlil ederim ona gore karar veririm. Dolayısıyla ben verdiğim bu karardan da vazgeçecek değilim" dedi.

' HERHANGİ BİR HUKUKİ SIKINTI YOK'

Anayasa'nın 94. Maddesinin tamamen yasama faaliyetleri ile ilgili olduğunu kaydeden Yıldırım, siyasi partiler ve seçim yasalarındaki bazı duzenlemeleri hatırlattı. Yıldırım, bu yasalara gore de Meclis Başkanı'nın istifa etmesi gerekmediğini ifade ederek, "İşin ozeti Anayasa 94'u ve diğerlerini bir arada duşunduğumuzde Hukuki açıdan Meclis Başkanı'nın aday olmasında herhangi bir sorun, hukuki bir sıkıntı yok" dedi. Yıldırım sozlerini şoyle surdurdu:

' SEÇİM BİR SİYASİ FAALİYET DEĞİLDİR'

"Zaten tartışma da burada da değil, tartışma Anayasa 94'e gore siyasi faaliyetler yapılır mı, yapılmaz… Bizim yaptığımız bir siyasi faaliyet yok. Seçim bir siyasi faaliyet değildir. Seçim aday olduğunuz işle ilgili vatandaşlara ne yapacaksınız, niye aday oldunuz bunu anlatmaktır. Ben şimdi işin mahiyeti olarak soruyorum, eğer Meclis başkanı bağımsız bir milletvekili olsaydı ne olacaktı, belediye başkan adayı olsaydı ona ne diyecektik? Partili değil bağımsız. Bir milletvekili Meclis başkanı da olabilir. Zaten Anayasa 94'un gerekçesine baktığınız zaman orada mesele anlaşılıyor. Bu işin bir yasama kursu faaliyeti olduğu. Meclis Başkanı çok kursu faaliyeti yapmaz geleneğimizde ya iki ya uçtur.

' BU TARTIŞMA SİYASİ BİR TARTIŞMADIR, HUKUKİ ALTYAPISI YOKTUR'

Dolayısıyla bu tartışma siyasi bir tartışmadır. Hukuki bir altyapısı yoktur. Kaldı ki, anayasanın 79. Maddesi bir yere aday olduğun zaman bu konudaki itirazların anlaşmazlıkların çozum yerinin Yuksek Seçim Kurulu olarak gosteriyor. Yani aday olduğunuzu resmen ortaya çıkmasından sonra, seçim sonuçlarının belli olmasına kadar geçen suredeki butun seçim hukuku YSK ve diğer seçim kurullarının işi olarak zaten anayasada tarif edilmiş.

' HUKUKSUZLUK İDDİASI VARSA MERCİİ YSK'DIR'

Dolayısıyla bizimle ilgili anayasa bakımından diğer kanunlar bakımından bir hukuksuzluk iddiası varsa, bunların mercii YSK'dir. YSK de onune konu geldiğinde kararını verecektir. Konu bu kadar basittir. Onun dışındaki butun değerlendirmelersiyaseten bizi yormaya yoneliktir. Ama ben ne yaptığımı biliyorum. Hukuka saygısızlık edecek hiçbir işin içinde olmam."

' BUYURSUN BÜTÜN ADAYLAR BULUNDUKLARI POZİSYONU BIRAKSIN'

Binali Yıldırım, TBMM Başkanı sıfatı nedeniyle diğer adaylarla eşit şartlarda bir yarış olmayacağı yonundeki eleştirileri de yanıtladı. "İyi ki bu soruyu sordunuz" diyen Yıldırım, "Seçim meydanında belediye başkanlığı yarışında belediye başkanı mı avantajlı yoksa dışardaki biri mi avantajlı, bunun cevabını verir misiniz bana? Belediye başkanı kendi makamında oturuyor ve o makam için yarışıyor. Bir başkası da dışarıdan gelip, kazanmak için yarışıyor. Hangisi daha avantajlı. Aşikar, çunku belediye başkanlığından ayrılmıyor" dedi. Yıldırım, bir gazetecinin "Siz de devlet imkanlarını kullanıyorsunuz" şeklindeki sozleri uzerine de, şunları soyledi:

"Meclis Başkanı'nın elinde hiçbir imkan yok, butçesi yok, seçimde harcayacağı tek kuruşu yok, icracı bir makam değil, itibarlı bir makamdır. Onun dışında hiçbir şey yok Ama belediye başkanı her şeyi yapabilir, her turlu imkan elinin altındadır. Benim bir teklifim var, madem oyle, butun seçime girecekler bulundukları gorevleri bıraksınlar. Herkes dahil. Meclis'e bu konuda teklif verilsin herkes desteklesin. Buyursun herkes istifa etsin biz de edelim. Ben buradan bir çağrı yapıyorum. Bu meseleyse, milletvekilleri de ayrılsın, belediye başkanları da ayrılsın, bakanlar da ayrılsın, kim varsa yeni bir seçime giren. Herkes ayrılsın. Niye bir noktaya yoğunlaşıyoruz. Ben çağrı yapıyorum, yasal duzenlemeye de gerek yok, buyursun butun adaylar bulundukları pozisyonu bırakınlar hep birlikte bıraksın. Hukukun verdiği bir imkanı birilerinin hoşuna gitmedi diye vazgeçecek değiliz."

' GAZETECİLİK FAALİYETİ DEĞİL'

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hapis cezasına çarptırılan gazetecilerle ilgili bir soruya da, 'Paradise Papers' belgelerini haberleştiren ve hapis cezası alan gazeteci Pelin Ünker'e gonderme yaparak yanıt verdi. "Sadece gazetecilik faaliyeti sebebiyle bir insanın bir gazeteci arkadaşımızın, herhangi bir ceza alması hiçbir zaman bizim tasvip ettiğimiz bir şey değil" diyen Yıldırım, şoyle devam etti:

" Dava, ortada mesele varsa soz konusu olabilir. Benim de davalarım oldu ama birçoğunu mahkemeler, madem siyasetçisiniz, bu ve buna benzer ağır eleştirilere hazır olmalısınız diye klişe cumlelerle reddetti. Son olayı diyorsanız, dosyayı incelediyseniz, orada gazetecilik faaliyeti yok. Açıkça şahsımıza yonelik, ne diyor, 'eski başbakanın yurt dışında off-shore hesapları var, orada da vergi kaçırıyor.' Bunu yalanladım, belgeleriyle ertesi gun. İkinci gun de şunu yazdı: Başbakan ve çocukları devletten ihale aldı. Bunların ikisi de gazetecilik değil, kusura bakmayın. Buna gazetecilik diyen varsa, yanlış yaptığımı kabul edeceğim.

' BUNLARI GAZETECİLİK GİBİ GÖRÜRSEK O ZAMAN BAŞKA BİR DÜNYADAYIZ DEMEKTİR'

Ben toplumun onunde de bir insanım. Devleti yoneten birinin devletten ihale alması şeklinde bir suçlama ağır bir suçlamadır. Toplumun bunun boyle olmadığını bilmesi gereklidir. Aynı şekilde başbakanın dışarda off-shore hesabı olması oraya para aktardığı iddiası vahim bir iddiadır. Yani o ulkede insanlar ne diyecekler, bizi kimler yonetiyor diye hayrete duşeceklerdir. Bunları gazetecilik gibi gorursek, o zaman başka bir dunyadayız demektir.

' SUSKUN KALMAK KABUL ETMEK ANLAMINA GELİR'

Gazetecilik faaliyeti olarak eleştirebilir, başbakan ulkeyi iyi yonetemiyor diyebilir, yanlış işler yapıyor diyebilir. Asla dava konusu olmaz. Ama diğeri şahsımı hedef alıp, iftira eden, gerçek olmayan şeyleri gerçekmiş gibi kamuoyuna yansıtırsanız kimse kusura bakmasın bunun altında da kalmayız. Suskun kalmak bunu kabul etmek anlamına gelir."