Özet (TL;DR) @ 2019-01-11T10:25:00.000Z: Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un öldürülmesine ilişkin davanın sanıklarından Sercan Başar, suikastçı Mevlüt Mert Altıntaş'ın 'cep telefonu hastası' olduğunu söyleyerek, "Telefonu alır,…



Rusya'nın Ankara Buyukelçisi Andrey Karlov'un oldurulmesine ilişkin davanın sanıklarından Sercan Başar, suikastçı Mevlut Mert Altıntaş'ın 'cep telefonu hastası' olduğunu soyleyerek, "Telefonu alır, onunla oynardı. 'Nasılsın' dediğinde, 'Sen nasılsın' diye sormayacak kadar bon birisiydi. Surekli telefonla uğraşırdı" dedi.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu bulunduğu cezaevinden video konferansla katılan sanık Hayrettin Aydınbaş'ın savunması alındı. Aydınbaş ve avukatı, savunmanın Ses ve Goruntulu Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayda alınmasını talep etti. Mahkeme heyeti, bu konuda zorunluluk bulunmaması nedeniyle talebi reddetti.

Bunun uzerine Aydınbaş savunmasını mahkemeye yazılı olarak gondereceğini, savunmasını da sonraki celse yapacağını bildirdi. Ardından Karlov suikastçısı Altıntaş ile İzmir Ruştu Ünsal Polis Meslek Yuksekokulunda eğitim goren ve Ankara'da bir donem aynı evi paylaşan tutuklu sanık Sercan Başar'ın savunmasına geçildi.

İddianamede "polis okulunda eğitim gorduğu donemde teror orgutune ait eve gitmek, orgutsel toplantılara katılmak, orgut liderinin videolarını izleyerek kitaplarını okumak, sanık Kaan Bulbul ile orgute yeni eleman kazandırmak için çalışma yapmak, Altıntaş'ı orgute kazandırmak ve ona manevi konularda destekte bulunarak orgutsel maneviyatını yukseltmek" ile suçlanan Başar, savunmasında milliyetçi-muhafazakar ailede yetiştiğini ifade etti.

Ailesinin dindar yapısının herhangi bir cemaatle ilgisi bulunmadığını belirten Başar, aynı mesleği yapan amcasından etkilenerek polis olduğunu anlattı. Polis okuluna 2012'de başladığını, Altıntaş ile burada sınıf arkadaşı olduklarını dile getiren Başar, okulda kimin kiminle oturacağına komiserlerin karar verdiğini, Altıntaş ile de yan yana oturduğunu soyledi.

FET Ö EVİNE İKİ KEZ GİDİŞİNİ ANLATTI

Başar, okuldaki oğrencilerden davada da sanık olan Kaan Bulbul'un kendisini hafta sonu kahvaltıya çağırması uzerine bazı sanıkların da bahsettiği FETÖ evine gittiğini ifade etti. Evde, kendisini 'Hamza' olarak tanıtan biri tarafından karşılandıklarını aktaran Başar, "Bizden 6-7 yaş buyuktu. Kendisini universite oğrencisi olarak tanıttığını hatırlıyorum" dedi.

Sonraki hafta sonlarında da teyzesi ve dayısının evine gittiğini ancak Bulbul'un kendisini kahvaltılara çağırmayı surdurduğunu belirten Başar, şoyle devam etti:

(C) AP Photo / Burhan Özbilici

- Teyzem ve dayıma gittiğimi soyleyerek, davetini reddettim. Bir sure geçince bilmediğim bir numara beni aradı, 'Hamza' olduğunu soyledi. Beni kahvaltıya çağırdı. Uygun dille reddettim. Sonraki hafta sonları da şahıs beni aradı. Teyzemlere gitmediğim bir hafta sonu, Kaan'ın çağrısıyla sınıf arkadaşlarımla birlikte kahvaltıya bir kez daha katıldım. İlk gidişimde sadece kahvaltı yaparken, bu gidişimizde Hamza dini konular anlatmaya başladı. İlk kahvaltıda Kadir Şamlı, Kaan Bulbul ve Mevlut Mert Altıntaş vardı. İkincide Kaan, Kadir, Mevlut Mert ve Ufuk Gul. Emin olmamakla birlikte C.S'nin de olduğunu duşunuyorum.

Başar, ikinci gidişinde "Hamza"nın, sonradan Risale-i Nur olduğunu tahmin ettiği kitaptan bazı şeyler okuduğunu ifade etti. 'Hamza'dan sonraki donemde de telefonlar aldığını dile getiren Başar, 2013'te okula gelen komiserlerin, "Bakın arkadaşlar, evlerine çağıranlar varmış. Boyle yerlere gitmeyin" dediğini, kendisinin de "Hamza"ya cephe alarak, hafta sonlarını teyzesi ve dayısıyla geçirdiğini kaydetti.

Mevlut Mert Altıntaş'ı orgute kazandırmakla suçlandığını hatırlatan Başar, diğer sanıkların ifadelerine gore Altıntaş'ın kendisi olmadan da kahvaltı yaptıkları eve gittiğini soyledi. Başar, "Ben gitmiyorum, o gidiyor. Örgute ben kazandırmış olsam, boyle olabilir mi? Bu eve onu ben goturmedim" diye konuştu.

' BEN ALTINTAŞ'IN ESKİ EV ARKADAŞIYIM'

Sercan Başar, okuldan sonra Ankara'ya atanınca kiralık ev aradığını, Altıntaş'ın da ev aradığını oğrenince Temmuz 2014'te, Demetevler'de beraber ev tuttuklarını ve Mayıs 2016'ya kadar birlikte kaldıklarını anlattı. Çevik Kuvvet gorevlisi oldukları donemde gunde 12 saat çalıştıklarını, evde çok az zaman geçirdiklerini, evdeyken de herkesin kendi odasını kullandığını belirten Başar, Altıntaş'ın zamanını cep telefonuyla geçirdiğini ifade etti.

Cinayet işlendiği sırada evli olduğunu ve dolayısıyla Altıntaş ile ev arkadaşı olmadığını soyleyen Başar, "Kendisi için 'telefon hastası' deyimi tam oturur. Halı sahadan eve donuşteki sureyi dahi telefonla geçirirdi. Telefonu alır, onunla oynardı. 'Nasılsın' dediğinde, 'Sen nasılsın' diye sormayacak kadar bon birisiydi. Surekli telefonla uğraşırdı. Teknolojik aletlerle irtibatı vardı." diye konuştu.

Altıntaş'ı namazını kılan, dindar biri olarak tanıdığını dile getiren Başar, suikast gunu beraber nobetçi olmalarına karşın Altıntaş'ın işe gelmediğini ifade etti. Altıntaş'ın bir sure sonra kendisini kayıtlı olmayan bir numaradan arayarak, hasta olduğunu, rapor aldığını, işe gelemeyeceğini soylediğini aktaran Sercan Başar, Altıntaş'ın saat 10.00 sularında raporunu teslim etmek için şubeye geldiğini belirtti.

Başar, "Altıntaş ile kısa bir konuşmamız oldu. 'Boş yere rapor alıyorsun' diye takıldık. O da 'Gerçekten hastayım, iğne bile vurdurdum.' dedi. Şubeye girdi, raporunu teslim etti ve çıktı. Olay gunu goruşmemiz bu şekilde oldu. Başka goruşmemiz olmadı." dedi.

Mesainin ardından akşam saatlerinde Altıntaş'ı arayarak, evine davet ettiğini belirten Başar, saldırganın kendisine "İşim var, gelemem." karşılığını verdiğini, ardından evine gitmek uzere mesaiden ayrıldığını one surdu. Başar, yolda WhatsApp gruplarından saldırıyı oğrendiğini, internetten saldırıyı Altıntaş'ın gerçekleştirdiğini oğrenince şok olduğunu iddia etti.

' ŞAKA YAPILDIĞINI SANDIM'

****Telefonuna gelen mesajlardan kendisine şaka yapıldığını duşunduğunu soyleyen Başar, "Birini aradım. Olayı doğrulayınca ağlamaya başladım. Hemen Çevik Kuvvet Şube Mudurluğune geçtim. Amirlerimle konuştum. Ne yapacağımı bilemiyordum. Teror şubesinden iki polis geldi. Saldırıyla ilgili toplantı olacağını soylediler. Beylik tabancamı aldılar. Serkan Özkan'ın adresini oğrenip polislere verdim. FETÖ ile ilgili sorular soruldu. Sabah sağlık kontrolune goturulurken gozaltına alındığımı anladım." diye konuştu.

FETÖ'nun talimatıyla Sosyal Doku Vakfı'na sızdığı iddiasını kabul etmeyen Başar, vakfa kendi isteğiyle gittiğini, eşiyle de burada tanışıp evlendiğini ifade etti. Sercan Başar, orgut içinde zumre başkanı olduğu belirtilen Salih Yılmaz'ı tanımadığını one surdu. Evinde bulunan masa ustu bilgisayardan yapılan bazı aramaların aynı evi paylaştıkları donemde Altıntaş tarafından gerçekleştirildiğini iddia eden Başar, beraat talebinde bulundu. Savunmaların ardından Cumhuriyet savcısı tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, bazı sanık avukatlarının 'hakimin reddi' talebinde bulunması nedeniyle istemin değerlendirilmesi için dosyanın Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesine gonderilmesine karar verdi. ByLock kullandığı belirlenen sanıklarla ilgili BTK'den internet trafik bilgilerinin istenmesini kararlaştıran mahkeme, sanıklardan Ahmet Kılınçarslan ve Ramazan Yucel hakkında Ankara ve Hakkari'de açılan ve istinaf aşamasında bulunan dava dosyalarının ivedi biçimde incelenmesi ve kararın bildirilmesi için ilgili mahkemelere muzekkere yazılmasına karar verdi.

Sanıklar Vehbi Kurşad Akalın, Huseyin Kotuce ve Hayrettin Aydınbaş'a savunma hazırlamaları için sure tanıyan mahkeme, usulune uygun çağrıya rağmen duruşmalarda hazır bulunmayan sanık Abdulsamet Kekeç hakkında tutuklamaya yonelik yakalama emri duzenlenmesine hukmetti. Ayşe ve Şahin Soğut'un avukatlarının beyanlarıyla ilgili gereğinin takdiri için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar veren heyet, saldırıda yaralanan Leyla Gundoğan ve Anıl Değer'in davaya mudahilliklerini kabul etti, suçtan doğrudan zarar gormemesi nedeniyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun mudahillik talebini reddetti.

Tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar veren mahkeme, davayı 11 Şubat 2019'a erteledi.