Özet (TL;DR) @ 2019-01-09T13:25:06.000Z: ''Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Yerel Yönetimler Sempozyumu''nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Arkadaşlara dedim ki '31 Mart kampanyasında biz file kullanalım, bez torba kullanalım.' Biz asla…



Son dakika haberi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de duzenlenen ''Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sisteminde Yerel Yonetimler Sempozyumu''na katıldı.

Konuşmasına, Turkiye Belediyeler Birliği ile Cumhurbaşkanlığı Yerel Yonetim Politikaları Kurulu tarafından duzenlenen toplantının hayırlı olmasını dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıyı duzenleyenlere, tebliğlerle toplantıya katkı vereceklere ve bu surece destek veren Kamu Gorevlileri Etik Kurulu'na teşekkur etti. Bu sempozyumun 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri oncesinde gerçekleşiyor olmasını çok isabetli bulduğunu ifade eden Erdoğan, oturum başlıklarının, hem yerel yonetimlerle ilgilenen akademisyenlere ve politika belirleyicilere hem de belediye başkanlarına ışık tutacak mahiyette olduğunu soyledi. "İlimin ışığıyla aydınlanmamış yolların nereye çıktığını kestirmek çok zordur" diyen Erdoğan, sempozyumun istifade etmesini bilenler için kendi alanında geleceğe yakılmış bir ışık olduğunu vurguladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, sempozyum tartışmalarının ve sonuçlarının hayata geçirilmesinde kurulların hassasiyet gostermesinin, verilen emeğin karşılığını bulması bakımından onemine dikkati çekti.

" KOALİSYONLARLA GEÇEN YILLARIN ÜLKEMİZE ÇOK AĞIR MALİYETİ OLDU"

Turkiye'nin son 5 yıllık donemde pek çok tarihi hadiseyi ust uste yaşadığını vurgulayan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sistemi'ne geçişin bunların en onemlilerinden biri olduğunu belirtti. Turkiye'nin yonetim sistemi tartışmalarının yeni olmadığını hatırlatan Erdoğan, "Osmanlı doneminde Meşrutiyetin ilanıyla başlayan, Kurtuluş Savaşı'mızın Cumhuriyet ile birlikte keskin bir değişim yaşayan yonetim sistemi arayışımız, çok partili hayata geçişin ardından da surdu. Parlamenter sistem içinde koalisyonlarla geçen yılların ulkemize çok ağır maliyeti oldu. Surekli krizler, kaoslar, darbeler, cuntalar, istikrarsızlıklarla akıllarda kalan bu donemlerde her sorumluluk sahibi devlet ve fikir adamı yonetim sistemimizin değişmesi gerektiğini hep soylemişlerdir" değerlendirmesinde bulundu.

' '14 YILININ ENFLASYON ORTALAMASI 70,3"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2011 yılından bu yana ısrarla yonetim sisteminin değişmesi gerektiğini ifade ettiklerinin altını çizerek, sozlerini şoyle surdurdu:"Önumde koalisyon hukumetleriyle geçen donemlere ait bir tablo var. Bunların içerisinde 3 donem veya 3 yıl hariç diğerleri hep koalisyonlar. Bu donemler içerisinde enflasyonu bir çıkarayım istedim, 30 yıl. Bunun 14 yılının enflasyon ortalaması 70,3. Şu anda muhalefete bakıyoruz, diyor ki; 'Enflasyonun en yuksek olduğu donem şu andaki iktidarın donemi'. Ben resmi rakamla konuşuyorum, atarak, tutarak değil. İçimizde hocalarımız var, milletvekillerimiz, bakan arkadaşlarımız var. Hepsinin de bunu araştırması mumkun. Bakınız, 1989 enflasyon 64,3 tek partili donem Anavatan Partisi. 1990 enflasyon 60,4 Anavatan iktidarı. 1991 enflasyon 71,1 Anavatan donemi. 1992 DYP-SHP, enflasyon 66. 1993 enflasyon 71,1 DYP-SHP. 1994, burası bir felaket, enflasyon 120,3, iktidar DYP-SHP. 1995 enflasyon 76,1 iktidar yine DYP-SHP. 1996 enflasyon 79,8 iktidar Refah-DYP, 1997 enflasyon 99,1 Anavatan-DSP. 1998 enflasyon 69,7 iktidar Anavatan-DSP, 1999 uçlu bir iktidar var ama enflasyon 68,8. 2000, orada da ilk defa koalisyonlar doneminde biraz duşuyor, 39. 2001 orada 68,5 enflasyon, uçlu bir koalisyon. 2002'ye geliyorum burada bu uçlu koalisyonun duştuğu nokta 29,8. Bu 14 yılın ortalaması 70,3."

" 16 YILIN ENFLASYONDA ORTALAMASI 9,54"

AK Parti'nin iktidara gelişiyle birlikte artık koalisyonlar doneminin bittiğine işaret eden Erdoğan, "Tek başına hep bizim iktidarlarımız. 16 yılın enflasyonda ortalaması 9,54. Gerçek ortada. Hepsinde tek başımıza iktidarız. Burada yine bakıyoruz, 2003'te 12,7, 2004 9,4, 2005 7,7, 2006 9,7, 2007 8,4, 2008 10,1, 2009 6,5, 2010 6,4, 2011 10,5, 2012 6,2, 2013 7,4, 2014 8,2, 2015 8,8, 2016 8,5, 2017 11,9, en yuksek 2018 20,3. Ama ortalama 9,54" dedi. Ana muhalefetin "En yuksek enflasyon AK Parti iktidarları doneminde olmuştur" iddiasına ilişkin Recep Tayyip Erdoğan, "Yalan uzerine siyaset, yalan uzerine yerel yonetim kurulu olduğu zaman orada çop, çukur, çamurdan kurtulamazsınız" ifadelerini kullandı.Erdoğan, konuşmasında İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanı olduğunda CHP'den nasıl bir İstanbul teslim aldığını, İstanbulluların çok iyi bildiğine işaret etti. Erdoğan, "Çop dağlarının, hava kirliliğinin ileri derecede olduğu ve bazı medya organlarının maske dağıttığı bir İstanbul" dedi.Ümraniye vahşi çop depolama alanının patlaması neticesinde 39 vatandaşın olduğunu, oranın belediye başkanının da CHP'li olduğunu belirten Erdoğan, "Ama tabii çop depolamayı buyukşehirler yapıyor ve o zaman da yine belediye başkanı vardı ve şimdi kendini savunuyor; 'grev vardı ne yapayım' diyor. Tamam da greve gidildiyse senin beceriksizliğinden gidildi veya greve gitmemenin yontemleri var, çozseydin" diye konuştu.İzmir'deki İZBAN grevini hatırlatan Erdoğan, "Baktık ki anlaşamıyorlar, mecburen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile grevi 2 ay erteledik. Yetkim oraya kadar olduğu için 2 ay erteledik. Ondan sonra Hakem Kuruluna gidecek. Niye? Bizim derdimiz var, dertliyiz. Orada vatandaşımızı sokaklarda sersefil yapma hakkımız var mı? Bunu çozmek durumundayız. İZBAN'ın yuzde 50'sini devlet, yuzde 50'sini belediye yapmış. Niçin yapılmış bunlar? Halkımızın huzurlu bir şekilde ulaşımını sağlayabilmek için yapılmış. Dun itibarıyla oradaki grev 2 ay sureyle ertelenmiş oldu" ifadelerini kullandı.Turkiye'nin yeni yonetim sistemine geçme kararı yine çok ağır bir dizi krizin ardından ortaya çıktığını anlatan Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:"Gezi olayları ile sokaklar, 17-25 Aralık darbe girişimi ile emniyet, yargı, burokrasi vasıtasıyla hukumeti, çukur eylemleriyle ulkemizin birliğini, guneydoğu Anadolu'nun ne hale geldiğini ozellikle bolgede yaşayan kardeşlerim iyi bilir. 2015'te ust uste yaşadığımız seçimlerle siyasi istikrarımızı, Suriye ve Irak kaynaklı tehditlerle sınırlarımızı hedef alan çok yonlu çok boyutlu saldırılara hep bu sureçte maruz kaldık. En son 15 Temmuz darbe girişimi bize ulkemizin geleceğini guvence altına alabilmek için derhal harekete geçmemiz gerektiğini gosterdi. AK Parti olarak MHP ile vardığımız uzlaşma sayesinde once Meclis'te ardından halk oylaması ile milletimiz nezdinde bu değişimi tescil ettirdik. Yeni sistemi, yurutme organı tumuyle cumhurbaşkanının uhdesinde kalacak, yasama yetkileri tamamen Meclis'e ait olacak, yargı da bağımsız ve tarafsız çalışacak şekilde oluşturduk. Boylece eskiden sadece kağıt uzerinde kalan guçler ayrılığını gerçek anlamda hayata geçiren bir yapı ortaya çıkardık."Turkiye'nin uzun zamandır arayışı ve ozlemi içinde olduğu yeni yonetim sistemine kavuştuğunu vurgulayan Erdoğan, "Çunku bunun tartışması yeni değil. Rahmetli Turkeş doneminde bu yerini almış, ondan sonra aynı şekilde merhum Özal'ın, merhum Demirel'in, merhum Erbakan'ın da uzerinde ısrarla durduğu bu yonetim sistemi. Bizim donemimizde tartışılmaya başlamadı, o zamandan beri tartışılıyor. İşin daha da gerisi var. Osmanlı, orada da zaten bu sistem var. 24 Haziran seçimleriyle de bu sistemi tum unsurlarıyla uygulamaya başladık. Tabii bu arada ulkemizin huzurundan ve istikrarından rahatsız olan çevreler de boş durmadı" diye konuştu.Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sistemi'ne geçişin hemen ardından bu defa ekonomik bir saldırı ile karşı karşıya kaldıklarını, bu saldırıyı da kısa surede bertaraf ettiklerini bildirdi.Ekonomiyi yeniden dengeye kavuşturarak, hedeflere ulaşma kararlılığını bir kez daha dosta duşmana gosterdiklerinin altını çizen Erdoğan, kur, faiz, enflasyon uçgeninde yaşanan sıkıntıların suratle telafisi için sanayiciden esnafa çiftçiden ihracatçıya kadar her kesime yonelik çok onemli destek programları hazırlayıp uygulamaya geçirdiklerini aktardı. Erdoğan, Bu arada Suriye başta olmak uzere ulkeye yonelik teror tehditlerini kaynağından ortadan kaldırma politikasını kararlılıkla sahaya yansıtmayı da surdurduklerini kaydetti.Erdoğan, "Gerek son 16 yılda ulkeyi demokraside ve ekonomide getirdiğimiz seviye gerekse yeni yonetim sistemimizin imkanları, maruz kaldığ��mız saldırılara daha hızlı ve etkin karşı koyabilmemizi temin etti. İnşallah 2019 yılı ile birlikte Turkiye yeni ve guçlu bir yukseliş donemine geçecektir. Bundan kimsenin endişesi olmasın" diye konuştu. Bu sureçte her alanda olduğu gibi yerel yonetimler konusunda da yeni bakış açılarına, yeni ufuklara, yeni araçlara ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, Yerel Yonetimler Sempozyumu'nun bu çerçevede onemli bir donem noktası teşkil edeceğine inandığını belirtti.

YEREL Y ÖNETİMLERE "SIFIR ATIK" ÇAĞRISI

Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın onculuğundeki "Sıfır Atık Projesi"ne değinerek, "Sıfır Atık Projesi konusunda ben yerel yonetimlerin çok çok kararlı çok çok ısrarlı olması gereğini savunuyorum" dedi.

Plastik poşet ve bunun benzeri birçok urunle ilgili bir savaş başlattıklarını bildiren Erdoğan, "Bunları toprak 500, 750, 1000 yıl eritemiyor. Buna karşı bir savaş. Bu savaşımızı kararlı şekilde başlattık" diye konuştu.

' 'DOST GÖRÜNEN DÜŞMANLAR, ÜLKEMDEN KENEVİRİ SÖKÜP ALDILAR''Konuya ilişkin bir hatırasını paylaşan Erdoğan, şunları kaydetti:"Hatırlıyorum; anacığım evde file dokurdu, sizin de oyleydi belki. File ile giderdik alışverişi yapardık, gelirdik. Ama fileyi hemen atmıyorsun, gerekirse tekrar yıkıyorsun ve tekrar alışverişe gidiyorsun. Bunun toprakla bir dostluğu var. Atacak olsan bile çunku oradan ve o zaman da bir de bunlar kenevirden yapılıyordu, benim memleketim Rize'mizde kenevir vardı ve kenevirden fanila, atlet dokurlardı. Çunku teri emmesi filan çok farklı. Fakat o bize dost gorunen duşmanlar, ulkemden Rize'mden keneviri sokup aldılar. Rize'de şimdi kenevir uretilmiyor. Biz şimdi keneviri dışarıdan ithal ediyoruz. Burada kenevire dayalı yapılması gereken bazı şeyler varsa o ithal urunlerle yapıyoruz. Ama şimdi yeniden bu alanda inşallah Tarım Bakanlığımız bir çalışmanın içerisine giriyor ve bu adımları atacağız. Yeniden bunu ureteceğiz.

Arkadaşlara dedim ki '31 Mart kampanyasında biz file kullanalım, bez torba kullanalım.' Biz asla naylon poşet kullanmayacağız. 'Birilerinin bir yerden bu işi başlatması lazım' dedik, Bu da bize yakışır. Biz bu işi savunuyorsak bize yakışır. Biz de şu anda bunun çalışmasını yapıyoruz. Guzel olacak, şık olacak. Olur ya belki birileri de kalkar yine naylon poşetlerle piyasaya çıkabilirler. Birbirinizden bunları ayırt etmesi bakımından onem arz ediyor. 31 Mart yerel seçimlerinin bu anlamda çok buyuk onemi var. Turkiye'nin kalkınmasında, gelişmesinde ozellikle doğrudan halkın hayatına dokunan hizmetlerin ifasında mahalli idarelerimizin çok onemli rolu var. Yapılamaz denmesin."

İstanbul'da çop olayını 1,5 yılda çozduklerini belirten Erdoğan, "Vahşi depolamayı bıraktık, modern depolamaya geçtik. Elektrik enerjisi uretiminden tutun bunun yanında kompost gubre uretimine varıncaya kadar bu adımları attık. Bu işi şimdi bazı buyukşehirlerimiz daha geliştirdi, daha iyi bir konuma geldiler. Ankara Buyukşehir'de de şu anda bu çok daha farklı bir konuma geldi. Diğer bazı buyukşehirlerimizde de yine aynı şekilde bu var" ifadelerini kullandı.Azimli ve kararlı olunduğu zaman yapılamayacak bir şeyin bulunmayacağını vurgulayan Erdoğan, şoyle devam etti:"Çunku bizim bu ayrıştırmayı yapmadığımız takdirde, metali ayıramazsak bu naylonu ayıramazsak organik-inorganik bu çozumu yapamazsak o zaman biz bu belediyeciliği başaramayız. Ama bunu başarırsak geri donuşumu de sağlamış olacağız, olay bu kadar basit. Bir belediye başkanı da bunu bilecek, onun için belediye meclis uyeleri oluşturulurken yolda kimi bulursan meclis uyesi yapmayacaksın. İşi bileni alacaksın. Bunların içinde çevrecisi, hukukçusu, inşaat muhendisi, mimarı, mali muşaviri vesaire olacak. İşi bilenler. Bunlarla beraber eğer bir belediye meclisi oluşursa, onlarla beraber imar komisyonlarını oluşturursak ha o zaman dikey mimari değil yatay mimari şehirlerimizde yer alır. Sadece yatay mimariyle kalmayız yatayın dışında da o yerelin ozellikleri neyse onunla ortuşen bir adım atarız. Oradaki yerel mimaride hep konuşuruz, Safranbolu evleri, Beypazarı. Safranbolu evleri de şimdi yeni yeni Safranbolular oluşturabiliyor musun? Mesele bu, bunu yapmamız lazım, başta bizim yapmamız lazım."

" NE OLUR ÜLKEMİZİ KATLETMEYELİM"

Erdoğan, TOKİ'nin bu işin savaşını 16 yıldır verdiğini belirterek, 860 bin konut yapıldığını soyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çalışmaların bazı yerlerde başarılı olduğunun altını çizerek, "(Peki başardın mı kardeşim?) dersen inanın başaramadım. Niye? Bu işi insanla yapacaksınız, muteahhit firmalarla yapacaksınız. Kısmen bazı yerlerde başarılı olduk ama bazı yerlerde maalesef başarılı olamadık. Bu konuda tum belediye başkanlarımıza, TOKİ'ye ve ozel sektor mensuplarına da sesleniyorum, gelin ne olur ulkemizi katletmeyelim" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, arazi ve yer olmamasına ilişkin serzenişte bulunanlara şoyle seslendi:"Olduğu kadar yap. İnsanoğlu toprağa yakın yaşamalı, topraktan uzak yaşamamalı. Bir defa bunu sağlamamız lazım. Eğer arazileri iyi değerlendirirsek yer çok. Goreceksiniz o zaman vatandaşın huzuru da mutluluğu da çok farklı olacak. bu adımları atmamız lazım." Son bir yıldır Millet Bahçeleri ve Millet Kıraathaneleri uzerinde durduğunu belirten Erdoğan, "Her şey insan için de ondan dolayı duruyorum. Belediyelerin bir numaralı sorunu nedir? İnsan için yatırımdır. Turkiye için şehirlerimiz için yatırımdır. Eğer bu millet bahçelerimizi yaygınlaştırırsak işte o zaman yeşil noktasında da kişi başına duşen yeşil alan daha da artacaktır" diye konuştu.Millet bahçeleriyle birlikte piknik alanlarının artacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:"Anneler, babalar çocuklarıyla beraber hafta sonlarını oralarda çok daha rahat geçirecekler. Bir de Millet Kıraathanelerini yaptığımızda gençlerimizin toplandıkları, kitap okudukları yerler artmış olacak. Gayrimeşru alışkanlıklardan da Millet Kıraathaneleriyle gençlerimizi kurtarmış olacağız. O bakımdan bu da onemli." Belediye ve il ozel idarelerin verdiği hizmetlerin, merkezi yonetimlerin çalışmalarının tamamlayıcısı niteliğinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Yerinden yonetim ilkesinin icracı birimleri olan belediyeler ve il ozel idarelerinin oncelikleri idari ve mali ozerkliğe sahip olması sebebiyle yerleşim birimlerimizin ihtiyaçlarına gore şekillenebilmektedir" dedi.Turkiye'de demokrasinin gelişmesinde mahalli idarelerin, tarihi işlev ustlendiği belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:"Muhtar seçiminden başlayıp belde, ilçe, il veya buyukşehir belediye başkanlıklarına ve meclis uyeliklerine giden sureç demokrasimizin adeta laboratuvarı niteliğindedir. Fakat burada ozellikle bir şeyi ozellikle ifade etmem gerekir, ozellikle de burada şehircilik veya şehirlerarası goçler. Hatta iniyorum aşağıya doğru şimdi, ilçeler beldeler. 'Bizim belde de bizim amcaoğlunun kazanması lazım, bizim aşiretten filancanın kazanması lazım. Ne yapalım? Ankara'dan İstanbul'dan goç yapalım.' Boyle bir şey olamaz, bu, işgalin farklı bir turudur. Bundan sonra bu tur şeyleri İçişleri Bakanlığımızla da daha yakın takibe alacağız. Çunku bunun adı demokrasi değildir. Boyle bir demokrasi olmaz, 'taşıyalım, gidelim, bindirilmiş kıtalarla seçim kazanalım' olmaz boyle bir şey. Kim orada yaşıyorsa seçimi onlar yapsın, neticesine de herkes katlansın, o da nereye yerleşmişse orada yapsın. Boyle bir yanlış anlayış uzerine ne belediyecilik ne demokrasiyi yakıştıramayız. Bunlar doğru şeyler değil. Onun için buradaki kararlılığımızı unutmadığımızı ozellikle ifade etmek istiyorum."Erdoğan, boyle bir yanlış anlayış uzerine belediyeciliğin, demokrasinin yakıştırılamayacağını, bunların doğru olmadığını soyledi.Kendisinin ve daha pek çok kişinin ulke siyasetinde onunun belediyelerdeki çalışmaları ve başarıları sayesinde açıldığını dile getiren Erdoğan, aynı durumun toplum açısından da geçerli olduğunu belirtti.Erdoğan, mahalli hizmetlerle ilgili yoneticilerini doğrudan seçme ve denetleme imkanına sahip olan milletin bu tecrubeyi ulke genelinde daha etkin şekilde kullanma imkanına kavuştuğuna dikkati çekti.Kureselleşme olgusunun mahalli idarelerin onemini ortadan kaldırmadığını daha da guçlendirdiğini ifade eden Erdoğan, Turkiye'de de mahalli idarelerin yaptıkları hizmetlerin kapsamı ve çeşitliliğinin arttığını aktardı.

" ÜZERİMİZE DÜŞENLERİ YAPMAYI SÜRDÜRECEĞİZ"

Erdoğan, nufusu 150 binin uzerindeki tum illerdeki buyukşehir uygulamasıyla belediyecilik alanında Turkiye'nin çehre değiştirdiğini belirterek, belediyelerin artık sadece yol, kanalizasyon, su, çop temizlik konularıyla uğraşan kurumlar olmaktan çıkıp sosyal, kulturel, sanatsal pek çok projenin yurutucusu haline geldiğini vurguladı.İnsana dair ne varsa her şeyin belediyelerin gorev alanına girdiğinin altını çizen Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sistemi'nin, ulkemizde zaten gelişmekte olan mahalli idareler anlayışını çok daha ileri duzeye çıkartacağına inanıyorum" dedi.Yeni sistemin kurumsal yapılarının oluşturulurken cumhurbaşkanlığı bunyesinde bir yerel yonetim politikaları kurulu oluşturulduğunu anlatan Erdoğan, AK Parti olarak 31 Mart için hazırlanan seçim manifestosunda yeni mahalli idareler anlayışının ana başlıklarının milletle paylaşılarak bu konuda da Turkiye'ye onculuk etmekte kararlı olduklarını kaydetti.

Recep Tayyip Erdoğan, siyasette çıkış noktaları olan belediyelerin çağın ve ulkenin ihtiyaçlarına gore ileriye gitmesi için uzerlerine duşenleri yapmayı surdureceklerini ifade etti.

Toplumların yukseliş ve yıkılışlarının medeniyetle ilişkisi bulunduğunu belirten Erdoğan medeniyetin sadece fiziki yapı ve kulturel iklim olarak gorulemeyeceğini, ozunde inanç ve ahlakın bulunduğunu belirtti.

Erdoğan şoyle devam etti:"İnancın ve ahlakın sukut ettiği medeniyetlerin yıkımı ya kendiliğinden gerçekleşir ya da herhangi bir dış etki bu kaçınılmaz akıbete vesile olur. Modern dunyanın problemi, medeniyetini inanç ve ahlaktan yoksun bir şekilde yukseltmeye çalışmasından dolayıdır, biz bu yanlışa inşallah duşmeyeceğiz. Medeniyetimizi, tarihimizin ve kulturumuzun birikimleri uzerine bina ederken, inancı ve ahlakı asla ihmal etmeyeceğiz. Şehirlerimizde yaşanan sıkıntıların sebebi işte bu ihmallerdir. Geçmişteki ihmallerin urunu olan acil ihtiyaç sebebiyle gozden ırak tutulan medeniyet değerlerimizi yeniden ihya etmekle işe başlayacağız. Yeni donemde şehirlerimizin imarını ve inşasını bu anlayışla biçimlendireceğiz."

" HER TÜRLÜ ÇABAYI GÖSTERECEĞİZ"

Merkezinde insanın olmadığı bir işinin hayırlı neticeler doğurmasının mumkun olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Uzunca bir suredir, en kuçuğunden en buyuğune kadar tum yerleşim yerlerimizde yatay mimari konusunda ısrar ediyorum. Hayatın her alanında insanların karşılıklı etkileşimini ve dayanışmasını mumkun kılan yerleşim yerlerine ancak bu şekilde kavuşabileceğimize inanıyorum. Aksi takdirde ortaya çıkacak sosyal maliyet, bu modelin yukleyeceği maddi bedelin çok uzerinde olacaktır" diye konuştu."Boyle gelmiş boyle gider" diyemeyeceklerini altını çizen Erdoğan, yeni donemde Turkiye'nin medeniyet birikimine ve ozlemine uygun şehircilik anlayışının gelişip yaygınlaşması için her turlu çabanın gosterileceğini belirtti.

" BATSIN SENİN MANHATTAN'IN..."

Deniz kenarlarını, ormanları betona çevirme gayreti içerisinde olanların varlığına da dikkati çeken Erdoğan, şoyle konuştu:"Şu para var ya nelere muktedir, bu kapitalizm nelere muktedir. Orman morman ne var ne yok kesiyor, atıyor, goturuyor. 'Oraya ben bir dikey mimari yapayım, malı gotureyim' yapılan iş bu. Yani doğa şoyle olmuş, boyle olmuş umurunda değil. Bize de ornek veriyor, 'Manhattan şoyle.' Ya bırak, batsın senin Manhattan'ın. Bizim medeniyetimizde ne diyor biz ona bakalım, ona gore yapalım bu işi. Sanki orada yaşayanlar çok mutlu, mutlu değiller. Öyleyse biz medeni olmayı bileceğiz ki o beton yukselişlerde değil, toprağa yakın olma şeklindeki mimari anlayışımızda bulacağız. Onun için de belediye başkanlarımızın, yanındaki mimarıyla inşaat muhendisiyle bu işe çok dikkat etmesi lazım. Bu hassasiyet içerisinde bu adımları atması lazım. Çevre ve Şehircilik Bakanı'ma da soyluyorum; kimsenin gozunun yaşına bakmayacaksın. Yıkmaksa yıkacağız. Ama daha once bu musaadeyi almış, orada yapacak bir şey yok hukuken bitirmişler bu işi. Boyle bir şey olmamışsa kesinlikle musaade yok. Çunku biz boylesine koklu bir değişimin ancak merkezi idare ile mahalli idarelerin iş birliği yapmasıyla mumkun olduğuna inanıyoruz. Hangi partiden olursa olsun, tum belediye başkanlarımızı geleceğimizin inşası olarak gorduğum bu surece aktif olarak katılmaya davet ediyorum. Gerekirse bu yeni şehircilik atılımımızı, Turkiye Belediyeler Birliğimizin çatısı altında da yurutebiliriz."Cumhurbaşkanı Erdoğan, amaçlarının 82 milyon vatandaşın tamamını kucaklayacak bir çalışmayla ulkenin her koşesinde aynı anda değişimi gerçekleştirmek olduğunu belirterek, soz konusu buyuk medeniyet hamlelerine katkı verecek herkese şimdiden teşekkur etti."Turkiye ve Turk milleti olarak tarih boyunca hiçbir zaman dikensiz, taşsız, zahmetsiz yollarda yurumedik." diyen Erdoğan, şunları soyledi:"Her anımız tetikte, her gunumuz mucadeleyle geçti. Bugun de aynı durumdayız. Bakınız Mimar Sinan'ın omrunde yaklaşık 780 projesi var. Bunlar hayata geçmiş projeler. Aradan yuz yıllar geçti ama biz hala Mimar Sinan'ın camileriyle kervansaraylarıyla medreseleriyle ovunuyoruz. Acaba yuz yıllar sonra bu tur eserleri gorebilecek miyiz? Ortada gorunen bir gerçek var. Bizim bunu başarmamız lazım. Öyle eserler ortaya koyalım ki torunlarımızın torunları bu eserleri inşallah gorsun."

" GÜNLÜK SİYASETLERİNE MEZE ETMEYE KALKTILAR"

İçeride ve dışarıda teror orgutleri ile onların destekçileri pek çok nifak odağına karşı gece gunduz mucadeleyi surdurduklerini dile getiren Erdoğan, konuşmasına şoyle devam etti:"Millet olarak biz gorduğumuz, bildiğimiz, karşımıza cesaretle çıkan duşmandan korkmayız. Bizim için aslı buyuk tehdit farklı kimlikler ve goruntuler altında içimize sızdırılmış olan duşmanlardır. Son donemde bu duşmanların en sinsisinin, en alçağının, en tehlikelisinin saldırısına maruz kaldık. Bu da Feto teror orgutu. Milletimizin dini değerlerini, yardımseverlik duygusunu, eğitim hassasiyetini istismar ederek ulkemizi işgal etme hesabı yapanlara kapıyı içerden açmaya kalkmıştır. Bu ulkenin insanlarını ve imkanlarını duşmanlarımıza peşkeş çekmeye çalışan FETÖ'nun hamlelerini milletimizle birlikte once 17/25 Aralık'ta, sonra da 15 Temmuz'da durdurmayı Allah'a hamdolsun başardık. Biz 17/25 Aralık'ta bu alçaklara karşı mucadele çağrısı yaptığımızda birileri ulkenin ve milletin beka meselesi olan bu konuyu, gunluk siyasetlerine meze etmeye kalktılar. Hatta bazılarının aklını başına getirmeye 15 Temmuz darbe girişimi bile yetmedi. FETÖ'nun milletimize saldırısına değil, buna karşı aldığımız tedbirlere 'darbe' diyecek kadar idrak yoksunu bu çevreler hala aynı teraneleri ısıtıp ısıtıp gundeme getiriyor. Onların bu ferasetsizliğinden cesaret alan teror orgutu mensupları, mahkemelerde ve cezaevlerinde devlete meydan okuma curetine kapılıyorlar. Mahkemeler karar aşamasına geldikçe kendilerini bekleyen acı sonu goren orgut mensupları, davaları uzatmak, mahkemeleri itibarsız hale getirmek, devlet gorevlilerini yıldırmak için akıl almaz yontemlere de bu arada başvuruyorlar. Hakimlerimiz, savcılarımız, jandarma ve polis teşkilatlarımız adeta iğneyle kuyu kazarcasına sabırla, sebatla, kararlılıkla bu sureci yurutuyorlar."

" ÜLKEMİZ İÇİNDEKİ VE DIŞINDAKİ TÜM FETÖ'CÜLERE SESLENİYORUM"

Erdoğan, teror orgutu mensupları için her seçim ve onemli olayın bir umut vesilesi haline donuştuğunu belirterek, "Şahsımın ve bu noktada partimin ayağının tokezlemesini, boylece yeniden ipleri ellerine geçirmeyi umut ediyorlar. Halbuki milletimiz bunları ciğerlerine kadar gordu, tanıdı, hukmunu de verdi" ifadesini kullandı."Buradan ulkemiz içindeki ve dışındaki tum FETÖ'culere sesleniyorum" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle devam etti:

"Artık sonunuz geldi, gidecek yeriniz, atacak adımınız kalmadı. Başınızdaki 'Feto' denen adamın arkasındakiler ne zamana kadar arkasında durur bilemem ama eninde sonunda o da gelecek. Elebaşılarınızın bir kısmı sizleri kelimenin tam anlamıyla satarak, rahatça yaşayabileceklerini duşundukleri yerlere kaçtılar, kaçıyorlar halen. Ama hiç heveslenmesinler, hepsini de saklandıkları deliklerde bulup, birer birer adaletin karşısına çıkartacağız, topluyoruz.

' 'YAPTIKLARI İŞ, MEZARLIKTA ISLIK ÇALMAYA BENZİYOR''

Cezaevlerinde olup da hala esip gurleyen orgut mensuplarının yaptıkları iş, mezarlıkta ıslık çalmaya benziyor. Durum bu. Korkunun ecele faydası yok. Milletimize yaptıkları ihanetin bedelini, cezaevinde demir parmaklıklar ardında oradan çıktıktan sonra da halkımızın nefret dolu bakışları altında omurleri boyunca odeyecekler. Çunku biz ozellikle de 251 şehidimizin bedenini her ne kadar şehadet makamında izliyorsak da onlar da bizi o şehadet makamından izliyorlarsa da biz onlarla beraberiz."

" KALINTILAR, 31 MART İTİBARIYLA MİLLETİMİZ TARAFINDAN TASFİYE EDİLMİŞ OLACAK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2 bin 193 gaziyi asla yalnız bırakmadıklarını ve bırakmayacaklarını vurgulayarak, "Bu mucadeleye hayatlarını adayan tum kamu gorevlilerinin teminatı, tum kurumlarıyla devletimiz, tum bireyleriyle milletimiz ve hepsiyle birlikte şahsımdır" dedi. FETÖ'yu kamudan buyuk olçude tasfiye ettiklerinin altını çizen Erdoğan, "İş dunyasındaki irtibatlarını, imkanlarını neredeyse yavaş yavaş sıfırlıyoruz. Belediyelerdeki son kalıntıları 31 Mart itibarıyla milletimiz tarafından tasfiye edilmiş olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, hemen her gun bir başka ulkeden FETÖ mensuplarına yonelik operasyonlar ve işlemler için iş birliği çağrısı aldıklarını bildirerek, "Dunyada saklanacak hiçbir yerleri kalmayana kadar peşlerinden gideceğiz. Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Milletimizin 31 Mart'ta arkalarında FETÖ golgesi bulunanlara derslerini bir kez daha vereceğine yine yurekten inanıyorum" diye konuştu.

B İNALİ YILDIRIM: YEREL YÖNETİMDEN MERKEZİ YÖNETİME GELEN BİR İKTİDARIZ

Sempozyuma, TBMM Başkanı ve AK Parti'nin İstanbul Buyukşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım da katıldı.

Yıldırım ise burada yaptığı konuşmada, sempozyumla yeni yonetim sisteminin yerel yonetimlere etkisinin değerlendirileceğini soyledi.Uzun yıllar merkezden yerele baktığını, şimdi yuzunu tekrar yerele donduğunu belirten Yıldırım, merkezi yonetim ve yerel yonetim ilişkilerinin kendisini yakından ilgilendirdiğini ifade etti. Yıldırım, dunyanın başşehri, 3 medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul'un tarihi ve ekonomik onemine dikkat çekti. İstanbul'un urettiği gayrisafi milli hasılanın Turkiye'nin uçte birine denk geldiğini, kentte 72 milyar dolarlık bir ihracatın gerçekleştiğini, bunun da Turkiye ihracatının yuzde 44'une karşılık geldiğini ifade eden Yıldırım, şoyle konuştu:"Bu rakam neyi ifade ediyor dersek, Guney Afrika, Portekiz, Şili gibi ulkelerin toplam ihracatından fazla. Turkiye'nin en buyuk 100 sanayi kuruluşunun 42'si ve 500 buyuk şirketinin 250'si İstanbul'da bulunuyor. Boyle rakamlar arka arkaya devam ediyor. İfade etmek istediğim şey şu, İstanbul olmadan Turkiye olmaz, İstanbul kalkınmadan Turkiye kalkınmaz. O bakımdan İstanbul tabii ki butun yerel yonetimlere de bir anlamda ağabeylik, ablalık yapan ve yerel yonetimlerdeki sinerjiyi bir sonuca donuşturen şehirdir."Demokrasiyi guçlendiren kurumlar olan yerel yonetimlerde en onemli ilkelerin katılımcılık ve şeffaflık olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Yerel yonetimler, yerinden sosyal barış, sosyal adalet, sosyal katılımcılık yonetimleriyle vatandaşa dokunan, dayanışmayı yerelde guçlendiren yonetimlerdir" diye konuştu.

AK Parti'nin yerel yonetimlerin değerini ve gucunu çok yakından bilen bir parti olduğuna değinen Yıldırım, "Çunku biz de yerel yonetimden merkezi yonetime gelen bir iktidarız" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanlığı donemindeki yerel kalkınmaya Turk milletinin, Turkiye'yi kalkındırmak için fırsat ve destek verdiğini soyleyen Yıldırım, 31 Mart seçimleri oncesi yerel yonetimler konusunun ele alınmasının onemini vurguladı.Sempozyumda belediye başkanı adaylarının yararlanacağı kıymetli goruşlerin ortaya çıkacağına olan inancını dile getiren Yıldırım, 16 Nisan'da yapılan halk oylaması ile Turkiye'nin yonetim sisteminin değiştiğini hatırlattı.24 Haziran seçimleriyle de yeni sistemin ilk başkanının Recep Tayyip Erdoğan olarak seçildiğini hatırlatan Yıldırım, "Eski sistemin başbakanı da tarihe mal olmuştur. Tabii yeni sistemin ilk Meclis Başkanı olarak da yuce Meclisimiz bizi seçmiş ve bu onurlu gorevi bize vermiştir" diye konuştu.Yıldırım, 1994 kampanyasında Erdoğan'ın onunde çop, çukur, çamur, hava kirliliği ve susuzluk meseleleri olduğunu anımsattı. Bugunun sorunlarının bunlar olmadığını, genel anlamda AK Parti'nin hizmet belediyeciliğiyle bunların çok geride kaldığını belirten Yıldırım, "O yuzden o donemdeki belediyeciliğe bir sıralama yapılacak olursa, şimdi 'Endustri 4.0' deniliyor, belediyecilik 1.0, şimdiki belediyecilik 4.0 belediyeciliğidir" diye konuştu.Yıldırım, değişen, gelişen şartlarda yeni sorunlarla karşı karşıya olunduğunu soyledi."Z kuşağı dediğimiz bir kuşak var, 2000 yılından sonra doğanlar" diyen Yıldırım, bu kuşağın 1994'leri, 1994'un İstanbul'unu bilmediklerini ifade etti.Yıldırım, şoyle konuştu:"Sular akmıyor, bidonları hazırlayın, deyince 'Anneme, babama bir şeyler oldu galiba' diyorlar. Onları ayıplamıyorum, onlar o çileyi çekmediler. Dolayısıyla kıyas imkanları yok. Kotuyle iyiyi kıyaslama şansları yok. Onlar şimdi 'sanal futbol oyunu var' diyor. Sanal futbol oyununa seyirci olarak katılanların sayısı bir anda 20 bin kadar oluyor ve bir yerde toplanabiliyorlar. Onlar yapay zekayı konuşmak istiyor, robotları konuşmak istiyor, geleceğin mesleklerini konuşmak istiyor. Yoneticilerden, belediyelerden bunları duymak istiyorlar. Onlar az bir nufus değil, sadece İstanbul'da 18-30 yaş arası 2,5 milyon seçmen var. İstanbul seçiminin sonucunu belirleyecek sayıda seçmen var. Bu butun Turkiye'de var. Dolayısıyla burada anlatmaya çalıştığım şey değişen şartları, gelişen teknolojiyi ve dunyanın değişimini gormek, gençlerimizin beklentilerini, kadınlarımızın beklentilerini karşılayacak, sosyal içerikli, geleceğe yonelik projeler uretmek."

" ADINI TARİHE YAZDIRMIŞTIR"

Yıldırım, yapılan araştırmalara gore bugun mevcut olan mesleklerin yuzde 50'sinin 25 yıl sonra olmayacağını ve yeni meslekler ortaya çıkacağını ifade ederek, şimdi gençlerin, surucusuz arabalar için belediye başkan adaylarının nasıl bir proje duşunduğunu sorduğunu soyledi.Gençlerin, "Havada gelişiguzel dolaşan 'drone'lar için guvenlik tehdidi oluşturmasın diye belediye başkanı, yerel yoneticilerimiz ne tedbirler alacaklar?" gibi sorular sorduğunu aktaran Yıldırım, bu soruları sormakta haksız olmadıklarını, bugun bunların hayal değil adım adım hayata giren şeyler olduğunu dile getirdi.Yenilik yapmanın, yeni ihtiyaç ve talepleri karşılamanın yerel yoneticiler ve merkezi yonetimin en onemli sorumluluklarından olduğunu vurgulayan Yıldırım, onculuk ve liderliğin de bu tip durumlarda ortaya çıktığını kaydetti.Yıldırım, statukoyu değiştirmek isteyenler ve alışılmışın dışına çıkma cesareti gosterenlerin fark oluşturduğunu ve ismini tarihe yazdırdığını belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanım, bu anlamda yapılan anayasa değişikliğiyle ve yonetim değişikliğiyle siz ve bu donemin parlamentosu adını tarihe yazdırmıştır" dedi.Turkiye'nin bugune kadar 4 anayasa yaptığını hatırlatan Yıldırım, bu anayasaların hepsinin millet için yapıldığı iddia edilse de hiçbirinin içine milletin tam olarak girmediğini ifade etti.Cumhuriyet tarihinde ilk defa milletin iradesiyle, milli egemenliğin verdiği kararla 16 Nisan 2017'de kabul edilen anayasa değişikliğini gerçekleştirdiklerini dile getiren Yıldırım, şoyle devam etti:"Bu anayasa değişikliği, hiçbir doğduran veya dolaylı mudahale olmadan, millet iradesini yok sayanların hiçbir şekilde dahli olmadan, doğrudan doğruya 'kayıtsız şartsız egemenlik milletindir' anlayışıyla yapılmış bir anayasa değişikliğidir. Bu nedenledir ki halk oylaması da onceki değişim sureçlerimizin ruhundan farklı bir iklimle gerçekleşmiştir. Turkiye'nin geleceğini teminat altına almak için yapılan halk oylaması sonucu halkımız Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sistemi'ne geçmemizi ongoren kararı onaylamıştır ve 24 Haziran'da bunun ilk uygulaması hayata geçmiştir."Bu sistemin getirdiği çok faydalar olduğunu belirten Yıldırım, her şeyden once çift başlılıktan kaynaklanan yonetimde irade sorununun ortadan kalktığını, karar verme sureçlerinin hızlandığını ve boylece vatandaşın beklediği işlerin zaman tunelinde yok olmasının onune geçildiğini vurguladı.

" BÜTÇE YÖNETİMİ, PARA YÖNETİMİ, İNSAN YÖNETİMİ ÇOK ÖNEMLİ"

Bundan sonra yerel yonetimlerle merkezi yonetimler arasındaki ilişkinin çok daha onemli hale geldiğini ifade eden Yıldırım, bir yandan ihtiyaçlar diğer yandan da ihtiyaçların çeşitliliklerinin arttığını ama kaynakların aynı hızla artmadığını soyledi.Bu bakımdan yerel yonetimde kaynak kullanımında ciddi anlamda dikkatli olma ihtiyacı olduğunu belirten Yıldırım, "Kıt kaynaklarımızla sınırsız ihtiyaçları karşılayabilecek bir başarıyı gerçekleştirme mecburiyetimiz var. Eğer ehil insanları, doğru insanları doğru yerlerde istihdam ederseniz, kaynakları, katma değeri daha yuksek, vatandaşın onceliğini onemseyen alanlara ayırırsanız, kıt kaynaklarla, sınırlı kaynaklarla onemli hizmet beklentilerini yapmak mumkun hale gelir" diye konuştu.Yıldırım, bugun ozellikle buyukşehirler gundemindeki en buyuk sorunların ulaşım, trafik, altyapı, yeşil alan ve çevre olduğunu soyledi.İstanbul'un bundan farklı olmadığına işaret eden Yıldırım, dunyanın hiçbir ulkesinde İstanbul olçeğinde bir buyukşehirde trafik problemini yuzde yuz çozen şehir olmadığını ifade etti.Surdurulebilir, durup kalkması en az olan, sureklilik arz eden bir trafiğin amaçlandığını kaydeden Yıldırım, bunun yolunun araçların taşınması değil insanların taşınmasını esas alan toplu ulaşım olduğuna işaret etti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yonde başlattığı seferberliğin bugun sonuçlarını verdiğini dile getiren Yıldırım, "Zatıaliniz goreve geldiğinde İstanbul'da raylı sistem 45 kilometreydi. Bugun bitmiş olan 170 kilometre. 263 kilometre de devam eden 18 proje var. 2023'e gelindiğinde İstanbul Londra'dan da Moskova'dan da daha fazla raylı sistem ağına sahip olacak" diye konuştu.İstanbul'da sınırlı da olsa yeşil alan miktarının artmaya devam ettiğini aktaran Yıldırım, kişi başına duşen yeşil alan 10 yıl once 5 metrekarenin altındayken bugun bu rakamın 8,5 metrekareye yukseldiğini ama hedefin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da kural olarak kabul ettiği kişi başı 15 metrekare duzeyi olduğunu vurguladı.Yerel yonetimlerin başındaki insanların, o şehirde yaşayan insanlara en yakın yoneticiler olduğunu belirten Yıldırım, "Dolayısıyla temsil ettiğiniz hemşehrilerinizin goruşlerini, beklentilerini yok sayamazsanız, gormezden gelemezsiniz. Sadece seçilmiş olmak yetmez, onemli kararlarda mutlaka o şehrin butun paydaşlarını işin içine katmak mecburiyeti vardır. Gelişen demokrasinin gereği de budur, katılımcılığın gereği de budur. İnşallah boyle bir sorumluluğu aziz İstanbulluların bize vermesi halinde bunları en guzel şekilde uygulayacağız" ifadesini kullandı.Kendisine, "İstanbul'a projeleriniz nedir?" diye sorulduğunu dile getiren Yıldırım, İstanbul'a projelerini bu kampanya surecinde açıklayacaklarını soyledi.İstanbul için deprem tehdidini ortadan kaldıracak çalışmalar yapma, yeşil alan ve çevre hassasiyetini sonuna kadar gozetecek bir yonetim anlayışı ve ulaşımın eziyet olmaktan çıkacağı bir şehre donuşturme projeleri olduğunu vurgulayan Yıldırım, İstanbul'un dunyaya ve Turkiye'nin diğer şehirlerine ulaşımında ve iletişiminde bir problemi kalmadığını anlattı.

Bugun İstanbul'dan Bursa'ya gitmenin, İstanbul'un Tuzla'sından Avcılar'ına gitmekten daha kolay ve daha kısa sureli olduğuna işaret eden Yıldırım, "O halde İstanbul'un dışıyla ilgili ulaşım, iletişim problemi yok. Onu sizin liderliğinizde son 16 yılda hallettik. Turkiye'yi ulaşılır, erişilir hale getirdik. Şimdi biraz daha fazlasını tam mesai ile yoğunlaşarak yapmak için, İstanbul'u 2023'e, Cumhuriyetin 100'uncu yılana hazırlamak için hazırız. Her turlu imkanımız, hazırlıklarımız tamamdır" dedi.

V İDEO: PARALI POŞET UYGULAMASI BEZ ÇANTA SATIŞINI KATLADI

Marketlerde plastik poşetler paralı olunca, bez çantalara talep arttı. Üreticiler, siparişlere yetişebilmek için fazla mesai yapıyor. Plastik poşete ucret odemek yerine çeşitli alternatifler geliştirenler de var. (Haber: Pınar İlik Üçer Kamera: Önder Gundoğdu, NTV Haber)","streamid":"84ae0581-db1f-4376-9906-4d96dbe93d6d"} data-player- ishd=False data-player-forcehtmlplayer=false data-player-mostvisibleplay=true data-player-vod-token=12f83442ba0255898d3868ce0b1143c3746f35d4189f4912 data- player-mute=false data-player-videowidget=false data-player-lazyload=false data-player-section=turkiye data-player-category=Video-Galeri data-player- target=gundem,siyaset,turkiye,son-dakika,binali-yildirim,ekonomi,recep-tayyip- erdogan,son-dakika-haberleri,haber,2019-yerel-secim,sifir- atik,3fcd81da-6819-44b4-b6e8-9abaabaee28a,cumhurbaskani-erdogan-31-mart- kampanyasinda-file-ve-bez-torba-kullanacagiz,haber-detay data-player- duration=0>