Özet (TL;DR) @ 2018-12-11T14:10:00.000Z: Ekonomist Hakan Özyıldız, Seyr-i Sabah programında mevcut vergi düzenini anlattı. Özyıldız, birbiri ardına gelen aflarla insanların vergi vermez hale geldiğini, devlete para verilmeyeceğini savunan…
Seyr-i Sabah
14:10 11.12.2018(Guncellendi 15:27 11.12.2018) URL'yi kısaltın
Ekonomist Hakan Özyıldız, Seyr-i Sabah programında mevcut vergi duzenini anlattı. Özyıldız, birbiri ardına gelen aflarla insanların vergi vermez hale geldiğini, devlete para verilmeyeceğini savunan kitlelerin olduğunu dile getirdi.
Turkiye'de ekonomik sıkıntı kendini gun geçtikçe daha çok gosterirken en onemli sorunların başında halktan ve kurumlardan verginin toplanamaması geliyor. Önumuzdeki sene odeme bekleyen 200 milyar dolara yakın borç yukunun altından kalkılabilmesi için ozellikle vergilerin toplanabilmesi gerekiyor. Ekonomist Hakan Özyıldız, Seyr-i Sabah programında yaptığı değerlendirmelerde vergi vermenin bir vatandaşlık şartı olduğunu soylerken ancak insanların birbiri ardına çıkan vergi afları yuzunden vergi vermekten kaçınan buyuk bir kitlenin olduğunu dile getirdi:
' TÜRKİYE'DE KİMSE İRADESİYLE VERGİ VERME KONUSUNDA İSTEKLİ DEĞİL'
"Devlet yaklaşık 1.5 iki yılda bir vergi ve SGK alacaklarını affa sokuyor. Faizlerini siliyor. Bu oyle bir hale geldi ki mukelleflerin arasında vergisini duzenli odeyenler eleştiriliyor. Sen zamanında mı oduyorsun diye birbirlerine takılıyorlar. Boyle olunca vergi dememe alışkanlığı ortaya çıkmaya başladı. Bu son vergi yapılandırması sonrasında tahsilat yuzde 7'ler civarında. Bu donemde ekonominin içinde bulunduğu sıkıntılı donemler de var tabi, Şirketler isteseler de vergi odeyebilecek durumda değil. Tahsilat yapılamayınca hazineye para borçlanarak geliyor. Hazinenin borcu diğer senelerde 20-30 milyar artarken 2018'de 60-70 milyar arttı. Turkiye'de vergi yuzde 70 civarında KDV- ÖTV tahsilatından geliyor. Onları odeyenler bizleriz. Markete giden otobuse binen bizler her harcamada KDV ve ÖTV olarak donuyor. Gelir vergisinin çok buyuk bir kısmı sabit gelirlilerin, maaşlı kesimden peşin kesilen gelirlerden alınıyor. Bugunlerde asgari ucret tartışması var. Tartıştığımız ele geçen miktar. Aslında verilen miktar 3 bin liraya yakın. Burada devlet işverene şunun bir kısmını vergi olarak kes bana gonder bir kısmını da SGK olarak kes sigortaya gonder diyor. Peşin kesilen gelirlerden alınan vergiler toplam vergilerin çok onemli bir kısmını oluşturuyor.
Gidiyorsunuz marketten sigara alıyorsunuz. 10 liralık sigara içen biri de aynı vergiyi veriyor, 20 bin lira kazanan da aynı vergiyi veriyor. Adil olmak lazım herkesin gelirine gore vergi vermesi lazım. 2 bin lira alanla 20 bin lira alan aynı vergiyi veriyorsa burada bir eşitsizlik var demektir. Bir de sosyal tarafı var bunun: Gelir dağılımını bozuyorsunuz. Kısa vadeli sorun çozumleri var bir de yapısal çozumleri var: Bizim gibi ulkelerde vatandaş olmak için genellikle kan ilişkisi aranır. Anne babanız burada doğmuşsa siz de vatandaş olursunuz. Ama vatandaşlık dediğiniz şey para kazanınca o ulkeye olan sorumluluklarınızı yerine getirmektir vergi vermektir. Vergi vermiyor kaçırıyorsanız o zaman sizin o ulkeyle vatandaşlık bağınızın olmaması gerekir. Dunyanın vergiye ağırlık veren ulkelerine baktığınızda eşit vergi eşit hak sloganıyla karşılaşırsınız. Turkiye'de kimse iradesiyle vergi verme konusunda bilinçli değil. 2001 yılında hazinede gorevliyken bankalara olan borçlar tartışılıyordu. Bir çiftçiyle konuşurken ben vergi vermem, devlete para mı odenir dedi. Devleti baba olarak goruyorsunuz ve ona para odenmez gibi goruluyor. Bugun herhangi bir kahveye gidelim, Kardak'ta sorun var haydi yuruyelim diyelim o kahvede kimse kalmaz herkes oraya kurtarmaya gider. Ama aynı insanlara devlet sıkıntıda vergilerimizi verelim deyin size bakışları değişir. Bu bir anlayış once bunu değiştirmemiz gerekiyor. Bunu yaparken devletin yapması gerekenler var: Çok kazanandan çok vergi alınması gerekir. Fransa'da aşağıdan bir mesaj verildi. Macron o mesajı aydım dedi ve ekonomide hareket sağlamaya çalışıyor. Bizim sorunumuz aşağıdan mesaj alamamamız. Bizim aşağıdan iletişim kanallarımız kapalı. Servet uzerinden vergi almaya çalışacağız. O zaman buyuk şirketlerin vergi borcu silinemeyecek.
(C) REUTERS / Murad Sezer
Ekonominin uzun donemde en buyuk sorunu ozellikle dışarıdan alınan borçla buyumek. Zamanı gelince bunu geri odeyeceğiz. 2009 krizini atlatırken hep dışarıdan alınan borçla buyuduk. Üretime yatıracağımıza betona yatırdık. Beton ekonomiyi buyutur ama borç odeneceği zaman tahsilatı nereden yapacaksınız? Şimdi borcu geri oderken harcamalar kısılmaya başlandı. Bu yuzden de yavaş yavaş değil hızlı bir kuçulmeye girdik. Geçtiğimiz donemde hızlı buyuyen ekonomi 1.6'ya geldi umarım eksiye duşmez. Bugun sıfır buyume en iyi olasılık. Bugun dovizle borçlanan ureticiler satmak yerine borçları odemekle karşı karşıyalar. IMF konusunda ağzım geçmişte çok yandı. Duygularımla mantığım çelişiyor. Duygularla bakınca aman gidilmesin diyorum. Ama mantığımla bakınca Turkiye onumuzdeki yıl 200 milyar dolarlık doviz ihtiyacını kendi başına karşılayacağını duşunuyorsa yanılıyor. Bizim bu konuda yardım almamız gerekiyor. Bu yardımı IMF verir mi çok ciddi şuphelerim var. Çunku IMF bir on çalışma ister. IMF demek ekonominin boynuna cendere takmaktır. IMF ve Dunya Bankası'nın argosu bekçi kopeğidir. Bunun on koşullarından biri yolsuzlukla mucadeledir mesela. Kara para aklama konusunda eksiklerimizi kapatmamızı isteyecekler. Onlara bu konulara girmeyin diyemezsiniz. Bizde oyle bir şey yok diye duşunuyoruz. Gelin buyurun diyeceğiz. İstatistiklerimizin guvenilirliğini kontrol edecekler. Devletin urettiği verilerin ne kadar doğru olduğuna bakacaklar, bunları duzelttikten sonra programa başlayın diyecekler. Bunları yapıp yapamayacağımız konusunda yurutme organı karar vermek zorunda. Bunların sonuçları ağır olacaktır."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.