Özet (TL;DR) @ 2018-12-08T04:34:44.000Z: İrem Gökbudak’ın hazırladığı NTV Radyo’nun Bizim Cazcılar programında Erdem Özkan vardı. Erdem Özkan, müziğe çok erken yaşta başladı. Üniversitede başka bir eğitim aldı ancak müzik peşini bırakmadı.…



Muzikle ev ortamında tanıştım. Bizim çocuğun kulağı iyi diye beni TRT Çocuk Korosu'nun seçmelerine goturduler. Herhangi bir çalışmam, alt yapım yoktu ve haliyle seçilmedim. Eh, orada benim yaşımda çocuklar piyano çalıyordu.Sonuç bu olunca, sanırım "kulağı iyi, sesi kotu" dediler. Daha sonra 10 yaşında yaklaşık iki yıl boyunca Melih Kibar'ın klavye kursuna gittim. Muzikle ilgili çok şey oğrendim. Lise yıllarında da kendi kendime gitar çalmayı oğrendim. Daha sonra muzikle ilgili ciddi anlamda çalışmalarım olmadı.

" DANS HAYATIMIN PARÇASI"

Gerçek anlamda muzikle ilgili çalışmalarım 35 yaşında başladı. Daha çok taze! Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bolumu'nde okudum. Üniversite doneminde ise dansla ilgileniyordum.

10 sene kadar şşli danslar, salon dansları yaptım; profesyonel olarak yarışmalara katıldım.

Ufak bir kaza sonucu bırakmak zorunda kaldım. Dans hala hayatımın parçasıdır.

" O KAPI BİR KEZ AÇILINCA..."Bu noktaya başka yerlerden evrildim. Hayatımın farklı donemlerinde çok farklı muzik turleri dinlediğimi goruyorum. 6 yaşlarında Ümit Besen, Ferdi Özbeğen dinliyordum çunku onları anlıyordum. Sonra anlamıyor olamama rağman Joan Baez dinlediğimi hatırlıyorum. Sonrasında ufak bir rock muzik donemi... Lisedeyken blues'la tanışmam bu noktaya gelmemi sağladı. Çok sevdim. O kapı bir kez açılınca da çıkamadım.

"FRANK SİNATRA TAKLİDİ"

Bu caz yolculuğumda en çok Frank Sinatra'dan etkilendim. Sevgili Sibel Kose ile çalışmaya başlamadan once onu taklit ediyordum. Çalışma açısından bu da onemli bir şeydir. En çok Frank Sinatra'yı taklit ederdim. Onun yorumlarını kullanmayı severdim. Dean Martin ve Sammy Davis'de taklit ettiklerim arasındadır.

" CAZ, BİR HİKAYE ANLATIMIDIR"Çoğu zaman şunu fark ediyorum; sahnede blues çaldığımız zamanlarda aynı şarkıyı iki kez arka arkaya çalsak aynı şey çıkmayacaktır. Bu diğer muzik dallarında da geçerli ama blues'da çok daha baskın bir şekilde ortaya çıkıyor. Başkasının yazdığı hikayeyi kendi sozlerinizle ifade etme şansınız var. Aynı sozleri kullanıyorsunuz ama kendi yorumunuzu katıyorsunuz. Caz, bence bir hikaye anlatımıdır. Sanki şarkı soylemiyorsun, hikaye anlatıyorsun.

" SEYİRCİNİN GÖZÜ HEP ŞARKICIDA"

Sahnede olmak yani şarkı soyluyor olmak, danstan daha heyecan verici bir şey. Çunku dansta tek başınıza değilsiniz; eşiniz var. Hatta çevrenizde başka çiftler de var. Fakat burada oyle değil. Konserde odak oluyorsun. Seyircilerin gozu hep senin ustunde oluyor.

" AYAKLARIM YERE BASMIYOR!"

Album çalışmalarım var. Yakında bir album çıkacak. Onun dışında Turkiye'deki çeşitli club'lerde çıkıyorum. İdealist projeleri seviyorum. Turkçe şarkı soyledim ama birkaç kere. Çaldığım mekanda ozel bir talep geldiğinde... Turkçe sozlu muzik pek dinlemediğim için soylemek de bir garip geliyor. Çok tercih etmiyorum. Çunku insan dinlediği şeyi daha iyi yorumluyor. Turkçe şarkıları yorumlarken ayaklarım yere basmıyor gibi... Ama çok guzel çalışmalar var. Hatta halk muziğini caz muziğe uyarlayan arkadaşlarımız var. Sadece ben kendime yakıştırmıyorum.

[PROGRAMIN TAMAMINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

](https://www.ntvradyo.com.tr/Programlar/40815/2raruvjl/bizim-cazcilar)