Özet (TL;DR) @ 2018-12-05T23:59:00.000Z: Zeynep Gürcanlı, ABD’nin Suriye özel temsilcisi Jeffrey’nin ‘Astana sürecinin fişini çekmek gerektiği’ yolundaki açıklamalarının aralarında Suudi Arabistan ve Mısır’ın bulunduğu ‘küçük grup’ ülkelerle…
Zeynep Gurcanlı, ABD'nin Suriye ozel temsilcisi Jeffrey'nin 'Astana surecinin fişini çekmek gerektiği' yolundaki açıklamalarının aralarında Suudi Arabistan ve Mısır'ın bulunduğu 'kuçuk grup' ulkelerle toplantıda sarf edilmesine dikkat çekti. Gurcanlı, Ankara'nın ne Astana ortakları ne de ABD'yi karşısına almasının mumkun gorunmediğini soyledi.
Ankara, son açıklamalarıyla ve ozellikle 'Astana surecinin fişini çekme vakti' mesajıyla dikkati çeken ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'yi ağırlamaya hazırlanıyor. Jeffrey'nin son açıklamaları Turkiye'de tartışma yarattı. Bu açıklamaları, 'talihsiz' diye nitelendiren Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu açıklamaları ise Bruksel'de, Rusya'ya Orta Menzilli Nukleer Kuvvetler Anlaşması (INF) uzerinden 60 gunluk ultimatom kararı alınan NATO toplantısına katılırken, ittifaktan her konuda 'dayanışma' talep etti.
Jeffrey'nin açıklamaları, Ankara ziyareti, İdlib uzerinden Rusya'dan verilen son mesajlar eşliğinde ABD-Rusya ekseninde Turk dış politikasını Sozcu Gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı Zeynep Gurcanlı ile konuştuk.
' DÖRTLÜ ZİRVEDE MENÜDE ABD VARDI'
Zeynep Gurcanlı'ya gore, James Jeffrey'nin 'Astana'nın fişinin çekilmesine' yonelik sozlerini soylediği zemin onemli. Bu sozlerin Turkiye'nin dışlandığı bir grup ulkelerle yapılan toplantıda sarf edildiğini, aralarında Mısır ve Suudi Arabistan'ın bulunduğunu anımsatan Gurcanlı, "Diplomaside bir laf vardır, eğer o toplantıda değilseniz bilin ki menudesiniz" atfını tekrarlarken, Turkiye'nin Fransa, Almanya ve Rusya ile İstanbul'daki zirvesinde de 'menude ABD'nin bulunduğunu' soyledi. Gurcanlı diğer yandan da Astana surecindeki sıkıntılı duruma dikkat çekti:
"James Jeffrey'nin o meşhur Astana'nın fişini çekmek cumlesini nerede soylediği onemli. Kuçuk grup toplantısında soyledi. Bu kuçuk grup Turkiye'nin olmadığı bir grup. Turkiye, Suriye ile en buyuk sınıra sahip. Hemen hemen Suriye ile ilgili tum uluslararası sureçlerde ya işin içinde ya bizzat o surecin başlangıcını gerçekleştiren ulkeler içinde. Fakat bu kuçuk grupta yok. Bu Amerika tarafından gerçekleştirildi. İngiltere, Almanya, Fransa, Turkiye ile arası hiç olmayan Mısır, Suudi Arabistan var. Ama Suriye'ye komşu Turkiye yok. Nitekim bu bir sure için Amerika Birleşik Devletleri ile Turkiye arsında ciddi bir sıkıntı yaratmıştı. Ona kuçuk grup diyorlarsa daha kuçuğunu kurarız demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan. Buna bir nevi karşılık İstanbul'da Almanya, Fransa, Rusya ve Turkiye zirvesiyle verilmişti. Diplomaside bir laf vardır: 'Eğer o toplantıda masada değilseniz bilin ki menudesinizdir'. İstanbul'daki toplantıda da menude adeta Amerika Birleşik Devletleri vardı. Butun açıklamalar ozellikle Rusya ve Turkiye'den gelen açıklamalar isim vermeden doğrudan işaret etmeden Amerika'nın Suriye uzerindeki politikalarını çok net şekilde eleştirdi. Ben bunun karşılığı olduğunu duşunuyorum bu Astana'nın fişini çekelim gibi cumlelerinin. Astana'da da birtakım anlaşmazlıklar baş gostermeye başladı."
' İDLİB KONUSUNU ÇOK KONUŞACAĞIZ'
Gurcanlı diğer yandan son Astana toplantılarında Anayasa Komisyonu bağlamındaki sıkıntılara dikkıat çekerken, Ankara'nın Soçi mutabakatını gerçekleştirmekte yaşadığı zorluklara karşılık ozellikle Suriye tarafının soyleminin altını çizdi. Gurcanlı'ya gore ABD'nin son tutumunda da bu sureçte yaşanan zorlukları gormesinin etkisi var:
"Amerikalılar bunu soylerken sadece Turkiye'nin Rusya ile başlattığı bu surece çok sinirlendikleri için değil aslında bunu soylemelerinin nedeni. Bir yandan da bir gerçeklik payı da var. Çunku en son bu Astana toplantılarında hiçbir şekilde beklenen olmadı. Bir uzlaşmaya varılamadı. Astana'yı yuruten İran- Suriye-Turkiye arasında ciddi anlaşmazlıklar henuz kamuoyuna çok fazla yansımasa da baş gostermiş gorunuyor. Bunun başında da İdlib var. Özellikle Moskova'dan gelen açıklamalarda İdlib konusunda Turkiye'nin varılan Soçi mutabakatına buyuk olçude gerçekleştirmekle birlikte tumunu gerçekleştiremediğini gosteriyor. Son donemde de surekli bolgeden ya da Moskova kaynaklı açıklamalardan orada Ruslara ve Suriye ordusuna karşı birtakım hala taciz atışlarının olduğuna ilişkin bilgiler geliyor. Suriye'den gelen açıklamalar doğrudan Turkiye'yi hedef alıyor. Suriye kim, Rusya'nın bolgedeki en buyuk muttefiki. İdlib anlaşmasının da ismi olmayan tarafı. Turkiye isim verilerek eleştiriliyor. Yapamadı, edemedi deniyor. Suriye'den bunu bekliyoruz ama bir yandan da giderek sertleşen suçlamalar geliyor Turkiye'ye yonelik olarak. Özellikle son donemde Amerika tarafından da bunun uzerini gormeye başladık. Kimyasal saldırı geldi, gelecek gibi açıklamalar var. Herkes birbirini suçluyor. Ortada bir kimyasal saldırı yok ama biri İran yapacak diyor, biri Turkiye goz yumacak diyor, oburu Suriyeliler bunu tezgahladı. Hakikaten İdlib konusu onumuzde birkaç hafta içinde çok konuşacağımızı tahmin ediyorum Soçi mutabakatına rağmen."
' ASTANA SÜRECİNİ İRANSIZ HALE GETİRMEK AMERİKA'NIN EN BÜYÜK İSTEKLERİN BİR TANESİ'
Gurcanlı, Astana surecini İransız hale getirmenin ABD'nin en buyuk gayesi olduğunu soyledi. İdlib'te onumuzdeki gunlerde çeşitli gelişmeler yaşanabileceğini soyleyen Gurcanlı, Turkiye'nin bu durumda ne ABD ne de Astana ortaklarını karşısına almayacağı goruşunu dile getirdi:
"Amerikalılar 'oldu bitti'yi yaptı bile. Biz kabul etmiyoruz ama. Gozlem noktalarını kurdular oraya. Şu anda Turkiye oraya taciz atışı yaparsa ya da daha da işleri gidip teror saldırısı karşısında sıcak takibe başlarsa karşısında PYD-YPG değil, Amerikanları karşısında bulacak. Bunu Turkiye goze alır mı? James Jeffrey'nin Turkiye'ye gelecek olmasından devam eden temaslardan G20'de kenarda bile yapılan Trump-Erdoğan goruşmelerinden şu an için oyle sıcak bir çatışmanın Ankara'nın gundeminde olmadığı fakat soylemlerle baskıyı surdureceğini duşunebiliriz Ankara tarafının. James Jeffrey'nin Astana'yı bitirelim cumlesinde başka bir nokta var. İran, Astana surecinin en onemli parçalarından bir tanesi ve bu Astana surecini İransız hale getirmek Amerika'nın en buyuk isteklerin bir tanesi. Benim edindiğim izlenim aslında Amerika'nın bakışında Soçi surecine daha sıcağız, Soçi derken Rus ve Turkiye surecini kastediyor. Kapalı yerde golgede bir partner olarak Suriye o sureci destekliyoruz. Ama iş Astana'ya gelince İranlılara topraklarına çok yakın olmayan yere bile soktunuz gibi bir yaklaşım var Amerikan tarafında. Eğer bakarsan İdlib hakikaten İran'a çok uzak bir bolge. Amerikalılar o kısmı bir şekilde Astana'yı bitirip en azından İran'ı orada bolge dışına çıkarmanın yollarını arıyorlar. Astana'ya daha fazla yaklaşım olacağını duşunuyorum. Şu anda aslında yukselen soylemler Fırat'ın doğusuna yonelik. Ama asıl patlamaya hazır bolge İdlib. Dolayısıyla Turkiye'nin bir yandan İran'ı bir yandan Rusya'yı karşısına alabilecek, Astana surecini onlar istemeden bitirebilecek bir noktada olduğunu hiç duşunmuyorum. Turkiye bir şekilde iki tarafı da idare etmenin yolunu seçecektir Turkiye. Çok hızlı bir operasyon beklemiyorum. Bunu biraz da Turk-Amerikan ilişkilerinin her yonuyle yine gerilime yonelmesine bağlamak mumkun. Çunku son donemde Amerikan Kongre'sinden gelen açıklamalar seçimlerden sonra ozellikle Demokratlar, Temsilciler Meclisi'ni aldıktan sonra Kongre'nin S-400 konusundaki yaklaşımı da oldukça yukseldi. Artık açık açık Turkiye'nin F-35 projesinden tamamen çıkarılması, uçakları vermek bir yana Turkiye'yi projeden kovalamak Washington'da konuşulur durumda."
' GEREK TÜRKİYE GEREK RUSYA'YA YÖNELİK ŞAPKADAN TAVŞANLAR ÇIKABİLİR'
Gurcanlı, ABD Başkanı Trump'ın Rusya ile iddia edilen ilişkileri nedeniyle başının derde girmiş olduğuna dikkat çekerken, Turkiye'ye karşı tutumun da biraz daha yumuşadığı değerlendirmesini yaptı. Gurcanlı, onumuzdeki donemde ABD tarafından Turkiye ve Rusya'ya yonelik 'şapkadan tavşanlar çıkabileceği' goruşunu dile getirdi:
(C) Sputnik /
"Amerikalı yetkililerle ne zaman konuşsak şunu soyluyorlar. Kongre olmasa bile Amerika diplomasisi en azından tutumunu biraz daha yumuşatmış durumda. S-400'lerden vazgeçmek değil belki ama onların eğitimi için gelecek Rus askerlerini topraklara sokmamak, belli garantiler vermek konusunda almanıza rağmen çok işlevsel yapmazsanız bu S-400'leri, biz size Patriot satabiliriz ve ilişkileri tekrar eski rayına sokabiliriz mesajları geliyor çok uzun suredir Washington'dan. Fakat Kongre aynı havada değil. Washington yonetimi Kongre'yi ne kadar tutabilecek şu aşamada. Çunku Washington yonetiminin de başı zaten dertte. Trump'ın Rusya ilişkisi yuzunden. Bugun açıklanan Flynn hakkındaki ona ceza verilmesin, çok iyi bir itirafçı oldu, 19 tane soruşturmada çok yardımcı oldu konulu savcının mahkemeye gonderdiği mektubu çok onemsiyorum. Neyi itiraf ettiği konusunda bilgilerimiz son derece kısıtlı. İki soruşturmada itirafçı oldu. Biri Turkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Öteki Trump'ın kendisinin Rusya ile olan bağlantılarına ilişkin ama 18 soruşturma deniyor. Bugun açtım dava dosyasını. Amerikan adalet sisteminden gorebiliyoruz. Ben onun yarısından fazlasının sansurlenmiş olduğunu gordum. O sansurlenmiş soruşturmalar kimler ve neler hakkında, onları bilmiyoruz. Önumuzdeki donemde gerek Turkiye gerek Rusya'ya yonelik tavşanlar çıkabilir şapkadan."
' AVRUPA BİRLİĞİ İLE ÜYELİK MÜZAKERE BAŞLIĞI AÇILMASI KIBRIS'A BAĞLI'
ABD ile Rusya arasında sıkışan Turkiye'nin bir yandan da AB'ye baktığını anlatan Gurcanlı'ya gore ancak o cephede sadece 'işbirliği' kartı var ve uyelik artık devre dışı. Gurcanlı bu durumda Kıbrıs meselesinin etkili olduğunu dile getirdi:
"Avrupa Birliği'ne tam uyelik muzakerelerinden hemen hemen kimse bahsetmiyor. Toplantılar oluyor ama uyelikle ilgili değil. Stratejik ortaklıkla ilgili toplantılar oluyor bunlar. Ortaklığın içine de pek çok şey giriyor. Guvenlik konusu, ozellikle multeci konusu giriyor. Pek çok alanda havacılık alanında teknik konular giriyor. Avrupa Birliği, Turkiye ile biz her konuda işbirliği yapalım kartını açmış durumda. Fakat kimse muzakerelerden bahsetmiyor. Bunun en buyuk sıkıntısı Kıbrıs sorunu zaten. Muzakere başlığı açılması Kıbrıs'a bağlı. Havacılık anlaşması imzalanması da Kıbrıs'a bağlı. Turklerin vizesiz Avrupa hayalleri bile Kıbrıs ile bir uzlaşmaya bağlı. Avrupa ordusu daha pek ortada yok. Çunku kimsede ona harcayacak para yok. dolayıyla NATO'dan vazgeçmeden once Trump'ın yanlış politikaları ya da Atlantik otesi kendini kapatma politikalarının sonuçlarını tam olarak gormeden once Avrupalıların ellerini çok da ceplerine atası yok. Yakın bir zamanda Avrupa ordusu konuda çok ilerleme beklemiyorum. Ama lafta bu konuşulacaktır, altyapısı hazırlanacaktır. Bruksel'de herkes Brexit'ten bahsediyor. Brexit olacak mı, olacaksa nasıl olacak, kim gidecek, kim kalacak? Açıkçası insanların gozu ne Trump'ı goruyor ne Avrupa ordusunu goruyor hatta multeciler dışında ne Turkiye'yi goruyor varsa yoksa Brexit."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.