Özet (TL;DR) @ 2018-12-03T14:23:00.000Z: Gazeteci Tülin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında G20 zirvesini değerlendirdi. Daloğlu, zirvede en çok merak edilen konunun Suudi Veliaht Prens’in durumu olduğunu, aile resminde onun bir köşede cezalı…



Seyr-i Sabah

14:23 03.12.2018(Guncellendi 15:12 03.12.2018) URL'yi kısaltın

Gazeteci Tulin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında G20 zirvesini değerlendirdi. Daloğlu, zirvede en çok merak edilen konunun Suudi Veliaht Prens'in durumu olduğunu, aile resminde onun bir koşede cezalı çocuk gibi tutulduğunu dile getirdi.

Yılın en çok merak toplantılarından biri G20 zirvesi oldu. Ülkelerin ustunde durduğu konuların başında Suriye, İran ve ozellikle de Kaşıkçı cinayetinin ardından durumu herkes tarafından farklı değerlendirilen Suudi Arabistan vardı. Deneyimli gazeteci Tulin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında yaptığı değerlendirmelerde zirveden notlar verirken Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'a her ulkenin farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını dile getirdi:

' S-400 HALA ABD'NİN GÜNDEMİNDE'

"Şimdilik gozuktuğu kadarıyla Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin pozisyonu devam edecek gibi duruyor. Vladimir Putin ile çok sıcak bir buluşma gerçekleştirdiler, gulumseyerek kameralara poz verdiler. Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron ile farklı bir şekilde buluştular, Macron ikazlarda bulundu. Liderler fotoğraf verdiğinde Suud Veliaht Prens'e grubun en sağ başında sanki tek başında, tek başına ayakta bekleyen cezalı çocuk gibi ayakta yer verdiler.

Hiçbir şeyi kesin olarak bildiğimizi soyleyemeyiz. Ama dış politikayı yakından takip edenler olarak bu tip zirveleri hazırlayanların çok tesadufe yer bırakmadığını biliriz. Uluslararası kamuoyuna mesaj verilmek isteniyor. Fransa'nın bu bağlamda bu konuda nerede durmak istediğini gostermek isteyen goruntu verildi. Putin'in hareketine de aynı şekilde yaklaşmak gerekirse, planlı olarak kameralara yansıtılan bir goruntu var. Cemal Kaşıkçı olduruleli 2 ay bir gun oldu. Erdoğan zirveden ayrılırken Turk basınına yaptığı açıklamalarda Kaşıkçı'nın nerede olduğunu bilmiyoruz demek mantıklı değil dedi. Dolayısıyla ortada hem kimsenin konuşmak istemediği hem de bir şekilde artık golgelenemeyen bir Kaşıkçı cinayetinin kanı Suudi Arabistan Veliaht prensinin ellerine yapışmış durumda.

Putin ve Macron ile olan goruntu Kaşıkçı cinayetine atıfta bulunularak yorumlanıyor. Burada ABD ve İsrail'in Suudi Arabistan'a doğrudan yardım ettiğini ve kurtarmaya yonelik adımlar attığını gorduk. Suriye ve İran sessiz kaldı. İran ve Suriye'nin açıklamalar yapması beklenmiyor. Ama bolge dinamiklerinde çok kritik oneme haiz oldu bu cinayet. Bu cinayeti orterek buyuk guçler İran politikasını şekillendiriyorlar. İnsan hayatı, bu liderler için hiçbir anlama gelmiyor goruntusu gozlerimize sokuldu. ABD S-400'u hiçbir zaman gundemden duşurmedi. Pentagon camiasından veya Beyaz Saray'dan baktığımızda onların gundeminden hiç duşmedi. ABD Turkiye'nin Rusya'dan fuze almasını istemiyor. ABD Turkiye ile Rusya'nın yakınlaşmasını da istemiyor. Turkiye bu fuze sistemini aldığında Rusya'nın NATO sistemine Turkiye'nin ruhu bile duymadan sızacağını duşunuyor. Şu kesin: ABD tarafında kesin bir duruş var ve Turkiye'nin fuze almaması gerektiğini kesin bir dille soyluyor. ABD biz size Patriot'ları verelim diyor. ABD'nin bu sistemleri Turkiye'ye verirken belli koşulları oluyor. Suren bir muzakere surecinin olduğunu soylemek doğru olacaktır. Ama ABD için S-400 asla gundemden duşmedi.

Turkiye'nin çok haz ettiği bir gelişme yok İdlib'de. Suriye gibi çok dar kapsamlı bir sahada dunya siyasetine yon veren iki guçle iki ayrı politika yurutebilmek Turkiye adına riskli bir politika olduğunu gosteriyor. Putin ile yapılan goruşmelerden sonra Putin'in İdlib'de çok ciddi bir sıkıntı yaşamadığı gundeme geldi. Munbiç goruşmelerinde aynı şey Trump tarafından soylendi. Hatta elçilik bir Tweet atarak Turkiye ile ortak hareket ettiklerini soylediler. Herhangi bir huzursuzluk ifade eden bir soz soylenmedi. Turkiye sanki iki tarafı da bir şekilde idare ediyor gibi gozukuyor. Turkiye Suriye sınırında ABD'nin inşa ettiği gozlem noktaları için silahlı Kurt grupları korumak için konuşlanıyor diye duşunuyor.

Washington'daki gelişmelere bakınca İran'a yonelik çok ciddi bir odaklanma olduğunu goruyoruz. İran ile olan ilişkileri yakından takip edenler bu konuda ABD'nin İran'a karşı olası olarak bir askeri mudahaleye hazırlık aşamasında olduğu gibi yorumlar yapıyorlar. Uzmanlar Dışişleri bakanlığından gelen açıklamalarda İran'a karşı savaşa yonelineceğini belirten açıklamalar geliyor dedi. Herkeste boyle bir kaygı var. Trump yonetiminin guvenlik danışmanı aynı zamanda Irak savaşının mimarlarından birisi. Irak'a bir askeri mudahale çok daha seneler once konuşulmaya başlanmıştı. 11 Eylul bu mudahale için bir kılıf oldu. Bu bağlamda bakılınca hafta sonu ABD Dışişleri Bakanı Pompeo İran'ın orta menzilli bir fuze atışı yaptığını soyledi ve bunun ABD tarafından kabul edilmeyeceğini soyledi. Aynı şekilde İran'ın ABD'nin bolgedeki çıkarlarına saldırması durumunda cevap alacağını soylendi. Suriye'deki iç savaş bitiyor ve buyuk guçler bundan sonrasına hazırlanıyor. Trump Ortadoğu'daki varlıklarının tek gerekçelerinin İsrail'in guvenliği olduğunu belirtti. İsrail İran'ın varlığının kabul edilemez olduğunu soyluyor. İsrail, İran'a karşı bir askeri mudahalenin ciddi bir kaygısını veriyor. Ancak bu mudahale o kadar kolay değil uluslararası kamuoyu buna razı olacak gibi değil. Irak'a ilk mudahale dunyası artık yok."