Özet (TL;DR) @ 2018-12-01T23:11:14.000Z: SON DAKİKA HABERİ: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Arjantin'deki G20 zirvesindeki temaslarının ardından düzenlediği basın toplantısında Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıklamalarda…
Son dakika haberi!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi'nin duzenlendiği Costa Salguero Fuar Alanı'nda basın toplantısı duzenledi.Gerçekleştirdikleri goruşmelerin ulkeler başta olmak uzere tum insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, G20 zirvelerinin 13'uncusunu gerçekleştirdiklerini ve bu toplantıların tamamına katıldığını anımsattı.
Arjantinli yetkilileri zirveye başarıyla ev sahipliği yapmalarından dolayı tebrik eden Erdoğan, onceki zirvelerde olduğu gibi Buenos Aires Zirvesi'nde de G20 ulkeleri olarak kapsamlı bir gundemle bir araya geldiklerini dile getirdi. Erdoğan, gerek ekonomik alanda, gerekse kuresel ekonomiyi doğrudan ilgilendiren diğer başlıklarla, karşı karşıya bulunulan risk ve tehditleri bertaraf edebilmek için neler yapılacağını istişare ettiklerini bildirdi. İklim konusunun G20'nin ozel onem verdiği başlıklar arasında olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları belirtti:"G20 uyeleri arasında en duşuk emisyonlara sahip ulkelerden biri olarak bu alanda gerekli katkıyı yaptık, yapıyoruz. Paris Anlaşması kapsamında bize verilen taahhutlerin yerine getirilmesini beklediğimizi burada bir kez daha ifade ettik. Özellikle sorunun asıl musebbibi olan gelişmiş ulkelerin elini taşın altına daha fazla koyması, daha fazla mesuliyet ustlenmesi gerektiğinin altını çizdik." Enerji konusunun Turkiye için oneme haiz bir diğer konu olduğunu vurgulayan Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:
" ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ"
"Turkiye olarak bir taraftan ekonomik buyumemize bağlı olarak artan enerji ihtiyacımızı karşılarken diğer taraftan TANAP ve Turk Akım gibi projelerle Avrupa'nın enerji arz guvenliğine de katkı yapıyoruz. Önumuzdeki donemde Hazar enerji kaynaklarının ulkemiz uzerinden Batı ulkelerine taşınması için çaba gostermeye devam edeceğiz. Doğu Akdeniz'deki hidro karbon kaynaklarının asli sahiplerinden Kuzey Kıbrıs Turk Cumhuriyeti'nin haklarının emri vakilerle gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Turkiye hem kendi hukukunu hem de Kıbrıs Turkunun hak ve menfaatlerini korumakta kararlıdır. Son donemde Doğu Akdeniz'de varlığımızı tahkim etmemiz bu noktadaki tavizsiz tavrımızın bir yansımasıdır. Rum kesimi, Kıbrıs Turkunun asli haklarını gormezden gelen mutecaviz politikalarını devam ettirdikçe biz de gerekli onlemleri almayı surdureceğiz." Enerji konusunda bir gerçeğin altının ozellikle çizilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Maalesef bugun dunya genelinde yaklaşık 1 milyar insan hayatını elektrikten mahrum bir şekilde devam ettirmek zorunda kalıyor. Koleliğin bitişinden 150 yıl, somurgeciliğin bitişinden 60 yıl sonra resmen olmasa bile fiilen bu iki hastalıklı duşunce de mevcudiyetini surduruyor. Kazan kazan esasına dayanmayan, hak ve adaleti gozetmeyen bir sistemin ilanihaye devam etmeyeceğine inanıyoruz." dedi.
" MÜLTECİLERİ TOPLAMA KAMPLARINA HAPSEDEREK BİR YERE VARILMAYACAĞINA İNANIYORUZ""Suriyeliler yanında çeşitli yerlerden gelen 4 milyonu aşkın mazluma ev sahipliği yapan bir ulkeyiz" ifadesini kullanan Erdoğan, dunyada en çok multeciyi barındıran ulkenin Turkiye olduğunu dile getirdi. Turkiye olarak sığınmacılar için kendi kaynaklarından 33 milyar dolar harcadıklarına işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:"İşte boyle bir ulke olarak multecileri toplama kamplarına hapsederek bir yere varılmayacağına inanıyoruz. Biz insanları multeci kamplarına gondermedik, onlara konteynır kentler kurduk, onlara çadır kentler kurduk ve onları ulkemizin değişik yerlerinde kiralama sistemleriyle kiracı olarak da olsa oturuyorlar. Hiç kimse sadece sınırlarını kapatmakla, polisiye tedbirlerle açlıktan, kıtlıktan, çatışmalardan kaçıp gelen insanları dikenli tel orgulere mahkum etmekle multeci sorununa çare bulamaz." Multeci duşmanlığını korukleyerek meseleyi çozduklerini zannedenlerin er ya da geç hatalarının sonuçlarıyla yuzleşmek zorunda kalacaklarına vurgu yapan Erdoğan, şunları kaydetti:"Donem sorumluluktan kaçma değil, sorumluluklarını yerine getirme donemidir. OECD verilerine gore, 2017 yılında yaklaşık 8,2 milyar resmi kalkınma yardımı yaptık. Milli gelire oranla dunyada en fazla yardım yapan ulke biz olduk. Üzulerek belirtmek isterim ki bu sureçte birkaç yakın dostumuz dışında hiçbir ulkeden doğru duzgun bir yardım almadık, hatta Avrupa Birliği tarafından Suriyeli multeciler için soz verilen 3+3 milyar avroluk kaynağın kullanımında bile çok ciddi guçlukler yaşadık, yaşıyoruz. Şu ana kadar ulkemize uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla, milli butçemize değil bunu da ozellikle ayırt edelim, yaklaşık 2 milyar avro gibi bir rakam ulaşmış durumda, o da milli butçemize değil, uluslararası kuruluşlara."Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye'nin kuzeyinde ulkemizin ve bolgemizin guvenliğine tehdit oluşturan hiçbir yapıya izin vermeyeceğiz." dedi.Erdoğan, G-20 ulkelerinin multeci meselesine daha fazla ağırlık vermesi gerektiğine inandığını soyledi.Bu yılki G-20 Zirvesi'nin kuresel ekonomide iş birliğinden ziyade ticaret savaşlar��nın konuşulduğu bir donemde icra edildiğine işaret eden Erdoğan, halen içinden geçilen sureçte Dunya Ticaret Örgutunun kural ve prensiplerinin çok ciddi şekilde erozyona uğratıldığını belirtti.Dunya ticaretinin gunden gune kuralları belli, ongorulebilir bir yapı olmaktan çıktığını, daha kaotik bir şekle burunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ben yaptım oldu" mantığıyla sadece ticarete değil, uzun bir surecin kazanımı olan kurumlara da zarar verileceğini ifade etti.Erdoğan, dunyanın en buyuk 17. ekonomisi olan Turkiye'nin, dunya ticaret orgutunun değişen şartlara gore yenilenmesini savunduğunu bildirdi.Kuresel ticaretin değişen dinamiklerinin, Dunya Ticaret Örgutunun de yapısında bazı duzenlemeler yapılmasını gerekli kıldığına dikkati çeken Erdoğan, ancak bunun, yıkıcı, bozucu, kaosa sebebiyet veren tek taraflı adımlar yerine sağduyu ile yurutulmesi gereken sureç olduğunun altını çizdi."Turkiye olarak uzerinde onemle durduğumuz bir diğer konu, multeciler ve terorizm başlıklarıdır." diyen Erdoğan, kuresel guvenlikle doğrudan bağlantılı olarak gordukleri bu konuların G-20'nin gundeminde daha fazla yer tutmaya başlamasının sevindirici olduğunu dile getirdi.Erdoğan, "Üzulerek belirtmek isterim ki bu konuda teror orgutleri arasında ayırım yapan tehlikeli bir anlayışla karşı karşıyayız." değerlendirmesinde bulundu.
" KORUMACILIK DEVAM EDİYOR"Bu çifte standarda, hem yurt içinde gerçekleşen teror eylemlerinde hem de Suriye'de bizzat şahit olduklarını aktaran Erdoğan şoyle devam etti:"Turkiye içinde eylem yapan, sivilleri olduren, terore bulaşan militanlar, siyasi sığınmacı adı altında Batı ulkelerinde ellerini kollarını sallayarak gezebiliyor, hatta haraç toplayabiliyor. 15 Temmuz gecesi, darbe girişiminde bulunup, 251 insanımızın kanına giren FETÖ'culer, kendilerine sunduğumuz dosyalar dolusu delile, belgeye rağmen kimi ulkeler tarafından korunuyor. 2 bin 193 vatandaşımız o gece yaralanmıştır. Onlar da yine aynı şekilde herkes tarafından biliniyor ama buna rağmen korumacılık devam ediyor. Muttefiklerimiz tarafından DEAŞ'la mucadele bahanesiyle PKK'lı teroristlerin binlerce tırlık silahla ve muhimmatla desteklendiğine her gun bizzat şahit oluyoruz. Boyle ikircikli bir tavrın teroru yok etmek yerine teror orgutlerine cesaret vereceği açıktır."Bir teror orgutu eliyle diğerinin yok edilemeyeceğinin acı tecrubelerle ortaya çıktığını anlatan Erdoğan, Turkiye'nin geride bırakılan sure zarfında DEAŞ'la mucadeleden yabancı terorist savaşçıların engellenmesine kadar çok ciddi çaba yuruttuğunu belirtti.Erdoğan, "DEAŞ ve benzeri teror orgutleriyle irtibatından şuphelenilen 70 bin kişiye ulkemize giriş yasağı koyduk. Suriye'deki teror orgutleriyle irtibatı tespit edilen 7 bin kişiyi sınır dışı ettik." diye konuştu.
" ÇİFTE STANDART DEĞİL, SAMİMİYET BEKLİYORUZ"
Fırat Kalkanı Harekatı ile 3 binin uzerinde DEAŞ'lı, Zeytin Dalı Harekatı ile de 4 bin 500 civarında PYD'li teroristin etkisiz hale getirildiğini bildiren Erdoğan, şehitler verme pahasına Suriye'de DEAŞ'a tarihinin en ağır darbelerini indirdiklerini, bu mucadelenin devam edeceğini ifade etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:"Suriye'nin kuzeyinde ulkemizin ve bolgemizin guvenliğine tehdit oluşturan hiçbir yapıya izin vermeyeceğiz. Fırat'ın batısını olduğu gibi doğusunu da bolucu teror orgutunun zulmunden ve işgalinden çok yakın bir zamanda kurtaracağız. Biz bu tur konularda muttefiklerimizden çifte standart değil, samimiyet bekliyoruz. Dort yıla yakın suredir derinleşerek devam eden Yemen krizine artık acilen çozum bulunması gerekiyor. Bu konuda dunyanın çok ama çok sessiz kaldığını goruyoruz. Arakan'la ilgili olarak dunyanın çok ama çok sessiz kaldığını goruyoruz. Bu ulkede yaşanan insani kriz sadece Muslumanların değil insanlığın tamamının yureğini burkacak boyuta ulaşmıştır. Açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların, yıkıntıların altından çıkartılan masum bedenlerin sorumluluğu bu meseleye karşı duyarsız kalan uluslararası toplumun tamamına aittir. Yeteri kadar petrol zenginliği olmadığı için donulup bakılmayan bir coğrafyanın mazlumları olan Yemen halkının acıları en kısa surede dindirilmelidir. Yemen'in bağımsızlığı, egemenliği, toprak butunluğu ve birliği mutlaka korunmalıdır. Bu temelde varılacak kapsayıcı bir siyasi çozum kalıcı barış ve istikrar için tek yol olarak gorunuyor. Muzakere surecini canlandırmak için Birleşmiş Milletler çerçevesinde surdurulen çabaları destekliyoruz. Bu çerçevede 2 yılı aşkın suredir bir araya gelmeyen tarafların İsveç'te toplanmalarıyla başlayan surecin Yemen'e en kısa surede barışı getirmesini umut ediyoruz."Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili, "Bu olayı asla siyasi bir mesele olarak gormedik. Bizim için bu olay alçakça bir cinayettir ve oyle de kalacaktır. Bu vahşi cinayetin emrini vereninden uygulayanına kadar tum sorumluları ortaya çıkartılmadan ne İslam dunyasının ne de dunya kamuoyunun tatmin olması mumkun değildir." dedi.İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluk binasında işlenen Kaşıkçı cinayetinin uzun sure dunya kamuoyunun gundeminde onemli yer tuttuğunu belirten Erdoğan, Kaşıkçı cinayeti konusunda ortaya konan tavrın pek çok ulke bakımından onemli bir sınama olduğunu ifade etti.Turkiye'nin bu meselede en başından beri hukukun, ahlakın ve vicdanın gerektirdiği yerde durduğunu dile getiren Erdoğan, "Hadiseden haberdar olduğumuz andan itibaren, Kaşıkçı cinayetini aydınlatmak için tum imkanlarımızı seferber ettik. Suudi yonetimi tarafından once inkar edilen, ardından çarpıtılmaya çalışılan ve nihayetinde kabullenilen bu cinayet, Turkiye'nin kararlı tavrı sayesinde açığa çıkmıştır. Biz bu olayı asla siyasi bir mesele olarak gormedik, gormeyeceğiz. Bizim için bu olay alçakça bir cinayettir ve oyle de kalacaktır." diye konuştu.Turk adli ve idari makamların Suudi Arabistan'dan cinayet soruşturması konusunda gerekli desteği goremediğini ifade eden Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu: "Veliaht Prens'in suç sabit olmadıkça kimseyi suçlayamayız yaklaşımını kabullenmek mumkun değildir. Zira 15 kişinin Suudi Arabistan'dan 2 uçakla İstanbul'a gelmesi ve İstanbul'da daha once kendi ifadeleriyle planlı bir operasyon olduğunu soylemelerine rağmen, akabinde bundan da kendilerinin vazgeçtiklerini goruyoruz. Hatta bu oyle bir durum arzediyor ki bizzat Dışişleri Bakanları bu konuyla ilgili olarak daha once bunu inkar ederken ve yine yetkililerin Cemal Kaşıkçı'nın Başkonsolosluktan çıkıp gittiğini soylemelerine rağmen... Kaşıkçı Başkonsolosluktan çıkıp gidiyor dışarıda kim var, nişanlısı var. Nişanlısını zaten içeri almadılar ve Cemal Kaşıkçı konsolosluk binasını terk ettiği zaman nişanlısının yanına niye gelmesin, onu niye alıp da oradan oyle ayrılmasın? Butun bunlar hep kendilerinin tezatlarıdır, kendi yalanları olarak ortaya çıkmıştır. Ve ortada daha sonra Cemal Kaşıkçı'nın 7,5 dakika içerisinde boğularak oldurulduğunun belgeleri var, ifadeleri var. Biz bunları dunya ile paylaştık. Bizden kimler istediyse bu belgeleri kendileriyle paylaştık."
" BU SADECE TÜRKİYE'NİN MESELESİ DEĞİLDİR"Erdoğan, Turkiye'nin olaya ilişkin bilgi ve belgeleri Amerika başta olmak uzere Suudi Arabistan'a, İngiltere'ye, Almanya'ya, Fransız yetkililere, tum talep edenlere verdiklerini ifade ederek, "Yine biz her an buna hazırız. Çunku bu sadece Turkiye'nin meselesi değildir." dedi.Suçun işlendiği yerin İstanbul olması nedeniyle suçluların iadesinin istendiğini belirten Erdoğan, şoyle konuştu:"Suudi yetkililer hala bunu bize vermiyor, veremiyor. Şimdi 'biz yargılıyoruz' diyorlar. İçeride 22 kişinin şu anda tutuklu olduğunu ve bunların içerisinde idamla yargılanacak olanların olduğunu soyluyorlar. Veliaht Prens 'ben başsavcımı size gonderebilir miyim' dediğinde, 'buyurun gonderin' dedim. Başsavcı geldi ve İstanbul'da başsavcımla goruşmelerini yaptılar. Ancak Suudi Arabistan'dan gelen başsavcı ne yazık ki kendi bilgi belgelerini benim başsavcımla İstanbul'da goruşmedi, paylaşmadı, ona vermedi. Sadece bizden istediler. Bizim başsavcımız elimizdeki bilgi belgeleri de ayrıca kendine verdi. Ben Hadimul Harameyn Şerifeyn ile de iki kez goruştum. Onunla da bu bilgileri paylaştık. Şimdi sureci takip ediyoruz. Ama dediğim gibi bu hele hele siz değerli basın mensupları için çok daha onemli, sadece Turkiye'nin değil tum dunyanın meselesidir. Biz şu ana kadar Suudi Arabistan makamlarından cesedin akıbeti, yerel iş birlikçiler ifadesini kullanan Dışişleri Bakanı'na, ona da sorduk. 'Kimdir bu yerel iş birlikçileri, bunu bize açıklayacaksınız.' Bu yerel iş birlikçilerin kimliği ve istihbarat gorevlilerinden emirleri kimden aldığına dair sorularımızın cevabını alamadık."Adli soruşturmayı yuruten başsavcılığın ne yazık ki Suudi Arabistan'da tutuklu bulunan cinayet zanlılarına erişiminin bulunmadığını dile getiren Erdoğan, "Bu kişilerin Turkiye'de yargılanmalarının uluslararası toplumda oluşabilecek soru işaretlerinin ortadan kaldırılmasına faydalı olacağına inanıyorum. Bu vahşi cinayetin emrini vereninden, uygulayanına kadar tum sorumluları ortaya çıkartılmadan ne İslam dunyasının ne de dunya kamuoyunun tatmin olması mumkun değildir. Bizim Suudi Arabistan devletini ve kraliyet ailesini yıpratmak veya zarar vermek gibi bir niyetimiz asla yoktur. Cinayetin tum yonleriyle ortaya çıkarılması ve sorumluların tamamının yargılanmalarının Suudi Arabistan'ın da çıkarına olacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.G20'nin sadece uye ulkeler değil tum dunya için onemli bir platform olduğunu belirten Erdoğan, bu yapının itibarını ve gucunu artırmasını insanlığın ortak faydası olarak gorduklerini soyledi.Erdoğan, dunya ekonomisinin ve nufusunun çok buyuk bir bolumunu temsil eden boyle bir yapının sonuçsuz tartışmalarla yıpratılmasının, kısır gundemlere mahkum edilmesinin doğru olmadığını kaydetti.Mevcut yapısıyla dahi uye ve katılımcı ulkeler arasında yakın istişare ve iş birliği zemini oluşturan kuresel duzeyde etkinliğe sahip G20'nin daha guçlu hale getirilmesi gerektiğine inandıklarını ifade eden Erdoğan, "Japonya Osaka zirvesinden başlayarak G20'nin kapsayıcılığını ve somut sonuçlar alma kapasitesini geliştirecek formuller geliştirilmesini teklif ediyoruz. Siyasetten ticarete, terorden kadın ve gençlik meselelerine kadar dunya barışının, huzurun, refahın artmasına katkıda bulunacak bir G20 idealine ulaşmak için hep birlikte çalışmalıyız. Turkiye, G20'nin etkinliğinin artırılması için daimi sekreteryaya ev sahipliği yapmak dahil, uzerine duşen tum gorevleri yerine getirmeye hazırdır." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ile vize muafiyetine ilişkin, "Yaptığımız goruşmelerle vizeler konusunda kısmi olarak vizelerin kaldırılması kararını Sayın Putin verdi." dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi'nin duzenlendiği Costa Salguero Fuar Alanı'ndaki basın toplantısında gazetecilerin gundeme ilişkin sorularını yanıtladı.Erdoğan, zirve kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile yaptıkları goruşmeye ilişkin soru uzerine ABD ile Turkiye arasındaki ilişkilerin stratejik ortaklığa dayalı olduğunu soyledi.İki stratejik ortak olarak oncelikle kuzey Suriye'de Fırat'ın doğusu, Munbiç ve bu çevrede Fırat Kalkanı gibi devam eden sureci değerlendirme fırsatı bulduklarını belirten Erdoğan, "Hatta bu arada İdlib'i de değerlendirme imkanımız oldu ama aslolan şu anda masada Munbiç konusu. Munbiç'i kendileriyle ele aldık. Özellikle de PYD-YPG teror orgutlerine yonelik yaklaşımımızı kendileriyle paylaşarak Munbiç'i bu teror orgutlerinden temizlemede birlikte nasıl hareket ederiz, bunu konuştuk." ifadelerini kullandı.Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu ile ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun daha once gerçekleştirdikleri goruşmede Munbiç konusundaki yol haritasının belirlendiğini hatırlatan Erdoğan, bu haritanın uzerinden aylar geçtiğini ancak bu konudaki mutabakatın canlılığını koruduğuna yonelik temennisinin olduğunu soyledi.Trump ile Halkbank konusunu da goruştuklerine değinen Erdoğan, "Şu anda bizim elimizdeki bilgiler neyse kendilerine bu bilgileri, belgeleri verdik. Bankamızın yetkilileri de şu anda zaten Amerika'da bulunuyorlar ve orada sureci takip ediyorlar." dedi.Erdoğan, goruşmede Fetullahçı Teror Örgutu (FETÖ) elebaşı Fetullah Gulen'in iadesinin de gundeme geldiğine dikkati çekerek, "Ben umudumu yitirmek istemiyorum, umutluyum. Temenni ederim ki bu konuda da FETÖ teror orgutune yonelik olumlu adımları atarız." ifadelerini kullandı.
" RUSYA İLE KARARLI ŞEKİLDE SÜRDÜRMEYE NİYETLİYİZ"
İdlib mutabakatının dunyaya verdiği mesaja ilişkin soru uzerine Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:"İdlib, nufusu itibarıyla çok buyuk bir yerleşim merkezi. Bu sorun eğer çozulmemiş olsaydı yuz binlerce insan nereye yuklenecekti? Yine Hatay tarafından ulkemize yuklenecekti ve yeni bir multeci akınıyla karşı karşıya kalacaktık. Rusya ile burada sağladığımız mutabakat, bu Soçi Mutabakatı, İstanbul Zirvesi ki orada da Rusya, Almanya, Fransa, dortlu bir zirveyi gerçekleştirdik ama ana başlığımız İdlib idi. Orada İdlib ile ilgili yaptığımız goruşmeler neticesinde attığımız kararlı adımlarla İdlib'deki bazı sıkıntılara rağmen çunku hala teror sıkıntısı esiyor, bunlarla mucadeleyi birlikte yurutuyoruz ama Rusya ile buradaki dayanışmamız bizim burada teror orgutlerine yonelik, Rusya'nın rejime yonelik attığı kararlı adımlarla şu anda burada duruma bir hakimiyet olarak sahibiz. Bu hakimiyetin devamı, oradaki halkın da rahatlıkla evlerine donme imkanını sağlamıştır ve şu anda İdlib halkı peyderpey ulkesine, topraklarına donuyor. Biz de bunu gordukçe kendimizi başarılı addediyoruz ve bu sureci Rusya ile kararlı şekilde surdurmeye niyetliyiz."Erdoğan, Rusya ile vize muafiyeti konusuna ilişkin de "Putin ile yaptığımız goruşmeler, gerekse arkadaşlarımızın yaptığı goruşmelerle vizelerin kısmi olarak kaldırılması kararını Sayın Putin verdi. Biz tabii bu işin tamamına yonelik bu kararın alınmasını kendilerinden talep ettik. Temenni ederim ki tamamına yakını da vizeler konusunda alınır." diye konuştu.Tır taşımacılığına yonelik onemli adımlar atıldığına dikkati çeken Erdoğan, ekim sonu itibarıyla Rusya'dan yaklaşık 5 milyon 700 bin turistin Turkiye'ye geldiğini soyledi. Yıl sonu itibarıyla bu sayının 6 milyonu bulacağını duşunduğunu ifade eden Erdoğan, gelecek yıl sayının daha da artacağına inandığını vurguladı.Erdoğan, şunları kaydetti:"Savunma sanayisinde attığımız adımlar, birlikte dayanışma, bunlar da gayet guzel bir şekilde gelişiyor. Bizim Rusya ile belirlediğimiz ticaret hacmi çok ileri. Biliyorsunuz, 100 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmayı belirledik. Putin'in de ifadesiyle niye olmasın? Şu anda gayet iyi bir şekilde bunu ilerletiyoruz ve hızla da bu, ilerlemeye devam edecek."
" DÖRTLÜ BİR ZİRVE YAPACAKLAR"
Erdoğan, bir soru uzerine de "Turkiye'ye kimse 'Ermenilere karşı soykırım uygulamıştır.' diyemez." ifadesini kullandı. Şu anda Turkiye'de 100 bin Ermeni'nin yaşadığına işaret eden Erdoğan, şunları soyledi:"Bunların yaklaşık 30 bini vatandaştır, diğerleri ise Ermenistan'dan kaçarak ulkemize gelen ve ulkemizde şu anda bizim de onlara musaade ettiğimiz Ermenilerdir. Şu anda 100 bin Ermeni ulkemizde yaşıyor. Biz 'Sen vatandaş değilsin, seni deport ediyoruz.' demedik. İnsani davrandık, davranıyoruz. Onlar hala ulkemizde yaşamaya devam ediyorlar."Soykırım iddialarının tarihçilere bırakılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, "Tarihçiler bu konuda ne diyor? Kimler kime soykırım uygulamış? Bizim tarihimizde boyle bir uygulama yok. Bunu çok açık, net soyleriz ve her turlu tartışmaya gireriz." dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerginlikte Turkiye'nin, ara buluculuk yapma gibi bir durumunun olup olmadığının sorulması uzerine konuyla ilgili hem Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ile goruştuğunu soyledi.Goruşmeler esnasında gelinen bir nokta olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Rusya, Ukrayna, Fransa ve Almanya, dortlu bir zirve yapacaklar. Temenni ederim ki bu zirveyle birlikte burada yeni bir sureç başlamış olur ve daha olumsuz bir şekle donuşmez." diye konuştu.
" VELİAHT PRENS'İN İNANAMADIĞIM BİR CEVABI OLDU"Bir gazetecinin, Kaşıkçı cinayetinin tum dunyanın sorunu olduğuna ilişkin sozlerini hatırlatarak, "Zirvedeki diğer liderler, bunun farkındalar mı? Zirvede bununla ilgili başka bir konuşma oldu mu?" şeklindeki sorusu uzerine Erdoğan, şunları dile getirdi:"Üzulerek soyluyorum, maalesef gundeme girmediğini soylemek herhalde haddi tecavuz değildir. Sadece Liderler Zirvesi'nde bu konuyu Kanada Başbakanı Trudeau açtı ve Veliaht Prens'in buna inanamadığım bir cevabı oldu. Az once onu zaten soyledim. Tabii bunu tamamlamak bize duşerdi fakat Sayın Başkan, 'Öğlen ikinci oturumu başlatacağız.' deyince orada konuya giremedik."Erdoğan, yaptığı goruşmelerde liderlere konuyu buyuk oranda açma fırsatı bulduğunu yineleyerek, "Biz zaten istihbarat teşkilatımızla bunu butun dunyaya duyurduk, duyuruyoruz. Bu konuyla ilgili ozellikle Amerikan basını, Batı basını olsun, onlar da takip ediyorlar ve bizim de istihbarat teşkilatı başkanlığımız ne tur talepleri olursa cevapları veriyor, gereken bilgileri de onlara aktarıyor." değerlendirmesinde bulundu."Veliaht Prens'in, Kaşıkçı'nın olumunden bahsedildiğinde inanılmaz şekilde cevap verdiğini soyleyerek ne demek istediniz?" sorusu uzerine ise Erdoğan, şunları kaydetti:"Suç sabit olmadıktan sonra kalkıp da Suudi Arabistan'ı suçlamak olmaz.' anlamında bir ifade kullandı. Bu dediğinin hukuk dilinde bir geçerliliği var ama biz zaten adeta bu suçun sabit olduğuna dair delilleri soylerken kendi yetkililerinin kullandığı ifadeler var. Planlı bir operasyon olduğunu kendi yetkilileri soyledi, soyluyor. Bunun uzerine de zaten başsavcılarını İstanbul'a gonderme arzusunu Veliaht Prens bana soyledi, 'Gelebilir.' dedim.
Geldiler, başsavcımla goruştuler. Başsavcım, onlara gerekli bilgi, dokuman verirken onlar herhangi bir bilgi, dokumanı başsavcımıza vermediler. Bu şekilde bir sureç işledi, işliyor. Bir de onemli olan şu, 22 kişi tutuklu, 5'inin idamla yargılandığını soyluyorlar. Biz de neticeyi goreceğiz. Bundan sonraki sureçte de elimize devamlı gelen, gelecek ne bilgi, belge varsa bunları paylaşmaya hazır olduğumuzu kendilerine de soyledik. Dunyaya da soyluyoruz."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.