Özet (TL;DR) @ 2018-11-28T23:59:00.000Z: Evren Dede’ye göre, Yunan hükümeti tarafından papazların devlet memuriyetinden çıkartılıp, konunun bir fon aracılığıyla yeniden düzenlenmesi seçimler öncesinde bir ‘görüntüden’ ibaret. Dede, Batı…



Eksen

23:59 28.11.2018(Guncellendi 01:10 29.11.2018) URL'yi kısaltın

Evren Dede'ye gore, Yunan hukumeti tarafından papazların devlet memuriyetinden çıkartılıp, konunun bir fon aracılığıyla yeniden duzenlenmesi seçimler oncesinde bir 'goruntuden' ibaret. Dede, Batı Trakya'daki azınlığın sadece 'Lozan'daki haklarını istediğini' kaydetti.

Yunanistan'da Syriza/Anel koalisyon hukumetinin devlet ve kilisenin rollerini ayırmaya yonelik olarak papazların devlet memuriyetinden çıkartılmasını içeren yasa tartışılıyor. Başbakan Aleksis Çipras ile Başpiskopos İeronomios arasında din adamlarının memuriyetten çıkartılmasına yonelik anlaşma Yunan Kilisesi tarafından reddedilirken, Fener Rum Patrikhanesi'nin de itirazlarıyla karşılaşıldı. Diğer yandan Batı Trakya'da da Turk azınlığın devam ettiği Osmanlı'dan kalma medresede Turkçe derslerine getirilen kısıtlama tartışılıyor. Kısıtlama Turk azınlık tarafından boykot kampanyasını doğurdu.

Yunanistan'da laiklikle ilgili son tartışmalar ve Turk azınlığın boykot kampanyasını Yunanistan'da yaşayan gazeteci-yazar Evren Dede ile konuştuk.

' DEVLET SADECE CEBİNİ DEĞİŞTİRİYOR AMA PARA YİNE DEVLETTEN'

Evren Dede'ye gore Yunanistan'da devlet ile kilise ayrımına dair laiklikle ilgili son tartışmalar yaklaşan seçimlerle alakalı. Yaklaşık 10 bin papazın devlet memuriyetinden çıkartılmasına karşılık meselenin ozel bir kurum kurulması ve kaynağın yine devlet olmasıyla duzenleneceğine dikkat çeken Dede, buna rağmen ulkede kilisenin en zengin ve nufuzlu kurum olmasının işleri zorlaştıracağına dikkat çekti:

(C) AA / Mehmet Hatipoğlu

"Seçimler yaklaşıyor. Bunun için Syriza kaybettiği seçmeni almak için bazı hamleler yapmak işitiyor. Bunlardan bir tanesi 10 bin papazın, din gorevlilerinin, Ortodoksların devletin memurluğundan çıkarılması ki bu aslında kelime olarak çok hoş duyuluyor. Yunanistan'ın Anayasasında Ortodoks dini belirtilir. Örneğin Ortodoks olmayan cumhurbaşkanı seçilemez. Dolayısıyla başbakan Çipras'ın soylediği kadar kolay bir şey olsa belki hemen hamle yapılabilir. Ama gerçek şudur. Yunanistan'da en çok mal mulk gayrimenkul sahibi Yunanistan kilisesidir. Memur dediği o kiliseye bağlı her koyde kasabada veya sokakta olan kiliselerdeki din gorevlilerinin maaşlarını devletin odemesi. Resmi statude tam devlet memuru olarak geçmez papazlar. Fakat butun devlet memurlarının butun haklarından da yararlanırlar. Başbakan Çipras bu devlet memurluğundan yararlanma kısmında şoyle bir formul duşundu. Syriza soldur çunku. (Koalisyon ortağı) Anel ise tam kilisecidir. Realitede olması zor hamleler bunlar. Ama istenen şu. Kilise için ozel bir kurum kurulacak. Ve bu kurum bu kiliseye ait mulklerini değerlendirecek. Bir kısmını belki satacak, bir kısmını kiraya verecek. Bu kurum papazların da maaşlarını odeyecek. Bu kuruma devlet aynı miktarda parayı yine verecek. Devlet sadece cebini değiştiriyor ama para yine devletten çıkacak. Fakat kilise buna karşı çıktı. Yunanistan'ın bir kısmı Yunan toprağı olsa bile Fener'deki Patrikhane'nin malı mulku gibidir. 12 Adaların butun papazlarını Patrikhane atar. Dolayısıyla Çipras'ın Eğitim ve Din İşleri Bakanı Gavroğlu, İstanbul Rum'udur kendisi de. Bakanın ikna etmesi gereken kişi ve Başbakan Çipras'ın sadece Yunan kilisesi değil aynı zamanda Fener'deki İstanbul Patrikhanesi. Bu yuzden dun oradaydı Eğitim ve Din İşleri Bakanı. Oradaki Sen Sinod'a izahat ve garanti verdi. Memurluktan resmiyette çıkıyor gibi gozukecek ama katiyen haklarınız elinizden alınmayacak, maaşlar alınacak diye teminat verdi. Yunanistan Kilisesinin Sen Sinod'u ise kabul etmeme kararı almışlardı. Dolayısıyla uzun bir surecin birinci adımı olarak değerlendirilebilir."

' LOZAN'A TABİİ OLMAYAN MEDRESE-İ HAYRİYE'

Evren Dede, Yunanistan'da alınan son kararla Batı Trakya'da 1455'ten bu yana eğitimi aralıksız surdurmuş Turkiye'deki imam hatip liseleri ayarındaki unlu Medrese-i Hayriye'de Turkçe derslerinin kaldırılması kararının ise yoğun tepki yarattığını aktardı. Bu kurumun geçmişte Kurtuluş Savaşı'nda Yunanlılarla saf tuttuğunu ve Lozan Anlaşması'ndaki azınlık statusune tabi olmadığını anlatan Dede, Yunan hukumetinin kararını mezunların Yunan universitelerine gidecek olması sebebine dayandırdığını kaydetti. Dede, tartışmaları şoyle aktardı:

Twitter

"Batı Trakya bolgesi Lozan Anlaşması ile İstanbul Rumlarına karşılık burada Muslumanların bırakıldığı bolge. Turkiye'nin de konuşma konusunda hakkı var. Nasıl İstanbul Rumları ile ilgili Yunanistan'ın bazı hakları var ise Turkiye'nin de buna karşılık hakkı var. Bu bolgede de azınlık okulları dediğimiz Muslumanların Turklerin kendi eğitimleri Lozan'dan kalma hakları var, vakıfları var, dernekleri var. Fakat medrese dediğimiz Turkiye'deki imam hatip ayarında. Farkı şudur. Osmanlı'dan 1455 yılından beri eğitimi aralıksız surdurmuş, Gumulcine'de Balkanların ilk diyebileceğimiz bir yapısı var. Bu medrese Yunanistan Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1950 ve 70'lerde reformize edilerek, 4-5 kuçuk medrese bir medrese haline getiriliyor ve şu anki adıyla Medrese-i Hayriye dedikleri yer var. Bunun aynısından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da uğradığı İskeçe'de Şahin Koyu var. İki sene once İskeçe'ye indirildi o medrese de, imam hatip ayarındadır. Yunan devlet yasaları çerçevesinde ortaokul-lisedir. Bu okullar Lozan'daki azınlık statusune dahil değildir. Batı Trakya'daki İslamcılarla Kemalistler arasındaki tartışma donemini anlatırlar. Turkiye'den gelen 150'lilikler dediğimiz son Osmanlı Şeyhulislamı Batı Trakya'ya gelmiş. Mustafa Kemal ve arkadaşlarına karşı savaşı buradan devam ettirmişlerdir. İslamcı dediğimiz o donemin bolunmesinde Yunanistan'ın destek verdiği ve Yunanistan ile birlikte olan İslamcılar buradaki medresedeymiş. Buna karşılık Gumulcine'de Celal Bayar ortaokul ve lisesi var. O da tamamen azınlık okulu statusunde olan ve Bayar'ın da gelip açılışını yaptığı okul. Bu iki medrese azınlık statusunde olmasa bile azınlığın burada yaşayan Muslumanların bir okulu ve yıllar geçtikçe Kemalist İslamcı ayrımı kalktı. Başortululer Celal Bayar okuluna gitmiyorlardı, şimdi gidebiliyorlar. Bugunku mufredatta muallakta bırakıldığı için uzun yıllardır devlet okulu değildir. İçeride derslerin yarısı Turkçe yarısı Yunancadır. Fakat Turkçe mufredatın içerisinde tamamen Turkiye'deki imam hatiplerde olduğu gibi fıkıh, hadis gibi İslam ile ilgili bir suru dersler bulunur. Zaten Yunan hukumetinin kaldırdığı butun dersler Turkçedir, din dersleri de Turkçe verilir."

' MEDRESEDEN DİN DERSLERİNİ KALDIRDIĞINIZ ZAMAN, ZATEN BİR ANLAMI KALMIYOR MEDRESENİN'

Ailelerin çocuklarını medreseye din dersi almaları için goturduklerini soyleyen Dede, ailelerin din derslerinin medreseden kaldırıldığı takdirde bir anlamının kalmayacağı goruşunde olduklarını dile getirdi. Dede, bugun Batı Trakya'da Kemalistler-İslamcılar diye bir ayrımın artık kalmadığını savundu:

"Syriza'nın aldığı bu kararla lise son sınıfta size lazım değil Turkçe dersleri, nasıl olsa Yunan universitelerinde okuyacaksınız diyerek Turkçe ve din dersleri kaldırıldı. Artı Yunanistan'daki bu iki medresede bir fazlalık vardır. Osmanlıca da vardır. Osmanlıcanın konuşma dili Turkçe ama yazı dili Arapça. Dolayısıyla onlar o dersi de kaldırıyorlar. Buradaki sıkıntı şu, boykotu yapanlar da şunu soyluyorlar: 'Zaten biz çocuğumuzu din dersi alsın, Kur-an oğrensin diye goturuyoruz ve resmi olarak zaten tanımışsınız orta okul, lise statusunde. Seçme ozgurluğu vermişsiniz, isteyen Yunan devlet okulunu seçebiliyor, isteyen medreseyi seçebiliyor. Şimdi medreseden din derslerini kaldırdığınız zaman zaten bir anlamı olmuyor medresenin. Biz de çocuklarımızı Edirne'deki veya Turkiye'nin başka yerlerine gondeririz' şeklinde protesto ettiler. İki gun boykot ettiler bu kararı. Hukumet ile tekrar bu konuda muzakereye oturuldu, kararlılar. 40 dakika bir ders saati. Yunan hukumeti lise son sınıflarda 40 dakika bile Turkçe dersine ayırmamış. 40 dakika ile hiçbir şey olmaz. Din dersleri olmadıktan sonra zaten medrese imam hatip demenin anlamı kalmaz. Talepleri bu noktada velilerin ve encumenlerin bu noktadaki istekleri zaten kendi var olan hakları. Lozan'dan veya Osmanlıdan kalan hakları dışında bir adım zaten fazla bir şey istemiyorlar. Arapça dersi de var. Arapça deyince ikiye bolelim. Bir yazı şekliyle Arapça, Kur-an dersini Turkçe goruyorlar. Ama gordukleri dersin hocası Turkçe konuşuyor. Ama Arap dilini oğreniyorlar. Fakat mesela peygamberin hayatını oğrendikleri bir ders var, tamamen Turkçe veya peygamberin sozleri tamamen Turkçe. Bugun de Turkiye'deki AK Parti iktidarı hem donemin Ataturkçulerinin kurduğu hem Celal Bayar okulu olsun hem de medrese olsun hepsi fikriyatta birleşmiş durumdalar. Bugun Batı Trakya'da Kemalistler-İslamcılar diye bir ayrım yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan geldiğinde Gumulcine'deki Celal Bayar okulunun bahçesinde oğrencilere konuşmuştu bir sene once. O donemin bolunmelerini duşunduğumuzde bugun AK Parti sempatizanı, çoğunluğu İslamcı olan bir huviyete donuştuğunu de soylememiz mumkun."