Özet (TL;DR) @ 2018-11-25 08:18:04.011540: Devlet, sivil toplum kuruluşları ve halk birlikte çalıştı; Türkiye’de doğa korumanın sembolü olan kelaynak uçurumun kenarından döndü. Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin ‘Yok Olmak Üzere’ kategorisinden…
Yaşı ileri olanlar bir zamanlar Şanlıurfa Birecik semalarında kelaynaklar uçtuğunda gokyuzunun kapandığını soyler. Tarlaların arasında dolaşarak bocekleri temizlediklerini, bu yuzden yorede bolluk ve bereketin sembolu kabul edildiklerini anlatırlar. Ama sonra DDT denen ilaç girdi hayatlarına. Yabanda ne canlı varsa oldurdu. 1986'ya gelindiğinde kala kala beş çift kelaynak kalmıştı yeryuzunde.
İlk kıvılcımı, o zamanlar Milli Parklar'da gorevli olan, aynı zamanda Turkiye doğa koruma tarihinin koşe taşlarını oluşturan Tansu Gurpınar, kuş gozlemcisi Belkıs Balpınar (Acar) ve Alman kuş fotoğrafçısı Udo Hirsch yakar. Daha sonra memleketin bu alanda efsane kurumlarından biri olacak Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin temelleri de kelaynakları korumak için atılır.
İlerleyen yıllarda koruma bayrağını
Doğa Derneği alır ama halkın,
devletin ve diğer STK'ların çabaları da 20 yıl kesintisiz devam eder.
Daha yolumuz var Bu çalışmalar artık meyvelerini vermeye başladı. Buyuk
badireler atlatan kelaynakların sayısı bugun 250'yi buldu. 15 yıldır
kelaynakların korunması için çalışan Doğa Derneği'nin Genel Koordinatoru Dicle
Tuba Kılıç, "Bu başarı, hala yuzleşmekte olduğumuz buyuk tehditlere rağmen
uzun soluklu koruma programlarının, turleri yok olmaktan kurtarabileceğini
gosteriyor" diyor. Kılıç'a gore Milli Parklar teşkilatının Birecik'te 50 yıla
yakındır devam eden projeleri, bu noktaya ulaşılmasındaki temel nedenlerden.
Artık yok olma sınırında değiller ancak onlar için yapılması gerekenler de
bitmiş değil. Kılıç şoyle anlatıyor: "Kelaynakların nesli halen dunya
olçeğinde tehlikede ve Turkiye'de yapılması gerekenlerin yalnızca birinci
aşaması tamamlandı. Yani yarı yabanıl nufusun ciddi bir şekilde artması
sağlandı. Asıl gayretimiz, Turkiye'de eskisi gibi sağlıklı ureyen, kendi
kendine devamlılığını sağlayan ve goç eden bir kelaynak nufusunun oluşması."
Bal gibi ormanlar
Turkiye'de bal ormanlarının sayısı 424'e ulaştı. Önumuzdeki yıl da kurulmalarına devam edilecek. '5 bin koye 5 bin gelir getirici orman' projesiyle ise 4 bin koye meyve ormanı yapıldı. Sayı 2019'da 5 bine tamamlanacak.
Turkiye İstatistik Kurumu verilerine gore ulkemiz 21 milyon 500 bin hektar ormanlık alana sahip. Bu da toplam alanın yuzde 27.6'sına denk geliyor. Gezegenimizin ve insanlığın gidişi her ne kadar ormanların korunmasını zorlaştırsa da çozume yonelik çabalar da umut veriyor.Orman varlığının korunmasını onlarla iç içe yaşayanların da varlığına bağlayan çalışmalar onemli bir adım. '5 bin koye 5 bin gelir getirici orman' projesi bunlardan biri. Proje kapsamında 4 bin koyde 10 milyon fidan toprakla buluştu. Bu fidanlar ceviz, badem ve fıstık çamı gibi gelir getirici ağaç turlerinden oluşuyor. Önumuzdeki yıl da 1000 koye meyveli ağaç ormanı yapılacak. Butun masraflarını devletin karşıladığı bu ormanlar, 49 yıllığına kurayla orman koylusune dağıtılacak. Turkiye doğası için hayati onemde guzellik taşıyan bir diğer proje de bugune kadar 424 adet kurulan bal ormanları. Buna onumuzdeki yılın sonuna kadar 108 adet daha eklenmesi hedefleniyor.
En az 20 hektarlık alanlardan oluşan bal ormanları akasya, akçaağaç, ıhlamur, kestane, ormangulu, okaliptus, keçiboynuzu, demir ağacı, katalpa, sofora, kekik, sandal, kocayemiş, kızılcık, dağ muşmulası, alıç, ahlat, soğut, yabanmersini, hayıt, hunnap gibi turlerin bolgeye gore uygun karışımlarından oluşuyor.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.