Özet (TL;DR) @ 2018-11-23T20:05:00.000Z: Ergin Yıldızoğlu’na göre, AB ile Brexit anlaşmasını, parlamentosunda onaylaması gereken Britanya’da tüm siyasi taraflarda ‘bölünmüşlük’ var. Britanya’nın tek başına güçlü durmasının ‘fantezi’ olduğunu…
Ergin Yıldızoğlu'na gore, AB ile Brexit anlaşmasını, parlamentosunda onaylaması gereken Britanya'da tum siyasi taraflarda 'bolunmuşluk' var. Britanya'nın tek başına guçlu durmasının 'fantezi' olduğunu belirten Yıldızoğlu, AB'nin de uyelikten çıkmaya yeltenecekleri duşunerek 'cezalandırma' niyetini anımsattı.
Avrupa Birliği (AB) ile Britanya hukumeti, Britanya'nın birlikten ayrılmasına dair anlaşma uzerinde uzlaşmaya vardı. Ancak Britanya'ya bağlı Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasında 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması ile açılmış sınırlardan, İskoçya'nın bağımsızlık arzularının kamçılanmasına, Fransa ile balıkçılık sahalarından İspanya ile Cebelitarık meselesine uzanan bir dizi sorun devam ederken, anlaşmanın Britanya parlamentosunda onaylanıp onaylanmayacağı da belirsiz. Başbakan Theresa May hukumeti anlaşma yuzunden iyice zora duşerken, Londra'da tum siyasi cepheler bolunmuş gorunuyor.
Brexit'in Britanya ve AB için getirip goturduklerini Cumhuriyet gazetesi yazarı ve iktisatçı Ergin Yıldızoğlu ile konuştuk.
' BRİTANYA SİYASETİNDE BÖLÜNMÜŞLÜK'
Ergin Yıldızoğlu'na gore AB ile yapılan Brexit anlaşması ulkede pek çok çelişkiyi ortaya serdi. İktidardaki Muhafazakar Parti'nin de anlaşmasız birlikten çekip gitme yanlısı aşırı sağcıların da İşçi Partisi'nin de net çizgiler ortaya koyamadıklarını belirten Yıldızoğlu, her tarafta bir bolunmuşluğun hakim olduğunu anlattı:
"Bu anlaşma birçok çelişkiyi birden ortaya çıkardı. Bunlardan bir tanesi muhafazakar partinin içi karmakarışık hale geldi. Aşırı sağcılar kendi projelerini ilerletmek için kollarını sıvamış vaziyetteler ve başbakanı devirmek için çalışıyorlar. Çunku onlar aslında anlaşma yapmadan paldır kuldur çıkmaktan yanalar. Bu konuda kendi ozgu goruşleri var. İngiltere'yi yeniden nasıl şekillendireceklerini dair planları var. Öbur taraftan İngiliz İşçi Partisi'nin durumu da problemli. Onlar da bir tulu açık bir çizgi gosteremiyorlar. Bir kısmı kalmaktan bir kısmı ayrılmaktan yana. Jeremy Corbyn bir turlu kendini ikisinden birine bağlayamıyor. Bu da belirsiz halde. Muhafazakar partinin bir kısmı kalmaktan yana bir kısmı bu anlaşmayı desteklemek istiyor.
' İŞ VE FİNANS ÇEVRELERİ DE RAHATSIZ'
Britanya'daki iş çevrelerinin 'ulkenin kendi başına da ayakta durabileceği' goruşundeyken, rahatsızlıklarının su yuzune çıkmaya başladığını anlatan Yıldızoğlu, Londra'daki finans sektorunun de Brexit sonrası 'umduklarını bulamayacaklarının ayırdına varmaya başladıklarını' dile getirdi:
(C) REUTERS / Toby Melville
"Bugune kadar iş çevrelerinden sanayicilerin nasıl olsa bu anlaşmayı yapalım da en azından belirsizlikten kurtulalım dediklerini ve anlaşmanın arkasına geçtiklerini duşunuyorduk. Ama iki gundur sıza haberler anlaşılan onların da çok rahatsız olduklarını gosteriyor. Çunku tedarik zincirlerin ve piyasaların başına ne geleceği konusunda emin değiller. Finans sektoru biz zaten Avrupa Birliği yokken de finans merkeziydik, yine finans merkezi olmaya devam deriz gibi bir duşunce içindeler. Ama tabii dunyanın finans merkezi oldukları zaman başka bir dunya ve İngiltere vardı. Şimdi ise başka bir dunya ve başka bir Avrupa var. Buradaki bankaların hemen hemen hepsinin ozellikle Frankfurt'ta kuçuk dukkanlar kurmaya başladıklarına dair haberleri bir iki senedir okuyoruz. Herhangi bir durumda oraya transfer edebilmek için en azından bir şubelerini ya da karar merkezlerini.
' BAŞINDAN BU YANA HALKTAN SAKLADILAR, IRKÇILIĞI POMPALADILAR'
Brexit'in içinden çıkılamaz hale geleceğinin halktan saklanmasının onemli rol oynadığı goruşundeki Yıldızoğlu, bunun yerine siyasilerin ırkçılığı pompalamak ve olmadık vaatlerde bulunmayı tercih ettiklerini soyledi. İrlanda'dan Cebelitarık'a, İskoçya'dan Fransa ile balıkçılık meselesine pek çok sorunun yerli yerinde durduğunu belirten Yıldızoğlu, işin artık Londra Belediyesi'nin dahi 'ayrı statu' istemesine vardığını anlattı:
(C) REUTERS / Tolga Akmen
"Bu işin içinden çıkılır gibi çıkılamamasının bir nedeni de aslında başından bu işin çıkılmayacağını soylemek mumkundu. Bunu halktan sakladılar. Seçimlere gittiklerinde ırkçılığı pompaladılar, olmadık vaatlerde ulundular, sorunları konuşmak istemediler. Buyuk İngiltere bu işi halleder hikayeleri anlattılar. Geldiğimiz noktada listeye baktığımızda çozulemeyecek noktalar var. Bunlardan bir tanesi İrlanda ile ilgili, bir tanesi Cebelitarık ile ilgili, bir tanesi balık avlama alanlarının kontrolu ile ilgili, İskoçya ile ilgili, İskoçlar kesinlikle Avrupa Birliği'nin içinde olmak istiyorlar, bir daha ayrılma referandumu yaparız diyorlar. Londra Belediyesi bile biz bunu tamamen Avrupa Birliği piyasaları ve ekonomisine bağlıyız, ayrı statu isteriz Londra'da diyor. Çok fazla bir hukuki sonucu yok belki ama bu konuşmayı dillendirip duruyor."
' DÜNYA GÜCÜ OLMA FANTEZİSİ
Brexit surecinde ulkenin kendi ayakları uzerinde durmasına dair iyimserliğin Londra'nın finans merkezi konumunda yattığını, ancak ulke artık eskisi bir 'guç' olmaktan çıktığı için bunun baştan bir 'fantezi' olduğunu vurgulayan Yıldızoğlu, AB'nin de Britanya'yı uyelikten çıkmaya yeltenecek diğerlerini duşunerek 'cezalandırmak' niyeti bulunduğunu da anımsattı:
"Britanya'nın kendi başına kendi kaynaklarıyla yaşayıp ondan sonra Dunya Ticaret Örgutu kuralları içinde bir dunya gucu olma anlatısı tam anlamıyla bir fantezi. Boyle bir gucu yok İngiltere'nin. Sanayisi boyle bir guce sahip değil. İngiltere'deki birçok buyuk fabrika ya Japonların ya Çinlilerin ya Almanların. Avrupa Birliği'ne uretim yapmak uzere bir platform olarak kurulmuş bunlar. O fabrikaların kullandıkları mallar sadece piyasa değil, kullandıkları malların ticaret zincirleri birkaç kere dunyayı dolaşıyor. İngiltere'den bir kere gidiyor, birkaç yerde monte ediliyor, başka yerleri dolaşıyor, ondan sonra tekrar İngiltere'ye geliyor. İnsanın aklının alamayacağı kadar bir karmaşıklık soz konusu orada. Nasıl kendi başına yaşar, Dunya Ticaret Örgutu kurallarına uygun ilişkilere girmeye başladığı zaman karşısında Çin ile tek başına yapmak zorunda, Amerika ile pazarlık yapmak zorunda. Buradaki hayal İngiltere kendisini hala eskisi gibi buyuk bir etkili bir guç olarak goruyor. Halbuki muhafazakar bir gazetenin editoru, 'Biz orta duzeyli bir ekonomiyiz ve siyasi, askeri gucuz, bu işin daha buyuk olduğu fantezisi ile hareket ettiniz, bu hale getirdiniz, batırdınız, şimdi defolup gidiyorsunuz' yazdı. Kuzey Denizi petrolleri bitmek uzere, bitti hatta çoğu yerde. Öyle buyuk bir numara yok Kuzey Denizi'nde. Diğer taraftan nedir Londra'nın finansal merkez olması? Serbestliğinden kaynaklanıyor. Finansın çok rahatlıkla hareket etmesinden kaynaklanıyor. Açıkçası hiçbir anlaşması dışarı çıkmak isteyen en geri muhafazakar kesimin kafasında Singapur gibi bir şey yaratmak var. Avrupa'nın burnunun dibinde Singapur gibi bir şey yaratmaya kalktığınızda herhalde Avrupa'nın nasıl bir direnciyle karşılaşabileceğinizi de duşunmek gerekir. Avrupa piyasasını kendi piyasasını bu kadar dezavantajlı bir konuma duşurmez İngiltere'deki uretim platformları karşısında. Bunu da soyluyorlar zaten. Bu anlaşmanın İngiltere'nin uyeliğinden daha avantajlı hale gelmesine izin vermeyeceğiz diyorlar. Avrupa Birliği'nin surekliliğini sağlamak için çıkan bir ulkeyi cezalandırmak ve bunu gostermek gibi bir niyet de var."
' KÜRESELLEŞME KENDİ ÇELİŞKİLERİ ALTINDA ÇÖKER, ÇOK CİDDİ ASKERİ SONUÇLAR YARATIR'
Kureselleşmeye başından bu yana atfedilen 'olumluluklara' rağmen sonunda mali krizle birlikte merkezle çevre arasındaki emperyalist ilişkinin ve somuru transfer ilişkisinin açığa çıktığını anlatan Yıldızoğlu, son donemde bu duruma başkaldıran İtalya orneğini verdi. Yıldızoğlu, "Kureselleşmenin sonu kendi çelişkileri altında çoker, finansal sonuçlar yaratır, bunlar siyasi sonuçlar yaratır, ondan sonra da çok ciddi askeri sonuçlar yaratır. İlk defa olan bir şey değil kureselleşme" vurgusu eşliğinde şu değerlendirmeyi yaptı:
"Avrupa Birliği'nin çok ciddi sorunları var. Özellikle mali kriz Avrupa Birliği'nin aslında birlik olmadığını, merkezle çevre arasındaki bir emperyalist ilişki olduğunu ortaya koydu. Bir rapor vardı. Maastricht Antlaşması'na kadar birbirlerine benzeyen ekonomiler bu anlaşmadan sonra ayrışmaya başlamışlar. Daha sonra katılan ekonomiler yoksullaşmaya devam etmiş, geride kalmışlar. Dolayısıyla bir de boyle çok açıkça somuru transfer ilişkisi soz konusu. Bu yuzden buna başkaldırıyor birileri. Buna başkaldıran İtalya'ya bakalım. İtalya iflas etmiş bir ulke. Avrupa Birliği'nden finansmanını sağlayamadığı zaman, kendi ekonomik sistemini de kapitalist sistem içinde tutmaya devam edecekse eğer halkına ot mu yedirecek sonunda? Bu başka turlu olabilir. Avrupa Birliği'nden çıkarken aynı zamanda yeni bir servet dağılımına, kaynak dağılımına ve ekonomi orgutlenmesine doğru giderseniz, teorik olarak soyluyorum, pratikte nasıl kavga gurultulere yol açar, savaşa yol açar mı gibi konular bir yana, belki yaşamak mumkun olabilir. Ama oyle bir entegre olmuş vaziyette ki ekonomik olarak… Borçları var, onları odemekten vazgeçerse ekonomik olarak yeni kaynak elde etmekten vazgeçmek gibi bir durum kalacak. Bunu Çinlilerden mi Ruslardan mı nereden karşılayacak, bu para nerede var? İtalya çunku çok buyuk bir ekonomi, İtalya'yı almak biraz zor. Kureselleşmenin sonu kendi çelişkileri altında çoker, finansal sonuçlar yaratır, bunlar siyasi sonuçlar yaratır, ondan sonra da çok ciddi askeri sonuçlar yaratır. İlk defa olan bir şey değil kureselleşme."
' AB, TÜRKİYE'Yİ HİÇBİR ZAMAN ÜYE OLARAK ALMAYACAK'
AB'de hal boyleyken son donemde Turkiye'den birliğe verilen 'uyelik hedefinin devam ettiği' mesajları ve AB heyetiyle siyasi diyalog toplantısını da değerlendiren Yıldızoğlu, Avrupa'nın diplomasi gereği Turkiye ile bağlarını kopartmayacağı ancak hiçbir zaman Turkiye'yi de uye kabul etmeyeceğinin bilindiğini anımsattı. Buna karşılık Avrupa'nın Turkiye ile ilişkilerini yavaş yavaş başka yonde şekillendireceğini belirten Yıldızoğlu, Turkiye'deki siyasal İslamcı iktidarın da AB ile ilişkilerini işine geldiği şekilde işletmesinin kendi dunya goruşleri ve projeleri icabı normal olduğunu ekledi:
(C) REUTERS /
"Avrupa diplomasi gereği Turkiye ile bağlarını koparmaz. O bağlar gerçek halden çıkar fanteziye donuşur. Yok diyalog olsun, yok alışveriş olsun vs. bu bağlar kopup da 'Biz seni istemiyoruz, gelme, ne halin varsa gor' demez. Çunku Turkiye ekonomisinin ve Turkiye'nin ekonomik coğrafyasının hem ekonomik hem kulturel olarak Avrupa sermayesine açık kalması gerekiyor, kullanılabilir halde kalması gerekiyor. Bu olasılığı Avrupa terk etmez. Ama buna karşılık da yavaş yavaş Turkiye ile ilişkilerini başka yonde şekillendirmeye devam eder ve ediyor da zaten. Burada esas olarak Turkiye'nin tutumu belirleyici olacak. Turkiye bir aşamada ben gidiyorum, ne haliniz varsa gorun derse, tamam peki demek durumu var ya da hayır, bir yere gidemezsiniz, biz bir çaresine bakarız duşuncesi de bir yerden ortaya çıkar mı, onu bilmiyorum. Ama bu Turkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin fantezi kaldırmayacak halde gerçekten ortaya çıktığını duşunuyorum. Eskiden boyle bir fantezi vardı uye olacağımıza dair. Boyle bir şey yoktu yani. Turkiye'yi hiçbir zaman uye olarak almayacaklar. Ben bunu 80'lerde gazetecilerin kendi aralarında yaptığı toplantılarda da duydum. Turkiye'nin zaten uye olması soz konusu değildir. Ama şimdi ilişkilerin çok daha problematik bir hale geldiğini goruyoruz. Turkiye'yi yoneten liderliğin şoyle bir anlayışı var; eğer işime gelmiyorsa istemiyorum, geliyorsa kullanmaya devam ederim. İnsan Hakları Mahkemesini kendileri geçmişte defalarca kullandılar, başkaları kullanmaya başlayınca bizi bağlamaz haline geldi. Bunu her yerde her duzeyde goruyoruz. Çunku belli bir dunya goruşleri ve projeleri ve toplum anlayışları var. Bu anlamda eğer bir kere bunu kabul edersek ve bunun ne olduğunu anlayabilirsek o zaman bir suru atılan adımı da anlamak mumkun oluyor. Ben herhangi bir tuhaflık gormedim, gayet tutarlı. Ben her zaman tutarlı olduklarını duşunuyorum."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.