Özet (TL;DR) @ 2018-11-22 08:02:02.880060: Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü tarafından Antalya'nın Alanya ilçesindeki Kadıini Mağarası'nda yapılan kazı çalışmalarında, 100'ü aşkın insan…



DHA

22.11.2018 - 09:53 22.11.2018 - 09:59 Son Guncelleme : 22.11.2018 - 09:59

SDÜ Fen Edebiyat Fakultesi Antropoloji Bolumu tarafından Antalya'nın Alanya ilçesindeki Kadıini Mağarası'nda 100'u aşkın insan iskeleti kalıntısı bulundu. Anadolu'daki en yoğun buluntunun tespit edildiği mağara içi olu gomme alanı olarak tanımlanan, 400 ile 800 metre arasındaki noktada elde edilen buluntuların, 5-7 bin yıl oncesine ait olduğu değerlendiriliyor.

Antropoloji Bolumu Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Nalan Damla Yılmaz Usta, Ekim 2017'de Kultur ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan izinle Alanya Arkeoloji Muzesi başkanlığındaki bir ekiple başlayan bilimsel çalışmalarla Anadolu'nun insanlık tarihine ışık tutacak yeni verilere ulaştıklarını soyledi. Dr. Usta, "İskeletler, Kalkolitik ve Tunç Çağı'nda insanların biyolojik ve morfolojik ozelliklerine ışık tutabilecek verileri içeriyor. Anadolu'da ozellikle Erken Tunç Donemi'nde bu denli yoğun bir buluntu literaturde yok. Alanya tarihinde insanlık açısından bu kadar eskiye dayanan çok sayıda buluntu olmamıştı. Bu çalışmayla o donemdeki Alanya'nın kultur tarihini aydınlatacağız" dedi.

Buluntuların bir diğer oneminin de Anadolu'da ilk kez bu denli yoğunlukta mağara toplu mezarın gun ışığına çıkarılması olduğunu vurgulayan Dr. Usta, keşfin Ekim 2017'de Akdeniz Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (AKÜMAK) ve Anadolu Speleoloji Grubu Derneği (ASPEG) uyelerinin faaliyetleri sırasında tesadufen gerçekleştiğini aktardı. Dr. Nalan Damla Yılmaz Usta Usta, şoyle konuştu: "Mağaracılık ekibinden birkaç arkadaş Antropoloji Bolumu olarak bize ulaştı. Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı Başkanlığından Dr. oğretim uyesi Hilal Yakup İpekoğlu ile birlikte anılan bolgeye gittik. Daha sonra Kultur ve Turizm Bakanlığı izniyle Alanya Muze Mudurluğu başkanlığında çalışmalara başladık. Alanya Muzesi Muduru Seher Turkmen başkanlığında Kadıini Mağarası'nda kurtarma çalışmaları gerçekleştirdik. 5 gun boyunca 100'u aşkın insan iskeleti buluntusunu bilimsel olarak arkeolojik kazı ve veri toplama yontemlerini uygulayıp çıkardık, kataloglamasını yaptık, çizim ve fotoğraflama işlemlerinden sonra Kadıini Mağarası dışına çıkardık. Burada sadece iskelet bulmadık. Arkeolojik buluntular da vardı. İskelet kalıntılarını Alanya Muzesi'nin izniyle SDÜ Antropoloji Bolumu'ne getirdik. Analizlerimiz, incelemelerimiz devam ediyor. İskeletlerin uzerinde çalışmalarımızı surduruyoruz."

  • 'BAZI ÖRNEKLER GÖMÜLDÜĞÜ ŞEKİLDE DURUYOR'

Kalıntıların 400 ile 800 metreler arasında kaldığını ve duz bir yolda değil, mağaranın içindeki kollarda bulunduğunu soyleyen Dr. Nalan Damla Yılmaz Usta, "Mağarada yıllar içinde su basmaları ve çokmeler gibi birçok hareket olmuş ve bazı kemikler birbirine karışmış durumdaydı. Bazı açmalarda balçığın içinde bir karışma durumu soz konusuydu. Ama bazı ornekler gomulduğu şekilde duruyor, bazıları da mağara zeminine zamanla biriken karstik çokeltiyle birleşmişti. Şimdi orneklere baktığımızda kafataslarının uzerinde bir tabaka var. Bu tabaka karstik oluşum ve tamamen kemiğe yapışmış durumda. Laboratuvar ortamında kuçuk kazıma işlemiyle bunların bir kısmı çıkarılabildi. Ama çoğunluğu yine kemikler uzerinde mevcut. Bu oluşumla kaplanmayan iskeletler de var tabii ki" diye konuştu.

  • 'İSKELETLER ÇOK FAZLA BOZULMADAN GÜNÜMÜZE GELEBİLMİŞ'

Alanya tarihinde insanlık açısından Kalkolitik ve Eski Tunç çağlarına tarihlendirilen bir buluntu geçmediğini de belirten Dr. Usta, şoyle devam etti: "Bu açıdan onemli. Tabii mağaradaki 1950'li yıllarda Prof. Dr. Kılıç Kokten hocamızın yaptığı çalışmalarda Üst Paleotik Donem'e ait insan izleri, kalıntılar ele geçmiş. Ama bunlar sınırlı sayıda. Şimdi ise mağaranın içinin insanlar tarafından çok yoğun kullanıldığına dair bilgiler sunması açısından bu iskeletler onemli. Aynı zamanda Anadolu'da ozellikle Erken Tunç Donemi'ne tarihlendirilen iskelet serisine de çok rastlanmıyor. İskeletlerin korunma durumu çok iyi. Çunku mağaranın içerisindeki demir iyonları kemiğe işlemiş ve kemiğin yapısını oldukça sertleştirmiş. İskeletler çok fazla bozulmadan gunumuze gelebilmiş ve Anadolu'nun bu donemine ışık tutabilmeleri açısından gerçekten onemliler. İskeletler Kalkolitik ve Eski Tunç çağlarında insanların biyolojik, morfolojik ve kulturel ozelliklerine ışık tutabilecek onemli veriler içeriyor."

  • 'ÖLÜ HEDİYELERİNE DE RASTLADIK'

SDÜ'de iskeletlerin yaşlandırmasıyla ilgili çalışmaların surduğunu de vurgulayan Dr. Nalan Damla Yılmaz Usta, sonuç netleştiğinde yayın halinde bunun da bilim dunyasına sunulacağını belirtti. Bu iskeletlerin neden mağaranın içinde olduğu sorusuna yanıt aradıklarını soyleyen Dr. Usta, "Bu topluluk mağaranın çok derin kısımlarını olulerini gomdukleri alan olarak kullanıyorlardı. Çunku bunların arasında arkeolojik olarak olu hediyelerine de rastladık. Bazı iskeletler uzerinde yakıldıklarına dair izler de var. Bunun da olu gomme gelenekleri açısından anlamı var. Belki de hasta olan bireylere hastalığından kurtulsun ve arınsın diye boyle bir işlem uygulanıyordu" dedi.

  • 'ÖLÜM YAŞLARINI SAPTAMAYA ÇALIŞIYORUZ'

Şu an bireylerin demografik ozelliklerini ortaya koymaya çalıştıklarını anlatan Dr. Usta, şunları kaydetti: "Bireylerin olum yaşı, ortalama omur uzunluğu neydi? Bebek ve çocuk olumleri oranı nasıldı? Kemiklerinde iz bırakan hastalıkları nelerdi? Enfeksiyonel hastalıklar, travma var mıydı? Epigenetik yani olçulemeyen varyasyonlar ne sıklıktaydı? Eser element analizi yaparak ve bu buluntuların yanında elde ettiğimiz bazı arkeolojik materyalleri de değerlendirerek, bu insanlar neyle besleniyorlardı? Ağız ve diş sağlıkları nasıldı? Anadolu'da ve dunyada bu topluluğa yakın kimler var? Kemikleri ve dişlerinden hastalıklarını saptamaya uğraşıyoruz. Bunlar hakkında verilere ulaşabileceğiz. Genel anlamda inanç sistemlerine de dair ipuçları sağlayabileceğimizi duşunuyorum. Kısacası Kadıini insanlarının yaşamlarını anlamaya çalışacağız. Son olarak, Kadıini insanları için muhtemelen yerleşik hayata geçmiş hem tarımla uğraşan hem de hayvancılıkla uğraşan topluluktu diyebiliriz."