Özet (TL;DR) @ 2018-11-12T13:23:55.000Z: 8. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında ‘Ustalık Sınıfı’ söyleşisi gerçekleştiren Nuri Bilge Ceylan, "Ben kendimi usta saymıyorum, öğrenci gibi görüyorum" dedi.
Malatya Buyukşehir Belediyesi tarafından, T.C Kultur ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Mudurluğu ve Malatya Valiliği'nin katkılarıyla 9-15 Kasım 2018 tarihinde duzenlenen 8. Malatya Uluslararas ı Film Festivali, film gosterimleri ve paralel etkinliklerle devam ediyor.
Bugun yonetmen Nuri Bilge Ceylan , festival bunyesinde duzenlenen ' Ustalık Sınıfı' soyleşisinde Malatyalı sinemaseverler ve basın mensuplarıyla buluştu. Ceylan'ın soyleşisine ilgi oldukça yoğundu. Ceylan'ın uzun yıllardır arkadaşı, yonetmen Mehmet Eryılmaz, soyleşinin moderasyonunu gerçekleştirdi.
Kariyerinin başında yaşadığı zorluklardan yeni filminde odaklandığı konulara, sanat hakkındaki duşuncelerinden kendisini etkileyen konulara kadar çok farklı konularda dinleyicilerden gelen soruları cevapladı.
" BEN KENDİMİ USTA DEĞİL ÖĞRENCİ GİBİ GÖRÜYORUM"Genel olarak soru-cevap şeklinde ilerleyen soyleşide Nuri Bilge Ceylan, sozlerine uzun suredir Turkiye'de boyle bir Master Class yapmadığını, tanıdık simalar gormekten mutlu olduğunu soyledi. Ceylan, sozlerine şoyle devam etti:
"Ben kendimi usta saymıyorum. Benim penceremden oyle değil. Ben oğrenci gibi goruyorum kendimi. Sinema sonu olan, bilinen bir şey değil, devamlı oğrenilen bir şey. Ben buraya bildiklerimi değil yanlışlarımı da anlatmak için geldim. Bazen en buyuk oğretmen yaptığımız yanlışlar oluyor. Bildiğimi zannettiğim şeyleri hemen unutuyorum. Onlar ilgi alanıma girmiyor. Eksiklerimi yanlışlarımı çekinmeden paylaşmak isterim. Sinema yapmak benim için bir tur itiraf alanı aslında. Kendim de film seyrederken aslında bir tur itiraf ararım. Bildiklerini anlatan oğretmen gibi filmlerden canım sıkılır."
" SİNEMA HENÜZ DOSTOYEVSKİ'SİNİ ÇIKARAMADI"
'Neden sinema?' sorusunu ise Ceylan, şoyle yanıtladı:
"Onu tam olarak bilmiyorum. Belki roman yazma yeteneğim olsaydı onu tercih edebilirdim. Yalnız uretme olanağı sağladığı için. Sinema benim için daha kolay, yapabildiğimi duşunduğum bir alan. Ama edebiyatı çok severim. Belki sinemadan bile çok severim. Bana her zaman daha derine inebilmiş bir sanat olarak gorunmuştur. Tabii daha uzun da bir geçmişi var. Sinemanın tam olarak bir Dostoyevski çıkarabildiğini duşunmuyorum henuz."
" SİNEMA YAPMAYA ASKERDE KARAR VERDİM"
Sonrasında sinema yapmaya nasıl karar verdiğinden bahseden Ceylan, yonetmen olmaya askerde karar verdiğini anlattı. Ceylan, sozlerini şoyle surdurdu:
"Askerde karar verdim sinema yapmaya. Bunun nedeni uzun suren yalnızlık. Askerde çok yalnızdım. Çok kitap okuyordum. Bu, hayatım için daha buyuk kararlar vermeme neden oldu. Okul bitmişti, hayat boş geliyordu, ne yapacağımı bilmiyordum. Denize duşen yılana sarılır durumu oldu. Kitaplar aldım, tekniğini bilirsem bu işi hallederim gibi geliyordu. Pek tanıdığım yoktu, çok kuçuk bir zumrenin elinde gibi geliyordu sinema. Onun için sadece kendi kişiliğime uygun yeni bir yontem yaratma durumunda kaldım."Seyircilerden gelen 'Karakterlerinizi seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?' sorusuna Ceylan şoyle cevap verdi:
"Muhakkak ki insan doğasının kendime gore şaşırtıcı birtakım niteliklerini ortaya çıkarabilecek bıçak sırtı durumlar ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Beni heyecanlandıracak durumları ortaya çıkarabilecek karakterler, olaylar yaratmaya çalışıyorum. Son filmde senaryoyu birlikte yazdığımız Akın'ın babasından ilham aldım. Karakteri çok ilgimi çekiyordu, aynı yansımaları babamda da goruyordum. Diş geçiremediğim, acısını çektiğim, kendime bile itiraf etmekten çekindiğim biraz karanlık bolgelere dalmak istedim."
" KENDİNİZDEN BİLE SAKLADIKLARINIZI KARAKTERİNİZE SÖYLETİRSİNİZ"
Konuşmanın başında, sanata yaklaşımını itiraf olarak değerlendirmesine yonelik gelen bir soruya ise Ceylan şoyle yanıt verdi:
"Sanat oyle bir şey ki normal hayatta soyleyemeyeceğiniz, kendinizden bile sakladığınız şeyleri daha guvenli bir mesafeden bir karakterinize yukleyerek soylemenizi sağlar. Bazen icabında reddedilirsiniz. Yine de sizin o konuda duşunmenize ve sizi sağaltmaya yarar. Hepimiz bir oğretmen edasıyla bildiğimiz şeyleri anlatırsak ne anlamı var. İnsan ilişkisi zayıflıklarımız uzerinden kurulur. Bir insanla arkadaş olmak isterseniz onunla bir adım ileriye gitmek isterseniz, bir itirafta bulunmak gerektiğini hissedersiniz. Çunku gerçek ilişkinin oyle kurulabileceğini duşunursunuz. Kultur denen şeyin itiraf denen mekanizmayı daha çok beslemesi, desteklemesi gerekiyor bir şekilde. En azından cezalandırmaması gerekiyor. Ben kendi zayıflıklarını ortaya koymaya çalışan birine her şeyimi veririm.'
" SİNEMA KALABALIK OLARAK ÜRETİLEN BİREYSEL BİR SANAT"
Sette ekibiyle nasıl çalıştığı yonunde gelen bir soruya başarılı yonetmen bunun teknik bir ilişki olduğunu ifade etti. Ceylan, sozlerini şoyle surdurdu: "Bir anlamda sinema benim için çok kolektif bir sanat değil. Hatta kalabalık içinde hissettiğiniz yalnızlık daha buyuk bir şey. Sette siz bir şeylerle uğraşıyorsunuz ama kimse anlamıyor o an ne yaptığınızı. Sinema kalabalık olarak uretilen bireysel bir sanat. Sizin anlatmaya çalıştığınız o kırılgan şeyin yalnız taşımanız gereken bir şey olduğunu bilyorum."Tarkovski, Kiarostami, Dostoyevski gibi sevdiği yazar ve yonetmenlerden sık sık bahseden Ceylan, hala çok fazla okumak istediği kitap, izlemek istediği film olduğundan soz etti.
Soyleşinin sonunda Malatya Buyukşehir Belediyesi Başkanı Hacı Uğur Polat, Nuri Bilge Ceylan'a festivale sunduğu katkı için teşekkur etti.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.