Özet (TL;DR) @ 2018-11-12 08:21:40.422942: Dost ve kardeş ülke Kore’nin yemeğini yedim, çayını içtim, müziğine kapıldım. Yalnız müzik ayağı biraz bağımlılık yapıyor, ileri yaşta dikkatli tüketmek lazım.
Aydemir Akbaş "Koreliler sinemayı ele geçirdi" diye isyan etmiş. Canan Karatay da "Veganlık misyonerliktir" demiş... Marketteyim, onumdeki amca da bu ikisiyle benzer bir tondan az once çıkan genç Koreli komşularımıza yağdırıyor ve de misyoner olduklarını iddia ediyor. Demek ki insanların belli bir yaştan sonra gosterdikleri enteresan çatlama emareleri arasında yerli yersiz Koreli duşmanlığı ve kafasının almadığını misyonerlik diye tanımlama da var.Aslında konu kasiyerin "Bak ne guzel, ne sevimli 'iyi gunner' diyor" demesinden açıldı. Amca aldı sazı eline, bırakmıyor: "Bunlar misyoner. Hıristiyanlık şeyi yapıyorlar, din değiştirmeyi kabul edersen sana 6 bin lira maaş bağlıyorlar." Amca kızar da gider belki umuduyla, "Maaş değil de telif sozleşmesi yapıyorlardır, maaş olsa onun sigortası, stopajı falan iş buyur" diyorum. Umduğumun tersi oluyor, bana donup "Evet işte teklif yapıyorlar, kabul edersen 6 bin" diye onaylıyor.Aslında hiç oyle maaş bağlamalık falan bir durum yok. Sokağın alt tarafında K-Pop kafesi var. Gayet de guzel iş yapıyor. Biliyorsunuz Kore popu ozellikle gençler arasında çok populer. Amca gittikten sonra kasiyer arkadaşla konuyu buralardan guzelce bağlıyoruz: "İster misin aslında Koreli değil de Tatar çıksınlar, Kore dizileri falan tutuyor diye numara yapıyorlarmış mesela" diyor kasiyer. İçimden "İstemem" diyorum, dışımdan gulumsuyorum. Market çıkışı madem bu kadar lafını yaptık diyerek dalıyorum Kore kafesine. Önune gelene misyoner demeyen genç insanlarla biraz takılayım da ağzımın tadı yerine gelsin.İçeri adım atmamla beraber, mekanın yaş ortalaması temiz 10 puan aşağı duşuyor. K-Pop'un bizim yaşlardan meraklıları da ara ara gorulmekle beraber ana kitlesi genç, hatta epey genç. Olsun, biz de daha olmedik. İçerde çok guzel ortam var. Garsonlar da aşçılar da şarkı soyleyip dans ediyor, muşteriler zaten en onde, herkes Korece şarkı soyluyor anlayacağınız. Karaokeye katılmıyorum, bulgogi bibimbap yiyor, karabuğday çayı içiyor, arka arkaya 12 tane K-Pop parçası dinliyorum. Halimden hiç şikayetim yok; yemek guzel, çay guzel, Kore havaları genel olarak neşeli, herkes guler yuzlu, Koreliler Turkçeyi; Turkler Koreceyi harika telaffuz ediyor.Yemeğimi bitirdikten sonra bir sure işimi garantiye almak için bekliyorum, gelip maaş bağlamaya kalkan olmayınca, teşekkur edip kalkıyorum.Yalnız genç Koreli kardeşlerimi amcalara yedirmeyeyim derken kendim K-Pop kuyusuna duşmuş olabilirim. Donduğumden beri dort saattir aralıksız K-Pop dinliyorum. İlk saati BTS ile geçirdim. Grubun yedi uyesini hiç karıştırmadan ayırabilir duruma gelmem zaten o kadar surdu. ¡ ¡ ¡İkinci saatte EXO'ya geçtim. Burada da karşıma 11 genç çıkınca grup uyelerini oğrenmenin surdurulebilir olmadığına kanaat getirdim. YouTube, Twice isimli grupla devam etmemi salık verdi. Birkaç şarkı sonunda kendimi, "Acaba K-Pop şarkıcısı gibi giyinsem olur mu" diye duşunurken yakaladım. Bu durum hoşuma gitmedi ama yine de dolapta bandana bulur muyum diye gidip bir baktım. Yokmuş.Üçuncu saat sonunda senkronize koreografi ve canlı renkler izlemekten biraz sersemlemeye başlamış olabilirim. Şarkıların arasına serpiştirilmiş İngilizce kelimeleri de yeri geldikçe yuksek sesle tekrarlamaktan kendimi alamıyorum.
Dorduncu saat sonunda artık bu yola girerek buyuk bir hata yaptığım kanaatindeyim, şu son klip de bitince kendimi durdurmalıyım... Girl's Generation'a da bir bakıp oyle durmak ya da...
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.