Özet (TL;DR) @ 2018-11-10 08:20:19.824685: İçinde ne olduğunu bilmeden taşıdığı flaş diskten bazı gizli bilgiler çıkınca kendini tehlikenin tam ortasında bulan bir kadın... Ayşe Kulin, 33’üncü romanı ‘Son’da bizi bir polisiyeye dahil ediyor.…
Kitab ınızın adı 'Son'. Sanki veda eder gibi, biraz huzursuz etti. -Beni de etti (Guluyor). Adını 'Son' koyduk ama sonradan rahatsız oldum. Acaba o 'son'dan bana doğru bir ruzgar eser mi diye duşundum.
Sonkitap gibi mi?
-Evet, son kitap gibi. Başka yazamam gibi bir hisse kapıldım. Adını 'Son Duğum'e çevirmek istedim ama kapağın çalışması yapılmıştı ve tam kafamdaki kapaktı. O yuzden adı boyle kalsın dedim. Bir de benim bir romanımdaki bir karaktere başka bir romanımda da rastlarsınız. Bunu Attila İlhan yapardı, bana da arkadaşıma rastlamışım gibi gelirdi. O duyguyla aynısını yapmaya başlamıştım ama ayarını kaçırmamak lazım. Ben buna son vereyim dedim. Karakterim Esra, 'Korduğum' romanımda çok çekmişti. Bu kitapta o kız huzura kavuşsun dedim. Son'u bu anlamda duşunelim.
E ğitimi de
g uncellemek gerek
Bir karakteri ba şka bir romana taşımayı devam ettirecek olsaydınız kimi
devam ettirirdiniz?-O gucu kendimde bulabilsem bu kitapta bahsettiğim
Mustafa N'yi devam ettirirdim. O, Mustafa Necati'dir (Eski Milli Eğitim
Bakanı) ama 'Mustafa N' olarak yazdım çunku bu bir yerde kurgudur. Bir
milletin oluşmasında, ilerlemesinde en onemli oğelerden biri eğitim. Ve şu
anda kendi ulkemde eğitim perişan bir halde. Bunu bir roman konusu yaparak
işleyeyim mi, karar veremedim. Turk halkı maalesef çok yakın geçmişini dahi
bilmiyor. Kurtuluş Savaşı'nı, bu ulkeyi hangi şartlarda elimize aldık,
bilmiyor. Hiçbir şeyi sorgulamıyor.
Neden b oyle?
-Genlerimizde eğitim geni eksik. Osmanlı, burokratını, askerini eğitmiş ama halkını eğitmemiş. Halkta okuma ve sorma kulturu yok. Medreselerde biat ederek, ezberleyerek oğreniyorsunuz. Mantığına, zamana uymayan şeyler var ama sorgulama yok. Asırlar bunun uzerine inşa edildiğinde insanlar kendilerine her soyleneni hemencecik kabule hazır bir hale geliyor. Bunun değişmesi için Kurtuluş Savaşı'ndan sonraki eğitimciler çok gayret sarf etti. Bugun televizyonu açıyorum, profesor, belki de rektor, bana ataların ve dedelerin çok onemli olduğunu soyluyor, 'Onlar ne derse odur' diyor. Yok oyle bir şey. Eğitimi guncellemek lazım. 'Son'a Mustafa Necati'yi dahil ettim ama keşke kitabını yazmaya gucum olsa. Çok ciddi bir çalışma ister. Yorgunum, yaşlıyım, vakitsizim, bilemiyorum.
Senede bir sizden yeni kitap haberi al ıyoruz. Yorulmuyor musunuz?
-Hayır çunku yazmaktan çok keyif alıyorum. Bir de ben romancı olmak için çok bekledim. 20 yaşlarımda gazetelere de yazıyordum ama bir yayıncıya bir kitabımı okutabilmek için çok bekledim. Okuyup da beğenmediler değil, okumadılar bile. Romancılığa geç başladığımdan kaybettiğim zamanı telafi etmek için hep yazdım. Fazla zamanım yok. İnsan omru de, kafası da bir yere kadar. Onun için evet, şimdi daha telaşlıyım. Soyleyecek lafım varsa soylemek istiyorum. Daha en iyi kitabımı yazmadım.
Tepki romanlar ı yazdım
İlk romanınızdan bugune nasıl değiştiniz?-İlk romanım dort hikaye kitabından sonra geldi. 'Adı: Aylin'. Yakınımdı. Onu kaybettikten sonra 'yaşasın' diye yazmıştım. O kitap beni meşhur etti. Öykulerimde, koylerde kasabalarda okutulmayan, istismar edilen kadınların hikayelerini yazmıştım. Romanlarımda da bunu yapmaya başladım. Tepki romanları yazdım. 'Birgun'u Leyla Zana'nın hapse girdiği gun yazmıştım, 'Bora'nın Kitabı'nda Turkiye'deki ensesti irdeledim. Daha çok farkındalık yaratmaya çalıştığımı hissediyorum. Son yıllarda da, ozellikle 'Handan' romanımdan itibaren kendi yaşadığım yıllara ışık tutmak istedim. 30 sene sonra romanımı okuduklarında, bilsinler ki benim yaşadığım yıllarda bunlar oldu.
O kitaptan sonra, ba şka bir soru sormaya başladım
"Romancılar arasında kendilerini pek onemseyen arkadaşlarımız da var ama, roman sinemanın, televizyonun olmadığı zamanlarda insanlara iyi vakit geçirtmek için yazılmış anlatılardır. Romancının işi de insanlara iyi vakit geçirtmektir. Onun için boyle romancıların Tanrı-adam kişiliklerine burunmeleri beni her zaman biraz guldurur. Ben bir kitap okudum. İlkokulu bitirmemiş bir kişi, çop toplayan insanların hayatlarını yazmıştı. Ki ben onlara yanlarından geçerken yollarda pislik yapıyorlar diye çok kızardım. Ama o kitaptan sonra, başka bir soru sormaya başladım: Benim ulkemde nasıl bir sistem varsa insanları hayatlarını başkalarının çopunu deşerek kazanmaya mecbur kalıyor. Evleri yıkılıyor, kendi memleketlerinden kopup geliyorlar vs... Burada yapabilecekleri iş bu. O kitabı onlardan biri olarak okuduğunuzda, onlara artık kızamazsınız. Roman size yaşamadığınız dunyaları, bilmediğiniz evleri açar, empati duygularınızı harekete geçirir. İyi bir doktor olmak için tıp kitapları, iyi bir savcı olmak için hukuk kitapları okursunuz ama roman okuduğunuzda daha iyi bir insan olmayı oğrenebiliyorsunuz."

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.