Özet (TL;DR) @ 2018-11-08T23:59:00.000Z: Gülriz Şen, İran ekonomisinin yaptırımlardan kaynaklı sarsılması durumunda devlet-toplum ilişkilerine kötü yansımaları olacağını, bunun sonucunda devletin daha baskıcı bir hale geleceğini ifade etti.…
Gulriz Şen, İran ekonomisinin yaptırımlardan kaynaklı sarsılması durumunda devlet-toplum ilişkilerine kotu yansımaları olacağını, bunun sonucunda devletin daha baskıcı bir hale geleceğini ifade etti. Şen, AB ulkeleri ve diğer ulkelerin de katılabileceği meşru ticaret kanallarını açık tutacak yeni bir mekanizma tasarlandığını belirtti.
(C) REUTERS / Jonathan Ernst
ABD, İran'a yonelik yaptırım paketinin ikincisini 5 Kasım'da uygulamaya başladı. Trump yonetimi geri adım atmayacakları mesajını verirken, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, yaptırımlardan 'korkmadıklarını' ve yaptırımları deleceklerini belirtti. İran'ın maruz kaldığı ABD yaptırımlarının İran siyasetine olası etkilerini TOBB Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bolumu Öğretim Üyesi ve İran uzmanı Doç. Gulriz Şen ile konuştuk.
' İRAN'IN ÜMİDİ AVRUPA BİRLİĞİ, RUSYA VE ÇİN'DEN GÖRECEĞİ DESTEK'
Gulriz Şen, İran'ın yaptırımlara rağmen umitli olmasının Avrupa Birliği (AB), Rusya ve Çin'den goreceği destek ile yakından ilişkili olduğuna değindi. Şen, AB ulkelerinin kendileri ve diğer ulkeler için meşru ticaret kanallarını açık tutacak 'ozel amaçlı araç' adını verdikleri bir sistemi geliştirme aşamasında olduğunu soyledi:
(C) Fotoğraf : Twitter
"Cumhurbaşkanı Ruhani başta olmak uzere pek çok İranlı yetkiliden yaptırımların işe yaramayacağını, İran'ın yaptırımları deleceğini duyduk. Burada İran'ın kullandığı en onemli arguman Amerika Birleşik Devletleri'nin başlattığı hukuk dışı uluslararası hamle konusunda aslında çok izole olduğu, burada tecrit edilenin İran değil, ABD olduğu soyleniyor. Burada haklılık payı var. Zira Amerika Birleşik Devletleri esasen işleyen bir anlaşmadan çekilmiş oldu. Nukleer anlaşma yoğun diplomatik bir mesai sonucunda ve dunya guçlerini bir araya getiren, ortak bir zeminde buluşturan bir anlaşmaydı. Ancak Trump yonetimi anlaşmadan çekilerek aslında sadece İran'ı değil, Avrupa Birliği ulkelerini, Rusya ve Çin'i de karşısına almış oldu. Bu noktada hem Avrupa'dan hem Rusya ve Çin'den gelen açıklamalara bakıldığında Amerikan yonetiminin yaptırımlar siyaseti ve İran uzerindeki baskıyı artırması tasvip edilmiyor. İran'ın yaptırımlara karşı aslında biraz daha umitvari olmasının nedeninde Avrupa Birliği, Rusya ve Çin'den goreceği destek yatıyor. Ama bu pratiğe nasıl yansıyacak meselesi onumuzdeki gunlerin en onemli sorusu. Avrupa Birliği ulkeleri epeydir meşru ticaret kanallarını açık tutacak bir mekanizma uzerinde çalışıyor. Özel amaçlı araç adını verdikleri bir sistem uzerine çalışıyorlar. Önumuzdeki sureç içinde bu sistemin ne olçude işleyeceği onemli. Burada karşımıza çıkan temel meseleler şunlar: Öncelikle Avrupalı buyuk finansman ve buyuk şirketler İran'dan zaten Trump'ın kararı neticesinde kademeli olarak çekildiler. O noktada İran ile iş yapacak kurumlar, buyuk şirketler değil orta ve kuçuk olçekteki firmalar olacak. Avrupa Birliği'nin bu firmalara garantiler sağlaması gerekecek. Bu mekanizmayı kurmuş olmak demek bu mekanizmanın ABD'nin yeni yaptırımlarından azade olacağı anlamına da gelmiyor. ABD bunları da yaptırım kapsamına sokabilir. Ancak sistemin ne olçude işleyeceği çok onemli. Bu mekanizma sadece Avrupa Birliği-İran arasında değil, aynı zamanda diğer ulkelerinde katılabileceği bir mekanizma olarak tasarlanıyor. Rusya ve Çin de bu mekanizma uzerinden İran ile faaliyetlerini ve işlemlerini yurutebilirler."
' YAPTIRIMLAR İRAN'DA DAHA BASKICI BİR DEVLETİ BERABERİNDE GETİRECEK'
ABD'nin verdiği muafiyetlerle İran'a kolaylık sağlama amacını taşımadığını belirten Şen, ABD'nin nihai amacının petrol piyasasını bir şoktan uzak tutmak olduğunu dile getirdi. Şen, ABD'nin ikinci aşama yaptırımlarının İran'da dengeleri bozacağını ve hukumetin daha baskıcı bir hal alacağını soyledi:
(C) AA /
"Temel meselelerden biri, İran'ın petrol uretimine ne olçude devam edip etmeyeceği. Bunu ABD'nin verdiği bazı muafiyetlere de surdurebilecek. Burada ABD'nin temel amacı İran'a karşı bir kolaylık sağlamak değil, uluslararası petrol piyasasını bir şoktan uzak tutmak. Zaten 6 aylık bir sureçten bahsediyoruz. Bu 6 ayın sonunda işler nasıl gelişir, ABD petrol piyasasını bundan etkilenmeyeceğine hukmederse feragatleri yenilemeyebilir. Bu onemli bir soru. Bunun dışında İran'ın ekonomisi sadece petrol ticaretiyle donen bir ekonomi değil. Yatırım çekmeye çalışıyor, teknoloji elde etmeye çalışıyor. Bu noktada AB ulkeleri ne kadar bunu surdurebilirler meselesine karşımıza çıkıyor. O nedenle İran biraz daha umit var, elbette her daim takındığı biz ABD'ye asla diz çokmeyeceğiz soylemini surdurecek. Ama realitede yaptırımlar İran ekonomisini ciddi manada etkileyecek. Bu mekanizmalar çalışmazsa çok daha fazla bir kulfet binecek. Bu da çok kırılgan bir toplum-devlet ilişkisi donemine denk geliyor. İran'da zaten nukleer anlaşmanın çok faydalarını goremeyen daha bir alt-orta sınıf var, işsizler. Bunların Ocak ayından itibaren donem donem rejime karşı protestolara katıldıklarını gorduk. Sadece Ruhani hukumetine yonelik bir protestodan bahsetmiyoruz. Bunun dışında rejime yonelik bir ayaklanma soz konusuydu. Yeni donemde ekonomik zorluklar arttıkça bunun devlet-toplum ilişkilerine de kotu yansımaları olacak. Bu da daha guvenlikleşen ve baskıcı bir devleti beraberinde getirecektir."
' ÖNCELİKLİ MESELE NÜKLEER ANLAŞMAYI ABD'SİZ DE DEVAM ETTİREBİLMEK'
Şen, İran için oncelikli olanın nukleer anlaşmayı ABD'siz de devam ettirebilmek olduğunu belirtti. Şen, İran'daki ekonomik kriz doneminde hukumete yonelik sadece muhaliflerin değil, muhafazakar kesimin de tepki gostereceğini ifade etti:
"İran ozellikle balistik fuze konusunu uzak tutmaya çalışıyor. Hiçbir şekilde muzakereler kapsamına almamıştı. Bunun bir milli savunma meselesi olduğunu ifade ediyor. Koşeye sıkıştırıldığı zaman yani yaptırımlar İran ekonomisini buyuk olçude felce uğratırsa programı toptan kaldırmaktan ziyade belki kısıtlamak uzerine bazı muzakerelere girilebilir. Ancak bunun siyasi bir kulfeti var. Çunku bu donemde sadece devlet-toplum arasındaki fay hatlarının derinleşeceğinden bahsetmiyoruz aynı zamanda hukumete yonelik muhafazakarların baskısının da artacağını ongorebiliriz. Hem Devrim Muhafızları'nın hem de diğer muhafazakar cenahın reformcu ve pragmatik kanala karşı baskıları artacaktır. Bu guvenlikleşen bir siyaseti de beraberinde getirecektir. Öncelikli amaç reformcular ve pragmatik yonetim açısından yani Ruhani yonetiminin simgelediği cenahlar açısından oncelikli mesele nukleer anlaşmayı mumkun mertebe koruyabilmek, yani ABD'siz de buna devam etmeye çalışmak. Bu noktada esas mesele Avrupa'nın ve Rusya ve Çin'in İran'a ekonomik kazanımlar konusunda ne olçude yardımcı olacağı. İran bu noktada ekonomik olarak kazanımlarını kaybederse, petrolunu ihraç edemezse, ozellikle muafiyetler bittikten sonra o noktada nukleer anlaşmada kalma ne stratejik ne ekonomik açıdan kendisine fayda sağlayamayacağını duşunurse başka senaryolar duşunmeye başlayacaktır. Bu yeniden nukleer programı başlatmak ve İran'ın nukleer anlaşmadan çekilmesi anlamına gelir. Cevat Zarif bence biraz o noktada belki yumuşak bir ton elde etmiş olabilir. Bu bana 2003 yılında Irak'a mudahale oncesinde İran, ABD'ye buyuk bir pazarlık onermişti. Şu an oyle bir durum yok esasen. Çunku o askeri bir mudahaleydi. İran yeni hedefin kendisi olacağını duşunuyordu. Bir pazarlık onerilmişti. Ama bunun İran'ın hep vurguladığı unsurlar var: Karşılık saygı, İran'ın onurunda onem gosterilmesi, bir kazan- kazan durumunun tesis edilmesi. İran kendi kazancına olmayan şeyde taviz vermeyecektir ama bunları konuşmak için erken olduğunu duşunuyorum. Çunku hala yururlukte olan bir anlaşma var, 6 aylık bir muafiyet sureci var. Bu ciddi manada İran'ın ihracatını azalacağı anlamına geliyor. Ama Trump yonetiminin sıklıkla vurguladığı gibi sıfıra sıfır anlamına gelmiyor. O nedenle bu onumuzdeki 6 ay çok çok kritik diye duşunuyorum İran'ın kararları açısından da."
' RUHANİ'NİN KARŞISINA DAHA SERTLİK YANLISI BİR ADAY ÇIKABİLİR'
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin kotu bir donemde goreve başladığını soyleyen Şen, yeni donemde Ruhani'nin karşısına çıkacak adayların daha radikal yapıda olabileceği goruşunde:
"Ruhani aslında çok kotu bir donemde işbaşına gelmiş oldu. Çok onemli kazanımları oldu. Ama bu kazanımlar Trump yonetimi vesilesiyle sekteye uğradı. 2017'nin sonunca ve 2018'in Ocak ayı boyunca karşımıza çıkan protesto gosterileri neyse ki çok uzun surmeden bastırıldı. Ara ara karşımıza çıkıyor ama rejimi çok tehdit eder bir boyut almadan yatıştırıldı. Buyuk şehirlere sıçramaması ve reformcu kanadın bunlara mesafeli yaklaşması da aslında Ruhani hukumeti açısından onemliydi. Şimdi fırtınalı bir donem İran için. Bu donemde gerçekten yetkin ve iyi diplomatik işler kotarabilecek insanlara daha çok fazla rejimin. O nedenle Ruhani yonetiminin bir şekilde sonuna kadar iktidarda kalabileceğini ongorebiliriz. Bir noktada da bu sorumluluğun ona ait olduğu, onun bununla uğraşması gerektiği de karşınıza çıkabilir. O noktada da rejim herhangi bir mudahalede bulunmayacak ve Ruhani beklenen sure içinde iktidarda kalacaktır. Sonrası için nasıl bir yonelim olacak diye duşunecek olursak hakikaten İran'da uluslararası krizlerin devleti guvenlikleştirmesi, devlet- toplum ilişkilerini guvenlikleştirmesi dediğimiz sureç yeniden karşımıza çıkabilir. 2017'deki seçimlerde de Ruhani'nin karşısında muhafazakar bir rakibi vardı. Zannediyorum onumuzdeki seçimlerde de daha sertlik yanlısı, daha şahin bir aday karşımıza çıkabilir. Muhtemelen askeri bir arka planı, kariyeri olan kişiler de olabilir bunlar. Ama şoyle bir ikilem var. Esasen bu donemde kesinlikle çok daha pragmatik ve uluslararası siyaseti iyi okuyan yoneticilere ihtiyacı olacak İran'ın. Ama eğer İran rejimi nukleer anlaşmada kalmayıp nukleer programa devam etmek yonunde bir kara verirse o zaman zaten yanında duran diğer devletleri de kaybetmeye başlayacak. O noktada da kaçınılmaz bir şekilde İran'a bu yaptırımın yanlış olmadığını doğru olduğunu populist bir dille anlatacak yeni bir siyasetçi gundeme gelebilir. Ahmedinejad iktidara gelemese bile onun o simgelediği populist ve biraz gerçek dışı yonetim anlayışı kendine yer bulabilir ama uymuyoruz ki ne İran açısından ne bolge açısından gerçekleşsin."
' İRAN'DA İDEOLOJİK ZEMİNDE ANTİ-AMERİKANCILIK GÜÇLENEBİLİR'
Şen, İran'da rejim ile halk arasındaki bağı kuvvetlendirecek olan anti- Amerikancılığın baş gosterebileceği ihtimaline değindi. Şen'e gore Trump yonetiminin yaptırımlarla İran halkını hedef almadığını soylemesi İran halkı için pek bir şey ifade etmiyor:
"Özellikle Trump hukumetinin ifade ettiği 'Biz bu yaptırımlarla kesinlikle İran halkını hedef almıyoruz' soyleminin İran'da çok da alıcısı yok. Çunku yaptırımların oncesinde İranlıların ABD'ye giriş yasağı başta olmak uzere Amerikan yonetiminin çeşitli açıklamaları aslında İran halkını ABD'ye karşı gitgide yabancılaştırdı. O noktada İran'ın toprak butunluğune ya da İran'a kasteden duşmanlar soyleminin bu donemde artacağını ongoruyoruz. Bu da zaten Amerikan karşıtlığının guçlu olduğu bir sistemi o manada besleyecektir. Şoyle bir durum da soz konusu. İran halkı, ABD'ye karşı aslında Ortadoğu'da en olumlu hislere sahip bir halk olarak da karşımıza çıkıyor. Boyle bir donuşum de soz konusu oldu. Rejimler bunu her ne kadar inkar etse de İran halkının zaten ABD'de yaşayan yakınları var. ABD'den uydu yayınları aracılığıyla haberdarlar. Şimdi bu donemde elbette Amerikan karşıtlığının artacağını çunku Trump yonetimine karşı olumlu hisler beslenemeyeceğini ongorebiliriz. O noktada rejimin arkasında birleşme de soz konusu. Burada karşımıza iki şey çıkıyor: ideolojik zeminde anti-Amerikancılık guçlenebilir. Bu rejim-halk ilişkisini guçlendirebilir. Ancak elbette ekonomik yansımaları olacağı için bu surecin o noktada da devlet-toplum ilişkilerinde ekonomi temelli gerilimleri gozlemleyebiliriz. O bağlamda İran ozellikle yoksul kesime karşı bazı ekonomik yardımlarını artırmayı deneyecektir. İran ekonomisinin de bu donemde epey bir daralacağını ve İran'ın aslında normalleşmek adına umduğu pek çok politikayı da hem yaptırımlar hemen tecrit nedeniyle gerçekleştirebileceğini ongorebiliriz."
' İRAN-TÜRKİYE ARASINDAKİ REKABET VE GÜVENSİZLİK HALA DEVAM ETMEKTE'
Turkiye ile İran'ın pek çok sahada beraber faaliyet gosterdiğini soyleyen Şen, İran'ın Turkiye'ye guvenmeye çalıştığını belirtti. Şen, Turkiye'nin İran'a doğalgaz konusunda olan yapısal bağlılığından dolayı muafiyet listesinde yer aldığının altını çizdi, ABD'nin bu yuzden esnek davrandığını ekledi:
"Turkiye ile İran ilişkileri pek çok alana yayılmış durumda. Tarihsel olarak bir komşuluk bağı var. Guvenlik konusunda benzer çekinceleri vardı ozellikle 2013'te ABD'nin Irak'a mudahalesinin akabinde. Onun dışında geliştirmeye çalıştıkları ekonomik ilişkiler soz konusu. Ancak durumlar Amerikan yaptırımları nedeniyle de tehlikeye uğramıştı. 2016'daki nukleer anlaşmanın devreye girmesinin ardından çok da ivme kazanamadı esasen Turkiye-İran ekonomik ilişkileri. Pek çok çabaya rağmen bu gerçekleşmedi. İran'ın yaklaşımı bolgedeki sınır komşusu ve bir bolgesel guç olan Turkiye'yi mumkun mertebe kendi yanında tutabilmek. Her ne kadar Suriye'de karşıt goruşlere sahip olsalar da Astana surecini ağır aksak belli bir noktaya getirebildiler. Burada ozellikle Turkiye'nin ABD ile ilişkilerinde yaşadığı krizlerin Rusya ve İran'a yonelmesinde etkisi olmuştu. Öte yandan İran ve Rusya, ABD'yi sahadan ve çozumden dışlayan ancak Suriye'deki muhalif tarafla ilişkilerini kurabilecek bir aktore ihtiyaç duyuyorlardı, o nedenle Turkiye'yi masada gorduler. İran'ın da Turkiye'ye yonelik kaygıları var. Turkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı İran'da bir rahatsızlık konusu. Öte yandan İran-Turkiye ilişkilerinde her zaman bir kompartmanlaştırma sureci de oldu. Yani askeri, stratejik, guvenlik konularındaki ya da ideolojik konulardaki anlaşmazlık bir yana sınır ticareti, enerji konusundaki işbirliği meselelerinde butun bu puruzlu konularda ayırma iradesini gosterdiler. Şimdi girdiğimiz donemde esasen İran'ın ABD ile ilişkilerinde Turkiye'nin ekonomik sahayı da tehdit edeceğini de gorebiliriz. Her ne kadar muafiyet alınsa da Turkiye, İran'dan petrol alımını kısıtlamak zorunda kaldı. Bunu yaptığı için de muafiyet alabildi. Öte yandan doğalgaz konusunda yapısal bir bağımlılığımız var. O nedenle ABD biraz daha esnek davrandı. 12 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bunlar yaptırımlardan muaf değil artık. O nedenle onumuzdeki sureçte ekonomik ilişkilerinde sekteye uğrayacağını ongorebiliriz. Bu bir ayak, onun dışında Suriye'deki gelişmeler onemli. İstanbul'da yapılan zirvede İran yer almamıştı. Her ne kadar daha sonra o zirvenin içeriği İran'a aktarılmış olsa da bu noktada İran, Turkiye'ye guvenmeye çalışıyor. Ama iki ulke arasındaki rekabet ve guvensizlik hala devam etmekte. Yeni sureçte Turkiye-ABD ilişkilerinin seyri de İran'ın kaygılarını arttırabilir."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.