Özet (TL;DR) @ 2018-11-07T19:17:00.000Z: AB cephesinden Türkiye'nin müzakere sürecinin bitirilmesi gerektiğine işaret eden açıklamaları, Doç. Dr. Can Ünver ve Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan, Sputnik'e değerlendirdi.
AB cephesinden Turkiye'nin muzakere surecinin bitirilmesi gerektiğine işaret eden açıklamaları, Doç. Dr. Can Ünver ve Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan, Sputnik'e değerlendirdi.
Avrupalı yetkililerden, Turkiye'nin Avrupa Birliği muzakere surecinin tamamen bitirilmesi gerektiğine işaret eden açıklamalar geldi. Avrupa Komisyonu başkanlığına talip olan Alman siyasetçi Manfred Weber, bu goreve seçilirse Turkiye ile AB arasındaki uyelik muzakerelerini sonlandırmak istediğini soyledi. AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu uyesi Johannes Hahn ise "Turkiye'nin AB'ye ongorulebilecek bir tarihte uye olması gerçekçi değil. Turkiye ve AB için uzun vadede yeni yollara girilmesi ve uyelik muzakerelerinin bitirilmesi daha durustçe olur" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 27-29 Eylul'de AB'nin "lokomotifi" olan Almanya'ya gerçekleştirdiği ziyaretinin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın korumacı siyasetinin sonucu olarak AB ulkeleri ve Turkiye arasında oluşan olumlu havayı sekteye uğratan bu açıklamalar ne anlama geliyor? Turkiye'nin AB muzakereleri tamamen sona erer mi? Konuyu İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bolum Başkanı Doç. Dr. Can Ünver ve Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bolumu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan, Sputnik'e değerlendirdi.
' AB TÜRKİYE'DEN KOLAY KOLAY VAZGEÇEMEZ'
İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bolum Başkanı Doç. Dr. Can Ünver, Sputnik'e yaptığı açıklamasında "Bu aslında rutin bir gelgit. Turkiye'nin Avrupa Birliği'yle olan ilişkileri zaman zaman lokomotif de olsa Almanya'da tabi etkileri olmakla birlikte aslında kendi mecrasında ilerlemeye devam etti bugune kadar. Yani Almanya Avrupa Birliği'nin lokomotifi ve bazı şeyleri çok belirleyici olabiliyor. Ancak Avusturya ve Almanya'da yaşanmakta olan populizmin malesef tek tek siyasetçiler uzerinde ki bu Avrupa Birliği'ne kadar uzamış vaziyette. Şimdi Avrupa Parlamentosu içerisinde ne olacak? Ciddi bir populist, faşist uye girecek diye soyleniyor. Artık bu bir nevi gunluk spor gibi bir şey oldu. Zaman zaman siyasiler çıkıyor ve 'Turkiye'yle olan muzakereler dursun' diyorlar. Ancak bu onların demesiyle de olacak bir şey değil" dedi ve şoyle devam etti:
"Tabi bu açıklamalar, bir kamuoyu yaratıyor kuşkusuz. Bu toptan karar verilecek bir şey olduğu için, sadece bunların kararıyla olsa belki hemen duracak ama oyle bir şey olmadığına gore devam edecektir. Bu maalesef zamanın ruhu haline geldi. Turkiye karşıtlığı, Avrupa'daki populizmden beslenen ve aynı zamanda da o populizmi besleyen bir unsur. Turkiye'nin varlığı, kulturu,coğrafyası, dış ilişkileri çok geniş bir şekilde ilgi topluyor. İlgi topladığıyla da kalmıyor, tartışılıyor. Onun uzerine planlar yapılıyor. Şimdi, Turkiye'yi bir merkez ulke olarak duşunecek olursak hem Akdeniz hem Karadeniz hem Ortadoğu hem Kafkas hem aynı zamanda bir Balkan ulkesi. Turkiye'den kolay kolay o şekilde vazgeçmeleri mumkun değil. Dikkat ederseniz 'ne umdurmak ne oldurmek' şeklinde bir politikaları var. Hemen arkasından ama tabii 'Turkiye'yle de ilişkilerimiz devam etsin ancak şu şu şekle donuşsun' beyanlarında bulunuyorlar."
' AVRUPALI LİDERLER TÜRKİYE'YE İMTİYAZLI ORTAKLIK ÖNERİSİNDEN YILLARCA NEMALANDI'
Avrupa Birliği'nin Turkiye'yi yıllarca "imtiyazlı ortaklık" vaadiyle oyaladığına işaret eden Ünver "Yıllarca bu 'imtiyazlı ortaklık' laflarını duyduk. Bu şimdi yavaş yavaş piyasadan çekilmekte olan Angela Merkel'in çok hoşuna gitmişti bu. Eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin çok hoşuna gitmişti bu. Bunlar bu politikadan ciddi şekilde nemalandılar. Bu nemalanmanın devam ettiği anlaşılıyor. Hahn'ın açıklamasını on goruyorduk hatta boyle bir açıklama yapmakta geç bile kaldı. Şimdi Avusturya ve Almanya'daki hava bunu gerektiriyor. Özellikle Avusturya daha da radikal. Orada bir de biliyorsunuz iktidarda aşırı sağcı parti var koalisyon ortağı olarak. Bu siyasi goruşler surekli olarak Turkiye'yle ilgilenecekler" diye konuştu.
' SÜRECİ ANCAK TÜRKİYE BİTİREBİLİR'
Avrupa Birliği'nin "hantal yapısı" dolayısıyla Turkiye'yle muzakere surecini bitirmek gibi bir karar alamayacağına değinen Ünver "1997'de Bruksel'de bir zirve oldu. O zamanki Başbakan Mesut Yılmaz bu zirveye katılmadı ve dedi ki --o gunku tartışma uzerinden- bugunden itibaren Avrupa Birliği'yle her turlu siyasi ilişiğimizi kesiyoruz dedi. Aradan tam iki sene geçti, biz 1999'da Helsinki Zirvesi'nde aday olduk. Butun bunlar dış siyasette uluslararası ilişkilerde daima bir takım beklenmedik olaylara açık olmamızı gerektiriyor. Onun için peşin hukumlu olmamak lazım. Ben bu Avrupa Birliği konusunun bir politikacının 'bitti' demesiyle biteceğini duşunmuyorum. Bunu bitirebilecek olan yine Turkiye'nin kendisidir. Zaten Avrupa Birliği'nde hantal bir yapı var. Bunun oradan o şekilde çıkması çok zor. Ama suruncemede bırakılıyor. Vazgeçeriz, bırakırız diye mi duşunuyorlar, bilmiyorum. Ama Turkiye'nin siyaseti hiçbir zaman oyle olmadı tabi. Devamlı olarak biz Avrupa Birliği'ne uye olmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
' TÜRKİYE GÜNÜN SONUNDA 'AB'YE ÜYE OLMAK İSTEMİYORUM' DİYECEK MİDİR? BUNU DÜŞÜNMEK LAZIM'
AB'nin Turkiye'yle ilgili kaygı ve korkularının hiçbirinin gerçeğe donuşmediğini soyleyen Ünver "Turkiye'den uzun sure Turkiye'nin uyeliğiyle ilgili olarak Turkiye'den çok sayıda goçmenin, işsizin Avrupa Birliği'ne gideceği oralara yerleşeceği ve dolayısıyla oradaki sistem piyasasını zorlayacağı şeklinde goruşler yaşandı. Boyle bir şey yok, olmadı da. Turkiye'den çok sayıda işsiz gitmedi, gitmez de. Boyle bir irade yok. Ama ne oldu? Turkiye goçmen kabul eden bir ulke haline geldi ve Turkiye'nin goç konusunda sorunları ortaya çıktı. O insanlara kucak açtık biz. Şu anda telaffuz edilen rakam 3.5 milyon Suriyeli, en az 400 bin kişilik bir Iraklı kitle var, 80-100 bin Afganistanlı var, Afrika'dan gelenler şunlar bunlar. Yani İstanbul kozmopolit bir şehir halindedir. Sadece İstanbul'da 560 bin Suriyelinin olduğu soyleniyor. Dolayısıyla esas itibariyle rollerde bir değişiklik var. Bir zamanlar ileri surdukleri bir takım kriterler, goruşler zaman içerisinde onemini kaybediyor. Ben bu sebeple biraz daha sabırlı olunması gerektiğini duşunuyorum. Gunun sonunda acaba Turkiye 'ben hala Avrupa Birliği'ne uye olmak istiyorum' diyebilecek midir? Bunu da soru işareti olarak muhafaza edelim" diye ekledi.
' TÜRKİYE'YLE İLİŞKİLER, AVRUPA'DAKİ MUHAFAZAKAR SİYASETTEN DOĞRUDAN ETKİLENEN BİR ALAN'
Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bolumu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan da Turkiye-AB ilişkilerinin aynı anda hem olumlu hem olumsuz gelişmelere sahne olabildiğine işaret ederek "Avrupa Birliği ile Turkiye arasındaki ilişkilerle ilgili aynı anda iyi şeyler de olabiliyor; kotu şeyler de… Manfred Weber, Avrupa Komisyonu'nun gelecekteki mustakbel başkanı olarak one çıkan bir isim ve yaptığı ilk açıklamalar da Turkiye'ye yonelik bir tutum ortaya çıkardı ve bu bir olumsuzluğu içeriyor. Bu tamamen mutlak bir karşıtlığına işaret etmese de genel gidişat daha çok Turkiye karşıtlığı uzerinden Avrupa Birliği, muhafazakar siyasetin direkt yansıdığı zemin olduğu için siyasi bir zemin olduğu için, onu da gormek gerekiyor" dedi.
' AB İÇİNDE DE TÜRKİYE KONUSUNDA CİDDİ AYRIMLAR VAR'
Avrupa Birliği içerisinden pek çok onemli konuda tezat goruşler olduğuna değinen Mercan
"Sadece Turkiye'nin uyeliğiyle alakalı bir durum da değil. Aynı zamanda Avrupa Birliği'nin geleceğiyle alakalı bir durum da var. Avrupa Parlamentosundaki bu partinin, grubun içerisinde Avrupa şuphecileri de Avrupa destekçileri de var. İkiye bolunmuş durumdalar. Turkiye'yle ilgili kısma gelince de, 'AB Turkiyesiz mi daha guçlu olur Turkiyeli mi?' şeklinde bir ayrım var. Mayıs 2019'da Avrupa Parlamentosu seçimleri olacak ve bu parlamento seçimlerinde sandalye sayısının da duşeceğini goreceğiz. Avrupa Parlamentosu'nda normalde mevcut koşullar içerisinde 751'ken 705'e duşecek. bu da tabi İngiltere'nin uyelikten ayrılmasından sonra olacak bir tablo. Niye bu detaylar onemli? Avrupa Parlamentosu Avrupa Birliği'nin Avrupa butunleşmesinin onemli kurumlarından biri. Bu siyasi bir yapılanma. Şuradan gitmek gerekiyor. Konsey ile Komisyon Avrupa Parlamentosu'ndan farklı bir konumda. Parlamento çok daha siyasi ve burada diğer Avrupa Birliği ile ilgili konuların yanında Turkiye ile ilgili konularla ilgili de ciddi çıkışlar yapabildiğini de goruyoruz parlamenterlerin veya genel olarak Avrupa Parlamentosu'nun kurumsal çıkışlar da yapabiliyor. Konsey ile Komisyon'dan pek boyle çıkış gormeye alışık değiliz. Daha diplomatik daha burokratik kurumlar bunlar ve ara bulmaya yonelik aynı zamanda. Son zamanlarda boyle Avrupa butunleşmesinin de ekonomik, siyasi, sosyal krizlerle karşı karşıya kaldığı noktalarda konsey ile komisyonda bir karamsarlık havası olabiliyor. Bu konsey komisyon başkanlarının açıklamalarına da yansıyabiliyor. Özellikle şimdikiler o kadar yansıtmasalar da zaman zaman dillendirebiliyorlar ama onceki konsey komisyon başkanlarında biraz daha gerçekçilik belki diyebiliriz bir de Avrupa Birliği'nin geleceği hakkındaki karamsarlık belki diyebiliriz, daha fazlaydı. Son mevcut olan konsey komisyon başkanları her ne kadar o gerçekçiliği taşısalar da nispeten biraz daha dengeli gidiyor. Fakat işte Weber'i gorursek biz komisyon başkanı olarak yine daha boyle gerçekçiliğe tabi aynı zamanda Turkiye'yle ilişkiler açısından bir olumsuzluğa gidebilir" dedi.
' TÜRKİYE'YLE İLGİLİ OLUMLU SONUÇ ÇIKMASI ZOR'
Mercan "Tabi bir yandan Weber'i besleyen bir Alman siyaseti var. Yani sonuç itibariyle Almanya'nın ozellikle Hıristiyan demokratların hani muhafazakar siyasetin Turkiye'yle ilişkilerini de yansıtan bir tutum sergiliyor. Şimdi bu koşullar içerisinde konumunu da hatırlatmakta fayda var; Alman Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi'nin başkan yardımcısı Weber, orada da tabi muhafazakar siyasetin yansımalarını goruyoruz. Tabi bu Hıristiyan demokratlar açısından baktığımızda Turkiye'nin uyeliğiyle ilgili fikir birliğinin de olmadığını goruyoruz. Muzakere sureci devam etsin diyenler var, hani uye olmasa bile muzakere sureci açık kalsın o kanal açık kalsın diyen muhafazakar kesimden de olabiliyor. Ama tabi tam tersine savunanları da goruyoruz. Bununla ilgili çeşitli isimler de var. Örneğin son açıklamalarını incelediğimizde Volker Kauder'in muzakereler sursun diye onerisini goruyoruz. Hani Turkiye'yi bu kapsamda kontrol altında tutma veya gozetimde tutma imkanına da olacaklarını duşunuyorlar aslına bakarsak. Bu bir seçenek ama Weber'in en azından boyle bir kampanya surecine de bakarsak boyle bir tercihte bulunmadığını anlıyoruz. Sonuç itibariyle boyle bir tablo var. İşte bu tablo Avrupa Parlamentosu'nun bu Avrupa siyasetini de eleştirenleri geldiğinde tutumuyla yakından alakalı. Biraz once soylediğim iki grubun ikincisi olarak sosyalistleri, demokratları goruyoruz. Hatta son kamuoyu yoklamalarıyla ilgili bir sonuca varmışlar. Yapılan kamuoyu yoklamalarına gore parlamentoda Halk Partisi grubuna 180 sandalye ayırmışlar. 137 sandalye sosyalistlere ve demokratlara ayırmışlar. Sonra liberaller geliyor. o da 71 sandalyeyle uçuncu sırada yer almış. Şimdi bu kendi içinde bir dengeleme yaratır mı? Yaratır. Ciddi tartışmalar var ama buyuk grup muhafazakar Avrupa siyasetinde hele hele son donem krizlerle biraz daha içine kapanma profili sergileyen Avrupa siyasetine yansıttığında Turkiye'yle ilgili çok olumlu bir sonuç çıkmayacaktır diyebilirim sonuç itibariyle" ifadelerini kullandı.
' TÜRKİYE DE AP'NİN ADİLLİĞİNİ SORGULAR VAZİYETTE'
Avrupa Parlementosu'nda ciddi bir Turkiye karşıtlığı olduğuna işaret eden Mercan "En son Avrupa Parlamentosu Turkiye raportorunun bir ziyareti vardı. Orada da orneğin Turkiye'nin Avrupa Parlamentosu'na nasıl baktığını daha net son zamanlarda gorduk. Ciddi bir tepki var Turkiye'de parlamentoya karşı son zamanlarda. Az once soylediğim sebeplerden ya da parlamentonun katı tutumlarından dolayı. Çunku Turkiye'nin demokrasisiyle, hukukuyla alakalı eleştiriler yapıyor. Konsey komisyondan da bunları duyuyoruz ama daha diplomatik ve daha dengeleyici soylemlerle duyuyoruz. Ama parlamento bu konuda çok daha sert sozler edebiliyor. Bunun uzerinde Turkiye'de de karşılığı tepki oluyor. Avrupa Parlamentosu'nun adil davranmadığı, dengesiz davrandığıyla ilgili konumunu aslında bu anlamda veya adaletini tartışır durumda Turkiye. Yetkililerle goruşemediğini goruyoruz. Bu da Turkiye'nin en azından kuruma bakışıyla ilgili bir tespit olması açısından onemli olabilir" diye ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.