Özet (TL;DR) @ 2018-11-07 08:21:02.916382: Boş günlerimde boş işler yapmayı severim. Ama bu kez halletmem gerekenler ve yeter miktarda acelem vardı. Attım kendimi sokağa...
Ve bir taksi çevirdim. Ç unku paraya para demiyorum ve başıma dert arıyorum. Hayır tabii ki. Aslında mavi minibuse binmiştim ama zarı tutturamadım. Malum mavi minibus, beklentisi negatif bir taşıt. 5'te 2'lik bir kazanma ve efendi gibi yolculuk yapma oranı var. 5'te 3 kaybediyor, sonucunda da şoforun arabayı devirirse anca rahatlayacak kullanımına teslim oluyorsunuz. Bana 3 geldi.
Taksiye bindim. Binerken de "Bu hafta kendime yatırım yapayım. Bineceksem taksiye bineyim" diye karar aldım. ****
'Sarı ofke'de oranlar bir tık daha iyi. Saate ve lokasyona gore değişiklik gostermekle beraber sonuçta yuzde 50-50 gibi.
İlk seferimde normal insana denk geldim. Rotamız uzerindeki kentsel donuşumun el verdiğince insan insan gittik.
T urk olduğum için obursuleştirildim
İkinci gun Levent'e gitmem gerekiyordu. Bu durum, g unun taksicisini çok bozdu. Adam surekli "Levent tabii. Bana gelince hep Levent" diye mırıldanarak geçirdi yolu. En sonunda "İyi de burası metrobus, burdan bu saatte binenlerin yarısı Levent'e gidiyordur zaten" diyecek oldum, "Yok yoook gidiyorlar, her yere gidiyorlar, bana gelince Levent" diye devam etti. "Valla diğerleriyle de Levent'e gidiyoruz" diye uzattım ama son uzatan iyi uzattı, o da o arkadaş oldu.
Üçuncu gun turistik bolgeden taksiye binmem gerekiyordu. Turk olduğum için obursuleştirildim, binemedim. Oralarda butun taksiciler 'bir muşteri bekliyor' ve o muşteri siz değilsiniz. Yurudum, spor oldu. Bir ara yabanc ı dilimi geliştirip ayna karşısında biraz pratik yaptıktan sonra tekrar deneyebilirim binmeyi.
Dorduncu gun çok erken saatte işim vardı. Taksicinin sabah sabah libidosu patlam ış. Gunaydını muteakip "Evli misin" diye sordu, kendisi değilmiş çunku sevgilisi olsun istiyormuş ama hep aynı sevgilisi olsun istemiyormuş. Daha gozumu açmadan insan tersleyesim yoktu.
Boyle kamusal araç konsollarında hala yer alan o kafa sallayan kopek biblosunun kafasını koparıp birinin ağzına tıkamak ister ya insan, oyle bir yolculuk oldu.
Beşinci gun bindiğim arkadaş "Abi ne iş yapıyorsun" dedi, " Yazarım" deyince
de "Olsun,
o da meslek sonuçta, birilerinin yapması lazım" diye devam etti. Sonra
radyoda duyduğu habere heyheylenip birtakım muhalif soylemlere girecek oldu.
Bana, bu siyaset konuları hep adamına gore açılıyor, surucu yolcunun tipine bakıp buna buradan iyi gider diyerek saf belirliyor gibi gelir. Durakta onu yapan arkadaşlar varmış ama kendisi oyle değilmiş.
Sandal 'ın mesajlarını masaya yatırdık
Alt ıncı gun buyuk produksiyon yaptım. Gece kopru geçeceğim. Çıkıyoruz Barbaros'tan. Şofor arkadaş "Ehliyetin var mı" diye sordu. Anlamadım? 24 saatlik vardiyasının 21'inci saatindeymiş, çok uykusu vardı. "Arabayı sen kullanır mısın" diye sordu. Direksiyonu almadım, kenardan kenardan çok yavaş gitmesi, benim de kendisini lafa tutarak uyanık tutmam şeklinde bir duzenlemeye gittik.
Mustafa Sandal'ın Ceren Hindistan'a attığı mesajları masaya yatırdık. En iyi şarkısının "I'm the bombacı", en iyi mesajının "Sen çok guzelsin, ben yakışıklı, neden sevgili olmuyoruz" olduğunda fikir birliğine vardık. Şarkıyı da çaldık telefondan.
Baktığın zaman 6'da 2 kabul edilebilir yolculuk oranını yakaladım ki minibus oranıyla kıyaslandığında çok anlamlı olmadı. Ekonomimi bozdu ğumla kaldım.
Ü çuncu gun turistik bolgeden taksiye binmem gerekiyordu. Oralarda butun taksiciler 'bir muşteri bekliyor' ve o muşteri siz değilsiniz.
Bir de şeyi diyeceğim, insanlar taksi beklerken yandan 10 adım yuruyerek yolun ilerisinden taksi çevirmeye kalkan Allah'ın akıllıları, sizi goruyoruz!
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.