Özet (TL;DR) @ 2018-11-07T07:21:19.000Z: Yargıtay'ın Nazlı Sinem Erköseoğlu cinayeti davasında beraat kararını bozmasının ardından Can ve Emre Paksoy kardeşlerin yeniden yargılanmasına başlandı. Davaya Aile Bakanlığı da müdahil oldu.
İstanbul Beyoğlu'da 2010'da bir apartman boşluğunda cesedi bulunan Nazlı Sinem Erkoseoğlu'nu oldurdukleri iddiasıyla yargılanıp delil yetersizliğinden beraatlerine hukmedilen Can ve Emre Paksoy kardeşlerin, bu kararın Yargıtay tarafından usulen bozulmasının ardından yeniden yargılandıkları davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde belirtilen eksik hususların giderilmesine karar verilmesiyle en başa donuldu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin, "Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na, davaya katılma ve mudahil-mağdur haklarından yararlanma olanağı sağlanmadığı" gerekçesiyle, sanıklar Can ve Emre Paksoy kardeşlerin beraatine yonelik hukmu usulen bozduğu dava, beraat kararını veren İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden gorulmeye başlandı.
BAKANLIK AVUKATI DA DURU ŞMADA
Yeniden yargılamanın ilk duruşmasına, tutuksuz sanıklar Can ve Emre Paksoy kardeşler, avukatlarıyla katıldı. Maktul Nazlı Sinem Erkoseoğlu'nun babası Ergun Erkoseoğlu, annesi Ferah Kural ve dedesi Yusuf Ziya Kural ile avukatlarının mudahil olarak hazır bulunduğu duruşmaya, Yargıtay'ın usulden bozma kararında davaya katılmadığı belirtilen muşteki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nı da avukat Hatice Boz temsil etti.
Yargıtay bozma ilamına karşı beyanları sorulan sanıklardan Can Paksoy, bozma ilamından once tum delillerin toplandığını, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alındığını ve suçsuzluğunun ortaya çıktığını belirterek, "Yargıtay kararı usulden bozmuştur, beraat kararı yerindedir. Hakkımdaki suçlamayı kabul etmiyorum. Kimseyi oldurmedim ve oldurmeye de teşebbus etmedim" dedi.
Sanık Emre Paksoy da delillerin toplandığını ve daha onceki kararın doğru olduğunu savunarak, usul eksikliği giderilip tekrar beraat kararı verilmesini talep etti.
BOZMA KARARINA UYULDU
Sanık kardeşlerin avukatlarından Koksal Bayraktar ise beraat kararının her yonden doğru bir karar olduğunu ve Yargıtay'ın bu kararı usulden bozduğunu anlatarak, bozma sebebinden sonra yine eski karara uyulmasını ve beraat karar verilmesini istedi.
Muşteki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatının, sanıklardan şikayetçi oldukları ve davaya mudahilliklerine karar verilmesini istedikleri beyanlarından sonra soz alan mudahil aile avukatları da Yargıtay'ın bozma kararına uyulmasını talep etti.
BAKANLIK M ÜDAHİL OLDU
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Barış Kurt'un "bozma ilamına uyulması" yonundeki goruşunden sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasını, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın da davaya mudahil olarak katılmasını kararlaştırdı.
" ÇOK YORULDUM, KIZIM NEDEN ÖLDÜ ÖĞRENMEK İSTİYORUM"
Soz alan maktul Nazlı Sinem Erkoseoğlu'nun babası Ergun Erkoseoğlu, sanıkların kan orneklerinin alınmadığına ve her taleplerinin reddedildiğine dikkati çekerek, taleplerinin kabul edilmesini istedi. Anne Ferah Kural ise "Yuce Turk adaletine guvenmek istiyorum. Tek istediğim şey maddi gerçeğin ortaya çıkmasıdır. O evde tekrar keşif yapılmasını talep ediyorum. Bu olayın kişiler tarafından yapıldığını iddia etmiyorum ancak kimin tarafından yapıldığını da oğrenmek istiyorum. Bu olaydan çok yoruldum, kimsenin oldurduğunu iddia etmiyorum. Ancak benim kızım neden oldu, bunu oğrenmek istiyorum. Beraat kararının bozulmasını talep ediyorum." diye konuştu.
ADL İ KONTROL TALEBİ
Konuşan mudahil avukatları ise soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini ifade ederek, maddi gerçeğin ortaya çıkması için eksik hususların giderilmesi talebinde bulundu. Mudahil Yusuf Ziya Kural'ın avukatı Çağla Mazlum, butun telefon kayıtlarının getirilmesi, dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gonderilmesi, olay yerinde keşif yapılması, olayın nasıl olduğunun anlaşılması bakımından keşif esnasında cansız mankenler kullanılması, ozel ışıklarla geçmişe yonelik izlerin ortaya çıkartılması ve izlerde DNA tespiti yapılmasına karar verilmesini istedi. Mazlum, delillerin karartılmaması için sanıkların tutuklanması veya yurt dışına çıkışlarının yasaklanması hukmu kurulmasını da talep etti.
" DOSYADA BÜTÜN TALEPLER ARAŞTIRILMIŞTIR"
Beyanı alınan sanıkların avukatlarından Dilek Helvacı ise olen kişinin ailesi kadar 8 yıldır basın onunde yargılanan sanıkların da mağdur olduğunu soyleyerek, "Bu dosyada butun talepler araştırılmıştır. Tebliğname bozma anlamına gelmemektedir. Telefon kayıtları incelendi, gorgu tanıkları dinlenildi. Gerekli keşif, bilirkişi incelemesi yapıldı, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alındı. Otopsi raporunda da herhangi bir darp veya cebir yoktur. Cansız mankenle yapılacak bir keşif bir şey ifade etmez. Elbise uzerinde yapılacak DNA incelemesi de dosyaya katkı sağlamaz." dedi. Avukat Helvacı, soruşturmayı genişletme taleplerinin yargılamayı uzatmaya yonelik olduğunu savunarak, taleplerin reddedilmesini istedi. Taleplere ilişkin goruşu sorulan savcı Barış Kurt, davanın esasına etkili olacağına dikkati çekerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tebliğnamesinde belirtilen eksikliklerin giderilmesini talep etti. Sanıkların tutuklanması ya da haklarında adli kontrol hukumleri uygulanması taleplerinin reddine karar verilmesini isteyen savcı Kurt, kıyafetlerde yeniden DNA incelemesi yapılması ve olay mahallinde keşif yapılması taleplerinin de esasa doğrudan etki etmeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmesi talebinde bulundu.
MAHKEMENIN "ESASTAN" KARARI
Davaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, olayın meydana geldiği evin sabit telefon numarasının tespiti ve olay gecesine ilişkin kayıtlarının getirilmesine hukmetti. Otopsi raporunda maktulun kafasının arkasında yer alan yaraların darbe, vurma, itme, çarpma ve buna benzer dış faktorlerle, maktulun duşmesinden once olup olmadığının ve mumkunse hangi zaman diliminde olduğunun tespiti için tum dosyanın ekleriyle birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gonderilmesine karar veren heyet, maktule ait elbisenin da bu kuruma gonderilerek elbiseyi giyen kişinin arkasındaki fermuarı tek başına kapatıp kapatamayacağının tespitinin istenmesini hukme bağladı. Diğer soruşturmanın genişletilmesi (keşif, ozel ışık kullanımı, DNA incelemesi) ve sanıkların tutuklanması, adli kontrol altına alınması taleplerinin ise reddini kararlaştıran heyet, duruşmayı 7 Mart 2019'a erteledi. Mudahil Ferah Kural, bu karara sevinerek alkışla karşılık verdi. Duruşma çıkışında sanıkların yakını olduğu belirtilen bir kişi ise goruntu almaya çalışan basın mensuplarına fiili mudahale bulunmak istedi. Bu kişiyi uzaklaştıran ozel guvenlik gorevlileri, gazetecilerin fotoğraf çekmesini engelledi.
S ÜREÇ
Nazlı Sinem Erkoseoğlu'nun 26 Eylul 2010'da Beyoğlu Gumuşsuyu İnonu Caddesi'ndeki Mithatpaşa Apartmanı'nın havalandırma boşluğunda olu bulunmasına ilişkin hazırlanan iddianamede, Mahmut Emre ve Can Paksoy kardeşlerin, TCK'nın 81/1. maddesi gereğince ''kasten oldurme'' suçundan muebbet hapis cezasına çarptırılmaları isteniyordu.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Aralık 2014'te, sanıklar Can ve Emre Paksoy'un, Erkoseoğlu'nu "kasten oldurme" veya "tedbirsizlik, dikkatsizlik neticesinde olumune sebebiyet verme" suçlarından "şupheden uzak yeterli delil elde edilemediğinden" beraatine yonelik karar vermişti.Bu karar mudahil Ergun Erkoseoğlu ve avukatlarınca, "usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle temyiz edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da temyiz incelemesi yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ne 25 Ocak 2018'te yazdığı ek tebliğnamede, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın mudahillik haklarından yararlandırılmadan hukum kurulduğu gerekçesiyle kararın usulen bozulması gerektiği goruşunu bildirmişti.
YARGITAY BA ŞSAVCILIĞI ESASTAN BOZMA İSTEMİŞTİ
Ek tebliğnamede ayrıca, "evdeki sabit telefonun, olay gecesine ilişkin kayıtlarının getirtilerek kimlerle konuşma yapıldığının mahkemece araştırılmadığı, kafa arkasındaki yaraların maktuldeki diğer yaralarla aynı zaman diliminde veya ne kadar once oluştuğu hususunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan rapor alınıp sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmediği, maktulun arka kısmı uzun fermuarlı olan elbisesinin fermuarını tek başına kapatıp kapatmayacağının araştırılması gerektiğinin duşunulmediği, yerel mahkemenin verdiği beraat hukmunun yasaya aykırı bulunduğu ve kararın bozulması gerektiği" ifadeleri de yer almıştı. Temyiz talepleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesini değerlendiren Yargıtay 1. Ceza Dairesi de 23 Mayıs 2018'de yazdığı kararla, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın bu suçun "zarar goreni" olduğunu belirterek, mudahillik haklarından yararlandırılmadığını bildirmiş ve yerel mahkeme kararını usulden bozmuştu.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.