Özet (TL;DR) @ 2018-11-05T15:12:00.000Z: Gazeteci ve yazar Atilla Gökçe, Cuma günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin ardından çıkan olayları Seyr-i Sabah programında yorumladı. Gökçe, maç sonu olaylarında Fatih Terim’in yaptıklarının…



Seyr-i Sabah

15:12 05.11.2018(Guncellendi 15:53 05.11.2018) URL'yi kısaltın

Gazeteci ve yazar Atilla Gokçe, Cuma gunu oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin ardından çıkan olayları Seyr-i Sabah programında yorumladı. Gokçe, maç sonu olaylarında Fatih Terim'in yaptıklarının ona yakışmadığını dile getirdi.

Buyuk bir heyecan dalgası içinde geçen Galatasaray- Fenerbahçe derbisi, gerek maçtan once vefat eden bir Fenerbahçeli taraftar gerekse maçtan sonra yaşanan olaylarla uzun yıllar unutulmayacak bir karşılaşma olarak tarihe geçti. Maçtan sonra oyuncuların birbirine saldırmasının yanında Galatasaray'ın teknik direktoru Fatih Terim'in hakemle diyalogları maça damgasını vurdu. Spor yazarı ve gazeteci Atilla Gokçe, Seyr-i Sabah programında bu diyalogların Fatih Terim'e yakışmadığını belirterek sonrasında yaptığı basın toplantısında basın mensuplarına soylediklerini de eleştirdi:

' KİMSE ÖFKESİNİ KONTROL EDEMEDİ'

"Koray Şener'in olumu sportif anlamda 20'li yaşlardaki genç universitelilerin ne kadar heyecan ve arzuyla sevgiyle bu maçlara koştuğunun o formayı giyerek orada oynana oyuna tanıklık etmek istediğini gosteriyor. Bu kardeşimiz Kocaeli UniFB'lilerin yoneticisiymiş. Bu çok talihsiz bir olay. Maçı izlemek için gelen bir genç hayatını kaybediyor. Hiçbir şey, insan hayatından değerli değil. Bu uzuntunun FB'liler tarafından gayet sessiz bir biçimde stadı terk etmesi hastaneye koyması ve acıyı paylaşması dramatik aynı zamanda ornek bir davranış. Bu olay dolayısıyla GS ve FB kuluplerinin paylaşımları, maçtan sonra takımın hastaneye gitmesi aile ziyareti bence sporu neden yaptığımızı ortaya koyuyor.

Bu aslında keyifle başlayan bir maçtı. Ev sahibi one geçiyor, beklenmedik bir biçimde Fenerbahçe geri donuyor. Kararlarla çok konuşulabilir. Galatasaray'ın avantaj kaybetmesi oradaki Galatasaraylı futbolcuları gerdi. Çıkan olaylara bakacak olursak Turk oyuncular kavgaya katılmadı. İskoçya'da Glasgow Rangers'ın başına geldi. Bossman kararlarından sonra yabancı oyuncular o kadar çoğaldı ki kuluplerin geleneklerini bilmeden para kural ve hedef bağlamında inanılmaz bir baskı altında mucadele etmeye başladılar. Kendilerini kanıtlamak için performanslarının olumlu olumsuz gelişmesiyle davranışları gelişti. Soldado ve Ndiaye mesela ezeli rekabeti biliyorlar olabilirler ama maçın çok ozel bir maç olduğunu, kuşaktan kuşağa devredildiğini bilmiyor olabilirler.

Hasan Şaş konusunda biraz ozel bir bilgi vereyim: Onun abisi İstanbul Adliyesi'nde hakim. Orada mahkemeler arası bir turnuva duzenleniyor 7-8 sene once. Buna Hasan Şaş da katılıyor. 4 maç oynuyor. Bu ozel keyif maçlarında kırmızı kart goruyor. Öfkesini kontrol edemediği açık. Fatih Terim gerilince ondan daha çok gerilerek ona nasıl yakın olduğunu, nasıl ateşli bir taraftar ve antrenor olduğunu gostermek istiyor. Daha once de Fatih Terim'in tribune gonderildiği maçta aynı kural dışı hareketleri yaparak Fatih Terim'in yanına gonderildi. Aynı maçta Terim'in ikinci yarımcısı Ümit Davala da tribune gonderildi. Ciddi bir sorumsuzluk soz konusu.

' FATİH TERİM'İN SÖZLERİ SON DERECE ÖLÇÜSÜZ'

Fatih Terim'in sozleri son derece olçusuz. Galibiyetin anahtarını taşıyan adam. Milli Takım olsun Galatasaray olsun hepsine genç yaşında erişti. Boyle bakınca onun egosunun ne kadar yukseldiğini gorebilirsin. Toplum bu başarıları Terim'in egosuna rağmen kalbine yazdı ve sahiplendi. Ona imparator unvanını verdi. İmparator kaybetmeyi sevmiyor. İmparator son zamanlarda kendi ozel hayatında çatışma ve kavgalarla dolu bir sureç yaşadı. Ne kadar sakin gorunse de bir ofkeli yanı var. Fatih Hoca ofkelenmekte de haklı olabilir. Finansal Fair Play yuzunden transfer yapamadı takım. Ayrıca Gomis, ligin en etkili oyuncusu olarak adeta itip kakılarak Arap ligine gonderildi sırf 6 milyon Euro uğruna. İstediği kadroyu kuramayan Terim'i ofkelendiriyor. Sakatlıklar her antrenorun derdidir. Ama kendimi iyi hissetmiyorum ayağım çekiyor gibi şikayetler var. Doktorlar bakıyorlar, MR gibi sistemlerle molekullere kadar inceliyorlar, ağrıyı gerektiren bir şey yok. Ama şu da var bir sporcu ağrım var dediği zaman doktor ne derse desin onun hakkıdır ve ona eleştiri yapılamaz. Bu hepimizin elini kolunu bağlayan bir şey. Galatasaray'da bu tur futbolcular çok. Eren'in bu bağlamda ısınırken kenara geçmesi Fatih hocanın maç boyunca aklının bir kenarında takıntı olarak kaldı bence.

Fatih Hoca'nın parmağını uzatıp konuştuktan sonra giderken geri donerek saydırması ne kendisine ne sportmenliğe ne de beyefendiliğe yakıştı. Hoca bu ofkesini kontrol edemediği için başka bir kimliğe sahip oldu. Ama en hazin şey, ikinci golden once hakemin verdiği yanlış taç kararı için konuşmaları: Hakemin hatalı karar verdiği zaman tribunleri ofkelendirmeyen kararları hangileridir? Taç atışları. Tacı bile gormedi derler konu kapanır. Hoca taç atışlarından başlayarak bir suru pozisyona takılıp VAR sistemini eleştirdi. Sonraki basın toplantısında soyledikleri var: Bundan sonra tribune de çıksam hataları soyleyeceğim, sizlere soyleyeceğim olmazsa ustlerinize soyleyeceğim dedi. Beni mudurume mi şikayet edecek yani?

Ligin uçte biri biterken 3 buyuklerin durumu şaşılacak gibi değil. Turk futbolunda federasyonun yapısında kulup delegelerinin ağırlığı var. Öte yandan ana statude federasyonun kuluplere denetim yapması gerekiyor mayi anlamda. Ama bu denetleme işinden vazgeçildi çunku oylar kuluplerin cebinde. Hangi federasyon başkanı olursa olsun sistem çurumeye, borçların katlanarak artmasına neden oldu. Mustafa Denizli 'Eskiden buyuklerle diğerleri arasında 60-70 derece açı farkı vardı bu sene bu fark 15'e duştu' diyor."