Özet (TL;DR) @ 2018-11-02T11:10:05.000Z: Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Hüsamettin Cindoruk,"Demokrasinin darbelerle kesilmesinin sorumluluk payı sadece darbe yapanlara yüklenemez. Biz siyaset yapanların da bu konudaki…



Turkiye

11:10 02.11.2018URL'yi kısaltın

Eski Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Husamettin Cindoruk,"Demokrasinin darbelerle kesilmesinin sorumluluk payı sadece darbe yapanlara yuklenemez. Biz siyaset yapanların da bu konudaki ihmali eski tabirle terahisi vardır" dedi.

Turkiye'nin demokratikleşme alanında geçirdiği aşamalar, İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Fen-Edebiyat Fakultesi Tarih Bolumu ile Ataturk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin duzenlediği 'Turkiye'de Demokrasi Hareketleri' adlı panelde ele alındı.

Üniversitenin konferans salonunda gerçekleşen panele, İAÜ Fen-Edebiyat Fakultesi Tarih Bolum Başkanı, 57. Turkiye Cumhuriyeti Hukumeti Turk Cumhuriyetleri ve Akraba Toplulukları ile Koordinasyondan Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Abdulhaluk Mehmet Çay, Turk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı Hasan Korkmazcan ve 17. Donem TBMM Başkanı Husamettin Cindoruk'un yanı sıra oğretim uyeleri ve oğrenciler katıldı.

' 1924 ANAYASASI TUTARLI VE SERTTİR'

Alanında uzman konuşmacılar Turkiye'nin demokrasi tarihini tum ayrıntılarıyla masaya yatırdı. Turkiye'nin kendini demokrasiye alışmış saydığı bir donemde 1960 darbesinin olduğunu belirten Cindoruk, "Turkiye 27 Mayıs 1960'da darbeyle karşılaştı. Halbuki kendimizi demokrasiye geçmiş ve buna alışmış sayıyorduk. Ama parlamenter sistemin içerisinde iktidar ve muhalefet tarafının, kavramlar arasındaki tartışmaları siyasetin dışında taşındığından oturu, siyasi mucadele bir demokrasi olgusu yaratmadı. Bunda 1924 Anayasası'nın rolu var. 1924 Anayasası'na objektif baktığınız zaman kendi içinde tutarlı, sert bir anayasadır. Ama bu anayasada teminatlar yoktur. Yani kamu otoritesini denetleyecek, sınırlayacak mekanizma yoktur" diye konuştu.

C İNDORUK DARBENİN TANIMINI YAPTI

(C) AA /

Yassıada Mahkemesi'nin gucunu darbeden aldığını belirten Cindoruk, "27 Mayıs'taki darbe nedir? Bir askeri harekettir. Ordunun İttihat ve Terakki donemlerine donmesi ve siyasi idareyi ortadan kaldıran ortadan kaldırma hareketidir. Ben darbeyi şoyle tarif ederim: Darbe, bir ordunun ulkesinin istisnasız butun yonlerini, kurallarını, kurumlarını ele geçirmesidir. Mutlak bir egemenlik kurmasıdır. 27 Mayıs 1960'da olan budur. Bunun arkasından kurulmuş olan bir ihtilal mahkemesi var. Ona biz Yassıada Mahkemesi diyoruz. Yassıada Mahkemesi'nin mutlak otoritesi gucunu ordu darbesinden alıyor. Üzulerek şunu soyluyorum, benim siyasi hayatım boyunca darbeler devam etti. Daha doğrusu ordunun darbe yapma kabiliyeti, imkanları surdu. Turk demokrasisinin en buyuk sıkıntılarından biri, Turk askeri otoritesinin zaman zaman siyasi otoriteye bu şekilde mudahale etmesidir" ifadelerini kullandı.

' BİZ DEMOKRASİYİ YÖNETEMEDİK'

"Demokrasinin darbelerle kesilmesinin sorumluluk payı sadece darbe yapanlara yuklenemez" diyen Cindoruk, demokrasiyi iyi yonetemediklerini belirterek, "15 Temmuz'daki hareket dahil bugun bile Turk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) darbe yapma potansiyeli, imkan ve kabiliyeti surmektedir, yargılamalar bunu gosteriyor. Biz demokrasiyi yonetemedik. Demokrasi iyi yonetilmediyse bunun sorumlusu siyasettedir. Bundan hiçbirimiz kaçamayız. Siyasetin, demokrasinin gelişmesi, buyumesi, ozgurleşmesi yonunde çalışmaların dışında dengeleri de koruması, savunması da gerekiyordu. Demokrasinin darbelerle kesilmesinin sorumluluk payı sadece darbe yapanlara yuklenemez. Biz siyaset yapanların da bu konudaki ihmali eski tabirle terahisi vardır" dedi.