Özet (TL;DR) @ 2018-10-31T15:09:00.000Z: Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda iktidarın sağlıkla ilgili aldığı kararları eleştirdi. Yılmaz, “Bir…



Seyr-i Sabah

15:09 31.10.2018(Guncellendi 16:51 31.10.2018) URL'yi kısaltın

Turk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bulent Nazım Yılmaz, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda iktidarın sağlıkla ilgili aldığı kararları eleştirdi. Yılmaz, "Bir aydır tum randevu taleplerimizi gormezden gelerek bizi hiç dinlemeden bu yasayı çıkardılar" dedi.

Sağlık konusunda uzun zamandır ulkede çok zorlu bir sureç yaşanıyor. Sağlık çalışanlarının darp edildiği ve hatta oldurulduğu bu donemde iktidar sık sık konunun ustune gidileceğini ve çalışmaların yakında sonuçlanacağını dile getirmişti. Sonunda dun bu ve benzeri konuları kapsayan 42 maddelik kanun tasarısı meclisten geçti. TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bulent Nazım Yılmaz, Seyr-i Sabah programında çıkarılan bu maddelerin sağlık çalışanlarını korumaktan ve saldırganlara karşı caydırıcı olmaktan çok uzak olduğunu soyledi. Yılmaz, uzun suredir bu konuda yaptıkları çalışmaları iktidarın dinlemek istememesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi:

' CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL'

(C) Fotoğraf : DHA

"Dun meclise sunulan kanun tasarısı içinde sağlık alanındaki çok değişik alanlardan yasa teklifi değişiklikleri var. 42 maddeden oluşuyor. Yapılması açısından gerekli prosedurleri uygulanmayan bir teklifler karşı karşıyayız. TTB bir aydır Fikret Hacı Osman'ın oldurulmesiyle birlikte sağlıkta şiddete yonelik onemli mesajlar verdi kamuoyuna. Siyasal iktidara biz sizinle goruşmek istiyoruz yasal değişikliklerin yapılması için ortak çalışmalar yapmak istiyoruz dedik. Ama bir aylık sureçte iktidar randevu taleplerimize geri donmedi. Bizden kaçtı. Karşımıza çıkan yasa maddeleri de kaçmakta haklı olduklarını gosterdi.

İktidar benim demokratik kitle orgutleriyle dunyaca kabul edilmiş TTB'den duşunce almaya ihtiyacım yok demek istiyor gibi. Bu yasa tasarısını hukukçularımız inceledi. Şiddetle ilgili bize getirilen 24. madde, hekimlerle alay etmektir. Şunu soyluyor: Sağlık personeline kasten suç işleyenlerin polis tarafından yakalanacağını muştekilerin ifadelerinin orada alınacak. Bu zaten yapılması gereken bir şey. Ceza yasalarında bunun yeri var. Bizim açımızdan da yeni değil zaten. Mağdur olan sağlık çalışanları zaten hastanelerde ifade verebiliyorlardı. Bizim taleplerimiz arasında da değil. Önceki donemdeki yasal değişiklikten farklı bir madde içermiyor. Sağlık personeline kasten suç işleyenler yakalanacak demiş. Cezanın oranı açısından bir değişiklik yok. Hekimler ardı ardına saldırıya uğrarken boyle bir oneriyle, bizim onerimizin yakınından geçmeyen bir oneriyle gelmek, hekimlerin talepleriyle ilgilenmiyorum demektir. Caydırıcı ozelliği yok. Hekimlere saldırı neredeyse hukumetten gelmiştir. Boyle bir yasa tasarısını hiç beklemiyorduk. Biz ceza oranlarının artırılmasını bekliyorduk. Bunu ceza mantığıyla konuşmak bizi rahatsız ediyor. Hekime saldıran kamu hizmetini engelleyen bir yontem ana tercihimiz değil. Prosedure yonelik iyileştirmelerin kısmen faydası olabilir ama sorunu çozmeyle ilişkisi yok ve yetersiz kalacak.

OHAL İLE İHRAÇ EDİLEN DOKTORLAR

En az şiddet kadar onemli madde beşinci madde, hekimlerin guvenlik soruşturmalarının sonuçlarına gore atanması. Veya OHAL doneminde kamu gorevinden çıkarılan hekimlerin çalışmalarını tekrar şekillendiren yasa. Ama bu da pek çok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Adil yargılanma koşuları uygulanmayan binlerce hekim arkadaşımız işten atıldı. Bu maddeyle tekrar duzenleme yapılıyor. Bu sureçte işlerinden atılan hekimlerin devlet hizmet yukumluluğu varsa 600 gun boyunca hiçbir yerde hekimlik yapmalarına izin verilmeyeceği soyleniyor. Hiçbir adil yargılama usulune uyulmadığı donemde yargılanan hekimin ailesini onuru zedeleyen, hiçe sayan bir uygulamayla karşı karşıyayız. İşe başlatmıyorsunuz bari mecburi hizmeti onlara uygulamayın. Bari ozelde çalışabilsinler. Tutun urunlerinin zararlarının onlenmesi konusunda değişiklik onerisi var. Televizyonlarda yayınına goruntulerine yer verilmiyordu. Satışlarının yapılması duzenlendi. Bunlar toplum sağlığını ilgilendirmesi açısından reddedilmemesi gereken uygulamalar. Temel mesele Tarım ve Orman Bakanlığı'nın daha belirleyici olması. Gıda guvenliğinde de Tarım ve Orman bakanlığı on plana çıkarılmıştı. Şarbon meselesinde de gorduk, bu sureci yurutmekte sıkıntı duyuyorlar. Hekimlerin olmadığı denetim mekanizmaları hem toplumdan kabul gormuyor hem uygulamada sıkıntı doğuyor. Uygulayıcılarla ilgili sıkıntı var. Bağımlılık onemlidir. Ama antidemokratik ustten bakan ben ne diyorsam o olur soylemi kabul gormuyor. Siyasal iktidar bunu çok kullandı. Neredeyse baskı yoluyla değişiklikleri yaşama sokmaya çalışıyor bu da toplumdan reaksiyon goruyor. Toplumun talepleri gozden geçirip haksız talepleri toplumla paylaşması gerekiyor."