Özet (TL;DR) @ 2018-10-31T23:53:00.000Z: Alptekin Dursunoğlu’na göre dörtlü zirvede Fransa, Almanya ve Türkiye, Suriye krizine çözümden duydukları kaygıları öne çıkarttılar. Fransa’nın ayrıca Fırat’ın doğusu için ABD ile tasarımlarına atıf…
Alptekin Dursunoğlu'na gore dortlu zirvede Fransa, Almanya ve Turkiye, Suriye krizine çozumden duydukları kaygıları one çıkarttılar. Fransa'nın ayrıca Fırat'ın doğusu için ABD ile tasarımlarına atıf yapan Dursunoğlu, Ankara'nın ise ABD ile çıkar çatışması nedeniyle artık Astana surecinin zoraki değil gonullu oyuncusu haline geldiğini soyledi.
Turkiye'nin girişimiyle Suriye'de çozum arayışı için İstanbul'da Turkiye, Rusya, Fransa ve Almanya'nın katılımıyla duzenlenen Dortlu Zirve ve sonuçları tartışılıyor. Zirvede, Suriye'nin toprak butunluğune vurgu dikkat çekerken, Avrupa'lı katılımcılar için sığınmacı meselesi one çıktı. Turkiye, Almanya ve Fransa'nın ozellikle İdlib'te kalıcı ateşkes eşliğinde mevcut statukoya vurguları dikkat çekti. Rusya lideri ise İdlib'deki statukonun 'geçici' olduğunun altını çizdi.
İstanbul'daki dortlu Suriye zirvesini Yakın Doğu Haber internet sitesi kurucusu, gazeteci ve yazar Alptekin Dursunoğlu ile konuştuk.
' DÖRTLÜ ZİRVEDE ÇÖZÜM DEĞİL KAYGILAR KONUŞULDU'
Alptekin Dursunoğlu'na gore, cumartesi gunu İstanbul'da gerçekleştirilen Suriye başlıklı dortlu zirve, Suriye krizinin çozumu için duzenlenmiş diğer zirvelerden farklıydı. Diğer zirvelerde oyle veya boyle krize dair çozum onerilerinin yer aldığını soyleyen Dursunoğlu, bu kez krizi yaratan Fransa, Almanya ve Turkiye gibi muttefiklerin çozumden kaynaklı olarak duydukları kaygıların konuşulmasına dikkat çekti:
"Zirvenin acayipliğinin birinci sebebi şu: Daha onceki Suriye sorunu ile ilgili butun uluslararası platformlarda Suriye krizinin bizatihi kendisi konuşuldu. Kriz tanımlandı, krizin aktorleri tanımlandı, krize ilişkin çozum yolları onerildi. Bunu Cenevre için de soylemek mumkun, dostlar grubu için de soylemek mumkun, Suriye destek grubu için de soylemek mumkun ve Astana için de soylemek mumkun. Bunların hepsinin kendince Suriye krizine ilişkin bir çozum onerisi vardı. Fakat İstanbul'daki dortlu zirve Suriye krizini yaratan ulkelerin krizinin çozumunden kaynaklı olarak duyduğu kaygıların konuşulduğu bir zirve oldu. Suriye krizi çozulduğu zaman o çozumun bunlar uzerinde yaratacağı kaygıların konuşulduğu bir zirve oldu. 2011'de, 2012'de Suriye'de vekalet savaşını başlatan dostlar grubu Suriye'deki rejimi devirebilmek açısından çok yoğun bir şekilde yabancı militan, silah akışı sağladı. Resmi toplantılarla buradaki silahlı grupları desteklediler. Şimdi aynı ulkeler, İstanbul'daki zirvede Macron, Merkel ve Erdoğan ile şu kaygıyı soz konusu ettiler. Şu an İdlib'te toplanan silahlı gruplar eğer İdlib'e operasyon yapılırsa başka yerlere gidecek. Bunu Macron da açıkladı. Bunlar buralardan kaçarak Avrupa ve Turkiye'yi tehdit edecek. Yani 2011'de, 2012'de Suriye'ye gonderilen ve desteklenen teroristler bir kısmı multeci adı altında bir kısmı silahlı grupların İdlib'ten kaçan temsilcileri olarak Avrupa'yı ve diğer ulkeleri tehdit edecekler."
' TEK DERTLERİ İDLİB'E MÜDAHALE EDİLMEMESİ'
İstanbul'daki Dortlu zirvede, 'multeci meselesi ve teror' olmak uzere iki başlığa odaklanıldığını anımsatan Dursunoğlu, ortada zaten işleyen bir Astana sureci bulunduğunu belirtirken, Rusya dışındaki ulkelerin tek derdinin İdlib'e mudahalede bulunulmaması olduğu goruşunu aktardı:
"Suriye krizi çozulecekken bu ulkelerin kaygısının iki başlıkta toplandığını goruyoruz. Birincisi multeci meselesi, ikincisi teror meselesi. Fakat bu iki meselenin çozumu ancak Suriye sorununun çozumune bağlı. Suriye sorunu bu ulkeler açısından yeni bir multeci sorunu yaratmayacaksa bu ulkelerin herhangi bir kaygısı yok. Suriye'deki silahlı grupların hepsi İdlib'te toplanmış durumda ve orada yalıtıldı. Bu yuzden İdlib'teki durum boylesi bir çozume imkan vermiyor. Dolayısıyla bu ulkelerin Suriye krizinin kendisini değil de krizin çozumunden kaynaklı olarak kendi kaygılarını konuşmaları derken bunu kastediyordum. Bu ulkeler artık Suriye sorunu şoyle çozulsun, boyle bir yol izleyelim diye bir oneride bulunmuyorlar. Bu altyapı Astana formatı adı verilen Turkiye, İran ve Rusya'nın onculuğunde gelişe bir sureç var o zaten goturuyor. İstanbul zirvesinde, Astana'ya ek olarak Suriye krizinin çozumune ilişkin bir oneri gormedik. Burada tek oneri şuydu 'İdlib'e mudahale yapılmasın, İdlib, Suriye devletinin kontrolunden alınırsa buradaki terorist gruplar İdlib'ten kaçıp bize gelecekler. Bu da bizim için sorun olacak. Aileleri de gelirse bizim için yeni bir multeci yuku olacak. Biz bundan nasıl kurtuluruz?'. Bu kaygının konuşulduğu bir zirve oldu."
' TÜRKİYE, ASTANA'DAKİ ROLÜNÜ ABD'DEN YÜZ BULAMAMAKTAN KAYNAKLI VE ZORUNLU OYNUYORDU, ŞİMDİ GÖNÜLLÜ BİR ŞEKİLDE OYNUYOR'
Turkiye, Fransa ve Almanya'nın İdlib'deki mevcut durumu 'kalıcı statuko' olarak gormek istediklerini ancak Rusya'nın oyunu incelikli oynayarak Turkiye'ye pozisyon değiştirttiğini vurgulayan Dursunoğlu, Ankara'nın geçmişte ABD ile anlaşmak uzere 'zoraki' oynadığı rolunu artık daha ciddi benimser gorunduğunun altını çizdi:
"Rusya'nın bu oyunu ne kadar incelikli oynadığı bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Soçi mutabakatı, İdlib'teki mevcut durumu, yani Turkiye'yi memnun edecek şekilde bugune getirmenin asıl amacının tam da Fırat'ın doğusu ve Turkiye ile Amerika arasındaki krizin daha da derinleştirilmesi olduğunu goruyoruz. Zirvenin acayiplik kısmının ikinci bolumu oydu zaten. Bildiri metninde kalıcı bir ateşkes ifadesi geçiyor. Bundan hareketle hem Merkel hem Macron hem de Erdoğan İdlib'teki durumun bir kalıcı statukoya donuşmesi gibi bir anlam çıkarmak istiyorlar. Putin ise bunun geçici bir tedbir olduğunu, daha once yapıldığı gibi gerginliği azaltma bolgeleri nasıl geçici bir tedbir olarak uygulandıysa ve bugun Halep'ten Ürdun sınırına ve Deyr-i Zor'a kadar Doğu Guta'sı, Kuneytra'sı, Dera'sı butun bunların hepsi bu format çerçevesinde nasıl Suriye devletinin kontrolu altına alınmışsa İdlib konusu da boyle olacak, biz bunu boyle bir geçici tedbir olarak duşunuyoruz dedi. Zirvenin acayipliklerinden birisi de buydu. Zirveyi yapan taraflar İdlib konusunda bir anlamda birbirlerine laf sokma yarışına da girdiler. Burada çarpıcı olan nokta şu. Daha onceleri Turkiye'nin Astana'daki rolu biraz Amerika'dan yuz bulamamaktan kaynaklıydı ve Turkiye zoraki bir rol şeklinde oynuyordu. Fakat bu zirvede Turkiye Astana'daki rolunu çok ciddi şekilde benimsemiş ve şu an çok gonullu bir şekilde oynuyor. Bunun da en temel nedeni Amerika ile dostlar grubundaki muttefikleriyle artık Suriye'de rejimi değiştirmek gibi bir birliktelik içerisine girme umudunu kaybetmiş olmasından ve çıkarlarının tamamen zıtlaşmış olmasından kaynaklanıyor."
' RUSYA'NIN MÜTHİŞ İNCELİKLİ DİPLOMASİSİ'
Özellikle Dortlu zirvenin katılımcısı Fransa'nın ABD ile birlikte Fırat'ın doğusunda SDG uzerinden tasarımları bulunduğunu anımsatan Dursunoğlu, Turkiye'nin ise ABD ile çıkarlarının çatışmasına dikkat çekti:
(C) Sputnik /
"Masada birlikte oturdukları Fransa ile Amerika Fırat'ın doğusunda Suriye Demokratik Guçleri ile bir oluşum halinde, bir şey tasarlıyorlar. Bu Ankara'yı rahatsız ediyor. Almanya ve Fransa'dan farklı olarak Turkiye'nin bir de Suriye krizinin çozumu ile ilgili olarak bir endişesi daha var. O endişesi de Fırat'ın doğusundan kaynaklanıyor. Almanya ve Fransa ile her ne kadar teroristler ve multeci meselesi ile ilgili olarak çıkarları ortuşse de Turkiye'nin ote yandan Fırat'ın doğusundan kaynaklı bir durum olarak çıkarları çatışıyor. Suriye sorunun çozumu ancak Suriye'nin toprak butunluğunu garanti edecek bir çozum olacağı için de Turkiye doğal olarak safını Astana'daki rolunu daha da ciddiye alarak oynamaya başlıyor. Turkiye, Fırat'ın doğusuna yonelik Amerika'yı da doğrudan hedef alan soylemleriyle dikkati çekiyor. Ağustos 2016' Fırat Kalkanı peşinden El-bab peşinden Afrin, Rusya'nın bunlarla Turkiye'yi Suriye'nin içerisine taşımasının temel sebebinin Turkiye ile Amerika arasındaki çelişkileri derinleştirmek ve Turkiye'nin Astana'daki rolunu guçlendirmek için tasarlandığını goruyorum. Bu ve bundan dolayı Rusya'nın muthiş incelikli diplomasisi tabirini kullanıyorum."
' AMERİKA, SURİYE'DEKİ SAVAŞIN DEVAM ETMESİNDEN HERHANGİ BİR KAYGI DUYMUYOR'
ABD'nin Suriye'deki savaşın devam etmesinden herhangi bir kaygı duymadığını belirten Dursunoğlu, bu durumun ABD'nin sahada kalmasının en onemli gerekçesi olduğunu anımsattı. Ancak Rusya'nın da siyasi bir çozumde Kurtleri surece dahil etmeyi onemsediğini belirten Dursunoğlu, bu koşullarda aslında Turkiye için uygun partnerin Suriye yonetiminin kendisi olduğunun altını çizdi:
(C) AA / Samuel Corum
"Amerika, Suriye'deki savaşın devam etmesinden, uzayabildiği kadar uzamasından herhangi bir kaygı duymuyor. Diğer Avrupalı ulkeleri gibi multeci sorunu ya da teror sorunu da yok. Savaşın devam etmesi sahada kalmasının gerekçesini oluşturuyor. Oradaki muhalif grupların ya da terorist grupların varlığı Amerika'nın Suriye sahasındaki varlığına gerekçe teşkil ediyor. Bu açıdan da her ne kadar Trump'ın Suriye'den çekilmekten bahsetmiş olsa bile gorulduğu kadarıyla Amerikan rejimi bunu uygun gormedi ve Amerika rejim kararı olarak Trump'ı da aşan bir şeyle Suriye'de kalıyor. Suriye'de kalmalarına gerekçe de teşkil eden muttefikleri Suriye Demokratik Guçleri. Suriye Demokratik Guçleri ile ilişkisini kesmeden Turkiye ile yeni bir başlangıç yapabilmesinin imkanı gozukmuyor. Turkiye ile bir başlangıç yapabilmesi için de hem Suriye'den çekilmesi hem de Demokratik Guçleri ile ittifakına son vermesi gerekiyor. Amerika boylesi bir şeyi yapabilecek mi? şimdiye kadar gozuken o ki bunu yapmayacak. Öbur taraftan şoyle bir gerçeklik var. Amerika'nın Suriye Demokratik Guçleri ya da PYD ile ittifakından daha once Rusya'nın daha çok ilişkisi vardı Kurtlerle ve PYD ile. Dolayısıyla Suriye'nin geleceği açısından Rusya'nın perspektifi de Kurtlerin kurucu bir unsur olarak siyasal surece katılması noktasında Turkiye'den oldukça farklı. Turkiye bunların tamamen sureç dışında bırakılmasını isterken hem Rusya hem Amerika bundan yana. Turkiye'ye burada kendi pozisyonuna çok daha yakın olan tek taraf Şam. Çunku Suriye devleti mevcut uniter yapısının konuşulmasını bile imkan dahilinde gormuyor."
' ŞAM İLE İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ TÜRKİYE'NİN YAPAMAYACAĞI BİR POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL'
Eğer Ankara politikasında samimi olsa ve başka ajandaları bulunmasa Suriye devleti ile Erdoğan yonetimi arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşme surecine girmesinin onunde aslında bir engel olmadığını belirten Dursunoğlu, İsrail ile duzelen ilişkileri ornek gosterdi. Dursunoğlu'na gore Turkiye açı4sından Şam ile normalleşme dışında bir çozum gorunmuyor:
(C) Depositphotos /
"Eğer Turkiye politikasında samimi ise, başka birtakım ajandaları yoksa, Suriye ile ilgili butun temel kaygısı bir teror, iki multeci, uç de Suriye'nin toprak butunluğu ise o zaman Suriye'nin toprak butunluğunu garanti edecek formulleri Washington veya Moskova ile birlikte yurutmekten çok Şam ile birlikte yuruturse kendi istediği sonucu alabilir. Turkiye bu noktaya gelmiş midir, buna hazır mıdır, o başka bir nokta. 2015'te İdlib'i ele geçirmek için Nusra da dahil olmak uzere tum silahlı grupları Suudi Arabistan ve Katar ile buluşturan ve İdlib'i fetih ordusu adı altında ele geçiren bir ittifaktan bahsediyoruz. Turkiye bu ittifakta oncu bir rol oynuyordu. Boylesi bir Turkiye bugun Astana'nın en onemli ortaklarından biri haline geldi. Bir buçuk sene içerisinde saha şartları Turkiye'yi de butun bolgesele aktorlerin de konumunu değişmeye zorladı. Şam ile ilişkilerin yeniden normalleştirilmesi ve koordine edilmesi aslında Turkiye'nin yapamayacağı turden bir politika değişikliği değil. Çunku Turkiye kimlerle normalleşmedi ki. Mesela İsrail ile normalleşme surecini duşunelim. Bu kadar kendi tabiriyle baka sorunu oluşturabilecek ciddi bir stratejik tehdit olmamasına tamamen İsrail ile normalleşmeye ve çozume gidebildi. Aynı şey neden Şam ile olmasın? Muhtemelen Turkiye açısından da yakın bir gelecek de bundan başka bir çozum gozukmuyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.