Özet (TL;DR) @ 2018-11-01T10:27:00.000Z: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda hiçbir şekilde bir terör yapılanmasına müsaade edemeyeceğini kaydederken İran’a yönelik yaptırımlar konusunda da,…
Rusya ile 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini gerçekleştirmek için bazı anlaşmaların guncellenmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, Turkiye'nin Rusya'dan aldığı S-400 hava savunma sisteminin NATO'ya bir tehdit olmadığını, Turkiye'nin savunması için gerçekleştirdiği bir proje olduğunu vurguladı. Turkiye'nin Fırat'ın doğusunda hiçbir şekilde bir teror yapılanmasına musaade edemeyeceğini kaydeden Yılmaz, İran'a yonelik yaptırımlar konusunda da, "Turkiye olarak biz herhangi bir ulkenin tek taraflı yaptırımlarına uymak durumunda değiliz" dedi.
Turkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri geliştirilmesi amacıyla karşılıklı temaslar devam ediyor. Hafta sonu Antalya'da Turkiye-Rusya Toplumsal Forumu toplantısı gerçekleşecek. TBMM Dışişleri Komisyonu uyeleri de onumuzdeki hafta Rusya'ya gidecek. Geçen hafta da AK Parti'nin dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Moskova'da temaslarda bulundu. Yılmaz, Dış İlişkiler Başkanlığı olarak izleyecekleri yol haritasını, Rusya ziyaretini ve Turkiye-Rusya ilişkilerini Sputnik'e değerlendirdi. Yılmaz'ın, sorularımıza verdiği yanıtlar şoyle:
-AK Parti 'de kongreden sonra dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığı gorevine getirildiniz. Yeni gorevinizde nasıl bir yol izleyeceksiniz, neler yapacaksınız?
AK Parti tabi kurumsal bir yapı. Boyle başkanların değişmesi ile hemen politikaları koklu değişecek bir parti değil. Bizim genel politikalarımız var dış politikaya ilişkin. O politikaları elbette devam ettireceğiz, elimizden geldiğince daha etkili bir şekilde sahaya yansıtma gayreti içinde olacağız. Benim kendi açımdan belirlediğim dort oncelik var.
İ ZLENECEK POLİTİKANIN DÖRT ÖNCELİĞİ OLACAK
**-Nedir bu d ort onceliğiniz?
Birinci onceliğimiz şu; Turkiye'yi dunyaya daha iyi anlatmak. Turkiye'nin gerçeklerini, Turkiye'nin realitesini daha iyi anlatmak. Turkiye'ye yonelik ciddi algı operasyonları gerçekleşti geçtiğimiz yıllarda, gerek FETÖ gerek PKK gibi teror orgutlerinin katkısıyla, bazı uluslararası guç odaklarının çabalarıyla, uluslararası medya uzerinden. Maalesef Turkiye'nin gerçekliği oldukça çarpıtılarak yansıtıldı. Birinci onceliğimiz bizim bu. Bu konuda Turkiye'nin gerçeklerini artısıyla eksisiyle ama gerçek neyse o gerçeği daha doğru bir şekilde, objektif bir şekilde paylaşmak. Bunun için partiler arası diyaloğa buyuk onem veriyoruz. Partiden partiye diyalog. Hukumetler konuşuyorlar, sivil toplum, iş dunyası, medya, akademik dunya, herkesin aslında bu bağı kurması lazım. Ama demokrasilerde partiler malum çok çok onemli. Dolayısıyla biz parti olarak diğer ulkelerde ozellikle onem verdiğimiz başka ulkelerdeki partilerle, hem iktidar hem muhalefet onemli muhalefet partileri ile ilişkileri geliştirmek ve bunun uzerinden yeni bir kanal açmak istiyoruz, iletişim kanalı ve Turkiye'nin politikalarını, tezlerini, AK Parti'nin politikalarını daha objektif bir şekilde ve aracısız bir şekilde, medya aracılığı olmadan, başka bir aracılık olmadan doğrudan yansıtma gayretimiz olacak. Bu bizim birinci onceliğimiz.
İkincisi terorle mucadele. Teror uluslararası bir hadise. Sadece ulke içendeki çabalarla yetinmeniz mumkun değil. Butun teror orgutleri bakarsanız mutlaka bir uluslararası boyuta sahipler. Turkiye'nin de karşı karşıya olduğu FETÖ olsun, PKK olsun, PYD olsun diğer bir takım teror yapılanmaları olsun hep bir şekilde uluslararası bağlantılar içerisinde çalıştığını goruyoruz. Dolayısıyla bunlara karşı da bizim uluslararası dayanışmayı işbirliğini on plana çıkarmamız gerekiyor, birlikte nasıl mucadele edilir bu terorle, bunun gayreti içinde olacağız. Uluslararası alanda bu teror orgutleriyle ilgili mucadelemiz olacak parti olarak.
Üçuncu onceliğimiz ekonomi. Malum uluslararası ilişkilerde, uluslararası ekonomik ilişkiler de çok çok onemli, giderek daha da onem kazanıyor. Dolayısıyla yine Dış İlişkiler Başkanlığı olarak ilgili birimlerimizle de ekonomi Birimimizle de işbirliği içinde. Ekonomik ilişkilere de buyuk onem veriyoruz. Gittiğimiz yerlerde mumkunse iş dunyasından temsilcilerle de goruşmeler gerçekleştiriyoruz. Parti olarak ekonomik politikalarımızı paylaşıyoruz. Ülkeler arası ekonomik potansiyelleri nasıl daha fazla harekete geçirebiliriz, bu konuları da yine ele alıyoruz.
Dorduncu onceliğimiz ise insanlarımız. Yurt dışında geniş bir diasporamız var malum, bir çok ulkede, Almanya başta olmak uzere bir çok ulkede, Rusya'da da Korfez'de de bir çok yerde de insanımız var. Bunları bulundukları ulkelerde desteklemek daha da guç kazanmalarını sağlamak, siyasete, ekonomik hayata daha fazla katılmalarını teşvik etmek. Bir taraftan bulundukları ulkeye entegre olarak o ulkeye daha çok katkıda bulunmalarını sağlarken, diğer taraftan da o ulkelerle ulkemiz arasında olumlu anlamda kopru olmaları noktasında da yine bir onceliğimiz var. Yurtdışında yaşayan insanımızın bu anlamda sorunlarına, beklentilerine karşı da çok duyarlıyız. Bunları da onların gozunden dinlemek istiyoruz. Sadece Turkiye'den bakarak değil, hangi ulkede yaşıyorlarsa, içinde bulundukları koşulları ve bizden beklentilerini parti olarak onlardan dinleme gayreti içerisindeyiz. Bu da bizim yine dışarıdaki insan gucumuze donuk politikalarımızın geliştirilmesine katkıda bulunur diye inanıyorum. Dolayısıyla bu dort oncelik çerçevesinde onumuzdeki donem faaliyetlerimizi surdureceğiz.
Ali Sarıgul- AK Parti
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Sputnik roportajı
MOSKOVA 'DA BİRLEŞİK RUSYA PARTİSİ İLE PROTOKOL İMZALADI
-Bu çerçevede bugune kadar hangi ulkeleri ziyaret ettiniz, programınızda hangi ulkeler var?
(C) Sputnik / Anna Bratinkova
Öncelikle Bruksel ziyaretimiz oldu. Ekim ortasında çok yoğun iki gunluk ziyaretim oldu Bruksel'e. Avrupa Parlamentosu'ndan milletvekilleriyle goruşmeler yaptım, çok da faydalı oldu. Geçtiğimiz hafta Rusya'daydım. Moskova'da Asya Ülkeleri Partileri Konferansı vardı. Ayrıca Rusya partileriyle goruşme imkanımız oldu. Birinci parti olan Birleşik Rusya Partisi'nin yetkilileriyle goruşmelerimiz oldu. Ayrıca Andrey Turçek (Birleşik Rusya Genel Konseyi Sekreteri ve Duma Başkan Yardımcısı) ile bir ortak protokol imzaladık. AK Parti ile Birleşik Rusya Partisi'nin kurumsal anlamda işbirliğini, etkileşimini guçlendirmeye donuk bir protokol. Karşılıklı ziyaretler yapılması, iki partinin de onem verdiği konularda, gençlik gibi, ekonomi gibi değişik alanlarda tecrube paylaşımı, politika paylaşımı, farklı konuların birebir goruşulmesi, konuşulması gibi unsurları içeren bir protokol. Önumuzdeki yıllarda inşallah bu protokolu somut, karşılıklı faaliyetlerle hayata geçirmiş olacağız. Bu gerçekten onemli bir protokol. Fakat sadece iktidar partisi ile değil muhalefet partileriyle de goruştuk. Duma'da ikinci parti Rusya Komunist Partisi, 120 yıllık çok ciddi kurumsal koklu bir parti. Onlarla da bir goruşmemiz oldu çok da olumlu bir atmosferde, hem AK Parti'yi anlatma imkanımız oldu, hem de onları dinlemiş olduk, politikalarını, organizasyon yapılarını, nasıl çalıştıklarını, genel konulardaki bakış açılarını dinleme imkanımız oldu, çok faydalı bir goruşme oldu. Ayrıca Liberal Parti var, Duma'da uçuncu parti konumunda. Son yerel seçimlerde de oylarını artırmış bir parti, sayın Jirinovski'nin partisi. Hem Sayın Jirinovski'nin hem de parti yetkililerinin katıldığı bir toplantı gerçekleştik, uzun ve yine olumlu havada geçen bir toplantı oldu. Dolayısıyla sadece iktidar partisi ile değil onemli muhalefet partilerle goruşmeler gerçekleştirmiş olduk, kendimizi anlatma ve onları dinleme imkanı bulmuş olduk.
ALMANYA VE ÇİN ZİYARETİ GÜNDEMİMİZDE
Önumuzdeki sureçte de bu çerçevede bir Almanya seyahatimiz olacak. Kasım ayı içende yine değişik partilerle biraraya geleceğimiz, belki bazı duşunce kuruluşları, iş dunyası temsilcileriyle de goruşme imkanı bulacağımız bir program hazırlı yapıyoruz. Aralık ayında da Çin Komunist Partisi'ni ziyaret etme gibi bir planlamamız var, bunlar boyle devam edecek.
BU SENE BEKLENT İMİZ 30 MİLYAR DOLAR CİVARINDA TİCARET HACMİNİ YAKALAMAK
-Moskova 'da Rus-Turk İşadamları Birliği uyeleriyle de biraraya geldiniz, Ekonomi Bakan Yardımcısı ile de goruştunuz. Uçak krizinden sonra ilişkiler yeniden normale dondu. Peki Turkiye-Rusya ilişkilerine ekonomi açısından baktığınız da istenilen seviyeye geldi mi? İlişkilerde gelinen noktayı nasıl değerlendirirsiniz?
Rusya ile Turkiye arasında gerçekten onemli bir ticari, ekonomik bağlar soz konusu. Geçmişte 34-35 milyar dolarlara kadar bir donem ticaret hacmimiz ulaşmış, sonra gerilemiş, ama bu sene beklentimiz 30 milyar dolar civarında yine bir ticaret hacmini yakalamak. Yani olumlu bir şekilde gidiyor bu sene ticari ilişkilerimiz, inşallah 30 milyar seviyelerini tekrar goreceğiz. Önumuzdeki yıllarda da once tarihi o rekorlarımıza ulaşacağız, ardından da sayın Erdoğan ve sayın Putin tarafından belirlenen 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefine doğru adım adım ilerlememiz gerekir. Ticaret konuları çok çok onemli. Milli paralarla ticaret konusu…
BAZI ANLA ŞMALARIN GÜNCELLENMESİ GEREKİYOR
Oradayken işadamlarıyla goruşmelerimizden ve Rusya Ekonomi Bakan Yardımcısı ile goruşmemizden şunu soyleyebilirim; bazı anlaşmalarımızın da guncellenmesi gerekiyor. Bu 100 milyar dolar hedefi kendiliğinden gerçekleşmeyecek tabi. Mutlaka adımlar atılması gerekiyor. Mesela diyelim ki, karşılıklı vergilendirme, yatırımların korunması, çalışanların haklarına ilişkin anlaşmalar, yine ticarette daha çok serbestleşmeyi sağlayıcı adımlar, vizeler konusunda yine olumlu adımlar, butun bunlar ticareti ve insan hareketliliğini destekleyecektir. 100 milyar dolar hedefine gitmemizi de kolaylaştıracaktır. Bu konuda ben olumlu bir atmosfer gordum doğrusu.
U ÇAK MESELESİ GERİDE KALMIŞ BİR HADİSE ARTIK, BİR ANLAMDA İLİŞKİLERİMİZ AŞILANMIŞ OLDU
Geçmişte bazı dediğiniz gibi uçak meselesi geride kalmış bir hadise artık. Ben onu da şoyle goruyorum. Bir anlamda ilişkilerimiz aşılanmış oldu aslında. En ağır krizleri bile atlatan, çozen iki devlet var ve bu aslında bizim hafızamıza işlenmiş oldu karşılıklı olarak. Dolayısıyla onumuzdeki sureçlerde çok daha sağlıklı bir şekilde ben bu ilişkilerin devam edeceğini, ticaret hacmimizin çok daha iyi noktalara ulaşacağını duşunuyorum.
TUR İZMDE ÇOK PARLAK BİR YIL YAŞIYORUZ, SAĞLIK TURİZMİNİ ÖNERDİM
Turizmde de yine bu sene çok parlak bir yıl yaşıyoruz. Turizmle ilgili arkadaşlarımızın tahminine gore 6 milyon civarında Rus turist ağırlayacağız bu sene Turkiye'de. Bu bir rekor bildiğim kadarıyla.
-K ultur ve Turizm Bakanlığı tarafından ilk 9 ayın verileri açıklandı, Turkiye'ye gelen Rus turist 5 milyon civarında.
Butun yılı aldığınız zaman 6 milyon civarında bir Rus turist ağırlamış olacağız. Bu da tabi çok çok onemli. Geçmişin duşuşleri telafi edildiği gibi onun uzerine de geçilmiş durumda. Önumuzdeki yıllarda bu konuda daha da ileriye gitmek çok onemli. Ben Rusya'dayken sağlık turizmini gundeme getirdim. Sadece deniz, kum turizmi olmamalı, çeşitlendirmeliyiz. Kultur turizmi var, termal turizmi var, başka turizm imkanları var Turkiye'de, bir taraftan da sağlık turizmi var. Bu alanlara doğru daha fazla yayınlaştırabilirsek hem gelen Rus turistler farklı imkanlardan faydalanmış olacaklar hem de katma değeri daha da artırmış olacağız. Yani sayısal ilerlemenin yanı sıra kişi başına geliri ve niteliği de artırmış olacağız turizm ilişkilerimizin.
(C) Sputnik / Ali Sarıgul- AK Parti
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Sputnik roportajı
T ÜRKİYE YATIRIMLAR İÇÜN ÇOK CAZİP BİR ÜLKE
Tabi Rusya ile aramızda çok onemli bağlantılar var, çok sayıda evlilikler
olduğunu da biliyoruz. Turk-Rus evlilikleri, ortak aileler, şirketler,
ortaklıklar, bizim firmalarımızın Rusya'nın inşasında, Moskova'nın inşasında
çok onemli bir payları olduğunu biliyoruz. 70 milyar doları aşkın bir işe imza
atmış durumda Turk firmaları. Önumuzdeki sureçte de ben yine bu muteahhitlik
hizmetlerinin onemli bir kalem olarak ekonomik ilişkilerimizde devam edeceğine
inanıyorum. Burada tabi bu sene petrol fiyatlarındaki gelişmeyle de birlikte
Rusya'nın rezervlerinde, kaynaklarında ciddi bir artış soz konusu. İşte
butçeyi 40 dolar hesabıyla yaptı Rus yetkililer, otoriteler, şimdi onun
oldukça uzerinde bir petrol geliri soz konusu. Bunun getirdiği tabi bir
rahatlık var.
Turkiye'nin de şu ara yatırım yapma anlamında çok cazip olduğunu goruyoruz. Yani varlıklarımızın fiyatları anlamında çok cazip bir konumdayız. İnşallah bu finansal ilişkilerimize de daha fazla doğrudan yatırımın Turkiye'ye gelmesine de vesile olur. Bizim de orada çok ciddi yatırımlarımız var, iş adamlarımızın yatırımları var, Rusya'dan da daha çok yatırımcının bu donemde gerek finansal yatırımcının gerekse doğrudan yatırımcının Turkiye'ye gelip yatırım yapması için de çok elverişli bir ortam olduğunu soyleyebilirim. İki yonlu olarak, hem Turkiye'deki varlık fiyatları ve rekabetçilik açısından hem de Rusya'nın sahip olduğu bu donemdeki finansal imkanlar bakımından bu işbirliği içinde ciddi bir potansiyel olduğunu soyleyebilirim.
İ Ş DÜNYASI DAHA ÇOK BİRARAYA GELMELİ
-San ırım Moskova ziyaretinizde Rus işadamlarına da Turkiye'deki bu yatırım ortamını imkanları anlattınız, peki bir talep var mı?
Özellikle Ekonomi Bakan Yardımcısı ile bu konuları paylaştım doğrusu. Özellikle iş dunyalarını daha çok biraraya getirmeliyiz noktasında tavsiyelerimiz oldu. Burada tabi TOBB gibi TÜSİAD gibi farklı iş dunyası organizasyonlarıyla ozellikle 2019'nun ilk çeyreğinde yapılacak bir takım goruşmelerin, bir takım ortak toplantıların, çalışmaların bu karşılıklı yatırımlar anlamında çok faydalı olacağı konusunda mutabık kaldık.
İ LİŞKİLERİN HİÇ BİRİ BİR DİĞERİNİN ALTERNATİFİ DEĞİL, BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İLİŞKİLER
-T urkiye ile Rusa savunma alanında da işbirliği içinde. urkiye, bu çerçevede Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi de alıyor. NATO uyesi bir ulkenin S-400 almasına itiraz edenler olurken, 'eksen' tartışmaları da yaşandı. Siz bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle şunu soylemem lazım. Turkiye uç kıtanın ortasında bir ulke. Bir tarafımız Avrupa, bir tarafımız Asya bir tarafımız Afrika. Dolayısıyla Turkiye çok yonlu ilişkileri olan bir ulke. Bu ilişkilerin hiç biri de bir diğerinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan ilişkiler. Yani biz hem Avrupa ile çok ciddi, ticari, insani bağlara sahibiz ve tam uyelik muzakereleri yapıyoruz AB için. Diğer taraftan NATO'nun bir parçasıyız, NATO'nun uyesiyiz ve en onemli ulkelerinden biriyiz, dolasıyla NATO'daki yukumluluklerimizi yerine getiriyoruz. Ama diğer yandan da biz Rusya ile komşuyuz ve çok ciddi, çok yonlu bağlara sahibiz, bunları da daha da geliştirmek istiyoruz. Bunlar birbirinin alternatifi olan ilişkiler değil birbirini tamamlayıcı ilişkiler diye goruyoruz biz. Başka ulkelerle de yine aynı şekilde, Asya ile Afrika ile hatta Latin Amerika'ya kadar uzanan çok geniş bir ilişkiler ağı içindeyiz. Gelişmekte olan bir ulke olarak da mutlaka daha da ileri goturmemiz lazım. Guvenliğimiz açısından da aslında bu ilişkilerin biz onemli olduğunu duşunuyoruz. Dolayısıyla burada birbirini dışlayıcı ilişkiler yok.
S-400 LER İN GELECEK YIL İNŞALLAH TÜRKİYE'DE KURULDUĞUNU GÖRECEĞİZ
S-400 meselesine gelince. Burada tabi Turkiye, Ortadoğu'da yaşanan hadiseleri de dikkate aldığınız zaman ciddi guvenlik tehditleriyle karşı karşıya kaldı. Halkının guvenliğini sağlamak için mutlaka bir takım savunma sistemlerini alması gerekiyordu. Maalesef Batı'daki dostlarımız bu konuda Turkiye'ye yardımcı olmadılar ilk aşamalarda ve bu nedenle Turkiye alternatifler aradı ve Rusya ile bir anlaşma gerçekleştirdi, S-400'lerle ilgili. Gelecek yıl inşallah Turkiye'de bu sistemin kurulduğunu goreceğiz.
NATO 'YA BİR TEHDİT DEĞİL, TÜRKİYE'NİN SAVUNMASI İÇİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ BİR PORJE
Bu NATO'ya bir tehdit değil, bu Turkiye'nin savunması için gerçekleştirdiği bir projedir, bir savunma projesidir. Bunun altını ozellikle çizmek isterim. Turkiye'ye yonelik olabilecek tehditleri engellemeye donuk bir sistemdir. NATO'da da geçmişte başka ulkelerin de farklı silah sistemlerini edindiklerini ve kullandıklarını da biliyoruz. NATO'nun kuralları çerçevesinde de buna aykırı bir durum gormuyoruz biz doğrusu. Bir taraftan da ama Fransa ve İtalya ile Fransa ozellikle ile çalışmalar da surduruyoruz, farklı fuze sistemleri, savunma sistemleri konusunda NATO uyesi ulkelerle de yine farklı çalışmalar yurutuyoruz. Yani biz bunları birbirinin dediğim gibi alternatifi veya NATO'daki yukumluluklerimizi bozacak bir hadise olarak algılamıyoruz, gormuyoruz. Bu Turkiye'nin tamamen savunmasına donuk bir hadisedir, meşru hakkıdır Turkiye'nin kendi vatandaşını savunmak. Birileri bize bir sistem vermediği zaman biz alternatif aramak durumundayız, vatandaşımızın guvenliğini sağlamak durumundayız. Turkiye son derece meşru bir şekilde bu adımlarını, şeffaf bir şekilde atmıştır. Bu yonde de halkını koruyacak bir şekilde devam edecektir. Ama bir taraftan da tabi NATO sistemi içinde bir ulkeyiz ve onunla da bunu aykırı gormuyoruz. Nitekim NATO yetkililerinin de benzer açıklamaları oldu biliyorsunuz. Belki siyaseten bazı politikacıların farklı değerlendirmeleri olmuş olabilir ama NATO yetkilileri ve NATO Genel Sekreteri ve yetkililerin yaptığı açıklamalarda aslında Turkiye'nin NATO kurallarını hiçbir şekilde çiğnemediğini, kendi meşru savunma hakkı çerçevesinde bu faaliyetleri yuruttuğunu gosteriyor.
-Bu saatten sonra S-400 'lerde geri adım atılması, çekilme, vazgeçme gibi bir şey soz konusu olabilir mi?
Öyle bir şey gundemde yok hayır. Bu biliyorsunuz zaten olgunlaşmış belli bir aşamaya gelmiş.
D ÖRTÜ ZİRVE SURİYE İÇİN ÇOK ÖNEML İBİR ZİRVEYDİ
-T urkiye ile Rusya aynı zamanda Suriye sorunun çozumu için de birlikte hareket ediyor. Astana sureci işliyor, İstanbul'da Turkiye, Rusya, Almanya ve Fransa'nın katılımı ile dortlu zirve gerçekleşti. Siz bu sureçleri ve zirveyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok onemli bir zirve. Cumhurbaşkanımız çok onemli bir inisiyatifi aldı, Tahran zirvesiyle başladı bu sureç, orada ateşkes oluşması noktasında çok onemli bir onerisi oldu. Daha sonra Soçi'de bir anlaşma gerçekleştirildi. Aslında bu dortlu zirve bu surecin belki ileri aşaması diye duşunulebilir. İdlib'te buyuk bir insani diplomasi anlamında buyuk bir başarı elde edildi. Bu sayın Cumlurbaşkanımızın gerçekten buyuk liderliğiyle inisiyatifi ile bu noktalara gelmiş oldu. Bu açıdan da uluslararası anlamda Turkiye'ye donuk çok ciddi bir prestij oluştuğunu da ifade etmek isterim. Gerek BM'deki toplantılarda gerek ikili goruşmelerimizde hep bunu çeşitli çevrelerden duyuyoruz, doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, guneyiyle her yerden gerçekten bu taktiri duyuyoruz. Milyonlarca insanın yaşadığı bir yer İdlib. Buyuk bir goç dalgası olabilirdi, buyuk insani dramlar yaşanabilirdi, aynı şekilde çok onemli guvenlik riskleri ortaya çıkabilirdi. Sadece Turkiye için değil, Avrupa başta olmak uzere butun dunya için bu riskler soz konusuydu. Burada sayın Cumhurbaşkanımızın inisiyatifi ile hem insani dramın onune geçilmiş oldu hem de guvenlik riskleri çok ciddi anlamda duşuruldu.
Ama bu bir kriz yonetimiydi tabi. Kriz iyi yonetildi. Fakat asıl koklu çozum Suriye'de siyasi bir çozumun gundeme gelmesi. Dortlu zirve bu anlamda çok çok onemli. Bir taraftan Rusya gibi alanda olan ve onemli inisiyatifleri olan bir ulke. Diğer taraftan Fransa ve Almanya gibi Avrupa'nın, Batı dunyasının bir anlamda çok onemli temsilcileri. Turkiye'de gerçekleşti bu zirve. Sayın Cumhurbaşkanımızın yine burada çok ciddi bir inisiyatifi soz konusu. Buradan da çok olumlu mesajlar çıktı. Bir taraftan Astana sureci var bir taraftan Cenevre sureci var. Aslında hepsini kucaklayıcı bir mesaj çıktığını ifade edebilirim ben burada. Buradan çıkan mesajı şoyle goruyorum. Birincisi bir anayasa komisyonun biran once toplanması, operasyonel hale gelmesi bu komisyonun ve Suriye'de yaşayan herkesi kapsayacak bir çerçevenin şekillenmesi. Diğer taraftan bir seçim yapılması. Kolay değil tabi. Olabildiğince butun seçmeni kapsayacak bir seçimle meşru bir yapının oluşması ve bir geçiş sureciyle bu yeniden imar ve bir takım yeniden insanların yerine yurduna geri donmesini sağlayıcı bir surecin başlaması çok çok onemli.
T ÜRKİYE POZİTİF ROL OYNAMAYA SİYASİ ÇÖZÜMÜ DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEKTİR
Bunu biz Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatında gorduk. Aslında Turkiye
guzel bir ornek koydu ortaya burada. İstikrarı sağladı yeniden bir imar
çalışmaları başladı, yuzbinlerce Suriyeli yerine yurduna geri donmuş oldu. Bu
çok onemli, 300 bine yakın 270 bin yanlış hatırlamıyorsam Suriyeli geri donmuş
oldu bu yapılan operasyonlar sonrası. Aslında bu şunu gosteriyor bize,
Suriye'de guvenli bir ortam oluşturduğumuz zaman, siyasi sureçte herkesi
kapsayan farklı etnik gruplardan, farklı dinlerden, farklı mezheplerden butun
grupları kapsayan bir mekanizma oluştuğu zaman bir siyasi çatı oluştuğu zaman
Suriye'de kısa surede bir çok Suriyelinin ulkesine, ulke içinde de yerine
yurduna geri donduğunu goreceğiz. Yeniden bir yapılanma sureci goreceğiz. İşte
bu açıdan bu dortlu zirve çok onemli bir başlangıç oldu. Ama bu bir başlangıç
henuz yapılacak çok iş var tabi. Farklı ulkelerle, farklı ulkelerin de dahil
olacağı sureçlerle bu devam edebilir ki devam edecektir diye inanıyorum ben.
Turkiye burada gerek Cenevre gerek Astana sureçlerinde pozitif rol oynamaya,
siyasi çozumu desteklemeye devam edecektir.
Turkiye'nin şoyle bir avantajı var, herkesle bir anlamda bir diyalog içeresinde. Bir taraftan Rusya ve İran'la, diğer taftan Avrupa'yla, ABD'yle butun bu aktorlerle diyalog içerisinde olan ve bolgenin ağırlıklı ulkesi olan Turkiye'nin bu sorundan da en fazla etkilenen ulkelerin başında gelen Turkiye'nin pozitif rolunun ben devam edeceğine inanıyorum. Değişik ulkelerin de katılımı ile, desteği ile bu sureçlerin daha olumlu bir noktaya bizi taşıyacağına inanıyorum. Bugun Turkiye'nin çabasıyla Cumhurbaşkanımızın inisiyatifiyle İdlib'te ve Suriye'de sağlanan bu nispi istikrarın kalıcı hale gelmesi çok çok onemli. Biz her fırsatta vurguluyoruz biz Suriye'nin egemenliğinden yanayız, toprak butunluğunden yanayız ve Suriye'de yaşayan butun toplulukların, hakkını hukukunun gozetildiği, bir taraftan teror orgutleriyle çok etkili mucadele ederken diğer taraftan da meşru muhalefetin korunduğu bir çerçevede bu siyasi surecin devam etmesinden yanayız.
T ÜRKİYE FIRAT'IN DOĞUSUNDA HİÇBİR ŞEKİLDE BİR TERÖR YAPILANMASINA MÜSAADE EDEMEZ
- Cumhurba şkanı Erdoğan AK Parti'nin grup toplantısında Fırat'ın doğusuna operasyon mesajı verdi, 'bir gece ansızın gelebiliriz' dedi. Nasıl bir operasyon yapılacak, burada ABD ile Turkiye karşı karşıya gelir mi?
Turkiye'nin tavrı çok net. Turkiye hiçbir zaman sınırında teror orgutlerine musaade edemez. Bu hem Suriye'nin istikrarını bozuyor bu teror orgutleri, surekli bir guvenlik riski ve multeci problemi uretiyorlar hem de Turkiye'ye donuk guvenlik riskleri taşıyorlar. Dolayısıyla Turkiye teror orgutlerine karşı gerek DEAŞ'a gerek PKK ve onun farklı versiyonlarına karşı kararlı bir şekilde mucadele etme konusunda çeşitli defalar açıklamalar yaptı ve sadece açıklamalar yapmakla yetinmedi fiilen sahada çeşitli adımlar atmış oldu. Fırat Kalkanı'ndan Zeytin Dalı'ndan bahsettik. Munbiç'te yine ABD ile bir diyalog içerisinde yapılan çalışmalar var. Ayrıca yine Fırat'ın doğusunda da herhangi bir teror yapılanmasına, Turkiye'ye donuk bir tehdide musaade etmeyeceğimizi çeşitli vesilelerle ifade ettik. Buna donuk olarak da Turkiye belirlediği zamanlarda ve şartlarda nasıl uygun goruyorsa, nasıl yararlı goruyorsa mudahaleler yapmaya devam edecektir. Bunun ben detaylarını bilemem o ilgili kurumlarımızın yuruteceği çalışmalarla ilgili. Ama Turkiye'nin pozisyonu çok açık ve net. Turkiye Fırat'ın doğusunda da hiçbir şekilde bir teror yapılanmasına musaade edemez.
Ama bir taraftan da tabi Turkiye, Suriye'de yaşayan butun etnik grupları sahiplenmeye, butun mezhepleri, dini grupları sahiplenmeye devam edecektir. Bizim Kurt kardeşlerimizle bir meselemiz yok veya oradaki gayrimuslimlerle, farklı mezheplerden olan insanlarla bir meselemiz yok. Tam aksine oteden beri biz herkesin hakkını hukukunu savunan, herkesle de bu bolgeyle de tarihi, kulturel ilişkilerimiz uzerinden, kardeşlik hukuk uzerinden ilişkiler kuran bir ulkeyiz. Ama bizim tek bir derdimiz var orada bir teror yapılanmasına musaade etmemek, Suriye'nin butun bu farklılıklarıyla birlikte, birliğini, beraberliğini korumak gozetmek, Suriye'nin geleceğini hep birlikte inşa etmek. Turkiye'nin hiçbir ulkenin toprağında gozu yok. Turkiye sadece ve sadece sınırının otesinde her hangi bir teror yapılanması istemiyor, kendisine donuk bir guvenlik tehdidi istemiyor. Buralarda istikrarı arzu ediyor Turkiye ve bu istikrar içinde birliği beraberliği ve butun unsurlarıyla birlikte Suriye'nin daha mureffeh geleceğe doğru yurumesini arzu ediyor.
HERHANG İ BİR ÜLKENİN TEK TARAFLI YAPTIRIMLARINA UYMAK DURUMUNDA DEĞİLİZ
- İran'a yonelik yaptırımlar da gundemde, Turkiye, bu yaptırımlar için istisna talebinde de bulundu. Turkiye bu yaptırımlara uymazsa ne olur?
Tabi bu BM ile ilgili bir karar değil, ABD'nin kendi kararıyla uygulamayı duşunduğu yaptırımlar. Gerçi orada da bir takım hala devam eden şeyler var. ABD bazı şartlar koydu ortaya, İran buna karşı tepkisini ortaya koydu. Goreceğiz bakalım 4 Kasım'a kadar bu işlerde son ana kadar belki farklı bir gelişme olabilir. Tabi temenni ederiz ki diplomatik, olarak bunlar çozulsun ve boyle bir sıkıntıyı yaşamasın bolgemiz bunu temenni ediyoruz. Bir taraftan Turkiye tabi bolgesinde nukleer silahlara her zaman karşı olmuştur hangi ulkede olursa olsun ama bir taraftan da nukleer enerjinin barışçıl kullanımının da her zaman desteklemiştir Turkiye. Dolayısıyla bu pozisyonu da herkes tarafında bilinen bir pozisyon, tutarlı bir pozisyon. İran bizim komşumuz, İran ile çok ciddi turizm hareketlerimiz, ticaret hareketlerimiz var. Doğalgaz ve petrol konusunda, enerji konusunda ciddi ilişkilerimiz soz konusu. Dolayısıyla Turkiye ile İran'ın ekonomik ilişkilerini duşunduğumuz zaman biz elbette ekonomik ilişkilerimize zarar gelmesini istemeyiz. Meşru bir şekilde bu ilişkilerin, bu ekonomik ilişkilerin uluslararası hukuk çerçevesinde yuruyeceğini duşunuyorum ben. Tabi ki bu sadece kamunun bir şeyi değil, firmalarla ilgili yani her firmanın kendi alacağı kararlar var ona bir şey diyemiyorum ben ama Turkiye olarak biz herhangi bir ulkenin tek taraflı yaptırımlarına uymak durumunda değiliz. Turkiye egemen bir ulke, BM uyesi olan bir ulke, tabi ki BM kararları bizim için geçerli kararlar, bağlayıcı kararlar ama diğer ulkelerin kararları boyle bir niteliği soz konusu değil. Turkiye olarak biz arzu ederiz ki, bu hadiseler diyalogla çozulsun, diplomasi ile çozulsun, her konuda yaptırımlar doğru bir yaklaşım değil. Nitekim AB'nin de bu konuda tavrını biliyorsunuz, AB de bu konuda ABD'den farklı bir tavır ortaya koymuş durumda. İnşallah bir şekilde diplomasi ile bu sorunlar aşılır diye temenni ediyorum.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.