Özet (TL;DR) @ 2018-10-30T13:20:00.000Z: Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda İstanbul’da farklı ülkelerle yapılan Suriye zirvesini değerlendirdi. Yavuz, bu zirvenin en büyük kazancının ABD’yi biraz…



Seyr-i Sabah

13:20 30.10.2018(Guncellendi 13:56 30.10.2018) URL'yi kısaltın

Emekli Tumgeneral Ahmet Yavuz, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda İstanbul'da farklı ulkelerle yapılan Suriye zirvesini değerlendirdi. Yavuz, bu zirvenin en buyuk kazancının ABD'yi biraz daha yalnızlaştırmak olduğunu soyledi.

Suriye'de yaşanan onemli krizlerin ardından çatışmalar da tartışmalar da durulmaya başlandı. Farklı bakış açısına sahip ulkeler artık burada bir krizin yaşanmaması için ortak karar alma noktasına geldi. Suriye krizine çozum için İstanbul'da bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron goruşmelerin ardından yaptıkları ortak açıklamalarla goruş birliklerini dile getirdi. Emekli Tumgeneral Ahmet Yavuz, Seyr-i Sabah programında bu açıklamaların onemini vurgularken bu birliktelik sayesinde ABD'nin yalnızlaştığını soyledi:

' ABD GELİNEN NOKTAYA DİRENİYOR'

"Siyasi iktidar, hikaye yaratmak istiyor toplumda yaptığı eserleri açıp boyle onemli gunlere getirerek. Kendi hikayesini on plana getirmeye çalışıyor. Geçmişiyle kavgalı bir yapı doğru bir şey değil. Proje konusunda içim rahat değil: Bizatihi Erdoğan'ın kendisi belediye başkanıyken uçuncu kopruye karşı çıkmış bir insan. Şimdi oraya bir de havaalanının eklenmesi İstanbul'un kuzeyindeki akciğerlerini sondurur. Ataturk Havalimanı buyutulebilirdi o paranın çok azına. Çok hızlı bir trenle Çorlu'daki havalimanı yapılabilirdi. Ağaçlandırma alanları onemli olçude kaybedildi. İleride daha çok kaybedilecek çunku yapılaştırma olacak. Cumhuriyet kendini gerçekleştirdi. Tabii ki Ataturk'un kurmak istediği cumhuriyete gelinemedi o yarım kaldı. Geçmişten bugune gelenler bizi o yoldan uzaklaştırdı. Bence demokrasisi eksik kaldı. Halkçı karakteri, laik karakteri tırpanlandı. Milliyetçi karakteri tırpanlanmak isteniyor. Bir kimlik inşa edilmeye çalışılıyor cumhuriyetin kimliği yerine. Turk milleti yerine Turkiyeli kimliği icat etmeye çalışıyor. O yuzden sık sık Cumhurbaşkanı benim Kurdum, Lazım, Çerkezim diyor. Bunu baştan beri reddediyorum. Turk kimliği 1924 Anayasası'nda ifade edildiği şekliyle ırk ve din ayrımı gozetilmeksizin 'Ahali Turk kabul edilir' diyor. Burada diğer kimlikleri goz ardı edilen yanlışlar olmuştur ama onları ortadan kaldırırsınız olur biter. Ama birileri siyasi olarak Turk kimliğini bir etnik kimlik duzeyine indirmeye çalışıyor. Biraz da dini kimliği on plana çıkarmaya çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Her geçen gun vatandaşın kimliğine bu yansıyor. Bizim kurtuluşla ilgili değil kuruluşla ilgili problemimiz var dedi Cumhurbaşkanlığı danışmanı. Arka planda bu var.

Guneydoğu'da 4 yıl çalıştım. İnsan askerlerin donmasına çok uzuluyor. Hayatta o kadar çok şeyle karşılaşıyorsunuz ki her olay size yeni bir şey oğretiyor. Bir olayı tetkik etmeden incelemeden bir konuda kanaat belirtmek doğru değil. Ama burada bir ihmal var goruluyor. Bu bir sorumluluk da getiriyor. Bunlar birkaç gunluk bir operasyona çıktılar belki suresi uzatıldı. Zaten zor koşullarda yapılıyordu. Sure uzatılınca hava koşuları değişti almaları gerekirken onları helikopterle alamadılar diye duşunuyorum. Ama inceleme yapılmadan sonuç açıklamak doğru olmayabilir. Oradaki insanların da belirli bir tecrubesi var. Bunlar jandarmanın personeli ve içişleri bakanlığına bağlı. Benim de başımdan geçti: İki askerimizi kurtaramadık kar yağışı çol ruzgarlarıyla geldi helikopteri istediğimiz noktaya goturemedik. Buna benzer şeyler olabilir. Kimse iradi olarak boyle şeyler olsun istemez. Operasyonun suresi uzatıldıysa o zaman başka bir sonuç çıkar. Donanım konusunda Turk ordusu çok ileri gitti bu konuda sıkıntı olduğunu duşunmuyorum. Donanım aynı zamanda yuktur. Bir operasyona yaz teçhizatıyla gitmek ayrıdır kış ile gitmek ayrıdır.

Suriye'de Rusya Turkiye ve İran'ın getirdiği noktaya ABD direniyor. Fransa ve Almanya'yı da bu surece dahil etme gibi bir atak yaptık. Son zirvenin en onemli avantajı bu. ABD'yi biraz daha yalnızlaştırdık. Suriye'nin toprak butunluğu ve egemenliğine ilişkin Esat istenmemiş bile olsa buranın bir aktorudur onu değiştirmek bize duşmez gibi bir yaklaşım oldu. Hatta bizim ifademizle Suriye'nin geleceğini Suriyeliler belirler dedik. Artık ulkelerin kontrol ettiği alan stabil hale geldi. Turkiye ve Rusya ile birlikte İdlib sorunu da donduruldu. Orada çok sayıda terorist var ve geleceğiyle ilgili netleştirilmiş bir durum yok. Şoyle bir istikamette gidiyor: Siyasi bir çozume doğru ilerliyoruz. Sivil anayasa surecini sağlayacak komisyonun toplanması ve bunun yururluğe girmesi. Bu anayasa devreye girerse uç farklı parçası olan bir ulke çıkacak ortaya. Eğer İstanbul zirvesinde alınan kararlar hayata geçirilebilirse ileri doğru gider. Ama ortada ABD'nin oluşturmaya çalıştığı bir devletçik var. Bunun genel Suriye anayasası içine entegre edileceği onemli. Anayasa kurulmadan taraflar egemenlik haklarıyla ne elde ettiklerini ortaya koymadan multecilerin Suriye'ye donmesi çok zor. Anayasal sistem devreye girerse insanlarda geri donuş umudu yaratılabilir. Turkiye'nin bunu teşvik etmesi gerekiyor."