Özet (TL;DR) @ 2018-10-30T15:40:51.000Z: Petrol Mühendisleri Odası'nın gerçekleştirdiği toplantıda konuşan Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz "Türkiye, Amerikan ve NATO hayranlığı sebebiyle Ege ve Doğu Akdeniz'den uzak tutuldu ve Karadeniz'e…
Petrol Muhendisleri Odası'nın gerçekleştirdiği toplantıda konuşan Emekli Tumamiral Cem Gurdeniz "Turkiye, Amerikan ve NATO hayranlığı sebebiyle Ege ve Doğu Akdeniz'den uzak tutuldu ve Karadeniz'e odaklanmaya itildi. Turkiye denizsel bir devlet olmalı ve dunyanın butun okyanus ve denizlerinde harekat yapma gucune erişmeli" dedi.
Petrol Muhendisleri Odası tarafından duzenlenen ve İstanbul Teknik Üniversitesi Vakfı Maçka Sosyal Tesisleri'nde gerçekleşen toplantıda Emekli Tumamiral Cem Gurdeniz, Cumhuriyet Halk Partisi Enerji Komisyonu ve Petrol Muhendisleri Odası Enerji Politikaları Çalışma Grubu Başkanı Necdet Pamir ve Ankara Üniversitesi oğretim gorevlisi Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren konuşma yaptı.
' TERCİHİMİZİ KARASAL DEĞİL DENİZSEL DEVLET OLMAKTAN YANA KULLANMALIYIZ'
Toplantıda konuşma yapan Emekli Tumamiral Cem Gurdeniz, 21'nci yuzyılın denizlere bağımlı olduğuna işaret ederek "Tarihsel perspektiften bakarsak dunyada hegemonya değişimi surekli denizde oldu. Osmanlı İmparatorluğu, kıtasal bir imparatorluktu ama asla deniz imparatorluğu olamadı. Çunku butun dunya okyanus ve denizlerin sadece yuzde 1'i olan Akdeniz'e takılıp kaldı, dışına çıkamadı. Hint Okyanusu'na çıkma girişimine bulunduysa da gemi ve teknoloji alanındaki geri kalması nedeniyle başarılı olamadı. Şimdi jeopolitik bir gerçek var, Turkiye'nin guvenlik refahı vazgeçilmez bir şekilde çevrelendiği denizlerle iç içedir. Yarımada coğrafyamızda Turkiye bir deniz ulkesidir. Ama deniz devleti olabildik mi? Hayır olamadık. İnşallah olacağız. Benim iddiam 21. yuzyılda Turk milleti denizci rotaya girecektir. O yuzden tercihimizi karasal değil denizsel devletten kullanmaz zorundayız" dedi.
' 21. YÜZYILDA DENİZLERİN DİPLERİ KARADAN DAHA ÖNEMLİ ÇÜNKÜ ENERJİ ORADA'
Denizsel devlet olmanın onemine rağmen konunun siyasi parti programlarında hak ettiği olçude yer almadığını savunan Gurdeniz "Bugun siyasi partilerinde programlarına bakın, çoğunda deniz konusu birkaç paragrafı geçmez. Şimdi 100'uncu yıla yaklaşırken jeopolitik onceliklerimiz 'Mavi Vatan' dediğimiz Turkiye'nin yuzolçumun neredeyse yarısı kadar olan bir alan. Bunlar munhasır ekonomik bolge ya da kıta sahanlığın, Turkiye'de hemen hemen bunların hepsi çakışıyor. Karasal toprağımızın yarısı kadar denizin dipleri var. Sadece Turkiye için değil dunyanın her denizi için soyluyorum; Guney Çin Denizi'nden Arktik Denizi'ne, Doğu Çin Denizi'nden Karayipler'e kadar artık denizlerin dipleri 21. yuzyılda karalardan çok daha kıymetli. Çunku enerji orada" dedi.
' TÜRKİYE'YE AMERİKAN VE NATO HAYRANLIĞI SEBEBİYLE YALNIZCA KARADENİZ VERİLDİ'
Turk donanmasının NATO'ya girmesinin ardından yalnızca Karadeniz'le sınırlı tutulduğuna işaret eden Gurdeniz "Bu jeopolitik alanda temel bir aktor karşımıza çıkıyor; o da Turk Donanması. NATO'ya girdikten sonra donanmamız, sadece Karadeniz'e odaklanmaya itildi. Çunku Yunanistan'a Ege ve Doğu Akdeniz sorumluluğu verilirken Turk Donanması'na ve Turkiye'ye Amerikan ve NATO hayranlığı nedeniyle sadece Karadeniz ve boğazlar verildi. Turk halkı ve hukumetleri Ege ve Doğu Akdeniz'den uzak tutuldu. Fakat 1963'teki Kanlı Noel olunca donanma Doğu Akdeniz'e inmek zorunda kaldı ve bir daha ne Ege'yi ne de Akdeniz'i terk etmedi. 90'lar sonrası açık deniz donanmasına donuştu. Bugun gururla soyleyebilirim ki Turk Deniz kuvvetlerinin geliştirildiği Karadeniz'den Akdeniz'e bugun pek çok girişim sayesinde Turk deniz jeopolitiğine bir hasar henuz oluşmamıştır" diye anlattı.
' KARADENİZ'DE SAHİLDAŞLAR HARİÇ HİÇ BİR ÜLKENİN DONANMASINA İZİN VERİLMEMELİ'
Turkiye'nin, Osmanlı'nın yaptığı hatayı yaparak "yuzde 1'lik bir okyanus alanına sıkışmaması" gerektiğini soyleyen Gurdeniz "Turkiye buyudukçe, Turk deniz ticareti geliştikçe Turk iş adamları uzak iş alanlarına gittikçe çıkarlarımızı koruması gerekir. Turk bayrağının Turk ticaret gemilerinin dolaştığı her yerde çıkarlarımızın korunması gerekir. Bunun ilk orneğinin Hint Okyanusu ile verdik. Turkiye 2009'dan itibaren varlığını surduruyor. Bizim endustri 4.0'ı takip edebilen dunyanın butun okyanus ve denizlerinde harekat yapma yeteneğinde gucunun temelini ulusal savunma sanayinden alan bir donanmaya sahip olmamız gerekir. Bu bir seçenek değil, jeopolitik bir sorumluluktur. O nedenle Turkiye devlet gucuyle birlikte deniz gucuyle muştereken Karadeniz'de sahildarla dışında başka guçlerin surekli donanma varlığı bulundurmasına izin vermemeli. Montro Boğazlar Sozleşmesi'ni her koşulda devam ettirmeli, Turk dış ticaretinin yuzde 86'sını taşıyan deniz ulaştırması tehdit veya risk altına girdiği her yerde her koşulda ve zamanda korunabilmeli. Bu bolgeler bugun için Hint Okyanusu'nda olduğu gibi gelecekte diğer okyanus alanlarını da kapsayabilmelidir" diye konuştu.
' YUNANİSTAN'IN KARASULARINI GENİŞLETMESİ TÜRKİYE'NİN BOĞAZINI SIKMAKLA EŞDEĞER'
Yunanistan'ın Ege Denizi'nde karasularını 6 ila 12 mil genişletmesinin "Turkiye'nin boğazını sıkmak" ile aynı manaya geleceğini soyleyen Gurdeniz "Mavi Vatan' odağımızın temelinde olmalıdır. 460 bin kilometrekarelik bir alandan bahsediyoruz. Bu Karadeniz için şu an ilan edilmiştir ve çok ilginçtir Varşova Paktı gibi o zamanlar 'duşman' olduğumuz Sovyetler Birliği ve diğer sahildarlar arasında imzalanarak barış içinde halledilmiştir. Fakat NATO'da muttefikimiz olan Ege'yle de 9 Haziran 1995 kararlarıyla hala devam ediyor problemlerimiz. Geçen haftalarda da gundeme gelen, karasularının 6 binin ustune çıkarılması, Turk savaş ve ticaret gemilerinin Yunanistan'ın izni olmadan Akdeniz'e geçememesi demektir. Bu bizim karasal butunluğumuzu bile etkiler. O kadar çıkan bir gemi deniz alanlarını kullanarak en kısa yoldan İskenderun'a bile gidemez. Gunlerce surecek kendi kıyılarımızı takip ederek gitmesi gerekir ki bu da acil durumlarda kabul edilemez. Yani boyle bir hamle sizin boğazını sıkmak ile eşdeğerdir" dedi.
Doğu Akdeniz'de çozumun ateş gucuyle değil hukukla gelmesinin onemini savunan Gurdeniz "Doğu Akdeniz şu anda donanmanın bir numaralı odağıdır. Doğu Akdeniz'de bize de-facto (fiilen) dayatılacak gelecekte hidrokarbon kaynaklarının bulunduğu bu kadar zengin bir alanda bizim deniz yetki alanlarımızdan herhangi bir payın kendi aleyhimize çalınmasına izin veremeyiz. O yuzden de burada donanma hem çıkarlarımızı koruyacak bir yandan da çıkarlarımızı geliştirecektir. Jeopolitikte esas olan sadece çıkarı korumak değil, yeni fikirlerle alanınızı geliştirmek ve her zaman karşınıza çıkacak olan fırsatı veya krizi kendi lehimize kullanabilmektir" dedi.
' DOĞU AKDENİZ'DEKİ TÜRKİYE KARŞITLIĞININ 5 AŞAMASI VAR: ÇEKİÇ GÜN, ANNAN PLANI, ABD'Lİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI….'
Doğu Akdeniz'de Turkiye'ye karşı harekatın şimdiye kadar 5 safhada toplanabileceğine değinen Gurdeniz "Doğu Akdeniz'de Turkiye'nin karşısında beşinci safha başladı. Birinci safha, 1991'deki Çekiç Guç Harekatı başlamıştı. Zira Doğu Akdeniz'e kıyısı olan sozde Kurdistan bağımsız devletinin kurulması zaten Doğu Akdeniz'deki enerji savaşlarının çok onceden gorulup bir pozisyon alınmasıyla eşdeğerdir. İkinci safha 1 Mart tezkeresinin reddiyle başladı. Ardından kısa bir sure sonra Annan planı geldi. Annan planı doneminde Fransa'yla Guney Kıbrıs us anlaşması imzaladı. Bu donemde Doğu Akdeniz'de sismik araştırmaların arttığını goruyoruz. Turkiye'nin bu firmalarla didişmesini goruyoruz. Sonra kumpas davaları ile donanma hedef alındı. Dorduncu safha 15 Temmuz darbe girişimiyle başladı. Darbe başarılı olsaydı zaten biz burada bu konuşmaları şu an yapmıyor olurduk. Gerek de kalmazdı, Kıbrıs'tan asker çekilmiş olurdu, Doğu Akdeniz'deki 100 bin kilometre kareden vazgeçmiş olurduk, her şey bitmiş olurdu. Ama aksine donduğumuz safhadan sonra iş çok daha buyudu. Dortlu tatbikatlar başladı, ittifak sistemlerine geçildi. Noble Dina, Nemesis, İsrail, Guney Kıbrıs Rum Yonetimi kara tatbikatına izin verdi. Halbuki kurucu antlaşmalarına bakın, bırakın başka ulkeyle tatbikat yapmasını iç guvenlik dışında kuvvet kuramıyor. Beşinci safha Şubat 2018'de başladı. Bu safhada Amerikan duşunce kuruluşlarının arka arkaya yayınladıkları çok ciddi Turkiye aleyhindeki belgeleri goruyoruz. Orada resmen reçeteler sunuluyor. Hatta bir tanesinde şoyle diyor; 'Turkiye'yi ne duşman gorun ne de dost. Ama GKRY, İsrail ve ABD mutlaka bir blok oluşturmalı ve guçlenmeli. Bu blok Fransa, İngiltere ve Mısır tarafından desteklenmeli' diyor. Son aylardaki olaylara baktığımızda bu sistemin tıkır tıkır işlendiğini goruyoruz. Noble Dina ve Nemesis serisi tatbikatlar devam ediyor. Mısır'ın davranışı çok daha ilginç. Neredeyse 10 bin kilometre karelik bir alanın kaybına rağmen hala bu 2 binin peşinden gidiyor. Hatta geçenlerde Yunanistan ile sınır anlaşması imzalamaya hazır olduğunu soyluyor. Hatta buyukelçi Washington'da yapılan bir toplantıda hızını alamadı, 'Gerekirse Turkiye'ye ateş gucu kullanalım' dedi" diye anlattı.
' KKTC KAYBEDİLİRSE TÜRKİYE BÖLÜCÜ HAREKETLERE SAHNE OLUR'
Turk kamuoyunda deniz jeopolitiğine karşı bir merak ve uyanış olduğuna işaret eden Gurdeniz "Kıbrıs'ın kuzeyindeki bağımsız Turk varlığı Ege'deki deniz jeopolitiğinin dengesizliğini onleyen en onemli kazanımdır. Çunku biz Ege Denizi'nde donanmasızlık nedeniyle o donemde Lozan sonrasında adaları kaybettik. (…) Eğer Lenin, Ataturk dostu olmasaydı, Karadeniz boş tutulmasa biz 500 bin ton savaş cephanesini Dumlupınar'a, Sakarya'ya yığabilir miydik? Yığamazdık. Bizim bu yuzden kuzeyi surekli boş tutmamız lazım. Batı'daki kuşatılmışlık bugun hala devam ediyor. Bunu yuzde 49 açıklık alanıyla korumamız lazım. Guneyde de tarih size 1974'de muazzam bir fırsat sunmuş. O zaman sizin Kıbrıs'taki askeri varlığınızı sonsuza kadar tutmanız gerekir. Bugun Yunanistan Ege'de oldubitti yapamıyorsa sebebi oradaki 30 bin askerimizdir. KKTC aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki deniz ulaştırma rotalarımızda her eksende kontrol edebilen bir coğrafya. Turkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz etki alanlarında guney eksendeki koruyucusu" dedi ve ekledi:
"Eğer KKTC'yi kaybedersek Guneydoğu Anadolu'da bolucu ve ayrılıkçı hareketlere doping etkisi yaratır. İskenderun Korfezi riskli sulara donuşur. Dunyanın en buyukleri arasında yer alan Guney Kıbrıs ticaret filosu Turkiye tarafından uygulanan ambargonun kalkmasıyla limanlarımızda boy gostermeye başlar. Bu durum Mersin ve İskenderun limanlarının gelişimine set çeker. KKTC'nin geleceği hepimizin geleceğidir. Bir avuç kısa donemli duşunen çıkar gruplarının iradesine bırakılamayacak kadar da değerlidir. Deriz ya yavru vatan, ben şoyle diyorum, KKTC yavru vatan değil bizzat vatandır. Bu kaderi şekillendirmek devletin gorevidir. Çunku coğrafya kaderdir. Devletin jeopolitik çıkarları kısa donem ya da orta donemlere yonelik değil, yuzyılları kapsar. Anadolu jeopolitiği, Ege adaları ve Kıbrıs ile kuşatılmışlığı reddeder. Kıbrıs'la tarihin tekrarlatılmaması gerektiğini duşunmek zorundayız. Bu siyasetin değil coğrafyanın gereğidir."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.