Özet (TL;DR) @ 2018-10-31 08:03:12.987183: Cem Özer, 12 ekim’de rol aldığı film setinde düşerek ayağını kırmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Gördüğü oksijen tedavisi sırasında beyninde emboli oluşan Özer, yoğun bakımdaki tedavisinin ardından…
30.10.2018 - 11:55 30.10.2018 - 12:02 Son Guncelleme : 30.10.2018 - 12:02
Cem Özer'in eşi, Pınar Dura yaşadıkları hastane surecini kaleme aldığı bir yazıyla anlattı. İşte o yazdı: "Ayak kırığı ameliyatından 1 hafta sonra Cemim'le yine hastane odasındayız. 'Sabah 9.00'da gel yanıma minnağım' dedi. Usulca yattım goğsune. Biraz gozlerimizi dinlendirdik. Saçlarımı okşadı. 09:30 oldu hemşire geldi. Cem Bey birazdan sizi Hiperbarik Oksijen 5. seansınıza alacaklar diye haber verdi. 'Offf' dedi Cemim. Bugun hiç gitmek istemiyorum. Ama gitti. Saat 12 oldu Cemim gelmedi. Çıktım danışmaya sordurdum. Bana odanızda bekleyin sizi bilgilendireceğiz dedikleri an var bir şey dedim. Yoksa Cemim arardı, hadi aşağı hastanenin kafesine gel biraz hava alalım derdi. Ensemde bir soğukluk, butun bedenim uyuştu.
Hemen attım kendimi asansore."
"Asansorde Hiperbarik Oksijen doktorunu gordum. 'Nerede Cem gelmedi' dedim. 'Pınar Hanım sakin olun atağımsı bir şey geldi. Yoğun bakımda' dedi. Ağlama kriziyle aşağı indim. Doktorlar girip çıkıyor, bir şeyler oluyordu. Kızı Cemre'yi, yakın dostlarımızı aradım. Cemime bir şey oldu soylemiyorlar henuz dedim. Doktorlar, bize lutfen zaman verin MR ve BT sonrası oğrenip açıklayacağız dediler. Çaresiz bekleyiş bitmiyordu.
Sonra bize açıklama yaptılar. "
"Cemim, huzun gozlu Cemimin şuuru kapanmıştı. Hiperbarik 0ksijen'e bağlı hava embolisi olmuş. (Bazı onemli detayları, ilk seans oncesini ve seans sırasında yaşananları Cemim çok daha iyi olunca, kendisinin anlatmasının daha uygun olduğunu duşunuyorum.) Cemim o gun uyutuldu. Gece hava embolisi yuzunden epilepsi krizleri geçirdi. Salı gunu tepki yok denildi. Uyutulmaya devam edildi. Gun, zaman, saatler geçmek bilmiyordu. Sesini oyle ozledim ki bana attığı sesli mesajları hıçkıra hıçkıra defalarca dinledim.
Çarşamba, Perşembe 'biraz tepki vermeye başladı' dedi doktorları. "
"Sonra minicik uyandıracağız ama hortum bağlı konuşamaz dediler. Cemre'yle girdik yanına. Bizi gorunce heyecanlandı. Gozlerinden yaş geldi. Ellerinden optuk, konuştuk, iyi olacaksın geçecek bitanem dedik. Sonra Cuma, Cumartesi derin uyutulmaya devam... Olsun!!! Uyusa da gireceğim yanına dedim. Uyuyordu oracıkta o dev adamım, uyuyordu. Elini tuttum, optum optum optum. Saatlerce gozumu ondan ayırmadan orada kalabilirdim. Beş dakika ne kadar değerli bir zamanmış. Hiç geçmesin istedim. Konuştum hep onunla, duyacağına inandım. Her anı dua ederek geçirdim.
Sen nelere goğus gerdin, bunu da atlayacaksın dunyam. "
"Pazar oldu Cem'i uyandırdık dediler. Yeniden doğdum. Gerçekten çok mutlu olmak nedir o an oğrendim. Yanına girdik Cemre'yle. Elini kaldırdı. Bana yine 'hımım' dedi. Cemre'ye, bana uzun uzun gozlerini ayırmadan baktı. Bilinci çok şukur yerindeydi. Hortum çıktığı için yavaş da olsa konuşabiliyordu. Bizi sevdiğini soyledi. Yanında ağlamamak için Cemre'yle zor dayandık. Gece saat 22.00 bana telefon geldi. Cem Bey sizi istedi diye. Koştum yanına. Sesi daha tok çıkıyordu. 'Hımım seni çok seviyorum, beynimin içindesin, minik ellim, yanağını uzat opeyim' dedi.
Sıcacık dudakları yanağımı optu, ellerini optum. 'Seni çok seviyorum, her şey çok guzel olacak, sen çok guçlusun çok az kaldı çok iyi olacaksın yine' dedim. "
"Dostlarımıza, sevenlerine çok selam soyledi. Bugun Pazartesi hastane odamızdayım. Cemim alt katta yoğun bakımda. Bizi her çağırdığında iniyoruz yanına. Sevgiliyle ilk randevu gibi kalbim çarpa çarpa gidiyorum yanına. Dunden beri bizimle konuşuyor. Her konuşmasında bilincinin parlaklığı mutluluk veriyor yureğimize. Dostlarım, Cem'in arkadaşları, Cem'in sevenleri ne telefondan, ne de sosyal medyadan yazacak takatim vardı. Bir tek Cem Cem Cem Cem Cem'di. Yureğim yanıyordu. İlk gunler diyazem, dil altı ve serumla durabiliyordum. Dunyam kararmıştı. Çok kotu bir travma yaşadım.
Sabah sapasağlam yolladığım kocam oğleden sonra hayatıyla savaş veriyordu."
"Kocam, arkadaşım, sırdaşım, Aşkhımmmmm.. Anneciğin yaşasaydı 'Ah benim pırlanta oğlum, kurban olurum sana ben, Cemim oyle evlattır ki' diye bana anlattığı gibi anlatırdı herkese seni. Sen Allahına inanan, hak yemekten korkan, cebindeki parayı gozunu kırpmadan paylaşan, meslek aşkıyla yanıp tutuşan Cemim, seninle tek goz odada yaşarım. Seninle gerekirse mercimek kaynatır yerim. Yeter ki sen hep yanımda ol. Sen bana yine Hımımm, Minnağım, minik elllim, omrum, dunyam dedikçe dunyanın en mutlu kadını olmaya devam edeceğim. 28 Ekim 2018 Pazar gunu yeniden nefes almaya başladım.
Çunku Aşkhımmmmm uyandı."







Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.